Kitap Çevirmenleri ve Eser Sahipliği

Posted by on Haziran 21, 2006 in Etkinlik, Güncel, Kitap

Kitap Çevirmenleri Birliği (Çevbir), toplumsal gelişmelere yönelik ilgisini 20 Haziran 2006 günü gazeteci, yazar ve yayıncılarla ortak olarak yaptığı ilk basın açıklamasında ortaya koydu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB), Kitap Çevirmenleri Birliği ve Uluslararası Yazarları Birliği (PEN) Türkiye Merkezi, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği bugün (20 Haziran) TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda ortaklaşa “Terörle Mücadele Yasa (TMY) Tasarısı’nın basın yayın özgürlüğüne etkileri” konulu toplantı düzenledi.

..

“TMY’nin bazı maddelerinin değiştirilmesi tasarısının basın yayın özgürlüğüne etkileri” başlıklı toplantıda sözcü olarak TGC Başkanı Orhan Erinç, TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, TYB Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tüzüner, PEN Türkiye Merkezi’nden Müge Sökmen, TYS Başkanı Enver Ercan, ve Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği’nden Tuncay Birkan hazır bulundu. (“TMY Geri Çekilsin,” bianet, 20.06.2006)

Basın açıklamasını izleyenler arasında yer alan yayıncı Ragıp Zarakolu çevirmenler açısından ilginç bir noktaya değinmiş:

Yayıncı Zarakolu çevirmenlerin telif hakkı için “eser sahibi” konumlarının yasalarca sağlandığını ancak bu avantajın bile tasarıyla çevirmenler aleyhine çevrildiği ve çevirmenin “eser sahipliği” sıfatıyla yargılanabileceğine vurgu yaptı.

Gerçekten de bu önemli bir konu. Çevirmen eser sahibi midir ya da çeviri eserdeki rolü nedir, çevirdiği eseri bilerek mi seçer, yoksa sadece yayınevinin teklif ettiği bir iş olarak mı üstlenir? Yazar ve çevirmen çeviri sürecinde ve sonrasında nasıl bir ilişki içindedir? Çeviri eserin kaynak metinden farklılıklarını denetleyen bir süreç var mıdır?

Ragıp Zarakolu yayımladığı bir çeviri kitap nedeniyle 22 Eylül 2005 tarihinde ilk celsesi başlayan bir davada yargılanıyor. Dora Sarkanyan’ın dedesi Garabed Haçeryan’ın 1922 yılı, İzmir hatıralarını derlediği bu kitap Türkçeye Atilla Tuygan tarafından Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları. Garabet Haçeryan’ın İzmir Guncesi (2005) adıyla çevrilmiş ve Belge Yayınları tarafından yayımlanmıştı.

Ermeni Yazarlar Birliği ve Ermeni Genocide Enstitüsü-Müzesi’nin 6 Haziran 2006 tarihli ortak basın açıklamasına göre, ilk olarak Batı Ermenice (1995), daha sonra İngilizce (1997), Fransızca (2000) , İspanyolca (2001) ve Yunanca (2001) çevirileriyle yayınlanan kitabın Türkçesi, Doğu Ermenice ve Rusça çevirilerinin yayınlarıyla eşzamanlı olarak gerçekleşmiş. Kitabın Almanca çevirisi de tamamlanmış, yakında yayınlanacakmış.

Bu basın açıklamasında ilginç bir bölüm var.

Türkçe uzmanı olan, Lusineh Sahakyan kitabın Türkçe versiyonu üzerinde durdu. Yayıncı Ragıb Zarakolu’na Türkiye’de böyle bir kitap yayınlamayı cesurca kabul ettiği için, ve çevirmen Atilla Tuygan’a çalışmasının buna layık niteliğinden ötürü teşekkür etti. “Türkçe çevirinin kesinliğinden emin olmak için rasgele bazı karşılaştırmalar yaptım,” dedi Sahakyan, “ve Tuygan’ın özgün Ermenice metni mükemmel bir şekilde aktarmakla kalmayıp, Sakayan’ın giriş yazısının sonucunu, başka birkaç retorik soru daha ekleyerek ve onun metnini Türk okuruna daha ikna edici ve çekici bir şekilde aktararak genişletmiş olduğunu görüp hoşnut oldum.” Shakayan bunun ardından Türkçe metindeki bu ek cümleleri Ermeniceye çevirmeye başlayıp şunları söyledi: “Türk yetkililerinin onyıllardır Ermeni genocide’siyle ilgili bilgileri kamuoyundan, tarih kitaplarından ve okul müfredatından uzak tuttuğu bilinmektedir. Türk halkının Osmanlı yönetimi altındaki ve Smyrna’daki [İzmir] Ermeni nüfusunun kaderi hakkında yanlış bilgilendirilmiş olmasına ve Modern türk hükümetinin resmi inkarcı görüşlerini savunmasında şaşılacak bir şey yok. Bilgilendirilmemiş Türk yurttaşları için, bu kitap Ermeni genocide’siyle ilgili gerçek bir bilgi kaynağı.”

Toplantının sonunda söz alan Dora Sarkanyan Türkçe çeviriyle ilgili şunları söylemiş:

“Dedemin günlüğü artık dokuz dilde mevcut ve ben misyonumu tamamlanmış sayıyorum. Fakat, bu çeviriler dizisindeki en değerli çeviri bana göre Türkçe olandır ..”

Dolayısıyla Türkçe çevirinin özel bir önem kazandığı, karışık bir durum ortaya çıkmış görünüyor: Türkçe çeviri kaynak metinden farklı. Kaynak metnin yazarının bu duruma bir itirazı yok. Fakat konuyla ilgili başka temel metinler de çevirmiş olan Atilla Tuygan, doğrudan yazarın metnine müdahale ederek genişletmiş: metinde eksiltme yapsaydı sansür yapmış olacaktı, bu durumda ne yapmış oluyor? Dahası, bu durumda eser sahibi sayılmazsa, ne sayılabilir? Yazar izin verse bile, çevirmenin metne ekleme yapmaya hakkı var mıdır?

 

İlgili okuma: “‘Tabu’ya İlk Yumruk,” Radikal, 3.10.2005. 1990’lardan bu yana konuyla ilgili çeviri yayınların bir tarihçesi.



Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları / Çeviren: Atilla Tuygan


Daha fazla Etkinlik, Güncel, Kitap
Seyretmek İstemiyor Musunuz? .. İsteyeceksiniz..

Uluslar arası kültür endüstrisinin yerel pazarlarla kurduğu ilişkinin ilginç boyutlarını sergileyen bir olay yaşanmış 17-20 Haziran tarihleri arasında. 17 Haziran’da...

Kapat