Klasik Eser Yayıncılığında “Hazırlama” Pratiği ve Çevirinin/Çevirmenin Görünmezliği

Posted by on Aralık 6, 2008 in Güncel, Manşet, Yorum

Yayın dünyasında son yıllarda önemli bir sorun yaşanıyor. Bu sorun, yabancı dillerde yazılmış olan dünya klasiklerinin, sanki orijinalleri Türkçe yazan yazarlarca kaleme alınmış gibi çevirmen adı -dolayısıyla metnin çeviri olduğu- belirtilmeden yayımlanması.

Uzun süredir yayıncılık alanında pek çok örneğine rastladığımız bu durumla son karşılaşmam “Kitap Zamanı” adlı yayın kuruluşunun kitaplarını görmemle oldu. Söz konusu kuruluş 2006 yılında dünya klasiklerinden oluşan bir seri yayımlamış. Serinin tamamı yabancı dillerde yazılmış eserlerden oluşuyor; fakat hiçbir kitapta çevirmen adı okura bildirilmiyor. Yabancı dillerde yazılmış olan bu eserlerin Türkçe olarak basılmış olması takdir edersiniz ki ortada “çeviriler” ve dolayısıyla da “çevirmenler” olduğunu kanıtlıyor, fakat yayımlanan kitaplarda bu çevirmenlerin adı yazmıyor. Kitapların tercüme edildiğine dair başka bir bilgi de yok. Eser hakkındaki bilgilerin bulunduğu sayfada “hazırlayan” unvanıyla bir isim görüyoruz. Bunun üzerine de doğal olarak sorguluyoruz. Yabancı dilde yazılmış bir eser “tercüme edilmek” yerine “hazırlanmak” suretiyle nasıl oluyor da Türkçe hale getirilebiliyor. Bu “hazırlamak” ifadesi ne anlama geliyor? Kitabın ilk sayfasında “hazırlayan” sıfatıyla gördüğümüz ismin sahibi tam olarak ne yapmaktadır? Bu meslek erbabının yaptığı iş ne menem bir iştir ki bir kitabı tercüme etmeksizin Türkçeleştirebilmeyi mümkün kılmaktadır? Bu soruların “hazırlayan”lar tarafından kolay kolay yanıtlanabileceğini sanmıyorum. Zira yayımlanan eserler -her ne kadar kaynak metin oldukları iddia edilircesine çeviriye dair bir ibare olmaksızın yayımlanmış olsalar da- yabancı bir dilde yazılmış bir eserin “çeviri”sidirler. Birden fazla eserden bölümler alınarak meydana getirilmiş de değillerdir, derleme yapılmamıştır.[1] Bu şartlar altında bu “hazırlamak” ifadesinin anlamı ne olabilir?

Burada çeviri dünyası açısından dikkat çekilmesi gereken temel nokta, çevirinin/çevirmenin görünmezliğinin bazı yayın kuruluşlarınca pekiştirilmesidir. Bir sanatçının Türkçe haricindeki bir dilde ürettiği eserlerin Türkçe’de alımlanabilmesi için çevirinin bir “gerek koşul” olduğu aşikâr olsa da, yukarıda bahsettiğimiz örnekte olduğu gibi çeviriyi görünmez kılan pratikler zaten yaygın olduğu bilinen çeviri illüzyonunu[2] geniş okur kitlelerine bir anlamda tekrardan empoze etmekte; çevirinin fark edilmesine, çeviri fenomeni üzerine herkesin düşünmesine, yani kısacası çeviri olgusunun toplumsal alanda “görünür” olmasına ket vurmaktadır.

Günümüzde, bu türden pratiklerin de etkisiyle çevirinin bilinçsizce “varsayıldığı” bir anlayış şekillenmiş durumda. Üstelik kimsenin çevirinin farkında olmadığı, çeviri üzerine düşünmediği, çevirinin/çevirmenlerin ancak ve ancak bir “hata” şüphesi söz konusu olduğunda gündeme gelme şansı bulabildiği bir toplumda yaşıyor olmamız, böyle uygulamalara ses çıkarılmadığı sürece daha da kaçınılmaz hale gelecektir. Bu sebepten ötürü çeviriyi görmezden gelen her türlü pratiğe karşı hayatın her alanında sesimizi yükseltmenin, çeviriye gönül veren insanlar olarak kendimize borç bilmemiz gereken bir davranış olduğu kanısındayım.


[1] Kaldı ki derleme yapılmış olsa dahi kitabın ilk sayfasında “hazırlayan” sıfatıyla gördüğümüz ismin “derleyen” sıfatıyla verilmesi doğru olurdu. Üstelik böyle bir durumda çevirmenlerden her birinin ismi kitapta belirtilmiş olmalıydı.

[2] Çeviri illüzyonundan kasıt; çevirinin bir metin üretme etkinliğinden ziyade “bir metnin aktarılması, taşınması” olduğu, bu etkinliğin neticesinde ortaya çıkan erek metnin de yazar tarafından kaleme alınan metnin “Türkçesi” olduğu yanılsamasıdır. Bu yanılsamanın hakim olduğu genel çeviri algısı ve bu algıyı yansıtan çeviri metaforları üzerine çeviribilimciler tarafından hatırı sayılır çalışmalar yapılmıştır; fakat bu tartışma yazının amacını ve kapsamını aşmaktadır.

(Kitap kapağı resimleri İdeefixe sitesinden alınmıştır; sözkonusu yayınevinin kitaplarının tam bir listesi İdeefixe ya da Kitapyurdu sitelerinden incelenebilir.)

Daha fazla Güncel, Manşet, Yorum
Çeviri Dünyası ve Çeviri Eğitimi (18-19 Aralık 2008)

İstanbul Üniversitesi Çeviribilim Bölümü'nün düzenlediği, 18-19 Aralık 2008 günleri gerçekleşecek olan Çeviri Dünyası ve Çeviri Eğitimi sempozyumunun programı yayınlandı. Aşağıda...

Kapat