Çevirmen Makine mi?

Aşağı yukarı 1980’li yıllarda çeviri ve edebiyat dergilerinde çeviri kuramlarından yoğunlukla söz edilmeye başlandığı zaman, yazınsal çeviri eleştirilerinde “sadakat” ve “üslup” kavramı fazlasıyla öne çıktı. Çevirmenler yazarın üslubuna sadık kalıyoruz diye, okunmaz, karmakarışık metinler ürettiler. Bu arada, aslında karışık olmayan metinleri, o metinlerin yazıldığı dilin yapılarına sadık kalarak karmakarışık hale getirdiler. Üslubun ne olduğu konusunda açık bir düşünceleri olmadığı, üslupsuz çeviriler yapmalarından anlaşılıyordu. Çevirmenlerin bazıları hala bu sorunları yaşıyor. Her şeyi yerli yerine oturtabilmeleri için bilgiye gereksinimleri var. Hem de çok bilgiye: metin bilgisi, dil bilgisi, üslup bilgisi, kültür bilgisi, algılama bilgisinden tutun da tarih coğrafyaya kadar. Sonuçta hep aynı noktaya geliyoruz. Çevirmenlik çok donanım gerektiren, entellektüel bir uğraş. Öyle iki satır yazı bile yazamayanların kalkışacağı bir iş değil.

Read More