Selam Akıldışı: İtham, yani Accuse Ediyoruz

Posted by on Ağustos 10, 2006 in Güncel

www.weaccuse.net adresinde Türkçe “İtham Ediyoruz”, İngilizce “We Accuse” başlıklı bir bildiri yayınlanıyor.

“ABD-İngiltere-İsrail koalisyonunun emperyalist, kolonyalist, saldırgan politikaları”ndan dolayı bu ülkelerin başkanlarını suçlayarak başlıyor bildiri, her tür askeri suçu işledikleri için, “Afganistan ve Irak’taki cürümlerinden sonra bu kez de Filistin ve Lübnan halklarına saldırdıkları için ve, muhtemelen, Suriye ve İran’a da saldırmaya hazırlandıkları için” ve evrensel ahlakı çiğnedikleri için” diye devam ediyor.

Garip bir Türkçe cümle kuruluşu var, ya çeviriye uygun olması gözetilmiş, ya da İngilizcesinden çevrilmiş. Bu tuhaf elbette, ama metnin devamı daha da tuhaf, “Aşağıdakiler de sorumludur” diyor ve sonra bu ülkelerin bütün halkını, meslekleriyle birlikte sıralıyor.

İki metin arasında farklar var. Türkçe metinde “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ve diğer dünya ülkeleri” diyerek suçladığı kısım, İngilizce metinde farklı: “UNITED NATIONS and other national and international bodies,” yani “Birleşmiş Milletler ve diğer milli ve uluslar arası organlar” diyor.

Sonra “Talep ediyoruz” diyerek adı geçen devlet başkanlarının, sorumlu diğer yetkililerle birlikte görevden alınmasını talep ediyor. Nasıl olacak bu? “kendi halklarının hukuki ve demokratik girişim ve yaptırımlarıyla” ya da “by the lawful and democratic initiatives of their respective citizenry” (“initiative” Türkçede “girişim ve yaptırım” olarak karşılanmış). Yani bu ülke halklarını yasal ve demokratik ayaklanmaya mı davet ediyorlar?

Sonra, “Ve beyan ediyoruz ki” deniyor bildiride, “kritik bir eşikteyiz.” Bu kısımda da İngilizce metinle Türkçesi arasında fark var, Türkçede şöyle:

“İnsanlığın yüzlerce yıllık birikimini hiçe sayan bu saldırgan, sömürgen, militarist uygulamalar bu gezegenin bugününü ve geleceğini tehdit ediyor.”

İngilizcede şöyle:

“These aggressive, colonialist, exploitative, and militarist practices are negating the achievements of humanity, destroying the basic pillars of international law, and thus, threatening the present and the future of this planet.”

“Uluslar arası hukukun temellerini yok eden” kısmı Türkçede yer almıyor.

Aynı durum bir sonraki cümlede de sözkonusu:

“Kanla beslenen ekonomilere ve ölümcül savaş makinalarına teslim olmak istemiyoruz.”

İngilizcesinde “We refuse to give in to the (il)logic of blood-fed economies and lethal war machines” deniyor, yani İngilizce metne göre, “kanla beslenen ekonomilerin ve ölümcül savaş makinalarının mantık(sızlığ)ına” teslim olunmuyor.

Son cümle yine farklı:

“Başka bir dünyaya inanıyoruz ve onun için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

İngilizcesi “We declare that we will continue to struggle for a different world,” yani bir “ve” yok, basitçe “başka bir dünya için mücadele etmeyi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz.”

Kuşkusuz bütün bunlar, yani çeviri analizleri, metin karşılaştırmaları yaşanan dehşet karşısında gülünç. Fakat birkaç şey bunu zorunlu kılıyor.

Birincisi, bu metnin kime seslendiği, kimden ne beklediği belirsiz. İdeolojilerin belirsizleştiği noktada, “halkların yasal ve demokratik inisiyatifi” neyi işaret ediyor? Amerika, İngiltere ve İsrail halkını Afganistan, Irak, Filistin, Lübnan’da olanlardan ve Suriye ve İran’da olacaklardan dolayı suçlamak mümkün mü? Bu halkları suçlamak ve “inisiyatifi” ele almaya çağırmak (akıldışı olması bir yana) yasal olarak bir başka tür suç değil mi?

İkincisi, metin Türkiye’ye ya da Türkçe’ye yönelik olarak yazılmamış. Kanımca ana metin İngilizce, Türkçe metin bunun bir çeviri ya da uyarlaması. Bunu nasıl öne sürebilirim? İki basit nedenle: bir, İngilizce metin daha ayrıntılı ve Türkçe’nin cümle kuruluşu ona uygun yapılmış; iki, metin “weaccuse.net” adresinde yer alıyor. Yani Türkçe konuşan 7 yazar “We Accuse” demeye davet ediyor “bizi.” “www.ithamediyoruz.net” adresinde değiller. Ünlü deyişte olduğu gibi, Mais Pourquoi?

Benim zayıf mantığım bunu almıyor. Bunu akıldışı buluyorum. Bu metnin kimi ya da neyi temsil ettiğini, kime yöneltildiğini anlamıyorum. Saldırgan üslubu “accuse” ettikleri devlet başkanlarının üslubu kadar ürkütüyor beni. “Birleşmiş Milletler ve diğer milli ve uluslar arası organlarını,” üç ülkenin halklarını sorumlu tutuyor: akıldışı bu değilse ne?

Ve bu bildiri basında yer aldığı gün, aynı gazetede, Reutersgate skandalıyla ilgili bir başka haber var:

Fotoğrafla oynamanın sonu: Britanya haber ajansı Reuters, çektiği iki fotoğraf üzerinde oynadığı gerekçesiyle serbest çalışan Lübnanlı fotoğrafçısı Adnan Hacc’la ilişiğini kesip, 920 fotoğrafını geri çekti. Fotoğrafta İsrail’in bombaladığı Beyrut’ta yükselen siyah bulutlar photoshop’la yoğunlaştırılmış. Diğer fotoğrafta uçaktan atılan füzenin bıraktığı iz belirginleştirilmiş. Hacc, çalıştığı ortamdaki ışık sorunu yüzünden fotoğrafta oluşan tozu ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi.”

Esprili bir üslupla verilen bu haber,  yazıyla dokuz yüz yirmi fotoğrafın sahte sayılarak yayından çekildiğini bildiriyor. İlişiği kesilen Hacc, aynı zamanda ölü çocuk resimlerini dünyaya yayan kişilerden biri.

Ve bu bildirinin basında yayınlandığı günün ertesi günü, 10 Ağustos 2006’da Londra Havaalanı’nda terör alarmı veriliyor. Amerika’ya gidecek üç uçağın havada patlatılacağı, teröristlerin son anda durdurulduğu söyleniyor. 21 kişi gözaltına alınıyor. “Accuse” edilen kişilerden değil herhalde bunlar, herhalde “inisiyatifi” ele almışlar: bunu söylemediğinizi, bu kastetmediğinizi nasıl açıklayacaksınız Londra’dakilere? Muhalif herkesin “terörist” olarak suçlandığı dünyanın alternatifi, herkesin “savaş suçlusu” olarak suçlandığı bir dünya mı? Peki neden Türkiye’ye çeviri sunup asıl metni “sorumluların” dilinde yazmak yeğleniyor: onların duyması neden bu kadar öncelikli?

Güncelleme, 18 Ağustos 2006: 32 bin 94 imza toplanmış, buna karşılık Stop the Bloodshed: Ceasefire Now (Kan dökmeye son: Hemen Ateşkes) kampanyası 303 bin 20 imza toplamış. Bu ikinci kampanya, kişi isimlerinin değil, Res Publica adlı bir organizasyonun adını taşıyor ve e-posta adreslerinin paylaşılmayacağına, sadece imzaları aktarma işlevi üstleneceklerine dair açıklamaya imza sitesinde yer veriliyor. Bu kampanya bildiğim kadarıyla Türkçe basında yer almadı.

Ek2: Kuşkusuz buradaki dil ve çeviri merkezli değerlendirme girişimin amacı açısından “naif” kalıyor. Hedef kitle Türkiye değil. www.weaccuse.net amacını “tek-kutuplu emperyalist geç-geç kapitalist militarist sistemin nüksedecek krizlerine karşı mücadeleye devam” olarak tanımlıyor. İmza belgesinin gönderildiği yerler şöyle: “başta ABD, İngiltere, İsrail elçilikleri olmak üzere tüm elçiliklere, 190 ülkenin Birleşmiş Milletler delegasyonlarına, uluslararası yargı organlarına, dünya üniversitelerine, dünya halk inisiyatiflerine, Türkiye’de yürütme, yasama ve yargı organlarına.” Bu açıdan bakınca, şaşırtıcı “naiflik” sergileyen, ama etkili olması ilginç olacak bir girişim bu. Belki de ilk kez tümüyle aidiyetsiz bir “biz” oluşuyor.

Ek1: Slublog‘da Lübnan’ın çeşitli yerlerinden oyuncak resimleri bir araya getirilmiş. Hot Air‘da yayınlanan filmse, dikkat çektiği sorular nedeniyle Türkçe’ye çevrilmesi gereken bir film: BBC’nin yayından kaldırdığı resimlerden, tekerlek yangınını uçak düşürüldü olarak gösteren Adnan Hajj resimlerinden, New York Times’ta bir resimde ölü olarak görünen bir adamın başka resimlerde kalkıp yürüdüğünden bahsediyor. Hotair buna bir ad takmış, Hizzbollywood.

Daha fazla Güncel
Türkçeye Çevrilmeyen Hizbullah Savaşları

“Savaş” başladığından bu yana Lübnan’dan çeşitli fotoğraflar geliyor haber ajanslarına. Bu “savaşı” fotoğraflarla izliyoruz: bunlar arasında hızla ikonlaşan bir fotoğraf...

Kapat