Türkiye’de Çevirmen Görünmez Kalmaya Mahkum Mu?

Posted by on Eylül 19, 2010 in Yorum

Çevirinin nasıl bir eylem olduğu ve çevirmen kimliği çeşitli ortamlarla farklı bakış açılarıyla tartışılmaya devam ederken, çevirmenlerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan doğan “telif” haklarını takip etmek için 2006 yılında Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği adıyla kurulan ve 2010 yazında tiyatro, alt yazı ve dublaj çevirmenleri gibi “telife” konu çeviri faaliyetlerinde bulunan diğer çevirmenleri de içine alacak şekilde tüzük değiştiren ÇEVBİR’in varlığı tehlikede…

Bunun nedeni ise Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün kendince haklı nedenlerle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda değişiklik yapmak istemesi. Bakanlığın bu değişiklikle ilgili gerekçelerinin başında her alanda muhatap alabileceği tek bir meslek birliği olmasını istemesi geliyor. İlk bakışta bu durum çevirmenlerin lehine gibi gözüküyor çünkü çeviri alanında ÇEVBİR’den başka meslek birliği yok ama durum göründüğü gibi değil. Ne yazık ki bu değişiklik ile ilgili kanun taslağında çevirmenlerin telif haklarını takip etmek için “uygun bir alan bulunmadığından” ÇEVBİR başka telif birliklerinin potasında erimeye mahkum ediliyor. 2006 yılında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre işleme eserler kategorisinde kurulmuş olan ÇEVBİR yeni kanun tasarısının bu kategoriyi kaldırması nedeniyle işlevsiz kalma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü bu meslek birliğinin üyelerini yani çevirmenleri görmezden gelmek istemiyordur. Hatta teklifleri açısından onları taltif ettikleri bile söylenebilir.  Teklif kaba şekilde şöyle özetlenebilir “siz eser sahibi statüsündesiniz”, aynı alanda tek bir telif birliği hedeflediğimizden “ilim ve sanat eseri” sahiplerinin teliflerini takip eden meslek birliklerinin birleşmesi sonucu oluşacak yapıda yer almalısınız. Buraya kadar her şey açık, anlaşılır ve makul gözüküyor.

Yıllardır bizi görmek istemeyenler şimdi bizi “eser” sahipleri arasına koydu. Biz kendi aramızda çeviri “özgün” eser düzeyinde kabul edilebilir mi yoksa işleme eser midir? diye tartışırken büyüklerimiz meseleyi çözdü gözüyle durumu değerlendirmek de mümkün. Böyle bir değerlendirmenin sadece ve sadece ruhsal bir rahatlama yaratmaktan öteye gitmeyeceğini söylemek istiyorum.  Neden mi? Çeviri eser sayılsın ama eser sahibinin adı hiçbir yerde anılmasın, bunun çevirmenlere ne faydası olacak?

Çevirmenler Meslek Birliği ya da Çevirmenler Telif Birliği adıyla bir araya gelmiş bir grubun çevirmenin ve çevirmenlik mesleğinin görünürlüğüne katkısı ile eser sahipleri telif birliğinde temsil edilmeleri arasındaki farkı sanırım herkes kavrayabilir. Çevirmenler Meslek Birliği sadece adıyla bile çevirmenin görünürlüğüne ve çeviri eyleminin şimdiye kadar görmezden gelinen profesyonel iş niteliğine dikkat çekerken Bakanlığın önerdiği türden bir temsil örtük olarak şunu söylemektedir: Sen herhangi bir iş yapıyor olabilirsin ama bu arada bir ya da birkaç tane çeviri de yapmışsındır ve onlardan kaynaklanan telif haklarını “eser” statüsünde kabul ettiğimiz için, çeviri faaliyetinden kaynaklanan telif haklarını “ilim ve sanat eserleri” sahipleriyle birlikte takip et… Orada örtük olarak söyleneni biz daha açık söylersek çevirmenlik de meslek mi? Dil bilen herkes yapar, üstelik ilim ve sanattan anlayanlar daha da iyi yapar.

Bu değişikliğin son dört yıldır çeviri ve çevirmenlik konularında kurumsal varlığı ile birçok soruna dikkat çekmiş olan ÇEVBİR’in mesleki temsil, kamuoyu oluşturma, meslekleşme ve telif hakları konusunda gençleri bilgilendirme, mesleki dayanışma ve bilgi paylaşımı, sosyal sorumluluk projelerine katkı gibi faaliyetlerinin de tehlikeye girmesi anlamına geleceğini unutmamak gerekir.  İlim ve sanat eserleri sahiplerinin bulunduğu geniş bir grupta çevirmenlerin seslerini çıkarıp sadece ve sadece çeviri adına faaliyetler de bulunabileceklerini düşünmek ülkemiz koşullarında çocuksu bir iyimserlikten öteye gitmez.

Şimdi ne yapmalıyız? Üzerimize düşen nedir? sorularına yanıt ararken bu durum için yazılacak ve “Meslek Birliğime Dokunma” sloganı ile kamuoyuna duyurulacak ortak bir dilekçe imzalayıp Bakanlığı göndermek sesimizi duyurmak için denenebilecek bir çözüm gibi geliyor. 30 Eylül Dünya Çevirmenler gününe bu slogan ile sahip çıkarsak belki sesimizi daha kolay duyurabiliriz. Ülkemizde devlet ve vakıf üniversitelerinde kırktan fazla Çeviri Bölümü bulunuyor. Bu bölümlerin öğrencileri ve akademisyenleri de Meslek Birliği’ne henüz üye olmasalar da bu konuda ne yapabileceklerini düşünmeli ve ÇEVBİR’in varlığını sürdürmesi için katkıda bulunmalılar. Çeviri ve çevirmenlik alanlarında faaliyet gösteren derneklerin ÇEVBİR’e çevirinin ve çevirmenin görünürlüğüne yaptığı katkı nedeniyle destek vermesi gerekmiyor mu? Bu tür derneklerin hedeflerinden biri de çeviri ve çevirmenlik sorunlarına dikkat çekerek mesleğin görünürlüğüne katkıda bulunmak olduğuna göre, telif hakları çerçevesinde dört yıldır bu alanda çaba gösteren ÇEVBİR’i desteklemek için katkılarını esirgemeyeceklerini umuyorum. Çeviri Bölümleri, başta Çeviri Derneği olmak üzere alanda faaliyet gösteren tüm dernek ve kuruluşlar bu değişiklikle ilgili yasa tasarısında işleme eser kategorisinin kalması ve bu kategorinin özellikle çeviri için çok önemli olduğu konusunda seslerini duyurmalılar. 30 Eylül Dünya Çeviri Günü’nün benim açımdan Türkiye’deki sloganı “Çevirmenler görünmez kalmaya mahkum olmasın” olacaktır.

Daha fazla Yorum
WALTIC-İstanbul 2010 Üzerine Birkaç Not

kongrenin düzenleme komitesinde yer alan Bülent Somay'ın kongreyle ilgili bir söyleşisi ("İki arada bir derede çeviri," Radikal, 3.9.2010), çeviri çerçevesinde yapılan işlerin ve harcanan emeğin ücretinin, bedelinin, başka deyişle çevirinin ekonomisinin çeviri incelemelerinin merkezine daha fazla çekilmesi gerektiğinin, son yıllarda verilen bütün mücadelelere, örgütlenme çabalarına, çalıntı çevirilerle mücadeleye rağmen bu yaklaşımın yeterince kabul görmediğini düşündürüyor. Somay, artık daha da analitik ve derinlemesine bir yaklaşıma ihtiyaç duyan çeviri tarihi konusunda, genelleyici bir yaklaşımı yinelemeyi yeğliyor.

Kapat