Bir Çeviri Hırsızlığını Nereye İhbar Edebilirim?

Posted by on Mayıs 26, 2006 in Güncel, Kitap, Tarih

Öfkeme rağmen serinkanlı ve duygusuz olmaya çalışarak yazıyorum:

Daniel Defoe’nun meşhur Robinson Crusoe’sunun tam metin bir çevirisi var, biliyorsunuz. 1934’te (annemle aynı yıl) Van’da doğan; bütün fırsat eşitsizliklerine karşın 1960’ta İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitiren; ertesi yıl aynı fakülteye asistan olarak giren; 1965’te doktor, 1972’de doçent, 1978’de profesör olan; Mîna Urgan’ın D.H. Lawrence (YKY, 1997) kitabını adadığı (Mîna Hoca, kitabını “Sevgili öğrencim ve meslektaşım Akşit Göktürk’e” sözleriyle adıyordu; kitabın editörü olan ben de arka kapak yazısını “Üç ustaya üç kat saygıyla okunacak bir kitap” diye bitirmiştim) ve 1988’de kaybettiğimiz Akşit Göktürk’ün çevirisi. Üstelik çok iyi bir çeviri bu: Yayımlandığı 1969 yılında Göktürk’e Türk Dil Kurumu’nun Çeviri Ödülü’nü kazandırmıştı.

Kitabın ilk baskısı Kök Yayınları’nca iki cilt halinde ve Grandville’in gravürleriyle yapılmıştı. İkinci baskısı ancak 1983’te Can Yayınları tarafından tek cilt olarak ve resimsiz yapıldı. 1992’de Görsel Yayınları gene tek cilt ve resimsiz bir üçüncü baskı yaptı. 1997’de YKY’nin Doğan Kardeş Kitaplığı’ndan çıkan resimsiz tek ciltlik baskı yenilendi, bu Temmuz’da Grandville’in gravürleri eklenerek tek cilt halinde çıktı.

Şu sırada piyasada bir Robinson Crusoe çevirisi daha var: Akyüz Yayın Grubu’nun bu yıl çıkardığı Tanya Can çevirisi (tek cilt ve resimsiz).

Elbette, bir kitabın sadece bir çevirisi olur diye bir şey yok. Örneğin ben Emily Dickinson, William Blake, Jorge Luis Borges, Anna Kavan ve başkalarından çeviriler yaptım; bu yazar ve şairleri başkalarının da çevirmesi, bana hem yazarlara hem onlara hem de kendime meydan okuma şansı tanıdığı için, bir çevirmen olarak beni ancak mutlu eder. Eminim Akşit Göktürk sağ olsaydı Robinson Crusoe’nun bu yeni çevirisi karşısında –kendine güvenen her meslek erbabı gibi– gönenir, rakibini kutlardı.

Ama, bir çevirmeni ve bir yayınevini 33 yılda ancak 5 kez basılabilmiş bir kitabı, üstelik farklı bir çeviriyle, yeniden basmaya yönelten güdünün ne olabileceğini anlamak için Tanya Can’ın çevirisine bakmak istedim. Önce, itiraf edeyim, kötü niyetle: “Hiçbir çevirmen böyle bir kitabın altına sıfırdan girmez” gerekçesiyle, Can’ın Göktürk çevirisinden “yararlanmış” olabileceğini düşünüyordum. İlk cümlelerde görülen, kimi ekleme ve çıkarmalar (yoksa atlamalar mı?) ve Defoe’nun uzun cümlelerinin bölünmüş olmasıydı. Bu durum, örneğe gerek duyulmayacak kadar görmezden gelinebilir – di.

Ama kötü niyetim hâlâ giderilememişti: Minareyi çalan (bir çeviriyi eğip büküp kendi çevirisi diye yutturmaya çalışan) kılıfını hazırlardı (meraklısı iki çeviriyi baştan başlayarak karşılaştırır diye düşünerek önlemini alırdı). İşte o zaman, Can’ın çevirisiyle Göktürk’ün çevirisinin YKY 2002 baskısını ortadan ve sondan da karşılaştırmayı düşündüm.

Ortalarda herhangi bir sayfayı açtım: “Durumları söylemiş; İnsan gücü olarak,” (s. 398). Bu ibaredeki “söylemiş”in “şöyleymiş” olması gerektiğini düşündüm. Göktürk’ün çevirisinde (s. 337) öyleydi nitekim. Ama Kök baskısında gene “söylemiş” olduğunu gördüm.

Bir de son paragrafa bakmak yeterliydi – öyle sandım.

Tanya Can çevirisiyle:

“Yetmiş iki yıl, çok karışık bir yaşam sürdükten; bir köşeye çekilmenin, son günlerimi barış içinde geçirmenin mutluluğunu öğrendikten sonra, kendimi daha fazla yormamaya kararlı olarak, şimdi bütün yolculuklarımın en uzununa hazırlanıyorum.” (s. 603)

Akşit Göktürk (YKY, 2002) çevirisiyle:

“Yetmiş iki yıl, çok karışık bir yaşam sürdükten; bir köşeye çekilmenin, son günlerimi barış içinde geçirmenin mutluluğunu öğrendikten sonra, kendimi daha fazla yormamaya kararlı olarak şimdi bütün yolculuklarımın en uzununa hazırlanıyorum.” (s. 503)

Gördüğünüz gibi tek fark, Can’ın çevirisinde fazladan bir virgül olması. Ama Göktürk’ün çevirisinin Kök baskısında o virgül var. (Akşit Göktürk alıntısını gerçekten yazdım; Tanya Can alıntısını kopyalayıp o fazla virgülü silmek daha kolaydı oysa!)

Sondan bir önceki paragrafın sonu Göktürk’te (iki YKY baskısında da) şöyle: “Ocak 1705 sonunda Londra’ya vardım.” Tanya Can’da ise aynen şöyle: “1705 yılı ocağının onunda Londra’ya vardım.” Bu ibare –ve bütün paragraf– Göktürk çevirisinin Kök baskısında Tanya Can çevirisiyle bire bir aynı. Doğrusu da bu: Crusoe Londra’ya 1705 yılının Ocak ayının sonuncu değil onuncu günü varıyor. Söz konusu yanlışlık, kitap ya Can Yayınları ya Görsel Yayınlar ya da YKY’de dizilirken yapılmış olmalı. Acı bir doğru: Tanya Can hırsızlık yaparken bir yanlışı doğrultmuş.

Tekrar başa dönüp iki çevirinin ilk kez çakıştığı yeri bulmak istedim: Can’ın çevirisinin 9. sayfasında “Bu sözler bana gerçekten dokunmuştu.” diye başlayan paragraf Göktürk’ün çevirisinde de (s. 17-18) aynı cümleyle başlıyordu. Bu arada, o paragrafa gelene kadar birkaç paragraf, bu arada bu paragrafın hemen öncesindeki de, Can’ın çevirisinde atlanmıştı.

Sonuç: Tanya Can Robinson Crusoe’yu çevirirken galiba Göktürk çevirisinin Kök baskısını elinin altında bir yerlerde tutmuştu.

Artık duygusal olmaktan korkmadan yazıyorum:

Tanya Can’ın ve Akyüz Yayın Grubu’nun yaptığı, meslek ahlakı açısından yanlıştır ve –umarım mümkün olan en ağır cezayı gerektiren– bir suçtur.

Ölüsoyuculuktur. Okurlara, çevirmenlere, yayıncılara ve adalete ihbar ediyorum.

 

Akşam-lık (Akşam gazetesi eki), Sayı 18, 6 Eylül 2002

 

Çeviribilim’den: Bundan dört yıl önce yayınlanan bu yazının bir sonuç vermediği günümüzde hâlâ Celal Öner adıyla yayınlanan intihallere bakılarak da (Ölü Canlar [internet kitap satış sitelerinde bu kitabın çevirmen ismi değiştirildi] ve Robinson Crusoe), Akyüz’ün Robinson Crusoe’sunun hâlâ satışta olmasına bakılarak da anlaşılabilir. Peki Tanrım, yazmak, duyurmak da işe yaramıyorsa, ne yapmak lazım, gülerek seyretmek mi lazım? Akşit Göktürk ölmüş, soyulmuş; Vedat Gülşen Üretürk ölmüş, soyulmuş. İnsanın içinden anlamsızca şöyle demek geliyor: “Bir intihal daha var, o da ölmek mi dersin? Söyle canım, ne dersin?”

Robinson Crusoe çevirisi tükenmiş olan Tanya Can’ın ayrıca bir Madam Bovary “çevirisi” de bulunuyor:

Robinson Crusoe / Çeviren: Tanya Can
Madam Bovary / Çeviren: Tanya Can
Daha fazla Güncel, Kitap, Tarih
Kitap Çevirmenleri Birliği: ÇEV-BİR

ÇEV-BİR'e üye olmak için aranan tek koşul yayınlanmış bir çeviri kitap sahibi olmak. ÇEV-BİR'in başlıca hedeflerinden biri, kitap çevirmenlerinin yayınevleriyle ilişkilerindeki hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesinde belli standartları yerleştirmeye çalışmak. Yayıncılar Birliği'yle işbirliği içinde yayınevi-çevirmen ilişkilerini düzenleyecek belli ilke ve kurallar üzerinde anlaşılarak bunların kamuoyuna duyurulması, bu amaçla hazırlanan tipsözleşmenin yaygınlaştırılması tasarlanıyor. Birlik çevirmenlerin yayınevleriyle yaşadığı güçlüklerin çözümünde kolaylaştırıcı bir rol oynamayı da amaçlıyor. İntihal vakalarının araştırılması da ÇEV-BİR'in faaliyet planının ilk sıralarında yer alıyor.

Kapat