Genocide Çevirileri, Yanlış Diplomatik Çeviriler

Posted by on Mayıs 25, 2006 in Güncel

Robert Fisk’in “Saçmalıyorsunuz Bay Büyükelçi” başlıklı yazısının ilk satırının yanlış çevirileri günden güne virüs gibi çoğalıyor.

20 Mayıs’ta Haber7 adlı internet haber sitesinde yazı şöyle anıldı: “Alptuna’nın, 1915 Ermeni Soykırımı’yla ilgili St.James Mahkemesi’ne gönderdiği ‘İnsan ruhunu titretecek cinsten’ bir mektubun kendisine ulaştığını yazan Fisk, Alptuna’nın iddialarının ‘saçmalık’ olduğunu öne sürdü.”

Burada “Ambassador to the Court of St James” “1915 Ermeni Soykırımı’yla ilgili St.James Mahkemesi”ne dönüşmüş.

20 Mayıs’ta Hürriyet’te Hülya Yılmaz’ın (DHA) haberi yer aldı: “Alptuna’nın, 1915 Ermeni Soykırımı’yla ilgili St. James Mahkemesi’ne gönderdiği ‘İnsan ruhunu titretecek cinsten’ bir mektubun kendisine ulaştığını yazan Fisk, Alptuna’nın iddialarının ‘saçmalık’ olduğunu öne sürdü.”

21 Mayıs’ta Radikal’de haber şöyle verilmiş: “The Independent gazetesinin başyazarı Robert Fisk, ‘Ermeni soykırımı olmamıştır. Olayları yanlış anlamışsınız’ diyen Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Akın Alptuna’ya “Saçmalıyorsunuz” diye yanıt verdi.”

Burada “Ambassador to the Court of St James” ya uyarlanarak “Türkiye’nin Londra Büyükelçisi” şeklinde çevrilmiş, ya da Fisk’in ifadesi özetlenmiş.

21 Mayıs’ta Milliyet de Hülya Yılmaz’ın (DHA) haberine yer vermiş.

22 Mayıs’ta NTVMSNBC’de haber şöyleydi: “Alptuna’nın, 1915 olaylarıyla ilgili bir İngiliz mahkemesine yazdığı mektuba tepki gösteren Fisk, soykırım iddialarının reddini saçmalık olarak nitelendirdi.”

25 Mayıs’ta NetHaber aynı çeviriyi kullanmış: “İngiliz Independent gazetesi başyazarı köşesinde, Alptuna’nın, 1915 olaylarıyla ilgili bir İngiliz mahkemesine yazdığı mektuba tepki göstererek, soykırım iddialarının reddini ‘saçmalık’ olarak nitelendirdi.”

Başka bir dizi internet haber kaynağı da başlıca gazetelerden alıntılarla bu yanlış çevirileri çoğaltmış. Hiç kimse durup da şunu sormamış: İngiltere’de soykırım savını gündeme getiren bir mahkeme mi kuruldu? Bunu neden duymadık? Dahası, Büyükelçinin mahkemeye gönderdiği bir mektup nasıl oluyor da bir gazetecinin eline geçiyor? Sonuçta Türkçeye bir “St James Mahkemesi” geçti.

Fisk’in yazısının içeriğine ilişkin tek doğru yorum-çeviri Sabah gazetesinde kısaca yer almış: “Ermeni soykırımı hakkında yazdığı bir makalenin ardından Alptuna’dan bir mektup aldığını söyleyen Fisk şunları yazdı..”

Bu kadar basit, Fisk Büyükelçi Alptuna’dan bir mektup alıyor ve bunun üzerine yazı yazıyor.

 

Bu kadar basit bir olgunun skandal nitelikte yanlış çevrilmesi sözkonusuyken, insan merak ediyor, bu ülkede konuyla ilgili arşiv çevirileri nasıl yapılacak, yabancı kaynaklar nasıl çevriliyor, Türkçeden başka dillere çeviriler nasıl yapılıyor? Bu genocide çevirileri girdabını denetleyen bir akıl mekanizması var mı?

 

Bunun olmadığına ilişkin bir haber dün basında yer aldı. AKP vekillerinden Turhan Çömez bir süredir, Ermenistan’a yaptığı gezilerle iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltme konusunda çalışıyordu. Geçtiğimiz günlerde Fransa’da soykırımı reddetmenin suç olmasına ilişkin yasa tasarısı tartışılırken, Fransa’da çeşitli görüşmeler yapıyormuş. Ayrıca yasa tasarısı görüşülürken Fransız meclisinde konuk dinleyici olarak yer almış ve görüşmeleri bir çevirmen (traducteur) aracılığıyla dinlemiş. Son olarak, bu tasarının Fransa’daki destekleyicilerinden olan Patrick Deveciyan’la bir görüşme yapmış. Bu görüşmenin ardından Deveciyan yaptığı basın açıklamasında, Çömez’in kendisi başbakan olsa soykırımı kabul edeceğini söylediğini açıklamış. Çömez, bunu yalanlayarak kendisinin “trajedi”den bahsettiğini, böyle bir şey söylemediğini söylemiş. Fakat Deveciyan oldukça ilginç bir ayrıntıya dikkat çekiyor:

“Deveciyan’a ‘Emin misiniz? Soykırım konusunda konusunda aynen böyle mi söyledi?’ diye sorduğumuzda şu cevabı verdi: Kendi tercümanıyla geldi. Konuşmalarda benim getirdiğim bir tercüman yoktu.”

Buna bakılırsa, Çömez çevirmene “trajedi” dediğini çevirmenin bunu Fransızcaya “soykırım” olarak çevirmiş olabileceğini söyleyebilir. Fakat bir çevirmen bunu niye yapsın? Ya da bir çevirmen bunu yaptığında yol açacağı uluslar arası siyasi karışıklık kimin sorumluluğunda olacak?

Bir şey kırk kere söylenirse gerçek olur, derdi atalarımız, bir şey kırk kere çevrilirse ne olur acaba?

(Not: Türk basını daha önce buna benzer bir yanıltıcı haber çevirisini Georget Monbiot’nun bir yazısı için yapmıştı. Bu konu da önce Çeviribilim, daha ayrıntılı olarak da Bianet‘te ele alınmıştı.)

Daha fazla Güncel
Peter Weiss’ın Direnmenin Estetiği – “Yüzyılın Romanı”na Yaklaşımlar

"Direnmenin Estetiği sıradan bir roman değildir. Sadece roman da değildir. Benim idealimdeki romanın beni aşmış çok güzel bir örneğidir. Batıda birçok yazarla tanıştım, ama benim genellikle bu yönde pek bir girişimim olmamıştır. İlk defa çok üzüldüm; ki kendisiyle de aynı kuşağı paylaşıyoruz ve o dönemde de Almanya’ya çok gittim geldim, ama maalesef Peter Weiss’la tanışamadım. Bunu çok isterdim… Bu roman beni aşan bir roman. Şu anlamda: Bir defa, tarihin estetik yükünü, emeğin o temel yapısını bu kadar güzel anlatmak çok zor. Avrupa tarihini çok güzel bir biçimde yansıtıyor. Gerçeği çok ince eleştirilerle sunuyor… Romanla ilgili temel duygularım bunlar. Tabii ki eleştirilerim de var, ama hayatta eleştiriye konu olmayacak ne var ki zaten. Bence bu kitap okunmalı ve okutulmalıdır. Bana bu kitabı okuma şansı veren çevirmenlere de çok teşekkür ederim." Vedat Türkali

Kapat