
Rus çevirmen Viktor Petroviç Golışev, 1937 doğumlu ünlü bir İngilizce çevirmeni. Mosti (Köprüler) dergisinin Golışev’le 2008 başında yaptığı söyleşiyi Hanife Çaylak Türkçeleştirdi.
İzmir Fransız Kültür Merkezi tarafından bünyesinde bulunan Antoine Galland Araştırma Merkezi’nin kuruluşunun 2. yıldönümü vesilesiyle 20-21 Mayıs 2008 tarihlerinde İzmir’de düzenlenen “Osmanlı İmparatorluğu Dönemi Tercümanlar: Antoine Galland ve Ali Ufkî Bey” konulu Kolokyum oldukça ilgi çekti. Binbir Gece Masalları’nın tercümanı olan Antoine Galland (1648-1715) 17. yüzyılda İstanbul ve İzmir’de uzun yıllar yaşamıştır. İstanbul’a ilk gelişi 1669′da 24 yaşındayken Fransızların İstanbul’da açtığı ‘Ecole des Jeunes de langue’ adlı dil okulunda eğitilmek üzere gönderilen 6 dil oğlanıyla beraber olmuştur. Galland 1670 yılında Topkapı Sarayı’nda Sultan’ın müzik orkestrasında aslen Polonya asıllı (asıl adı Wojciech Bobowski) bir müzisyen olan Ali Ufkî Bey (1610-1675) ile tanışmıştır. On kadar dil bilen Ali Ufkî Bey besteci ve müzisyen kimliğinin yanı sıra şair ve tercümandı. Bu yıllarda Ali Ufkî Bey’in Antoine Galland’ın Türkçe öğretmeni olduğu düşünülmektedir.
Şair, sözlükçü, dilci ve çevirmen Ali Püsküllüoğlu, 73 yaşında yeryüzüne veda etti. Püsküllüoğlu’nun Türkçe Sözlük ve Edebiyat Sözlüğü gibi çalışmaları 2008 yılı başında yeni baskılarıyla yayımlanmıştı. Püsküllüoğlu’nun cenazesi 25 Haziran 2008 günü Ankara, Küçükesat Camisi’nden kaldırılacak. Aşağıda, Şiir Penceresi’nin hazırladığı ayrıntılı yaşamöyküsü ve yapıt listesini aktarıyoruz:
“Şair ve dilci Ali Püsküllüoğlu, Adana’nın Kadirli ilçesinde, 1 Ocak 1935′te doğdu.
Lise öğrenimini hastalığı nedeniyle sürdüremedi (1952). Yıllar içinde kendi kendini yetiştirdi. Kadirli’de, Adana’da ve İstanbul’da çeşitli işlerde çalıştı. Bunlardan çiftçilik, gazete satıcılığı, sinema biletçiliği, avukat yazmanlığı, redaktörlük, gazetecilik ve yayımcılık anılabilir. İstanbul’da Çevre Yayınevi’ni kurdu (1959).

"1997’den beri çevirmeyi hayal ettiğim Karel Čapek’in bir kitabı sonunda gün yüzünü gördü: Semenderlerle Savaş . Rusya’ya ilk kez gittiğimde bir dizi Rus eserinin yanı sıra, iki edebiyat devinin, Čapek ve Stanislav Lem’in bir dizi Rusça çevirilerini toplamıştım. Čapek kitaplıkta bekleyip durdu ve sonunda, belki de Türkiye’nin gündemi için tam zamanında, Türkçeye kavuştu. Beğenilmesi, ilgi görmesi ve işe yaraması umuduyla.. Aslı Çekçe olan kitabın çevirisi, İngilizceden Rusça çeviriyle karşılaştırmalı olarak yapıldı, yani bir ikinci dilden çeviri oldu; fakat Çekçe çevirmen yokluğundan kaynaklanan bu tutum, İngilizce çeviri yerine Rusça çevirinin norm alınmasıyla olabildiğince zenginleştirildi. Kitabın çarpıcı kapak tasarımı Utku Lomlu’ya ait."
HEPİMİZ SEMENDERİZ/ Sabri Gürses
Ve sonra… iki yıl sonra Čapek, Almanya’nın 1938 Çekoslovakya işgalinden kısa bir süre önce, tuberkülozdan öldü. O sırada Gestapo’nun arananlar listesindeydi ve ressam kardeşi Yosef Čapek de 1945 yılında toplama kampında ölecekti. 1930’lardan başlayarak Avrupa’yı yükselen faşizm tehlikesine karşı uyarmaya çalışmış; yazılarını, oyunlarını, radyo konuşmalarını bu konuya ayırmış, bir Uluslararası PEN üyesi olarak mücadele etmiş ve Avrupa yönetimlerinin bu konudaki kayıtsızlığı karşısında hayal kırıklığına kapılmıştı.
“İntihal teklifi” olarak tanımlanan bir iş teklifinin geri çevrilmesi ilk kez haber oldu: “Birçok kurum adına film ve diziler için …
Eğer Konya, Taşkent, Balcılar’da, ovanın ortasındaki binada gaz kaçağı olmasaydı, binada kurs gören öğrenciler Üçüncü Kurda bu sorunun yanıtını öğreneceklerdi: Kader ve Kaza ne demektir? Üçüncü kurun üçüncü ünitesinde, yani üçüncü haftada, bu iki kavramın ve bu kavramlara imanın önemini, “İnsanın akıl sahibi olması, özgür ve sorumlu olmasının kaderle ilişkisini” öğreneceklerdi. Üçüncü Kur, İtikat kuru; bu kurun ilk haftasında meleklere iman, Kuran’da adı geçen melekleri ve özelliklerini sayabilme, Kutsal Kitaplara iman ve bunun önemi, Dört Kutsal Kitabı ve sayfalarını sayabilme ve son olarak Kader ve Kazaya iman konusu ele alınıyor.
Fethi Naci’nin en canlı yaşamöykülerinden biri Mehmet Seyda’nın Edebiyat Dostları (1970) adlı deneme kitabında yer alıyor. Fethi Naci’yi ışıl ışıl bir insan olarak gösteren, canlı bir söyleşi-deneme bu. Mehmet Seyda’nın yazısını, Fethi Naci’nin cenaze gününden görüntülerle aktarıyoruz.
Toplumcu, sosyalist edebiyat eleştirmeni Fethi Naci’nin 1927 yılında başlayan hayat yolculuğu, 81 yıl sonra, 23 Temmuz 2008 günü sona erdi. Toplumcu dünya görüşünü benimseyen bir kuşağın en önemli temsilcilerinden olan Fethi Naci’nin ölüm haberinin birçok gazetenin kapak sayfasında yer almaması, yer aldığı bazı gazetelerde de turistik bir otelde yaşanan köpük kazasının yanında, daha küçük bir haber olarak yer alması düşündürücü. Sorgusuz sualsiz tutuklamaların, sessiz sedasız gözaltıların yaşandığı, insanca yaşamanın her zamankinden güçleştiği bu köpüklü günlerde aramızdan ayrılan Fethi Naci’nin cenazesi 25 Temmuz 2008 günü öğle vakti Teşvikiye Camisi’nden kaldırılacak.
Frankfurt Fuarı tartışmaları sürüyor. Özünde garip bir tartışma: yurtiçindeki kitap fuarlarına katılmayan yayınevleri ya da yazarlar yeryüzünden silinmediğine göre, Frankfurt fuarına (fuar: “belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi,” TDK Sözlük) katılmayan yayınevi ve yazarlar da yeryüzünden silinmeyecek. Tartışmaların içinde, buraya konuk olarak katılım için gerekli bütçenin hangi kaynaklarla oluşturulduğu sorusu kaybolup gidiyor: 5 ila 7 milyon Avrodan söz ediliyor. Başlangıçta 5 milyon olarak belirlendiği, şu vakte dek 7 milyon Avroya çıktığından.. Çevirmen olarak benim hayal ufkumun ötesinde bir hesap bu: fakat, bu paranın bana nasıl döneceğini, bir yurttaş olarak sormaya hakkım olsa gerek diye düşünüyorum.

Yazar Doç. Dr. Sâkine Eruz’un Akademik Çeviri Eğitimi adlı yeni çalışması yayımlandı. Sakine Eruz bu kitapta çevirmen, eğitmen ve çeviribilimci kimliğiyle akademik çeviri eğitimini anlatıyor. “Çeviri”, “çeviribilim”, “çeviri edinci” olguları bu bağlamda irdeleniyor. Kitabın odaklandığı konu Çeviri Amaçlı Metin Çözümlemesi. Uygulamanın içinden gelen yazar, kuram ve uygulamayı birbiriyle harmanlayarak çeviri eğitiminin temel taşlarından biri olan Çeviri Amaçlı Metin Çözümlemesi alıştırmalarına yönelik karşılaştırmalı örnekler veriyor.
Türkiye’nin konuk ülke olarak davet edildiği 2008 Frankfurt Fuarı tartışmaları ülkenin genel kültür hayatına ilişkin tartışmalarla iç içe geçti. Nihat Behram, “Evet, Yazarlık Onurumu Frankfurt’tan Sakınıyorum” (16.07.08) başlıklı bir yazıyla tavrını netleştirirken, Enis Batur “Toza Dumana Bakış” başlıklı yazısında Leyla Erbil’in çıkışını olağanüstü olarak niteliyor. Fazıl Say Nâzım Hikmet Oratoryosu’nun sahnelenmeyeceğini gazeteden öğrenirken, Ertuğrul Günay’ın bu oratoryonun Rusya’ya uygun olduğunu düşündüğünü belirtmesi üzerine Füsun Akatlı fuara katılmama kararı alıyor.
Son günlerde, yanıltıcı ya da eksik çerçeveli bilgilerin yayılması sıkça karşılaşılan bir olgu olmaya başladı. Dil alanında bu tür bilgilerle çok yoğun bir şekilde karşılaşılıyor. Eski yazıdan yeni yazıya geçilmesinin “bir hamlede olduğu, bir gecede gerçekleştiği, travma yarattığı, sıfırdan başlayan bir toplum yarattığı” gibi abartılı yorumlar bunların en çarpıcı örnekleri. İşin üzücü yanı, bu tür genel yargıların büyük kısmının herhangi bir tarihsel örneğe dayandırılmadan, soyut varsayımlar olarak şekillendirilmesi: tarihle ilgili bir kolaycılık, her dünya görüşüne yerleşmiş durumda.
Oysa çok basit sorular bu tür genellemelerin doğruluğunu tartışmalı kılabilir:

Çeviri edebiyat dergisi Çevirmenin Notu’nun 6. sayısı yayımlandı. Bu sayı şiir ağırlıklı.

Dr. Sâkine Eruz-Esen, bir çevirmen olarak Joseph Hammer, Pera’daki ilk tercümanlar, …
Trakya Demokritos Üniversitesi (Yunanistan), Makedonya Selanik Üniversitesi (Yunanistan) ve Moskova Lomonosov Devlet Üniversitesi‘nin (Rusya) ortak olarak …
Comics are a pervasive art form and an intrinsic part of the cultural fabric of most countries. And yet, relatively …
Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği ÇEVBİR’in Can Yayınları’nın salon katkılarıyla düzenlediği çeviri söyleşilerinde bu kez, mesleğimizin duayenlerinden çevirmen ve yazar Nihal …
2008 Frankfurt Kitap Fuarı’na katılımla ilgili çalışmaları yürüten Türkiye Ulusal Yürütme Komitesi 11 Mart 2008 günü bir basın açıklaması …