Küçük Bir (İleri-Geri) Çeviri Serüveni

Posted by on Haziran 12, 2006 in Çevirmen

Feyyaz Kayacan’ı anarak

1992’ydi. Feyyaz Kayacan sağdı. Kadıköy’de Akmar Pasajı’nda Celal Gözütok’un sahaf dükkânında Tuğrul Tanyol’la karşılaştım. Elinde tek yapraklı İngilizce bir broşür/kitap istek formu vardı. Form, Feyyaz Kayacan’ın İngiltere’de The Rockingham Press’ten çıkardığı Modern Turkish Poetry adlı antolojinin istek formuydu. Bir yüzünde Nâzım’dan bir şiir (“My Funeral”), öbür yüzünde ise Tuğrul’un bir şiiri (“The Wind”) vardı. Feyyaz Kayacan’ın İngilizceye çevirileriyle.

Nâzım’ın o şiirini –tabii ki– biliyordum. Tuğrul’un şiirini ise hiç görmemiştim. “Ben bunu bir geri-çevireyim, bakalım aslına ne kadar yakın düşecek?” dedim Tuğrul’a. “Pek yakın düşmez” dedi. (Önce normal bir tespit diye baktım bu yoruma. Sebebini tam olarak sonradan anladım) Yine de formun bir fotokopisini aldım ve “The Wind”i “Rüzgâr” adıyla geri-çevirmeye koyuldum.

 

Kitap istek formundaki Kayacan çevirisi buydu:

 

THE WIND

 

When my eyes are averted I can hear

The wind at the back my house

but when I look, silence is everywhere.

 

Outside the window, the branch of a tree:

the wind hidden and ripe in the stone of every fruit.

 

Benim geri-çevirim de bu:

 

RÜZGÂR

 

Gözlerim başka yerdeyken işitebiliyorum

evimin arkasındaki rüzgârı:

ama dönüp baktığımda her taraf sessiz.

 

Pencerenin dışında bir ağacın dalı var:

meyve çekirdeklerinde saklı ve olgun rüzgâr.

 

Geri-çevirim yeni bitmişti; sanırım bir Borges çevirisi için Metis Çeviri’leri karıştırıyordum. 1988 yılında çıkan 4. sayıda “Rüzgâr”a ve Kayacan çevirisine (“The Wind”) rastladım. (Daha önce görmüştüm ama üzerinde durmamıştım demek ki; şiirin ne aslını ne de İngilizce çevirisini gerçekten hiç hatırlamıyordum.)

“Rüzgâr”, yani şiirin aslı, işte bu:

 

RÜZGÂR

 

Evimin ardında rüzgâr

Ben bakmayınca ses veriyor

Ben bakınca her yer sessiz

Pencerenin dışında ağacın dalı

İncirinde rüzgâr saklı.

 

Kayacan’ın Metis Çeviri’de çıkan, kitap formundakinden sadece noktalama ve kıta bölümlenmesi açılarından küçük farklar içeren çevirisi “The Wind” de bu:

 

THE WIND

 

When my eyes are averted I can hear

The wind at the back of my house.

But when I look, silence is everywhere

Outside the window, the branch of a tree.

The wind hidden and ripe in the stone of every fruit.

 

Bu çeviriyi de geri-çevirdim. Şöyle:

 

RÜZGÂR

 

Gözlerim başka yerdeyken işitebiliyorum

Evimin arkasındaki rüzgârı

Ama dönüp baktığımda her taraf sessiz.

Pencerenin dışında bir ağacın dalı var:

Meyve çekirdeklerinde saklı ve olgun rüzgâr.

 

(Tabii bu geri-çeviri öncekinin bir versiyonu aslında.)

 

Şimdi şiirin aslı, ilk hali elimdeydi artık: “Rüzgâr”ı bir de ben İngilizceye çevirdim – bütün bu aşamaları elimden geldiği kadar bir yana bırakıp, çevirimi etkilemelerini engellemeye çalışarak. Umarım başarmışımdır:

 

THE WIND

 

The wind at the back of my house

Sounds whenever I don’t look;

When I look, silence is everywhere

Outside the window, the branch of the tree;

In its fig is hidden the wind

 

Kırılacak bir tek çubuk kalmıştı, onu da kırdım: kendi çevirim olan “The Wind”i de geri-çevirdim:

 

RÜZGÂR

 

Evimin arkasındaki rüzgâr

Ses veriyor bakmadığım zamanlar;

Baktığım zaman her taraf sessiz.

Pencerenin dışında ağacın dalı,

İncirinde rüzgâr saklı

 

Görüleceği gibi son iki dize şiirin aslındakilerle aynı. Bu sonuçta (artık) şiirin aslını bilmemin dahlinin çok az olduğunu düşünüyorum. Geri-çevirinin cilvelerinden biri olsa gerek. Ne olursa olsun, benim için ilginç bir çeviri serüveniydi. Başkalarını da ilgilendirebileceğini umuyorum.

(Bu yazı daha önce TÖMER, Yıl 1, Sayı 3, Güz 1994’de ve Muhayyelat adlı dergide yayınlanmıştır.)


Daha fazla Çevirmen
Çeviriye Bilimsel Bakış Ve Türkiye’deki Gelişmeler

Ama kuramsal çalışmaların; eğitim olarak, çeviri eleştirisi olarak veya çeviri tartışmaları olarak uygulama alanına yansıması gerek. Eğer bu bağlantılar kurulmazsa çeviri kuramı da anlamsızlaşır. Türkiye’de çeviri gerçeklerine, özellikle de çeviri tarihine yönelik araştırmalar bilimsel ölçüler içinde yapıldıkça bu kopukluğun da bir ölçüde aşılacağını umabiliriz. Bu önemli bir nokta, çünkü gerçekte çevirmenler kuramsız hareket etmiyorlar. Çoğu kez spekülatif genellemeler çeviri kararlarını etkiliyor veya çevirinin gereklerini hissederek hareket eden çevirmenler kendilerini yanlış genellemelerin baskısı altında hissedebiliyorlar.

Kapat