“Şair Kadar Çevirmen Var”

Posted by on Aralık 8, 2005 in Etkinlik, Güncel

IMAG0049.JPG

ÇEFOR, Çevirmenler Forumu bugün büyük bir katılımcı ilgisiyle başladı. Forumun ilk oturumu Mesleki Örgütlenme Girişimleri başlığını taşıyordu. Bu oturumda ilk söz alan Türkiye Yazarlar Sendikası başkanı Enver Ercan, yayıncılık dünyasında, özellikle de Varlık dergi ve yayınevinde karşılaştığı çevirmenler ve çevirmen adaylarıyla ilgili gözlemlerini aktararak canlı bir giriş yaptı: “Sabahattin Kudret Aksal’ı tanımadan şiir çevirisi yapmaya gelenler oldu .. Yayınevlerinin temel sıkıntısı iyi çevirmen bulmak oluyor, çok sayıda çevirmen adayı geliyor, aralarında nitelikli olanını bulmak güç oluyor. .. Şair kadar çevirmen var.” Enver Ercan, çevirmenlerin yayınevleriyle ilişkilerinde ekonomik sıkıntı yaşamasının önüne geçmek üzere bir öneri getirdi: “Yayınevlerinin çeviri bir kitap yayımlarken, çevirmenle yaptığı sözleşmeyi ortaya koyması, bu sözleşme olmaksızın kitabı yayımlayamaması şart koşulabilir.”

Daha sonra söz alan BESAM başkanı Alpay Kabacalı, Türkiye’de meslek birliklerinin kurulma tarihçesini aktardı. Bir kanun hazırlanmış olmasına rağmen, uzun zaman ilgili tüzük hazırlanmaması nedeniyle ancak 1987 yılında meslek birliği kurma olanağının ortaya çıktığını belirtti. İlgili kanunun ihtiyaca karşılık vermediğini söyleyen Kabacalı, bu kanunda çevirmenlerin, “İşleme ve Derleme Eser Sahipleri” bölümünde yer alabileceklerini, burada kastedilen eserin de dille ifade edilen her şey olabileceğini öne sürdü. Bu açıdan çevirmenlerin meslek birliğinin önünün tıkanmış olduğunu belirtti.

IMAG0053.JPG

EDİSAM adına katılan Tuğrul Paşaoğlu, bu meslek birliğinin korsan yayınla mücadele önemli bir yol aldığını söyledi. Yayın sürecinin denetimi için kullanılan bandrollerin, uygulamada yeterli olmadığını belirterek, “Ders kitaplarından bandrol alınmıyor, ayrıca 96 sayfadan az olan kitap için bandrol zorunluluğu yok, bir bakıma böyle bir kitap eser sayılmıyor” dedi. Paşaoğlu’na göre, hak arayışı için sürekli mücadele etmek zorunlu. Paşaoğlu, ayrıca yakın bir tarihte, telifi geçmiş eserlerin piyasadaki baskılarına ilişkin bir rapor hazırlayacaklarını, bu raporda hangilerinin doğru ve tam çeviri olduğunu saptamaya çalışacaklarını belirtti.

Birinci oturumun son konuşmacısı Çeviri Derneği başkanı Hasan Anamur’du. Anamur, derneğin Uluslararası Çevirmenler Federasyonu’nun (FIT) ilk beş kurucu üyesi arasında yer aldığını, bu dönemde Türkiye’nin özel bir ilgi konusu olduğunu, ama zamanla bu ilginin azaldığını dile getirdi. Derneğin UÇF’nin Unesco’yla birlikte çevirmenler için kabul edilmiş uluslararası ölçütlere geçerlik kazandırmaya çalıştığını, bünyesinde çevirmenleri ve çeviri işletmecilerini (editörler, yayıncılar, tercüme bürosu işletmecileri vb.) barındırdığını söyleyerek, “çeşitli derneklerden oluşacak bir çevirmen odası” önerisini getirdi. İlgili bakanlığın kendilerine “esnaf ve sanatkarlar odasına kayıt olmayı” önerdiğini, ama bunu uygun bulmadıklarını söyledi. Bitirirken, Enver Ercan’ın “yayınevlerinden yayın yapabilmek için çevirmen sözleşmesi talep edilmesi” önerisini, UÇF ölçütleri arasında yer almayan, dikkate alınması gerekli bir öneri saydığını belirtti.

IMAG0065.JPG

İlkiyle aynı başlığı taşıyan ikinci oturum Birleşik Konferans Tercümanları Derneği başkanı Yiğit Bener’in konuşmasıyla açıldı. Bener, sözlü çevirmenlerin sayısının nüfusa oranla az olduğunu, fakat bunun genel olarak bütün dünyada böyle olduğunu belirtti. Başlangıçta iki ticari şirketin temsilciliğini yapan konferans çevirmenleri derneği olduğunu, bunların 90’lı yılların sonunda mesleki birlik oluşturarak haklarını daha sağlıklı savunmak üzere birleştiğini söyledi. Dernekle işleyişiyle ilgili olarak, dernek içinde her türlü konunun genel uzlaşma sağlanıncaya dek tartışıldığını tartışıldığını, konuların Aday Yeterlik Kurulu, Meslek Koşulları Kurulu, Etik Kurulu, Akademi Kurulu gibi çeşitli kurullar içinde ele alındığını aktardı. Derneğin uygulayımsal çalışmaları ve etkinliğiyle ilgili olarak, kısa bir süre önce yabancı bir büyükelçinin sözlerinin çevirisiyle ilgili olarak yaşanan, bir konferans çevirmeninin hatalı çeviri yaptığına ilişkin çıkan yanlış haberlerin düzelttirilmesi olayını hatırlattı. Bener’e göre konferans çevirmenlerinin başkalarını eğitmesi önemlidir, çünkü “iyi çeviri iyi çevirmenin önünü açar, kötü çeviri iyi çevirmeni kovar.” Bener, konuşmasını, genel bir meslek birliğinde erimeyi kabul edemeyeceklerini söyleyerek bitirdi.
Kitap Çevirmenleri Girişimi adına söz alan Feryal Halatçı girişimin kısa bir tarihçesini aktardı. 2003 yılında on kadar çevirmenin bir internet grubunda başlattığı tartışma ortamının bugün 500 kadar kitap çevirmeninin uğrak yeri haline geldiğini, bu tartışma ortamında çevirmenlerin dilsel, örgütsel, sosyal çok çeşitli sorunlarını konu ettiğini belirtti. “Herkesi duymak, herkesin tartışmasını istiyoruz” diyen Halatçı, çevirmenlerin ekonomik ve sosyal haklarının yeterince sağlanmadığına değindi. “Çevirmenliğin saygın bir meslek haline gelmesini istiyoruz,” dedi. Bunun için yayınevleriyle imzalanacak, %7’lik bir standart getiren bir tipsözleşme hazırladıklarını, örgütlenme çalışmalarıyla ilgili çeşitli bildiriler hazırladıklarını ve bunları çevirmenlere, okurlara, yayınevlerine gönderdiklerini belirtti. “Ayrıca herhalde başka bir benzeri olmayan bir çalışma yaptık, 80 kadar çevirmen ortak bir kitap çevirdi, (10. yüzyıldan bir Japon yazarı olan) Sei Şonagon’a ait olan ve yakında yayınlanacak olan bu kitabın gelirini meslek birliği kurma çalışmalarımız için kullanacağız.” Meslek birliğini çevirmenin haklarını koruyacak bir temsilci olarak düşündüklerini belirten Halatçı, okurların da çevirmene destek vermesi gerektiğini, bir çeviriyi beğendiklerini ya da beğenmediklerini yayınevlerine duyurmalarının böyle bir destek olacağını söyledi.

Öğleden sonraki üçüncü, Mesleki Örgütlenmenin Hukuki Boyutu başlıklı oturumda, ilk konuşmacı İÜ Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Aslan Kaya oldu. Kaya, kanuna göre eserin tanımının ne olduğunu ve “hususiyet” kavramının bir eserle sahibi arasında ilişkiyi belirlediğini dile getirdi. Bir şeyin eser olabilmesi için kanunun öngördüğü biçimde şekillenmiş olması gerektiğini belirtti. “Tercüme, kanunda bağımsız bir eser olarak düzenlenmemiş, işlenme ya da işleme eser olarak tanımlanmıştır” diyen Kaya, çevirinin “sahibinin hususiyetlerini yansıtan özel bir çaba olduğunu, kanunun onu da koruma altına almış olduğunu” söyledi.

Aslan Kaya’nın ardından söz alan BESAM avukatı Sabri Kuşkonmaz (hoş bir tesadüfle, ikisinin fakülteden sınıf arkadaşı olduğu anlaşıldı) öncelikle meslek birliğinin anlamı üzerinde durdu. “Meslek birliği para merkezlidir, meslek sahibine bilirkişilik, temsilcilik yapar” diyerek, kanunun belirlediği eser sahipliği alanlarında birden fazla meslek birliği kurulabileceğini, fakat öncelikle neyin amaçlandığının kesin olarak belirlenmesi gerektiğini belirtti. Kuşkonmaz, çeviri eserin niteliğinin saptanması sırasında, estetik hususunun kanundakinden daha geniş kapsamlı tutulması gerektiğini, alana göre tanımlanması gerektiğini söyleyerek reklam çevirisi gibi özel örneklere dikkat çekti.

Bu oturumda son sözü alan avukat ve hukuk çevirmeni Turgut Ağar, bağımsız bir çevirmen örgütlenmesinin önünün kapatılmış olduğunu söyleyerek başladı konuşmasına ve bütün çevirmen gruplarının birlikte lobi çalışması yaparak İşleme ve Derleme kapsamı içinde örgütlenmesi gerektiğini belirtti. Sivil toplumun güçlü olduğu ülkelerde derneklerin güçlü olduğunu belirten Ağar, bu derneklerin çok sayıda üyeye sahip olduğunu hatırlattı. “Örneğin Amerika’da meslek birliği yok, Avrupa’da az sayıda var, hak korumasını dernekler üstleniyor.” başvurulan kanun maddesinin ödünç alındığı Anglosakson hukuku içinde telif hakları, eser tanımının ikinci yazara denk olduğunu belirten Ağar, bu hukukta çevirinin eser olarak tanınmasının özgün esere bağlı olmadığını söyledi. Ağar konuşmasının sonunda mütercim tercümanlık bölümlerinden mezuniyetin belli miktarda çeviri yapmaya bağlı olması, staj çalışmalarına ağırlık verilmesi, öğrencilerin öğrencilik döneminde alan belirlemesi yapmalarına destek olunması gibi öneriler getirdi.

Oturumların ardından, foruma katılanların tartışmalarla ilgili genel görüşlerini dile getirdiği bir açık oturum yapıldı. Daha sonra forum kokteylle sona erdi.

Daha fazla Etkinlik, Güncel
Çölde Çeviri

Dostoyevski ve Tolstoy çevirilerinin sansürlendiğini, eksik çevrildiğini ya da değiştirildiğini söyleyen biri çıkmış. Dostoyevski çevirilerinde Türklerle ilgili bölümlerin, Büyük Engizitörle...

Kapat