Saraylıların Hayatı/Çevirmenin Hayatı

Posted by on Temmuz 13, 2006 in Güncel

“Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yüzyılın projesi olarak nitelenen BTC Petrol Boru Hattı’nın açılışına katılacak konuk devlet başkanları ve hükümet temsilcileri onuruna, dün akşam Çırağan Sarayı bahçesinde ’eşsiz’ yemek verdi.

Yemeğe, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin de aralarında bulunduğu 650 davetli yemeğe katıldı. Yemek saat 19.30’da kokteylle başladı. Konukların saat 20.15’te yemeğin verileceği bölüme geçti. Sezer, saat 20.30’da beraberinde Aliyev, Saakaşvili ve Başbakan Tayyip Erdoğan ile bahçeye indi. Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, bazı bakanlar aynı masada yer aldı. Konuklara ızgara sebze kulesi, sebzeli keşkek, ızgara dana madalyonları, cevizli ve krokanlı parfe, içecek olarak da Sarafin Füme Blanc 2004 (beyaz) ile Özel Kav Boğazkere Öküzgözü 2003 (kırmızı) şarapları sunuldu. Engin Titiz yönetimindeki Vals Orkestrası, klasik müzik eserleri ile Türk, Azeri ve Gürcü müziklerini çaldı. Güvenlik görevlileri yemekten önce köpekle bomba araması yaptı. Çırağan Sarayı bahçesi, denizden de Sahil Güvenlik ve deniz polisi tekne ve botlarıyla korundu. Sezer, yaptığı konuşmada ‘Hattın tasarım ve yapımı sırasında bölgesel ve uluslararası alanda sergilenen işbirliği ve dayanışma, bölgemizde barış ve istikrarın pekiştirilmesine ve kalkınmaya ivme kazandıracak’ dedi.” (Hürriyet, 13 Temmuz 2006)

İşte saraylılar yemeklerini yer, müzik dinlerken, ben, aciz çevirmen de, Ortaköy’deki evime gitmek üzere Kabataş’ta otobüs bekliyordum. Otobüs gelmiyordu, nedenini bilmiyordum. Gece saat dokuzdan on onbeşe kadar sabırla bekledim, sonunda pes ettim, Beşiktaş’a giden bir araca bindim. Beşiktaş’ta, Ortaköy’e giden yolun tıkanmış olduğunu, arka arkaya turistik otobüslerin sıralanmış olduğunu gördüm. Polis yolu kesmiş, sadece bu araçlara yol veriyordu. Yürümeye başladım, polisler, güvenlikçiler, rehberlerle doluydu kaldırım, yolun tek yönü açıktı, o zaman Kabataş’a niye otobüs gelmediğini anladım. Çırağan Sarayı’nda bir şey oluyordu, yolu kapatmışlardı. Siren, telsiz gürültüleri, polis koşuşturmaları arasından Ortaköy’e yürüdüm.

Bu en kötüsüydü, ama aslında her akşam böyle oluyor: Beşiktaş’tan Sarıyer’e uzanan kıyıda yaşayan halk, her akşam kıyı saraylarına, yalılarına, tavernalarına eğlenmeye gelenlerin yarattığı trafikte, otobüste oturmuş bekliyor: öğretmenler, öğrenciler, çevirmen, memur, ayakkabı tamircisi, inşaat işçisi, turist rehberi, işsizler.. bekleyip patlatılan havai fişekleri seyrediyoruz. Ortaköy gibi görece yakın yerlerde yaşayanlar otobüsten inip yürüyor, sonra eve gidiyoruz, televizyonu açıp sarayda, yalıda, tavernada kimlerin eğlendiğini görüyoruz. Her gün böyle oluyor.

Bu kez çok büyük bir amaç için işten dönerken beklemiş, yürümüş, yorulmuşuz: “bölgesel barış ve istikrar” için. İnanmıyorum, ama kulağa hoş geliyor. Dilerim, bir gün biz de otobüsten inip sarayda yemek yer, semtimizin barış ve istikrarı için içer, müzik dinleriz. 

Daha fazla Güncel
TDK’nın Yetkisinde Erkeklik, Kızlık, Censure

Ya da, bu kurum kadını küçültücü başka sözcükleri ve kullanımlarını da değiştirecek mi? Örneğin, “örtünmek”in 2. anlamı aynı sözlükte şu şekilde tanımlanıyor: “Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek.” Hangi din açısından sorusu bir yana, kadının görünmesi sakıncalı olan yerler mi var, erkeğin de var mı, neden belirtilmiyor? Ya da “baş örtüsü” şöyle tanımlanıyor: “Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü, başörtü, eşarp.” Kadınların saçlarını örtmesi mi gerekiyor? Ya da “erkeklik,” “1. Erkek olma durumu. 2. Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik. 3. Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü.” olarak tanımlanırken “kızlık” şöyle tanımlanıyor: “1. Cinsel ilişkide bulunmamış bayanın durumu, erdenlik, bakirlik, bekâret, bikir. 2. Bir kadının evlenmeden önceki yaşantısıyla ilgili, o döneme özgü.” Erkekler fizyolojik göreve mi sahip, yoksa erkek olamama durumuna mı geçiyorlar? Kadınlar için bu tanımdan, yani cinsel ilişki ve evlenmeye göre tanımlanmaktan daha küçültücü bir şey var mı?

Kapat