Şiiri Şairler Çevirmeli

Yazın çevirisi alanında roman öne çıkan bir tür, buna karşın şiir, tiyatro gibi diğer yazın dallarında yapılan çeviriler sıkça tartışma konusu olmuyor. Hatta film çevirisi bile yazın çevirisi bağlamında ele alınmıyor. Örneğin şiir çevirisi eleştirilerinin pek yapılmaması, şiirin ilgi görmemesiyle mi ilgili? Yazın çevirisi eleştirilerini bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz? Yazın çevirisi eleştirisinde amaç, çevirinin hem ürün hem de süreç olarak dizgisel ve betimleyici bir incelemesini nesnel yargılardan yola çıkarak gerçekleştirmektir. Belirli bir dil ve kültürde çeviri eleştirisine olan yaklaşım aynı zamanda çeviriye nasıl yaklaşıldığının bir göstergesi olabilir. Çeviri eleştirisi genelde yazıncılar ve dilbilimciler tarafından yapılmakta ve ne yazık ki özellikle ülkemizde çeviri sürecini etkileyen unsurlar ya da kaynak metnin yazınsal çözümlenmesi yapılmadan, çevirinin kaynak metne sadakati tartışılmakta; kimilerindeyse herhangi bir metinsel bulguya dayandırılmaksızın yapılan yargılarla çeviriler değerlendirilmektedir. Ülkemizde çeviri eleştirisi ile ilgili ölçütler özellikle son günlerde Perec’in Kayboluş adlı eserinin çevirisinde gördüğümüz gibi, tamamen gözardı edilmekte, kaynak metin sanatsal, kültürel ve toplumsal bir çerçevede ve ayrıntılı bir şekilde okunup değerlendirilmeden, çevirisiyle sadece dilsel göstergeler düzeyinde karşılaştırılarak, çevirinin hedef kitlenin sanatsal, yazınsal, toplumsal unsurlarıyla bir bütün olduğu unutularak eleştirilmektedir. Kanımca yazın çevirisi eleştirisi ülkemizde yeterince ciddiye alınmamaktadır. Bunun nedeni çeviriye gereken önemin verilmemesi ve hala yazın çevirisini ikincil bir eylem olarak görmek düşüncesidir. Oysa çeviribilimde ortaya konulan şekilde yazın çevirisi eleştirisi yapabilmek için bu uğraşın sınırlarını ve gerektirdiklerini çok dikkatle belirlemek gerekmektedir. Herşeyden önce eleştirmen, çeviri edimini yakından tanımalı ve bilmelidir. Çeviri sürecinin neleri gerektirdiğini, çevirmenin görevinin ne olduğunu, çeviri sorunlarının hangi yöntemlerle aşılabileceğini iyi bilmeli, hem kaynak hem hedef dil ve kültürdeki yazın geleneğini tanımış olmalıdır. Ayrıca yazın çevirisi eleştirmeni kaynak metni dizgesel bir şekilde dil, kültür, ileti ve yazınsal özelliklerinin üzerinde durarak incelemelidir. Bunun devamında, aynı süreci karşılaştırmalı olarak çeviri metin üzerinde gerçekleştirebilmelidir. Bu süreçlerin sonucu olarak ortaya çıkan veriler karşılaştırılmalı, çeviriyi yönlendiren unsurlar, farklılıklar, eksiklikler ve fazlalıklar karşılaştırılmalı ve kapsamlı bir incelemeyle değerlendirilmelidir. Gerçekte, ülkemiz haricinde, yazın çevirisi eleştirilerini en çok oyalayan yazınsal tür, şiir ve şiir çevirisidir. Şiir dilinin büyüleyici zenginliği ve şiirde ortaya çıkan anlamların çeşitliliği, çevirmenleri cezbettiği gibi yazın çevirisi eleştirmenlerini de çeker. Ancak, şiir çevirisinin kesinlikle şairler tarafından yapılmasına inanan bir çeviribilimci olarak, şiir çevirisinin dilin gücünün ve zenginliğinin en iyi ve en yaratıcı şekilde şair-çevirmenler tarafından kullanılacağı düşüncesindeyim. Tüm yazın çevirisi kuşkusuz yaratıcılık gerektirir. Şiir çevirisi de aynen şiir yaratımında olduğu gibi, dilin tüm zenginliklerinden, hedef dilin ve kültürün içindeki şiir geleneğinden, şiirsel anlatım kalıplarından yararlanır. Şiir çevirmeni, çevireceği şairi, şiirin tekniğini, türünü, şiirsellik unsurlarını çok iyi tanımalı, şairin şiir dünyasına girebilmelidir. Çevirmenin yeteneği, özgün şiirin içeriğini nasıl, hangi biçimde yakalayacağında yatar. Şiir çevirisi eleştirisi, özgün şiir ve çevirisinin öncelikle sanatsal, biçimsel ve işlevsel değerlerinin metin içi ve metin dışı düzlemlerde değerlendirmeyi gerektirir. Şiirdeki etkinin çevirisinde yaratılıp yaratılmadığını söyleyebilmek için önce o...

Read More