Çocuk Vakfı’nın bir süredir hazırlandığı duyurulan 100 Temel Eser Raporu yayınlandı. Rapor vakfın internet sitesinden indirilebilir.
Basın açıklamasında şunlar belirtiliyor:
“Çocuk Vakfı Çocuk Akademisi tarafından hazırlanan 100 Temel Eser Raporu, 15 Ocak 2010’da Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu’ya gönderildi.Haziran-Aralık 2009 tarihleri arasında öğrenci, öğretmen, veli, eğitimbilimci, eğitim ve yazar örgütlerinin görüşü alınarak hazırlanan raporda 46 uzman ve yazarın yanında 11 sivil toplum kuruluşunun görüşleri yanında sempozyum ve kongre kararlarına yer verildi. Raporda ayrıca 2004 yılından bu yana 100 Temel Eser konusunda görüş ve düşüncelerini açıklamış 51 kişinin de görüşleri yer alıyor.
Raporun Hazırlamasına Katkı Verenler Kişi ve Kuruluşlar
Bilgin Adalı; Oya Adalı(ÇYDD Beyoğlu Şubesi Başkanı), Aytül Akal; Seza Kutlar Aksoy, Adnan Ay, İncila Çalışkan, Osman Gökhan Çam, Gülten Dayıoğlu, Nuran Direk, D. Mehmed Doğan, Keriman Güldiken, Prof. Dr. Ali Gültekin, Aygören Dirim, Prof. Dr. İnci Enginün, Dr. Fatih Erdoğan, Mehmet Güler, Hatice Akbıçak Günel, Nur İçözü ( Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği Başkanı ), Arş. Gör. Ayşe Özgül İnce, Prof. Dr. Mustafa S. Kaçalin, Arş. Gör. Özlem Kanat, Rıdvan Karabulut, Prof. Dr. Cahit Kavcar, Rıfkı Kaymaz, Manami Koyano, Erbay Kücet (Çocuk Edebiyatçıları Birliği Başkanı ), Necati Mert, Celal Musaoğlu (Türkiye Eğitim Yayıncıları Derneği Adına), Doç. Dr. H. İnci Önal, Prof. Dr. Murat Özbay,Ferhat Özen, Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Parlakyıldız, Mine Soysal, Mustafa Ruhi Şirin ( Çocuk Vakfı Başkanı), Dr. Vefa Taşdelen, Ayşe Çekiç Yamaç, Yrd. Doç. Dr. Fahri Temizyürek, Pervin Tongay, Prof. Dr. Nilüfer Tuncer, Dr. Necmettin Turinay, İbrahim Ulvi Yavuz( Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı), Mavisel Yener, Nilay Yılmaz, Mevlâna İdris Zengin (Eğitim-Sen).
Çocuk Vakfı Çocuk Akademisi’nin rapor hazırlama kurulu tarafından, zorunlu kitap okuma listeleri ile okuma alışkanlığı ve dil, duygu ve düşünce zenginliği kazandırmak amacının gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle 100 Temel Eser uygulamasının sona erdirilmesi için Millî Eğitim Bakanlığı’na çağrı yapıldı. Raporun ulaştığı sonuçlar çerçevesinde Bakanlığa iki öneride de bulunuldu: Bir, okuma programlarının hazırlanması. İki, Çocuk ve İlkgençlik Kitapları Konseyi’nin kurulması.”
Raporun içinde şu bölümler yer alıyor:
İÇİNDEKİLER
Sunuş
Raporun Gerekçesi / 5
Raporun Amacı / 5
100 Temel Eser Genelgeleri
Orta Öğretim İçin 100 Temel Eser Genelgesi / 6
Uygulama Sonuçları
İlköğretim Öğrencileri İçin 100 Temel Eser Genelgesi / 8
Uygulama Sonuçları
Genel Değerlendirme / 12
Sonuç / 13
İki Öneri
Bir: Okuma Programı Hazırlanması / 13
İki: Çocuk ve İlkgençlik Kitapları Konseyi’nin Kurulması / 15
100 Temel Eser Raporu İçin Görüş Bildiren ve Katkı Verenler / 16
100 Temel Eser’le ilgili Yazar ve Uzman Görüşleri / 17
100 Temel Eser Konusunda Kongre-Sempozyum Bildirgeleri ve İlgili Sivil Toplum Kuruluşu Görüşleri / 45
Bakanlığın Görüşü
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Necat Birinci İle 100 Temel Eser Listeleri Üzerine Söyleşi / 63
100 Temel Eser Konulu Bir Bildiri Bir Rapor / 69
İki Genelge
Ortaöğretim Öğrencileri İçin 100 Temel Eser Genelgesi / 95
İlköğretim Öğrencileri İçin 100 Temel Eser Genelgesi / 100
Kaynakça / 106
Bu raporun en temel eksikliği, özgün kısmının derleme kısmına göre zayıf kalması. 110 sayfalık raporun büyük kısmı basından derlemelerden oluşuyor.
İkinci bir eksiklik, çevirinin ve çeviri intihallerinin raporda özel bir konu ya da başlık olarak yer almaması: özgün raporda birkaç kelimeyle anılıyor ve derleme kısımda yetersiz bir yer tutuyorlar. Sadece değerlendirmenin 6. maddesi çevirmen adı sorununu ele alıyor ve bir tahriften bahsediyor:
“6. Dünya edebiyatından seçilen 27 klasik eserin hiç birinin çevirmen adı genelgede belirtilmemiştir. Adı geçen eserlerin tamamına yakını çevirilerden yola çıkılarak hazırlanarak ve uyarlanarak basılmış ve 100 Temel Eser logosuyla piyasaya sürülmüş; eserlerin tahrif edilen bölümleri başta olmak üzere, Bakanlık bu yayınlarla ilgili hiç bir izleme ve değerlendirme yapmamıştır.”
Gazete yayınları 17. maddede ele alınıyor:
“100 Temel Eser listelerindeki kitaplar, gazetelerin tirajını artırmak amacıyla kuponla dağıtılmış, (Sabah Gazetesi, Star Gazetesi ), özetlerinden oluşturulan kitaplar gazete (Milliyet Gazetesi) ve yayınevleri tarafından çok sayıda 100 Temel Eser listesinde yer alan amaca hiçbir katkısı olmayan özet kitaplar yayınlanmıştır.”
Genel değerlendirmede tahrifler belirsiz bir dille de olsa eleştiriliyor:
“İlköğretimde 29, orta öğretimde 27 Dünya klasiğinin çevirmen ve yayınevi adı belirtilmeden açıklandığı için toplam 56 kitabın, özgün bağlamı ve kurgusu bozularak hazırlama ve uyarlama yoluyla yayınlanması sonucu eser tahrifine ve telif ihlaline neden olunmuştur.”
Öneriler kısmında okuma programı önerisi ayrıntılı ele alınmış, çeşitli ülkelerdeki uygulamalar örnek olarak verilmiş, fakat konseyin özerk olması dışındaki özellikleri, amacı, çalışma tarzı açıklanmamış.
Rapor bir vakıf çalışması olarak zayıf bir çalışma, tanıtımında da görüldüğü gibi (“Neden okumuyoruz? Nasıl okuyan bir toplum oluruz?”) eski kalıpları tekrarlıyor, okuruna konuyu sistemli bir şekilde sunmuyor. Basında yer alan yazıların derlenmesi güç bir şey değil, raporun yarısından fazlasını bu oluşturuyor. Yazı ve açıklamalar kişilerin konuyla ilgili tutumlarını sergiliyor, fakat bir vakfın, örgütlü bir gücün farklı bir tutum, uygulanacak bir müdahale tarzı geliştirmesi gerektiğini düşünmek gerekiyor.
*
Akla gelen sorular yine aynı.. Neden bu raporda da bir konsey önerilmiş? Neden bütün örgütlü kurumlar çaresiz bir şekilde hep bir komisyon, bir heyet, bir konsey kurulmasını öneriyorlar? Bu kurumlar zaten bünyelerinde bir komisyon, bir kurul, hiç olmadı birkaç uzman bulundurmuyorlar mı? 100 adet kitapla ilgili eleştiri yazısı yazan, düzenli bir şekilde bunları yayınlayan kimse bulunmuyor mu? Artık entelektüel gücün eğitimi etkilemesinin tek yolu bu şekilde, devletten yetki alarak, yaptırım gücüne sahip olarak incelemeler yapmak mı?
Ortamın moda söylemiyle sorarsak, 100 Temel Eser ve kötü uygulamalarıyla mücadele etmenin tek yolu, bir tür sıkıyönetim ilan edip yayın piyasasını darbe koşullarında düzene sokmak mı? Bu şekilde düzene sokulan bir yayın ortamı bir yayın ortamı sayılır mı?
Çeviri intihallerin bu 100 Temel Eser döneminde yarattığı felaketi, elbette 70-80 arasındaki kaos-terör ortamına benzetmek mümkün, ama gerçekten bu felaketle mücadele etmenin tek yolu 80 darbesi gibi bir komisyon darbesi yapmak, yayın piyasasını tepeden yönetmek mi? Gerçekten doğru kişilerin yargılanacağına, 80 askeri darbesinden sonra olduğu gibi bu entelektüel darbelerde de yanlı-ş uygulamaların yaşanmayacağına nasıl emin olacağız?








