İntihal çeviri üreticileri başka türden intihal metinler üretmez mi? Neden olmasın. İntihal fabrikası kurulduktan sonra seri üretim yapmayı engelleyen bir şey olmadığı gibi, tersine, üretim yapmak yatırımı karşılamak için zorunlu hale gelir. Yavuz Semerci son günlerin moda darbe metinlerinden birinin böyle bir intihal süreciyle üretildiğini, inandırıcı bir kanıtla öne sürüyor. Gazeteport’ta yayınlanan yazı, yargı sürecine katkısı bir yana, marketlerde ve kitapçılarda özgürce satılan, gazeteler tarafından dağıtılan çeviri intihallerinin üretim sürecini yorumlamak için de bir değerlendirme yazısı olabilir.
(Not: Yazıya gelen yorumlarda darbe planı olduğu söylenen metnin 2003, Baş’ın konuşmasının 2005 tarihli olduğu belirtiliyor. )
“Darbecilerin Başbakanı Haydar Baş olmalıymış!
2003 yılında Balyoz adıyla darbe planı yapıldığı iddia ediliyor. Soruşturma sürüyor.
İddialara göre, darbe yapılacak ve ardından da Milli Mutabakat Hükümeti kurulacakmış. Bu hükümetin başına da TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu getirilecekmiş.
Dün bir arkadaşım Taraf Gazetesi’nde yayınlanan raporun izlenecek ekonomik politikalar bölümünü gönderdi ve altı çizili bölümlere dikkat çekti. Çağdışı sayılabilecek, dünyadan soyutlanmış ve kapalı bir ekonomik modeli izlemek isteyenler için uygun bir yaklaşım.
Arkadaşım bir başka metin daha göndermiş. O metinde bazı bölümlerinin altı çizili.
Ve tek bir soru sormuş.
İki metin de çizdiğim yerleri lütfen oku. İki metin de yazılan tespitler, yorumlar, noktasına, virgülüne kadar aynı. Diğer metin kime ait biliyor musunuz?
Bağımsız Türkiye Partisi’nin (BTP) Genel Başkanı Haydar Baş’a ait.
***
Haydar Baş’ın resmi sitesi olan http://www.milliekonomimodeli.com/ adresine girdiğinizde soldaki menüden giriş yazısına tıkladığınızda karşınıza çıkan yazının pek çok bölümü aynen Balyoz Darbe Planı’nda yer alıyor.
http://www.gazeteport.com.tr/GUNCEL/NEWS/GP_642188 adresine girdiğinizde de Taraf Gazetesi’nde yayınlanan Balyoz Hükümeti başlıklı haberi göreceksiniz. Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla burada da darbe sonrasında kurulacak Milli Mutabakat Hükümeti’nin izleyeceği ekonomi politikaları yazılı.
Aşağıda Haydar Baş’ın konuşmalarıyla darbe hükümetinin raporunda yazılanlardan birbirinin neredeyse tıpatıp aynısı birkaç cümle koydum. Siz internet adreslerinden bu yazıları çıkardığınızda onlarca benzer metin bulacaksınız.HAYDAR BAŞ: Atatürk, 1 Mart 1922’de yaptığı Meclis açılış konuşmasında şöyle diyordu: “Her şeyden önce milli amacımız olan bağımsızlığımızı sağlamaya ulaşmaktan başka bir şey düşünemeyiz. Bu nedenle de bizce önemli olan mali gücümüzün, bu sonucu sağlamaya yeterli olup olmayacağıdır
BALYOZ PLANI: Büyük Atatürk, 1 Mart 1922’de yaptığı Meclis açılış konuşmasında şöyle diyordu: ‘Her şeyden önce milli amacımız olan bağımsızlığımızı sağlamaya ulaşmaktan başka bir şey düşünemeyiz. Bu nedenle de bizce önemli olan mali gücümüzün, bu sonucu sağlamaya yeterli olup olmayacağıdır’.
***HAYDAR BAŞ: Yeni dünya düzeninde sömürü yönteminin adı ve adresi “uluslararası şirketler”dir. Bugün 300 uluslar arası şirketin varlıkları toplamı, tüm dünyadaki üretim varlıklarını % 25’ini oluşturmaktadır. Dünya ticaretinin % 65’ini 500 büyük şirket denetlemektedir.
DARBE PLANI
“ Günümüzde kapitalist sömürü yönteminin adı ve adresi uluslararası şirketlerdir. Dünya ticaretinin % 60’ı 500 büyük şirketin elindedir
***
HAYDAR BAŞ:
Devletimizin kurucusu Atatürk’ün döneminde, yani 1938′e kadar çeşitli sahalarda kalkınma plan ve projeleri uygulanmış ve çok büyük başarılar elde edilmiştir. Bu dönemde kalkınmada uygulanan Milli Model ile ülkemiz Belçika’ya uçak ihraç edecek seviyeye ulaşmıştır. Fakat Atatürk’ten sonra ülke tekrar siyasi, kültürel, ekonomik vs. top yekun bir kuşatma altına alınmış; Batılı devletler, Mustafa Kemal döneminde hayata geçiremedikleri SEVR projesini AB ve IMF yoluyla gerçekleştirmeye başlamışlardır.DARBE PLANI: “Cumhuriyetin kuruluş yıllarında kalkınmada uygulanan ulusal model ile çeşitli sahalarda büyük başarılar elde edilmiştir. Bu dönemde uygulanan model ile ülkemiz Belçika’ya uçak ihraç edecek seviyeye ulaşmıştır. Ancak 1945 yılından sonra ülkemiz tekrar siyasi, kültürel, ekonomik yönlerden kuşatma altına alınmış; Batılı devletler, Atatürk döneminde hayata geçiremedikleri SEVR projesini AB, IMF ve Dünya Bankası yoluyla uygulamaya başlamışlardır.”
***HAYDAR BAŞ:Dünyaya hükmeden Kapitalist ekonomilerin bugün uygulanan kurallarında “doğal seleksiyon” olarak ifade edilen “güçlünün zayıfı ezdiği kuralı”nın vahşice işlediğini görmekteyiz. Gelinen noktada emperyalist bir sömürü aracına dönen ekonomi sistemlerinde halkların refahı ve ülkelerin kalkınması yalnızca sözde kalmaktadır.
DARBE PLANI:Doğal seleksiyon’un hâkim olduğu, yani güçlünün zayıfı yok ettiği serbest piyasa sisteminde, halk fakirliğe ve yokluğa doğru itilmektedir. Gelinen noktada emperyalist bir sömürü aracına dönen ekonomik sistemde halkın refahı ve ülkenin kalkınması yalnızca sözde kalmaktadır.
***
Bu kadar yeter.
Yerimiz sığmaz benzerlikleri aktarmaya. Benim bu benzerliklere yönelik yorumum şu: Ya birileri “bu askerler darbe yaparsa ancak böyle bir ekonomik sistem izler” diye Baş’ın konuşmasını bire bir kopyalamış ve benzerlikler anlaşılmasın diye de bazı yerleri değiştirmeye çalışmış. Ya da tembel darbeci komutanların gözüne girmek için Baş’ın metnini kopyalamış. Buradan da iki şey çıkar: Yani darbeciler tembel, metin aşırıyor ya da bu plan bir kurgu ve kurgucularımız kapasitesi bu kadar…Allahım ikisinden de koru bizi…







