Damla Damla İdeolojik Çeviri!

Posted by on Ağustos 20, 2006 in Güncel

Radikal gazetesi 19 Ağustos 2006 günü “Hayırlı Sabahlar Hans!” manşetiyle, bandrolsüz 100 Temel Eser çevirilerindeki ideolojik uyarlamaları ele aldı. Konuyla ilgili Umay Aktaş imzalı haberde sadece Damla Yayınevi’nin adı anılıyor, fakat birçok yayınevinin benzer uygulamalarından bahsediliyor.

Hayırlı sabahlar Hans!

Öğrencilere tavsiye edilen ‘100 Temel Eser’i her yayınevi kendi ideolojisine göre çevirmiş. Andersen Masalları ‘Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş’ diye başlıyor. Heidi’nin dedesi ‘Türk’ olmuş…

Umay Aktaş

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ilköğretim öğrencileri için tavsiye ettiği ‘100 Temel Eser’de büyük başıbozukluk var. Bakanlık denetim yapmadığı için eserleri isteyen yayınevi basabiliyor, kitaplarda olayların anlatımı kitabı basan yayınevinin ideolojisine göre değişiyor.
Bir klasik haline gelmiş çocuk kitaplarında kahramanlara Türkçe isim veriliyor. Yabancı yazarların kitaplarında günler ‘Hayırlı sabahlar’la başlıyor. Yabancı eserlerde, çevirmenlerin isimlerine de rastlamak mümkün değil.

Anton Çehov değişti
MEB, 2005’te ilköğretim öğrencilerinin okuması için ‘100 Temel Eser’ tavsiye etti. Bakanlık kitapların listesini ilan ettikten sonra yayınevleri bu 100 kitaptan bazılarını basarak öğrencilerin kullanımına sundu. Bu yayınevlerinden biri de Damla Yayınevi. Yayınevi 50 kitaptan oluşan bir set hazırladı. Bu sette yer alan bazı kitapların anlatımlarında sık sık İslami söylemler kullanıldı.
Yayınevinin 100 Temel Eser kapsamında bastığı Anton Çehov’un hikâyelerinin bulunduğu kitaptaki ‘Acı’ isimli hikâyede Grigoriy, karısına ‘Sabret güzelim! Allah’ın yardımıyla hastaneye varır varmaz bu sancılardan kurtulacaksın’ diye sesleniyor. 32. sayfada ise Grigoriy şöyle konuşuyor: “Allahım bu ne tipi! Sen ne dersen olur Allahım; ama ne olur bana yolumu kaybettirme…”
Kaval isimli hikâyede 78. sayfada çiftlik kâhyası Meliton ve çoban köylülerde yaşanan değişimi konuşuyor. Meliton değişimi şöyle açıklıyor: “Çünkü çok günah işlemeye başladık. Allah’ı büsbütün unuttuk, onun için… Böyle giderse elbette kötü son gelir… Kendimizi bilmenin, aklımızı başımıza toparlamanın zamanı şimdi.”

Pinokyo: Allah rızası için
Oscar Wilde’ın ‘Mutlu Prens’ isimli kitabında Miller ve Hans ‘Hayırlı sabahlar’ diye selamlaşıyor. Kitabın sonunda ise, Kaz, ‘Yüce Allahım diye bağırdı sonra da suya doğru koşmaya başladı’ cümlesi yer alıyor. Pinokyo kitabı da yer yer değiştirilmiş. 23. sayfada Pinokyo ‘Allah rızası’ için ekmek istiyor, 39. sayfada ise Ateş Yiyen’e ‘Allah sizden razı olsun’ diyor. Andersen Masalları-I’de ‘Bülbül’ masalı, ‘Bir varmış bir yokmuş. Dünyada Allah’ın kulları pek çokmuş’ şeklinde başlıyor.
Polyanna’nın 15. sayfasında Polly Teyze, Polyanna’ya şöyle bir cevap veriyor: “Benimle böyle konuşman hayret verici. Soruna gelince, Allah’ın bana bahşettiklerinin değerini bilirim.”
Bir başka yayınevi Nehir Yayınları da ‘100 Temel Eser’ kapsamında paket halinde 45 kitap hazırladı. Bunlardan Pinokyo’da, Pinokyo’nun marangoz babası Gephetto’nun ismi Galip Dede olarak değiştirilmiş. Galip Dede’nin başındaki püsküllü bere ise sarık olarak adlandırılıyor. Orijinal hikâyede Heidi’nin dedesinin adı Alm iken aynı yayınevinin bastığı Heidi kitabında İsviçre’de yaşayan adamın adı Alp Dede olmuş.

Bandrolden kaçınma yolu
Uzmanlar ve akademisyenler, yayınevlerinin, ‘100 Temel Eser’ adıyla, bandrolsüz basmak için 96 sayfanın altına düşürüp bastığı ve kısalttığı kitaplardan bir hayli rahatsız. Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği Yönetim Kurulu üyesi Tuncay Birkan, çevirmen ya da yayınevinin metne katmak istediklerinin 30-40 yıllık çeviri ahlakına uymadığını söyledi. Birkan, şu tepkiyi gösterdi:
“Bu, ideolojik bir çarpıtma. Ayrıca bu ‘100 Temel Eser’i herkes basıyor. Üstelik basılanların çoğu tam metin değil. Dünyanın her yerinde eserlerin kısaltılmış hali basılıyorsa bu kitabın üzerine not düşülüyor. Ama burada yapılmıyor. Okuyucu kandırılıyor. Anne-babaların dikkat etmesi gerekiyor. Birçok yayınevi ‘100 Temel Eser’i ticari kaygıyla basıyor. Bu kitaplarda ortada gerçekten bir çeviri yok. Ayrıca kitaplarda kimin çevirisinden alındığı da yazılmalı.”

‘Kitaplar bir araç’
İstanbul Bilgi Üniversitesi Türk Dili Birimi öğretim görevlisi Nilay Yılmaz da, her yayınevinin istediğini yaptığını ve kitapların anlatımlarının çevirmenin yorumuna kaldığını söyledi. Yılmaz, “Her çevirmen veya yayınevi kendi ideolojisini yansıtırsa, çocuklar ilköğretim yaşında okudukları o kitapları ileride okumak istemeyebilir. Kitapları aldığınız zaman ideolojisiyle birlikte alıyorsunuz. Bir araç gibi kullanılıyor bu kitaplar. Ayrıca kitap, 96 sayfanın altında olunca bandrol gerekmiyor. Bu yüzden asıl metinleri bir hayli kısaltıyorlar.”

Gazete, 20 Ağustos 2006 günü konuyla ilgili gelişmeleri vermeyi sürdürüyor. “Pişkin bakanlık!” başlıklı haberde yer alan Bakanlığın konuyla ilgili açıklaması, yakında devlet onaylı çevirmen ya da devlet onaylı kurumun onayladığı çevirmen gibi olgularla karşı karşıya kalınabileceğini işaret ediyor.

Pişkin bakanlık! İyi kitabı veli bulsun

Çeviri tahrifatları dünkü Radikal’in manşetiydi.

RADİKAL – ANKARA – Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilköğretim öğrencileri için önerdiği ‘100 Temel Eser’le ilgili yayınevlerine müdahalesinin söz konusu olamayacağını, ‘en iyi ve doğru çeviriyi’ bulma sorumluluğunun velilerde olduğunu açıkladı.
Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, ilköğretim öğrencilerine tavsiye ettikleri ‘100 Temel Eser’le ilgili her yayınevinin kendi ideolojisine göre çeviri yapmasına, “Bu duruma bizlerin müdahale şansı yok. Biz sadece çocuklarımızı okumaya yönlendirmek için kitap öneriyoruz. Yayınevlerinde haksız rekabete sebep olmamak için de özellikle bir baskı ve çeviri ismi vermiyoruz. En iyi ve doğru çeviriyi bulma sorumluluğu velilerin” savunmasını yaptı.

Önce çevirmene bakın
Bakanlık yetkilileri, velilerin ‘100 Temel Eser’i basan yayınevlerini seçerken, çocuklarına kitap alırkan dikkatli olması gerektiğini belirtti. İçini açıp göz gezdirmeden, sadece adına göre kitap almanın doğru olmadığını söyleyen yetkililer, “Veli, çocuğuna kitap alırken, eser eğer yabancıysa önce çevirmenine bakmalı, kitabın aslına uygun çevirisi yapılmış mı kontrol etmeli. Eğer bu seçimi yapmakta zorlanıyorsa, çocuğunun öğretmeninden yardım istemeli” dedi.

Aynı güne ait “‘Etik olmayan tehlikeli bir uygulama’” başlıklı bir yazıda çeşitli kurumların konuyla ilgili görüşleri yer alıyor:

‘Etik olmayan tehlikeli bir uygulama’

RADİKAL – İSTANBUL – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tavsiye edilen, 100 Temel Eser, üzerinde yayınevleri tarafından dinsel ve ideolojik oynamalar yapılması eğitimciler, edebiyatçılar ve çevirmenler tarafından tepkiyle karşılandı.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan bu tip uygulamaların tehlikeli ve ahlakdışı olduğunu belirterek haberi gündeme getiren Radikal’e teşekkür etti. Saylan, dernek olarak okullara kitap hediye ettiklerini belirterek “Okullara götüreceğimiz kitapların hangisi gerçeğe uygundur diye önceden edebiyatçılara danışıyoruz. Çoğu zaman yayınevleri iyi bir tercümeyi alıp o tercümeyi İslami veya ideolojik söylemlerle değiştirerek yayımlıyor. Dünya klasiklerini alıp değiştiriyorlar. Yabancı kitaplarda da dini semboller, rahibeler, kiliseler var onları alıp İslami sembollere çeviriyorlar. Bu, tehlikeli bir uygulama, ayrıca etik de değil” dedi.
Diğer tepkilerse şöyle:
Alaaddin Dinçer (Eğitim-Sen Genel Başkanı): Bakanlık listeyi belirliyor, yayınevi kafasına göre kitaplarla oynuyor. Oysa daha geniş hareket etme olanağı sağlanmalı ve bakanlık bu eserlerin sayısını çoğaltıp okul kütüphanelerine koymalı. Şu anki sistem yayınevlerinin işine geliyor.
Gülsün Kaya (Darüşşafaka Lisesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Bölüm Başkanı): Bu tip laiklik çarpıtmaları sadece çocuk kitaplarında değil ders kitaplarında da var. Bu anlayış uzun yılların getirisi. 1960’a kadar olan kitapları inceledim. 1950’ye kadar laiklik konusunda ders kitaplarında büyük hassasiyet var. 1950’den sonra laiklik çarpıtılıyor ve en sonunda bugünkü duruma geliyoruz.
Sevin Okyay (Harry Potter serisinin çevirmeni): Kitapları görmediğim için kesin bir şey söylemeyem ama bu fenomenle daha önce de karşılaşmıştık. Olgular bir yana kitabın üslubunu değiştirmek cinayetten farksızdır. Bizim çevirmen olarak görevimiz kendi istediğimizi lanse etmek değil, yazarın söylediğini okura bildirmektir.

Gazetede ayrıca, yayınlanan deyim ve atasözleri kitaplarındaki aşırı keyfi uygulamalar, argo kullanımlarına ilişkin “Devlet tavsiyeli küfür sözlüğü” başlıklı bir haber de yer alıyor. Burada belirtilen bir nokta ilginç: yayınevleri eğer isterlerse, MEB inceleme kuruluna kitaplarını inceleterek tavsiye kararı alabiliyorlar, ama bu maliyetli geldiği için bu incelemeyi yaptırmamayı yeğliyorlar. Yani, MEB okullarda başvuru kitabı, kaynak olarak kullanılan kitapların incelenmesini şart koşmuyor, incelemeyi bu yayını yapan şirket talep ederse yapıyor ve bunun için ücret alıyor.

Daha fazla Güncel
Türkçe İsrail’i Yorumlayamaz

Türkçe İsrail'i yorumlayamaz, çünkü öncelikle Türkçede İsrail tarihi hakkında kapsamlı bir kitap yok. İsrail tarihi de, Yahudi tarihi de Türkçe...

Kapat