Emperyalizm ve Kültür

Çeviribilim‘den: Son zamanlarda bazı okuryazarlar garip bir şey yapıyor: eski Türk yazarlarını, çevirmenlerini ele alıp günümüzün moda kavramlarıyla açıklamaya, eleştirmeye çalışıyor. Bazen verimli sonuçlar doğursa da bu, genellikle yabancı kavramlarla yola çıkıldığı için akılcı bir temeli olmayan sonuçlar ortaya çıkıyor. Nokta dergisinin 14-20 Aralık 2006 sayısında bu tür bir yazı var: “Mavi Anadolu’nun Bilinmeyen Yüzü” adlı bu yazı cumhuriyetin ilk aydın kuşağının “hümanist” değil, “milliyetçi” olduğu iddialarını ele alıyor. Günümüzün modası olan bu milliyetçilik avcılığı olasılıkla çok daha saçma yerlere varacak, herhalde yakında Cemal Süreya’nın da, Hz. Muhammed’in de milliyetçi olduğunu öne sürecekler. Yazının (yukarıda resim olarak aktardığımız) bir kısmında dönemin çevirilerinin de milliyetçi, militarist anlayışla yapıldığı, bazı çevirilerin eksiltildiği gibi bir fikir, çevirmenlerin kendi dipnotlarından yararlanılarak öne sürülüyor. Sabahattin Eyüboğlu’nun büyük bir çeviri klasiği olan Gargantua‘sı örnek veriliyor; herhangi bir metin çözümlemesi, çeviri sorunu tanımlaması yok: Çevirmen, Fransız askerleriyle devlet görevlileriyle ilgili kısımları atmış, demek ki milliyetçi ve militarist. Gargantua çevirisini okumuş herkes, bu muhteşem hiciv klasiğinin (kusursuz değil) enfes çevirisiyle ilgili yorumu yanıltıcı bulacaktır. Aşağıda Sabahattin Eyüboğlu’nun dünya görüşünü çok özlü bir şekilde yansıtan 1967 tarihli bir yazısı yer alıyor. “Emperyalizm ve Kültür” başlıklı bu yazı, güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş, aksine çok daha güncel bir anlam kazanmış olması bir yana, bir bakıma Eyüboğlu’nun çeviri anlayışını da yansıtıyor. – Sabri Gürses EMPERYALİZM VE KÜLTÜR Bu kültür emperyalizmi kavramını bizde ilkin kim attı ortaya bilmiyorum, ama iyi tutturmuş doğrusu; bakıyorum aklı başında yazarlarımız bile duruyorlar üstünde, yeni sömürgeciliğe karşı savaşta bir silâh olarak kullanıyorlar bunu. Benim bildiğim bu kavram bir Fransız buluşudur ve kaynaklarından biri de Pierre Loti’dir. O Pierre Loti ki Batı kültürünü benimsemek isteyenlere karşı çarşaflı peçeli, inşallah’lı maşallah’lı Doğu kültürünü sürdürmek isteyenleri tutuyordu. Batı emperyalistlerinin istediği buydu zaten : Aman, doğulu doğulu kalsın! Fransız sömürgeciliğine karşı savaşan Arapları tutan Fransız yazarlarının tutumu şüphesiz Pierre Loti’ninkinden başkaydı, ama onlar da, çok iyi niyetlerle de olsa, Arapların Arap kalmasını, Batı kültürünün bir emperyalist ve burjuva tuzağı olarak görülmesini istiyorlardı. O kadar ki Fransız emperyalizmine karşı savaşan bir Cezayirli, Parisli okul arkadaşlarından aldığı hızla şu sözü söyleyebiliyordu: Moliere’in bir komedyası Cezayirliler için bir Fransız taburundan çok daha zararlı ve tehlikelidir. Hoppala! Aykırı bir düşünce bile değil bu; yalınkat, dört köşeli, daha doğrusu yuvarlak, kabağımsı bir söz bu. Saraylıları da Aristokratları da, Burjuvaları da, para babalarını da, para babalarına uşaklık eden yobazları ve din sömürgenlerini de halka gülünç pösferip Fransız Büyük Devrimini hazırlavan Moliere niçin kültür emperyalizminin adamı sayılır? O Moliere ki, yurdunun toprağına gömülmesine Kilise izin vermemiş ve Kralın araya girmesiyle gömülebilen ötüşü adsız insan kemikleri arasına karışıp gitmiştir. Madem Batı sömürgendir, Batı kültürü de sömürgenliğin buyruğundadır; emperyalistlerin kılıcı ve kültürü aynı şeydir; ikisi aynı yıkılası gücün iki ayrı belirtisidir, diyor, demek istiyor Kültür Emperyalizmi kavramını ciddiye alan aydınlarımız....

Read More