“Noel Baba” İstanbul’da

Milliyet gazetesinde Yıldız Yazıcıoğlu’nun haberine göre ünlü yazar J. R. R. Tolkien’in “Noel Baba’dan Mektuplar” başlığıyla çevrilen kitabında çevirmen Roksan Çağlar sansür uygulamış. Milliyet gazetesinde, kitapla ilgili bir tanıtıcı bir haber çıkmıştı. Orijinal metinde Gulyabanilerin saldırı tarihinin 1453 olduğunu, ancak çevirmenin bu tarihi erek kitleye hitap etmediği gerekçesiyle çevirmediğini anlıyoruz. Roksan Çağlar hakkında bilgilerle (16 yaşında olmasına birkaç defa değinilmiş) devam eden haber Sevin Okyay’ın konuyla ilgili yorumuyla ve daha önce “Yüzüklerin Efendisi”ni çevirmiş olan Bülent Somay’ın, yazar Tolkien’in daha doğru anlaşılması yönündeki açıklamasıya sona ermiş. Bir çocuk kitabında tarihi ve siyasi göndermelerin çevrilmesinin zorunlu olmadığı kararına katılıyor ve bu bağlamda “sansür” kavramının kullanımını, kelime avcılığından ve erek kitle değerlendirmesinin eksikliğinden kaynaklanan yanlış bir yorum olarak algılıyorum. Çevirmenin 16 yaşında olması durumu ve kararı değiştirmiyor, sadece kararın eleştirisini daha kolay bir hale getiriyor. Haberde anlayamadığım tek nokta: “orijinal metindeki 1453 tarihinin Türkçe çeviride yer almadığı” saptaması (veya karşılaştırması) kime...

Read More

Nutuk Çevirisi Çeviri Sayılmıyor

8 Ocak 2006 tarihli Radikal gazetesinde yer alan haber e göre CHP İstanbul İl Başkanlığı, yılbaşı nedeniyle Nutuk’u bastı. Nutuk’un telif hakkı olmadığını düşünen İl Başkanı Şinasi Öktem, IQ Kültür Sanat Yayıncılık’ın daha önce yayımladığı eserin aynısını yayımladı. IQ Kültür Sanat Yayıncılık yetkilileri olayla ilgili sessiz kalırken, 1981 yılında kurulan bir komisyon sonrasında eseri günümüz Türkçesine kazandıran Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, CHP tarafından basılan metnin kendisine ait olduğunu, üzerinde bazı ufak değişiklikler yapıldığını belirtiyor. Korkmaz, basım için Atatürk Araştırma Merkezi’ne izin verdiğini, ama ne IQ Kültür Sanat Yayıncılık’ın ne de CHP’nin kendisinden izin aldığını ekliyor ve yasal haklarını kullanmaya hazırlanıyor. Atatürk Araştırma Merkezi yetkilileri olayla ilgili olarak Korkmaz’ı destekliyor. EDİSAM avukatlarından Abdullah Egeli, eserin TBMM tutanaklarından aktarılmasında bir sakınca olmadığını, ancak emek harcanarak yeniden yazılmış bir metnin izinsiz kullanımının hak ihlali sayıldığını belirtiyor. Konunun bir de Basın Kanunu’nu ilgilendiren tarafı var. Buna göre kitaba basıldığı yer, tarih, basımcının, varsa yayımcının adları yazılmalı. Oysa bu bilgiler, telif hakkı ödenmeden basılan kitapta yer almıyor. CHP İstanbul İl Başkanı Şinasi Öktem, konuyla ilgili şu açıklamayı yapmış: “Biz Nutuk’u bastık, adresimiz belli, CHP İstanbul İl Başkanlığı. İsteyen mahkemeye versin.” Radikal gazetesinin “Bu da oldu: Nutuk’un korsanını CHP bastı” başlığıyla yaptığı haberle ilişkili olarak 19 Ocak günü de açıklama yapan Şinasi Öktem, Nutuk‘un telifinin kendilerine ait olduğunu söylüyor. “Nutuk, partimizin ikinci olağan kongresinde genel başkanımızın, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı açılış konuşmasıdır. Bunun Türkiye genelinde satışı CHP Genel Merkezi’ne, İstanbul’daki de CHP İstanbul İl Örgütü’ne aittir. Nutuk CHP’nin malıdır. CHP ile Nutuk‘un bir arada olduğu yerde korsan olamaz.” Dolayısıyla bir çevirmenin ve iki yayınevinin söz konusu olduğu, çevirmenin telif sahibinden, yayıncıların çevirmenden bağımsız olarak birbirlerinin mülkiyetlerinden yararlandığı bir durum...

Read More

Çeviri ve Yerelleştirme

Okan Üniversitesi tarafından düzenlenen Çeviribilim Seminerlerinin 5 Ocak 2006’daki oturumunda Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümünden Prof. Dr. Işın Bengi-Öner, “Çeviribilimde Bir Konu Olarak Yerelleştirme – Yerelleştirmede Bir Konu Olarak Çeviri” konusunda söz aldı. Bengi-Öner konuşmasına çevirmenlerin 1960’lı yıllardaki ve 2000’li yıllardaki çalışma koşullarını karşılaştırarak başladı. Bilgi kaynaklarının artmasının ve bu kaynaklara erişimin eskiye göre çok daha kolay olduğuna değinen Bengi-Öner, bu durumun çeviri üzerinde etkili olmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Kendisinin de piyasa çevirmenliği ile çeviriye başladığını ve daha sonra akademisyen olduğunu belirten Bengi-Öner, eski ve yeni çeviri yaklaşımlarıyla karşılaştığını belirtti. Holmes’ün 1970’li yıllardaki çalışmalarının, çeviribilimin oluşumu bakımından temel sayılabilecek önemde olduğunu hatırlatan Bengi-Öner, Toury’nin betimleyici çalışmalarının da Holmes’ün ortaya koyduğu bu modeli ele aldığını sözlerine ekledi. Bengi-Öner, yerelleştirmenin “yazılım ve ağ ürünlerinin çeviri yoluyla kullanılabilir hale getirilmesi” şeklinde tanımlandığına değinirken kavramın yerel kültürle bağlantılı olarak veya uluslararası bağlamda kullanılabileceğini hatırlattı. Bu noktada yerelleştirme kavramıyla ilgili tartışmalara değinen Bengi-Öner, Bert Esselink‘in “Çeviri yerelleştirmenin sadece bir kısmıdır.” sözünü tartışmaya açtı. Yerelleştirme kavramının çeviriyle çok daha fazla ilişkili olduğunu dile getiren Bengi-Öner, bu konuda teknik alan-çeviri gibi farklı alanlar arasındaki ilişkilerden doğan verilerin konuya açıklık getirebileceğini belirtirken Dilek Dizdar’ı konuşmaya davet etti. Dizdar konuyla ilgili olarak toplum çevirmenliği örneğini verdi. Toplum çevirmenliğinin rolü üzerinde daha ayrıntılı düşünülmesi gerektiğini belirten Dizdar, metin kavramının katmanlı olduğunu ve yazılı çeviri ile sözlü çevirinin, metnin algılanması bakımından aynı düzlemde değerlendirilmesinin zorluğundan bahsetti. Doç. Dr. Alev Bulut, yerelleştirme bağlamında çevirmen rolünün esnek olabileceğini hatırlatarak çeşitli alanlardaki çevirmenlerin aslında bir mühendis kadar konunun içinde yer alabildiğini, bu nedenle şirketlerce “çevirmen” olarak addedilmemiş kadroların bile en önemli görevlerinin çeviri olabileceğini sözlerine ekledi. Yerelleştirmenin bir ekip tarafından yapıldığına değinen Bulut, çevirmenlerin bu ekip içerisinde sadece çevirmen kimlikleriyle yer almayabileceklerini, bundan daha farklı görevler de üstlenebileceklerini belirtti. Toplantının sonlarına doğru Çağlar Tanyeri çeviribilim kavramı olarak yerelleştirme ve uyarlamaya değindi ve konuyu edebiyat ekseninde tartışmaya açtı. Can Yücel’i örnek olarak gösteren Tanyeri edebiyat çevirilerinde yerelleştirmeyle uyarlamanın çevirilerde önemli roller üstlendiğini dile getirdi. Bunun üzerine Bengi-Öner, Can Yücel çevirilerini kendi derslerinde işlediğini ve Yücel’i derse davet ettiğini anlattı. Yücel’in çeşitli çevirilerinde verdiği ilginç kararları hatırlatan Bengi-Öner, Yücel’in, öğrencilerin tüm sorularına içtenlikle yanıt verdiğini ve kararlarını verirken önemli araştırmalar ve kaynak taramaları yaptığına değindi. Bengi-Öner, gerek kendine özgü kararlarıyla, gerekse kültürel uyarlamalarda gönderme yapılan yapı ve karakterlerin başarısıyla Yücel’in, bu alanda verilebilecek en iyi örneklerden biri olduğunu sözlerine ekledi. (Yerelleştirmenin ortaya çıkabilmesi için kültürlerarası herhangi bir aktarımın varolması gerekliliğinden dolayı, çevirinin yerelleştirmeyi kapsadığını ve çeviriden bağımsız olarak yerelleştirme kavramından söz edilmesinin zor olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte her çeviri kararının da yerelleştirici amaç ve gerekçelerle verildiğini söylemek doğru olmayabilir. Özellikle yazılım ve ağ işlemlerinde yerelleştirme sözcüğünün çeviri sözcüğü yerine kullanıldığını görüyoruz; bu kullanım yerelleştirme ile kastedilen kültür öğelerinin uyarlanmasını ve her kültür için ayrı bir planla...

Read More

Direnmenin Estetiği Türkçe’de

Peter Weiss‘ın 1975-1981 yılları arasında kaleme aldığı, yoğunluğuyla büyük ilgi gören “Die Asthetik des Widerstands”, Çağlar Tanyeri ve Turgay Kurultay’ın çevirisiyle “Direnmenin Estetiği” adıyla Yapı Kredi Yayınları‘ndan yayınlandı. Başka dillerde tam bir çevirisi bulunmayan “Direnmenin Estetiği” ilk kez Türkçeye üç cildi bütün olarak çevrildi. Çevirmenlerin beş yılı aşkın bir zaman süren çalışmaları için yazdıkları önsöz, metnin altyapısına ilişkin önemli ipuçları içeriyor: “Peter Weiss’ın romanı 1937-1944 arasındaki antifaşist direnişi ve bu direnişin içinde yer alan gerçek kişilerin öykülerini/yaşantılarını merkez alarak, tarihi Antik Yunan’dan bu yana sanat ve siyaset düzlemlerinde isimsiz bir Ben anlatıcının (sınıf bilincine sahip aydın bir işçinin) bakış açısıyla yeniden kuran bir metin. Direniş motifi çerçevesinde solun tarihinin, yazarının sözleriyle “sosyalizm adına yapılmış hatalarla” hesaplaşılması ve sanatın toplumsal işlevinin sorgulanması metinde iç içe geçen iki temel düzlem. Roman, metin kişilerinin öyküleriyle sınırlı kalmayıp sanat ve siyaset tarihinin de temel sorunlarını karakterlerin perspektifinden yansıtarak gündeme getiriyor. Bu bakımdan tarihsel /toplumsal gerçeklik metne, karakterleri dolayımlı olarak belirleyen bulanık bir fon gibi değil, doğrudan doğruya entelektüel bir tartışmanın konusu olarak giriyor.” “Direnmenin Estetiği’nin dünyası, sol söylemin içindeki söylemlerle, kurumlaşmış sol iktidarın ve yeni bir dil arayan dolayısıyla henüz kurumlaşmamış, belirsizliklere açık sol muhalefetin diliyle örülü. Bu açıdan romanın dili, kendisini oluşturan önkoşullar ve kendisinin kurduğu olası dünyalar, gönderme alanları ve amaçları açısından genel olarak gerçekliği kuran pratiğin bir parçası.” “Bu metni Türkçe’ye neden çevirmediğimiz sorusu bir Alman akademisyen dostumuzdan, siyaset felsefecisi Wolfgang Bialas‘tan geldi. Metnin gücü ve Alman edebiyatı içindeki ağırlığı metni çevirmemiz için yeterli bir gerekçe değildi, tersine, tam da bu ağırlık yüzünden Türkçede bu metnin çevirisinin iyi bir karşılık bulup bulmayacağı ve çevirinin güçlüklerinin üstesinden nasıl geleceğimiz konusunda daha temkinli yaklaştık Wolfgang Bialas’ın önerisine.” “Çevirmen olarak asıl derdimiz çevireceğimiz metni erek kültür ortamıyla ilişkilendirmekti. Çünkü çeviri kararlarımızı ister istemez metnin erek kültürün içinde konumlandırılması etkileyecek ve yönlendirecekti.” “Metnin ayrıntısına ve izleğine yönelik gözlemlerimizde, Türkiye’nin tarihsel olarak verili kültür ortamının, Direnmenin Estetiği ile okur arasında bir iletişimin kurulması için çeşitli bakımlardan elverişli olduğu saptamasını yaptık. Romanın, bütün karmaşıklığına rağmen ne konu dili ne de anlatı dili açısından Türkiye’nin kültürel ortamında bolşukta sallanan bir metin olmadığı düşüncesindeyiz.” “Çeviri sürecimizle ilgili önemli bir iki ayrıntıyı burada dile getirmek isteriz. Metnin çevirisinde ne bölümleri paylaşarak işbölümü yapma yoluna gittik ne de belli işleri sadece birimiz, diğerlerini ötekimiz yapmış oldu. Bu işte emeğimizi esirgemediğimizi, bu sayede de yer yer birbirinin içine girecek işler yapacak şekilde çalıştığımızı söyleyebiliriz. sözgelimi belil yerlerin ilk çevirisini paylaştık, sonra karşılıklı olarak birbirimizin metnini gözden geçirdik. Ama bir bütün olarak metnin son hali tek elden çıktı.” “İki çevirmen olarak çalışmamızın bu işte bize cesaret vermekle kalmayıp, çeviriden aldığımız keyfi de artırdığını, dahası çeviri kararlarımıza güvenimizin artmasını sağladı. Çeviribilim akademisyenleri olarak gerek kendi deneyimlerimizi, gerekse gözlemlediğimiz çeviri sorunlarını üniversitedeki teşriki mesaimizde...

Read More

Çok Satanlar Listesi

İmge Kitabevi, alıştığımız çok satan kitap listelerinden farklı olarak, çok satan yazarların dışında, çok satan çevirmenlerin de listesini çıkardı. Toplamda en çok satan yazarlar, geçen yıl en çok satan yazarlar, toplamda en çok satan çevirmenler ve geçen yıl en çok satan çevirmenler olmak üzere 4 liste mevcut. Listeler kitap değil, yazar ve çevirmen odaklı olduğu için çeşitli tartışmalar yaşanabilir, ancak tam da bu yönleriyle daha çok dikkat çekeceklerine kuşku yok. Bu listeye göre (20 Aralık 2005) çok satan ilk beş çevirmen şöyle: 1. Petek Demir, 2. Alaeddin Şenel, 3. Mehmet Ali Kılıçbay, 4. Aykut Derman, 5. Aslı...

Read More