Ankara Göğünün Altında Bir Rus Çevirmen

Posted by on Eylül 21, 2010 in Çevirmenle Söyleşi

Karadeniz’in kuzey sahilinde bulunan Kırım, genç bir Rus için gerçek bir hayal kurma mekanıydı.

Denizin öte yanında bilinmeyen bir dünya olduğunu biliyordu: Karşısında tek görebildiği karanlık sulardı, ama cızırtılı radyosu sık sık ufkun ötesindeki ülkeden sesler taşıyordu ona. “Türk radyosunda yayınlanan ezan sesleriydi bunlar,” diyor dünyaca ünlü çevirmen Apollinaria Avrutina, “o sese aşık oldum.”

Kore Edebi Çeviri Enstitüsü tarafından, Seul’de düzenlenen 4. Uluslararası Çevirmenler Konferansı’na Rusça-Türkçe çevirmeni Avrutina da katıldı. Perihan Mağden, Bilge Karasu, Sabahattin Ali ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un kitaplarını Rusçaya çeviren Avrutina, çevirinin daha çok “sanatsal bir süreç” olduğunu söylüyor.

St. Petersburg’da doğup büyüyen genç Avrutina, günümüzde Ukrayna’da bulunan Kırım’a sık sık giderdi, ailesinin orada bir evi vardı. Türkiye’den gelerek onu büyüleyen müzikli seslerin dışında, Türkçe bir kitapla ilk karşılaşması, Reşat Nuri Güntekin’in “Çalıkuşu” (1922) adlı romanıyla oldu. 20. yüzyıl başlarında zengin bir aileden çıkıp yoksul bir Türk köyünde gönüllü öğretmen olan genç bir kızı anlatan bu kitap, Avrutina’yı derinden etkiledi. “Bu Türkçe kitapları Rusçaya çevirmeyi ilk kez o zaman istedim,” diyor çevirmen.

Her ne kadar Türkçe düşünüyor, yazıyor, konuşuyor ve hatta rüya görüyorsa da, Avrutina bu dili asıl olarak St. Petersburg Devlet Üniversitesi’ne girdikten sonra, Türk edebiyatı uzmanı olurken incelemiş. Anadilinden yapısal olarak çok farklı olmasına rağmen Türkçe öğrenmenin mucizevi bir şekilde kolay olduğunu görmüş. “Bu hâlâ bir sır gibi,” diyor. “Kader gibi.”

Türk edebiyatı günümüz Rusya’sında popüler bir edebiyat. Avrutina bunun “Türk ve Rus düşünme tarzlarının yakınlığına” bağlıyor.

“Türkiye ve Rusya ne Batılı ne de Doğulu olan iki ülke,” diyor. “Türkiye daha Doğulu ve Rusya da daha Batılı olabilir belki, ama ortada bir yerde olmamız açısından birbirimize benziyoruz.”

Çevirmen mesleğinde kendi felsefesini geliştirmiş. “İyi bir çevirmen olmak için iyi bir edebiyat yazarı olmak gerekir,” diyor. “Çeviri yaparken, sanatsal bir dille yazarsınız. Bu bir yeniden yaratma süreci. Kendi dilinizi bir sanat eseri gibi yaratmanız gerekir.”

Konferanstaki sunumu sırasında, Avrutina birine edebi çeviri öğretmenin “olanaksız” olduğuna inandığını söyledi. “İyi bir edebi çeviri bir sezgi işi sayılır,” diye yazıyor konferans bildirisinde. “Bir kitabı çevirirken, onu bir daha yazar ve onun yazarı haline gelirsiniz. Ben de, bir Rus kadını olmaktan çıkıp bir Türk erkeği, Orhan haline geldim çeviri sırasında. Yaşamlarımız farklı, dünya görüşlerimiz farklı – ama gelecekteki okurum, benim dünya görüşüm ve misyonum aracılığıyla, Orhan’ın dünyasını Rus gözlerin açık seçik bir şekilde görebileceği şekilde görüyor.”

Avrutina kaynak metnin hassas ayrıntılarını ve fikirlerini başarılı bir şekilde aktarmak isteyen birinin, erek dili, kendi dilini “kusursuz bir şekilde bilmesi” gerektiğini söylüyor. “Çevirmen esere kendi yaratıcı kimliğini katmalıdır,” diyor.

Avrutina’nın Rusça kitapları Türkçeye çevirmeye çalışmamasının nedeni tam da bu, Türkçe’nin onun anadili olmaması. “Zorunlu değil elbette,” diyor, “ama bence yabancı eserler erek dili doğuştan konuşanlar tarafından ‘çevrilmeli’.”

Çevirmen 2000 yılında Türkiye’nin Ankara şehrini hayatında ilk kez ziyaret etmiş. Orada, “Doğunun ruhunu,” tam da küçük bir kızken hayal ettiği şekilde görmüş.

“Binalardan ve gökteki yıldızlardan gelen sayısız ışık tek bir manzara oluşturuyordu,” diyor Avrutina.

“Hıristiyanım ben. Ama böyle bir manzara gördüğünüz zaman, Müslüman olmuş kadar oluyorsunuz.”

Claire Lee/The Korea Herald

(“Translation is an artistic process, Russian-Turkish translator says in forum,” 16.09.2010)

Daha fazla Çevirmenle Söyleşi
Osman Akınhay: “Ferit Burak Aydar’ın ismini ve çalışkanlığını bilen biliyor”

Lenin'in "Ne Yapmalı?" adlı kitabının yeniden çevirisi tartışmasında, çevirmen Ferit Burak Aydar ve Erkin Özalp'le yaptığımız söyleşilerin ardından, Aydar çevirilerinin Agora Kitaplığı'ndaki yayımcısı ve editörü Osman Akınhay'la da söyleşi yaptık.

Kapat