Kur’an-ı Kerim Çevirilerine Çeviribilimsel Bakış

Posted by on Mart 26, 2010 in Etkinlik, Manşet

Esra Özkaya Saltoğlu, Hüseyin Yurtdaş, Yasemin Özden Kanca

(İstanbul Üniversitesi, Çeviribilim Bölümü doktora öğrencileri)

5 Mart 2010 tarihinde Doç. Dr. Sâkine Eruz’un katkısıyla İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Çeviribilim Bölümü, Almanca Mütercim Tercümanlık Anabilim Dalı’nın düzenlediği etkinlikte Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Salih Akdemir  “Türkiye’de Yayınlanmış Kur’an-ı Kerim Çevirilerinin Çeviribilim Açısından Değerlendirilmesi” konulu bir seminer gerçekleştirdi.

Kur’an-ı Kerim ve öteki kutsal kitaplarda en önemli unsurun, içeriğin doğru aktarılması ve okur tarafından anlaşılması olduğuna dikkat çeken Akdemir, sunumunda Türkiye’deki ve dünyadaki Kur’an-ı Kerim çevirilerindeki yöntem sorununu anlattı. Dünyada öteki dillere yapılan Kur’an-ı Kerim çevirilerinde genellikle kaynak dile sadık bir yöntem izlendiğini, bunun da okura Kur’an-ı Kerim’in mesajını doğru verememe gibi bir tehlikesinin olduğunu ifade eden Prof Dr. Salih Akdemir kendi çevirisinde “erek dile yönelik, işlevselci, “yorumbilgisi (hermeneutik)” yaklaşımını esas aldığını”  belirtti.

Yaptığı Kur’an-ı Kerim çevirisinde özellikle çeviribilim kuramlarından destek alan Akdemir, sunumunda Alman çeviribilimci Hans Hönig’in işlevselci ve işlevselci olmayan çeviri yaklaşımları arasındaki farkları ortaya koyduğu araştırmasından[1] da yola çıkarak işlevselci yaklaşımın, yaygın kanının tersine, yanlış ya da gerekçelendirilmemiş çeviriyi kesinlikle onaylamadığını, “doğru çeviriyi bulabilmesi için çevirmene ağır sorumluluklar yüklediğini” ifade etti. Hans Hönig’in dışında Hans Vermeer ve Sâkine Eruz gibi çeviribilimcilerden de alıntılar yapan Prof. Dr. Salih Akdemir kendi çevirisinin de bütün çeviriler gibi, bir yorum olduğunun altını çizdi. “Eşdeğerlik” kavramının çevirinin özüne uymadığını belirten Akdemir, bu kavramın özellikle de Kur’an-ı Kerim gibi 14 asrı aşan bir kutsal metinde uygulamaya giremeyeceğini belirtti.

Akdemir’e göre Mısırlı ünlü tefsir bilgini Emin el-Hûli’nin kimi yaklaşımları Kur’an-ı Kerim çevirilerinde yol gösterici niteliktedir. El Hûli’nin edebi tefsir yönteminde, sözcüklerin anlamlarının belirlenmesi yaklaşımına verdiği önemin altını çizen Akdemir, Kur’an-ı Kerim çevirilerinde, sözcüklerin 14 yüzyıl önceki anlamlarının ortaya konmasının aktarım ve alımlama açısından önemini vurguladı. Bu noktada çevirmenin, sözcük anlamlarının zaman içinde geçirdiği değişimleri incelemesinin zorunlu olduğunu, çünkü amacın Kur’an’ı, 14 yüzyıl önce olduğu gibi alımlamak ve sözcüklerin anlam içeriklerini yitirmeden okura aktarılması olduğunu belirtti.

Salih Akdemir’e göre, Kur’an-ı Kerim çevirilerinde yaşanan en önemli güçlüklerden biri, Kur’an’ın indiği dönem Arapçasını olduğu biçimiyle yansıtan güvenilir bir Arapça sözlüğün ya da başvuru kaynağının bulunmaması nedeniyle kavramların kök anlamının işlevsel içeriğinin tam yansıtılamaması. Akdemir bu nedenle, karşılaştırmalı Sami dillerinin araştırılmasının, o dönemdeki Arapçanın günümüze gelinceye dek köklerinde yaşanan değişimleri anlamak açısından katkıda bulunabileceğini ifade etti.  Arap dilinde yazılı kaynak olarak birkaç kitabe ile Kur’an-ı Kerim mevcut iken, Akadca belgelerin M.Ö. 2600 yıllarına değin uzandığı görülmektedir. Dolayısıyla bu diller arasında yapılacak karşılaştırmalı çalışmaların Arapçanın kök değişimlerini daha da iyi açıklayabileceğini ve Kur’an-ı Kerim çevirilerinde de yardımcı olacağını belirten Salih Akdemir,  bu konuyla ilgili olarak lisansüstü öğrencilerinden oluşan ekibi ile birlikte bir dizi Arapça kök ve sözcükler üzerinde artsüremli semantik çalışmalarını sürdürdüğünün altını çizdi. Kuran-ı Kerim çevirmenlerinin, Arapçanın zaman içinde değişimlerden geçtiğini göz önünde bulundurmalarının önemini ortaya koyan çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Bu anlayıştan hareketle Akdemir, söz konusu coğrafyada konuşulan dillerin bilinmesinin Arapça bir metin olan Kuran-ı Kerim’in anlaşılmasına katkı sağlayacağına ve tefsir üzerine çalışan araştırmacıların bu dilleri öğrenmesinin teşvik edilmesi gerektiğine işaret etti.

Kutsal kitapların kılavuz olma özelliğini vurgulayan Akdemir, birtakım ifadelerin yanlış yorumlanmasının sadece okuyucunun metni yanlış anlamasına neden olması dışında, bu ifadelerden yola çıkan okuru yanlış davranışlara da sürükleyebileceğinin altını çizdi. Bu bağlamda kaynak metinde sanılanın tersine, emretmek anlamını taşımadığını savunduğu “EMR” kökünü ele aldı: Kur’an’da “iyilik söylemek” olarak geçen kavramların “iyilik emretmek” olarak çevrildiğinde yanlış yorumlardan ötürü toplumların davranışında oluşabilecek sorunlara dikkat çekti. “EMR”, “KRE”, “ŞHD”, “ABD”, “VSY”, “BRK”, “SBH”, “KDS” köklerinin sanılan anlamları ile, çalışma bulgularınca bulunan anlamları arasındaki farkları açıklayarak ortaya koyan Salih Akdemir, eleştirel-felsefi yorumbilgisine dayanan işlevselci çeviribilim kuramının uzun zamandan beri beklenilen Kur’an-ı Kerim çevirisini sunma anlamında en güvenilir yol olduğunu belirterek sunumuna son verdi.

Soru-cevap oturumunda çalışmalarının içeriğine ve Kur’an- Kerim çevirilerine yönelik ayrıntılı soruları yanıtlayan Prof. Dr. Salih Akdemir, seminer sonrası da katılımcılarla sohbete devam etti. Çeviribilim, İlahiyat, Latin Dili, Eski Yunan Dili, Fars Dili ve Türk Dili, Dilbilim gibi pek çok farklı alandan öğrenci, akademisyen ve araştırmacının dinleyici olarak katıldığı seminerde çeviribilimin kuşatıcı ve disiplinlerarası özelliği Kur’an çevirileri üzerinden dile getirildi.


[1] Hans Hönig: “Positions, Power and Practice: Functionalist Approaches and Translation Quality Assessment”.

Daha fazla Etkinlik, Manşet
“Acıyla Katılaşmak Yerine Geleceğe Umutla Bakmak”

Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği, Çevbir'in "Dört Aile Bir Hane" üstbaşlıklı 2010 toplantılar dizisinin “Dil, Mülklerin En Tehlikelisi...” adlı ilk toplantısı 20 Şubat 2010 günü, Oruç Aruoba, Savaş Kılıç, Bülent Bilmez, Nurcan Kaya ve Ayşegül Devecioğlu'nun zengin sunumlarıyla gerçekleştirildi. Bu ilk toplantıyı yöneten Tuncay Birkan, birliğin Tekel işçilerine destek verdiğini belirttiği konuşmasında, tümüyle çevirmenlerin öz kaynaklarıyla bağımsız varlığını sürdüren Çevbir'in çalışmalarının kısa bir tarihçesini vererek, 21 Şubat Dünya Anadil Günü'nün önemi üzerinde durdu. Aşağıda bu konuşmanın metni yer alıyor.

Kapat