Uzmanlık Çevirisi

Posted by on Haziran 1, 2006 in Kuram

Teknik çeviri yazınsal çeviri kadar görünürlük kazanmıyor. Oysa bunlar örtüşen, birbirini kesen ve içeren çeviri alanları. Sizce teknik çevirinin, sözgelimi hukuk çevirilerinin günlük hayattaki yeri nedir? Türkiye gibi hukuk kurallarını eski Türkçe ve yabancı dillerden çeviri yoluyla oluşturmuş bir örneği ele almak için çeviribilim bize ne gibi yollar sunuyor?

 

Uzmanlık alanlarında yapılan çeviriler kastedildiğinde “teknik çeviri “ kavramı da kullanılabiliyor. Oysa uzmanlık alanı hukuk, iktisat, tıp ve teknik gibi yine kendi arasında alt alanlara bölünüyor. Tam da bu nedenle “uzmanlık çevirisi” kavramını “teknik çeviri” kavramına yeğlemek doğru olur.

Yazınsal alanda yapılan çevirilerle karşılaştırıldığında teknolojik gelişmelerin ve uluslararası kurumlaşmaların ve etkileşimin bir gereği olarak uzmanlık alanlarında yapılan çevirilerin payı, yirminci yüzyılın son çeyreğine doğru özellikle yoğunlaşarak günümüzde yaşamımızın her alanını kuşatmış bulunmaktadır.

Uzmanlık alanlarında yapılan çevirilerin en önemli ve özel alt alanlarından biri hukuktur.  Bunun nedeni, hukuk metninin doğasından kaynaklanır. Hukuk metni bir ulusun kültürünü yoğun bir şekilde yansıtan kapsayıcı metin türlerinden biridir. Her kavramın ardında o kültüre özgü sonsuz bir birikim yatmaktadır. Örneğin “nüfus cüzdanı” dendiğinde, Türk kültüründe Nüfus Dairesi’nin, nüfus cüzdanının, bu cüzdanda “anne adı”, “baba adı” gibi verilerin artalanlarını, bu kavramların tarihsel gelişim süreçlerini bilmeden, aslında yalın gibi gözüken, ancak o denli karmaşık olan, Türkiye’de iki ayrı renkte düzenlenen bu belgeyi dahi işlevsel çevirebilmenin olanağı çok düşüktür. Kuşkusuz işlevsel çevirinin, başka bir deyişle diğer kültürde işleme girebilecek derecede olgunlaşmış bir çevirinin gerçekleşmesi için, belgenin aktarıldığı hukuk kültürünü (erek kültürü) de tanımak zorundadır çevirmen.

Burada ister istemez hukuk metinlerinin özelliğine de değinmem gerekiyor, çünkü çevirmen ancak bu özellikleri bildiğinde hukuk metnine yaklaşımı daha gerçekçi olacaktır. Hukuk metinleri doğrudan ya da gizliden katmanlı metinlerdir. Örneğin nüfus cüzdanı birkaç katmandan oluşur, bunun ilk katmanı matbu katmandır, sonra kişiye ait verilerin işlendiği katman gelir, son katmanı ise belgeyi geçerli kılan soğuk damga, mühür ve imza gibi katmanlardır, ki bu son katmanlar olmadan belgeyi çevirmenin de bir anlamı yoktur. Her hukuk belgesi bu denli açık seçik katmanlaştırılmış olarak karşımıza çıkmaz, örneğin bir mahkeme kararında ya da şirket sözleşmesinde bu katmanlar daha gizlidir. Ancak çevirmenin görevi bu katmanları çeviri sürecinde çevirinin gideceği ülkenin kültürüne göre saydamlaştırmaktır, başka bir deyişle, çeviri açık seçik ve erek kültürde anlaşılır bir biçimde oluşturulmak zorundadır. Çevirinin amacı erek kültürde anlaşılması ve işleme konulmasıdır.

Hukuk metinlerinin önemli bir diğer özelliği ise, her metnin bir işlemi tetiklemek amacıyla oluşturulmasıdır. Nüfus cüzdanı örneğinde kalırsak, bu metnin çevirisi vize almak için ya da yabancı uyruklu bir vatandaşla evlenmek için yapılmış olabilir, öyle ki bu metinler erek ülkede işleme giren ve başka bir işleme neden olan metinlerdir ve genelde grupsallık özelliği içinde çevrilir. Örneğin nüfus cüzdanının yanında, ikametgah belgesi gibi başka belgelerin de çevirisi gerekecektir. Tam da bu nedenle çevirmen kavramları kullanırken ve adları yazarken çok dikkat etmek zorundadır, ki ayrı belgelerin çevirisinde erek kültürdeki ibraz mercilerini yanlış işlemlere yönlendirecek farklı nitelendirmeler oluşmasın.

Türkiye hukuk düzeninin büyük bir kısmını çeviriler aracılığıyla almış olmasına karşın, hukukta ülkenin kültürüne özgü işleyen kuralları da gözardı etmek mümkün değildir. Yasalar Türk kültürü içinde yerelleşerek uygulamaya girer.


Hukuk çevirilerinin piyasada kapsadığı orana yönelik son yıllarda ayrıntılı bir çalışmanın bulunmasa da, İstanbul ve Ankara’daki çeviri hizmeti veren şirketlerle yapılan söyleşilerin sonuçlarına bakarak, hukuk çevirilerinin uzmanlık alanları arasında yaklaşık % 30’luk bir oran tuttuğunu, hatta bu oranın son yıllarda yoğunlaşan Avrupa Birliği çevirileri, Dış İşleri Bakanlığı’nda yapılan çeviriler ve hukuki yardımlaşma antlaşmaları çerçevesinde genelde ihale ile verilen çeviriler ve noterde tasdiklenen çeviriler dikkate alındığında çok daha yüksek olduğu söylenebilir.  Kaldı ki patent çevirileri ve uluslararası ticaret ve ekonomi alanında yapılan çevirilerin büyük bir bölümü de hukuk metinleri türüne girmektedir. Bunun dışında adli mercilere ibraz edilen her türlü rapor da hukuk metni özellikleri dikkate alınarak çevrilir. Ayrıca internette arama motorlarında “hukuk çevirisi” kavramı arandığında hukuk çevirisi yapan çok sayıda şirket ve ilgili veriler çıkmaktadır.

Teknik ya da otomotiv sektöründe yapılan çeviriler görünürde her ne kadar daha yüksek oran tutsa dahi, bunlar Trados gibi çeviri programlarıyla kotarılması olanaklı, yinelenen çevirilerdir. Kuşkusuz teknik metinlerde de çevirmenin bu alanda bilgisi olması gerekmektedir. Ancak hukuk çevirilerinde metnin hukuksal bağlamını da kapsayan bir  artalan bilgisi olmadan çeviri yapmak hemen hemen olanaksızdır. Çevirmen bir hukuk metnini eline aldığında öncelikle  bu metni çeviri amaçlı çözümlemek zorundadır.  Bu anlamda çeviri işini kuşatan koşullar çok önemlidir, çeviri hangi amaçla yapılmaktadır, hedef kitlesi kimdir, erek ülkede hangi merciye verilecektir gibi soruların yaklaşık yanıtlarını bilmek zorundadır çevirmen. 

Uzmanlık alanı kavramları Batı dillerinde genellikle güncel dilden ödünç alarak oluşturulur, Türkiye’de özellikle hukuk alanında durum biraz daha farklıdır; Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihsel gelişiminden ötürü Türkçe hukuk metinlerinde Arapça ve Farsça kavramlara hatta günümüz tümce yapısını zorlayan yapılara ve örneğin vekaletnamede olduğu gibi sürekli yinelenen birbirinin aynı gibi görülen, aslında biri eksik yazıldığında işleme girmeyen yapılara rastlanılmaktadır. Bu tür metinleri çözümleyebilmek için Türk hukuk mantığını ve Türkçe hukuk metni mantığını bilmek gerekmektedir.  Aynı durum erek dilin hukuk kültürü için de geçerlidir.

Bu çerçevede, şimdi sorunuza daha açık yanıt verebileceğimi düşünüyorum.  Hukuk metni de yazınsal metin kadar yoğun kültür birikimi gerektiren bir metin türüdür. Örneğin yazınsal bir metinde geçen kültür yüklü kavramlar hukuk metninde de hukuksal bağlam içinde dile getirilir. T.C. nüfus cüzdanından yola çıkacak olursak, batıya özgü kimliklerde ana adı, baba adı yazmaz, oysa Türkçe hukuk metinlerinde bu bilgiler hâlen “olmazsa olmaz” bilgilerdir.  Bunun artalanını saydamlaştırmak için Osmanlı İmparatorluğu’nda kişilerin baba adı ile anıldıkları ve Soyadı Kanunu’nun 1934’te kabul edildiğini bilmek gerekmektedir. Bunu bilmeden de nüfusla ilgili bir çeviri yapılamaz mı, kuşkusuz yapılır, ancak her örnek bu denli yalın değildir, kaldı ki piyasadaki çevirilerde dahi anne adı ve baba adının, “anne soyadı” ve “baba soyadı” olarak çevrildiğini gözlemlemek sıkça rastlanan bir durumdur, ki bu durum örneğin bir veraset davasında metnin yeniden çevrilmesini gerektiren önemli bir yanlıştır.  Bu tür yanlışlar hukuk metninin mantığını bilmeyen kişilerce metin karmaşıklaştıkça katmanlaşarak yapılmaktadır. Tam da bu nedenle örneğin Almanya’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde olduğu gibi piyasada öncelikle hukuk alanında işleme girecek çeviriler yapan çevirmenlerin bu işin uzmanı olduklarını uzman jüriler önünde belgelemiş çevirmenler olması gerekmektedir. İşlevsel hukuk çevirilerinin yapılması öncelikle çevirmenlerin kurumsallaşmasına ve bu alanda dayanak yasa ve yönetmeliklerin oluşturulmasına da bağlıdır.

Hukuk metinlerinin ve iki ayrı kültür ele alındığında hukuk çevirisinin günlük hayattaki yeri yadsınamayacak değin önemlidir. Yirmi iki yılını çeviri hizmetlerine ve öncelikle hukuk çevirisine adamış, halen İstanbul Üniversitesi’nde hukuk çevirisi dersleri veren Turgut Ağar’ın da belirttiği gibi  “Diğer tüm dallarda olduğu gibi, hukuk konusunda en azından bir temel terminoloji bilgisi almamış olan bir kimsenin, ne kadar iyi bir çevirmen olursa olsun, iyi ve doğru hukuk çevirisi yapması olanaksızdır. Neden? Çünkü hukuk, sözlüklerden bakılarak sözcük ve terimlerin tam ve doğru karşılıklarını bulabileceğimiz bir bilim dalı değildir. Hukuk çevirisi yapabilmek için, hukuku bilmek gerekir.”

Hukuk çevirisi de diğer bütün alanlar gibi öğretilebilir bir çeviri eğitimidir. Hukuk çevirisi ve hukuk bilgisi eğitimi piyasadaki çevirilerden yola çıkarak verildiğinde işlevsel kılınabilir. Bunun dışında öğrencilerin eğitim sırasında staj yapmaları da onların gerçek iş ortamlarını görmeleri açısından gereklidir. Mamafih verilen bu tür bir eğitime karşın, bu eğitimin sonunda uzman hukuk çevirmenleri yetişmez.  Çevirmen adayları eğitimleri sürecinde bu işin yöntemini öğrendikten sonra bu işin mutfağında pişmek ve dahası kendilerini sürekli geliştirmek zorundadırlar. Çeviri bölümlerinde verilen hukuk çevirisi eğitimi ancak iyi bir temel atmayı ve bu alanda yöntem kazandırmayı amaç edinebilir. Çevirmen adayı aldığı eğitimle hukuk alanında da araştırmayı öğrendikten sonra hukuk çevirisi yapacak olgunluğa gelebilmektedir. Uzun yıllar hukuk çevirmenliği yapmış ve son on beş yıldır hukuk çevirisi eğitmenliği yapan bir öğretim üyesi olarak İstanbul Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık mezunlarıyla 2003 yılında yaptığım ankette aldığım yanıtlar, hukuk çevirisi derslerinin çalışma yaşamlarında da işlerine yaradığını ve metinlere ve olaylara bütünsel bakmayı sağladığı doğrultusundaydı.

Hukuk çevirisinin dile katkısına gelince. Dil bir ağ niteliğindedir, bu ağın gözenekleriniyse kavramlar oluşturur ve dilin nüanslama özelliği ifade gücünü de beraberinde getirir. Dil duyarlılığı ve kültürlere karşı farkındalık kazanmak ise bir çevirmen için vazgeçilmez özelliklerden biridir.  İşte tam da bu açıdan hukuk çevirisi eğitimi, hukuk metinlerindeki ifadelerin saydamlaştırılması sürecinde, tarihselliği de içeren bir birikimden oluşan Türkçe diline ödünçleme yoluyla geçerek yerelleşen kavramların yeni nesiller tarafından da bilinmesini sağlamaktadır. Her ne kadar bu açıdan zaman zaman eleştiriler gelse de,  kavramların nüanslandırılması dilin zenginliğidir, ayrıca bu kavramlar kullanıldığı sürece zaten vardır ve genç neslin bu kavramları da öğrenmeye hakkı bulunmaktadır.   Aynı durum yeni oluşan kavramlar için de geçerlidir kuşkusuz, örneğin Medeni Kanun 2001, Ceza Kanunu ise 2004 yıllarında yenilenmiş ve bu kapsamda bazı kavramlar  yerini daha yeni kavramlara bırakmıştır. Ancak yine de  “sicil”, “kayıt”, “ikametgâh”, “telif”  gibi daha nice kavram günlük dağarcığımıza yerleşmiş kavramlardır. Çevirinin doğası gereği hukuk metinlerinin değişik kültürlerde incelenmesi, öğrencinin gerek tarihsel artalanı daha iyi algılamasını, gerekse kendini daha iyi ifade edebilmesi için sözcük dağarcığını geliştiren çalışmalardır. Sonuçta çevirmen gerek diliçi, gerekse diller, başka bir deyişle farklı kültürlerarası metin oluşturma uzmanıdır. 

Öncelikle üniversite eğitimin amacının bir yanda öğrencinin ufkunu geliştirmek, ona öğrenmeyi öğretmek, farkındalık kazandırmak ve diğer yanda mesleğe hazırlamak olduğunu düşünürsek, günümüzde  hukuk çevirisi eğitiminin çeviri eğitiminin vazgeçilmez bir parçası olması gerektiğini düşünüyorum.

 

Kaynakça:

Çevirmen, eğitmen Turgut Ağar ile söyleşi, 01.04.2006

Eruz, Sakine . Çeviriden Çeviribilime, Yüzyılımız Penceresinden Çeviribilimsel Gelişmelere Bir Bakış, İstanbul: Multilingual, 2004

Eruz, Sakine.  Çeviri Eğitiminde ve Çeviride Koşut Metinler, Hukuk Alanında Koşut Metin Çalışmalarının Kapsamı, İşlevleri ve Yöntemleri,  1999

Eruz, Sakine ; Karakaya, Asuman . “Çeviri Eğitiminde Piyasadaki Çeviri Uygulamalarına Dönük Çalışmalar”  İçinde :  Hacetepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü, Çeviribilim ve Uygulamaları, Yay. Kurulu :  Berrin Aksoy, Ayfer Altay, İ. Yilmaz,  Ankara: Bizim Büro,  s. 143-158 , 1998

Hirsch, Ernst E.  Rezeption als sozialer Prozess. Erläutert am Beispiel der Türkei, Berlin:Duncert&Humboldt, 1981

İnternet, Arama Motoru: Google, 31 Mart 2006, “Hukuk Çevirisi” kavramı için 520.000 sonuç belirtilmiştir.

http://www.ceviribilim.com/

http://www.ceviridernegi.org



(Varlık , Haziran 2006.)

DOSYA: ÇEVİRİNİN SINIRLARI VE ÇEVİRMENİN SORUMLULUKLARI

Giriş Yazıları: Çevirinin Sınırları ve Çevirmenin Sorumlulukları – Dilek Dizdar * “Şair Kadar Çevirmen Var” – Sabri Gürses * Yazılar: Çeviri Eğitimi – Ayşe Nihal Akbulut * Şiiri Şairler Çevirmeli – N. Berrin Aksoy * Çevirmen Bütün Vücuduyla Çevirir – Şebnem Bahadır * Avrupamerkezcilikten Uzak Çeviri – Özlem Berk * Aşk Dört Harfli Bir Sözcüktür! – Alev Bulut * Kültür ve Düşünce Metinleri Çevirmenliği – Elif Daldeniz * Uzmanlık Çevirisi – F. Sâkine Eruz * Çevirinin Ötekisi – Theo Hermans * Çevirmen Makine mi? – Ülker İnce * “Farklı” Dünya Görüşleri, “Farklı” Çeviriler… Ve Kuran Çevirileri – Ayşe Banu Karadağ * Çeviribilime İhtiyaç Duyanların Çevirmenler Olması Gerek – Turgay Kurultay * Çeviriye Bilimsel Bakış Ve Türkiye’deki Gelişmeler – Turgay Kurultay * Çeviri Çocuk Edebiyatı ve Çocuk Edebiyatı Çevirisi Üzerine – Necdet Neydim * “Yerelleştirme”nin Tanımı – Işın Bengi Öner * Popüler Kültür ve Çeviri – Betül Parlak * Çevirmenin Özgürlüğü – Çağlar Tanyeri * Çeviribilim Açısından Edebiyat Çevirisi – Çağlar Tanyeri

Daha fazla Kuram
“Çevirmen Bütün Vücuduyla Çevirir”

Çeviriyi kültürlerarası iletişimin bir parçası olarak görüyorsunuz. Bu, çevirinin alanları açısından bir çeşitliliğe, çeviri kavramının genişlemesine neden oluyor. Bu tür...

Kapat