Kuran’da “Kurban” Neyin Çevirisi?

Posted by on Ocak 9, 2006 in Güncel, Tarih

Okurlarımızın Kurban Bayramı kutlu olsun. Ben bayramları severim, akrabaların, dostların birbirini görüp sohbet etmesi, hatır sorması için güzel bir fırsat. Modern yaşamda ne kadar güçleşmiş, tuhaflaşmış olursa olsun, bayram ziyaretlerinin hâlâ çocuksu, neşeli bir yanı var. Fakat kurbanla bayramın yanyana gelmesinde hüzünlü bir yan da var sanki, sanki kurban ve bayram yan yana olmaz iki kavrammış gibi. Bunu düşünerek Kuran-ı Kerim çevirilerinde* “kurban” konusunun nasıl ele alındığına bakmak istedim.

2-dakikadakurbanbagisi.jpg

“Kurban” kavramı Kuran’da beş surede geçiyor. Bunlardan 2, 3 ve 5. surelerdeki bahsi genel nitelikte. Bizim bayram olarak andığımız dönemi ele alan sure 22., Hac suresi. Ayrıca Kuran’ın sonuna doğru, 108. Kevser suresinde bir kere, çok farklı bir bahisle anılıyor.

Benim 22. Hac suresinden anladığım, kurban kesme eyleminin Hac döneminde ve Kabe çevresinde yapıldığı. 27, 28 ve 29. ayetlerde haccın ilan edildiği, insanların yaya ya da binek hayvanla Kabe’ye gelmeleri gerektiği, burada temizlenerek adaklarını yerine getirmeleri ve Kabe’yi tavaf etmeleri gerektiği bildiriliyor.

33. ayette “kurban”ın varacağı yer bildiriliyor, çeviriler arasında aşırı bir fark yok (parantez içindekiler çevirmenin yorumu, eklemesi):

Süleyman Ateş çevirisi: “O (hayva)nlarda belli bir süreye kadar sizin için menfaatler vardır. (Bir zaman için onların sütlerinden, yünlerinden yararlanırsınız), sonra onların varacakları yer, Eski Ev(Kâ’be)dir. (Orada kurban edilirler).”

Diyanet Vakfı çevirisi: “Onlarda (kurbanlık hayvanlarda veya hac fiillerinde) sizin için belli bir süreye kadar birtakım yararlar vardır. Sonra bunların varacakları (biteceği) yer, Eski Ev’e (Kâbe’ye) kadardır.”

Güneş gazetesi Bilim Araştırma Kurulu (1982) çevirisi: “Kurbanlık hayvanlarda sizin için belirli bir süreye kadar fayda vardır. Sonra bunlar kesim yeri olan Beyt-i Atik’de, Kâbe’de son bulur.”

34. ayette konu biraz daha açıklanıyor, fakat çeviriler çok farklı:

Güneş kurulu çevirisi: “Her ümmet için, kurban kesecek yer yaptık ki, işte orada Allah’ın rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanları keserken Allah’ın adını ansınlar.”

Diyanet Vakfı çevirisi: “Biz, her ümmete -(kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah’ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık.”

Süleyman Ateş çevirisi: “Biz, her ümmet için bir kurban ibâdeti koyduk ki Allâh’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine O’nun adını ansınlar.”

Yaşar Nuri Öztürk çevirisinde bütün anlamlar bir arada veriliyor: “Biz her ümmet için bir kurbanlık hayvan kesme zamanı/kurbanlık hayvan kesme yeri/kurbanlık hayvan kesme tarzı belirledik ki, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üstüne Allah’ın ismini ansınlar.”

Güneş gazetesi çevirisinde 33 ve 34. ayetler arasında devamlılık var, önce kurbanın Kabe’ye varacağı belirtiliyor, sonra burada kurban kesilirken Allah’ın adının anılacağı belirtiliyor.

Diğer çevirilerdeyse, devamlılık kaybolmuş, vurgu tekrar 27-29. ayetlerde söylenen şeye kaymış, kurbanın “gerekli” bir “ibadet” olarak “konduğu” söyleniyor. (Öztürk çevirisinde Kabe vurgusu özel bir anlam kazanmış: “bir kurbanlık hayvan kesme yeri belirledik.”)

Aynı belirsizlik (konusu Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın iki cihanın efendisi olacağının bildirilmesi olan) Kevser suresinin çevirileri için de sözkonusu:

Güneş gazetesi komisyonu çevirisinde 2. ayet şöyle: “O halde Rabbin için namaz kıl, kurban kes.”

Diyanet Vakfı çevirisinde şöyle: “Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes.”

Süleyman Ateş çevirisinde şöyle: “Öyleyse Rabb’in için namaz kıl ve nahret (kurban kes veya ellerini boğazına kadar kaldırıp tekbir al).”

Diyanet Vakfı çevirisinde şu açıklama yer alıyor: “Bu sûrede kurban kesmek emredilmiştir. Kurban yakınlık demektir. Kurban kesmekten asıl maksat, bu ibadetle Allah’a yakınlık kazanmaktır.)”

Yaşar Nuri Öztürk çevirisinde -çeşitli anlamlarıyla birlikte- şöyle: “O halde, sen de Rabbin için namaz kıl/dua et ve göğsünü gererek dimdik dur/sağ elini sol elinin üzerine koyup kıyam et/namazı vakti girer girmez kıl/kavrayışını bilgi ile derinleştir/eti yenecek hayvan kes!”

Bu çevirilerden yola çıkarak yorum yapılırsa, kurban kesmek boyun eğmek anlamına geliyor, çünkü namaz kılmakla kurban kesmek bir arada kullanılıyorsa, bunlar arasında bir yakınlık olması gerekir. Süleyman Ateş çevirisi bu noktada açıklayıcı: namaz sırasında yapılan tekbir hareketi de “kurban kesmeyi” karşılıyor.

Sonuçta şöyle bir soru doğuyor insanın içinde, acaba bir yanlış yorum mu sözkonusu? Aslında Kuran-ı Kerim’de emredilen şey namaz kılarak, ibadet ederek Allah’a yakın olmak ve Hac’ca gidildiği zaman kurban kesmek de, bir noktada yanlış bir çeviri ya da yorum mu yapıldı?** Yoksa çevirilerden Kuran’da belirgin bir şekilde kurbanın Kabe’de, Hac sırasında kesilmesi gerektiği söylendiğini anlıyoruz ve Müslüman inancına göre bayram sırasında inananlar Kabe’nin çevresinde toplanmış mı sayılıyor? Belki de daha kesinlikli bir Kuran çevirisine ihtiyacımız var?***

(ilk resim bir marketin internet sitesinden alıntı, ikinci resim bir yardım derneğinin tanıtımı, kurbanlık canlandırma koyun şen bir şekilde gülüyor (aynı sayfada hayvanlarla ilgili üç haberin yanyana gelmesi garip bir tesadüf), kanımca bu iki örnek, dini bir ritüelin ticari işleme çevrilerek saçmalaştırılaşlabileceğini ortaya koyuyor.)

* Genelde “meal” olarak anılan metinlerin çeviri olarak anılmasının daha doğru olduğunu sanıyorum. Sonuçta bunlar, anlama ağırlık verilerek yapılmış olan çeviriler.
** Kurban’ın bir müslüman için ne tür bir ibadet olduğunun yorumu, sanırım daha çok hadislere dayanılarak yapılıyor: kurban vacip mi, yoksa sünnet mi? Ayrıca kurban dağıtılanların yoksulluk ölçütü nasıl belirleniyor, bu konu da karışık.
*** Diyanet Vakfı çevirisinde 6. surenin 162. ayetinde de “kurban” sözcüğü geçiyor. Fakat ayetin ardından şöyle bir not var: “Meâlde kurban olarak tercüme ettiğimiz ‘nüsük’ kelimesi bazı müfessirlerce ibadet olarak açıklanmıştır.” Bu da “kurban”ın anlamları açısından düşündürücü bir başka nokta. Ayrıca örnek olarak, kuran.gen.tr adresinde yer alan İngilizce çeviriler arasında da Türkçe çevirilerdekine benzer bir farklılık bulunuyor, Yusuf Ali çevirisinde 34. ayette “kurban” yerine “rite (of sacrifice),” M. H. Shakir çevirisinde “acts of devotion,” Hilali&Khan çevirisinde “religious ceremony” deniyor.

(12 Ocak tarihli Milliyet gazetesinde Taha Akyol “Kurban Şart Değil” başlıklı bir yazı kaleme almış: kanımca Akyol da yazısında, bir yorum ya da çevirinin gelenekleşmesini konu ediyor.)

Daha fazla Güncel, Tarih
“Tutunamayanlar” Bir Çeviri Mi?

Yabancı film adları genellikle serbest çevirilir ve bazen insanı sersemletecek ölçüde değişik sonuçlar çıkar ortaya. İzlandalı yönetmen Dagur Kari'nin Voksne...

Kapat