Kusura Bakma Kusturica, Ülkenin Posası Kaldı

Posted by on Ekim 16, 2010 in Yorum

Kusturica, dostum, daha önce yazamadım kusura bakma, ama gönlüm seninleydi – zaten Çingeneler Zamanı‘ndan beri öyle, biliyorsun.

Dostum, şaşırma sen başına gelenlere, ülkeyi sıktılar, posası kaldı – belki biz tohumlarını toplar ekeriz de, ilerde seni layığınca ağırlarız. Boşuna sen derdini anlatmaya çalışma, bu ülke şimdi Amerika’da ağlayan hocanın yurda dönmesini, adada tatil yapan teröristin eve dönmesini makulleştirmeye çalışıyor. Senin gibi kişiler bulup ortalığı karıştırmak, iftiralar saçmak lazım – ağlayan hocanın bu ülkede kaç katliama yol açtığını tartışan yok, teröristin cinayetlerini anmak bile ayıp hale geldi artık. Derdimiz gücümüz bunlar işte, zaten bu olay olmasa senin ülkede olduğunu bile duymayacaktık, iyi oldu yani bir bakıma kendimizi tanıdık. Arada bir biri uğrayıp skandal olmasa böyle, kendimizi unutacağız. Kültür ve bilgi durumumuzu sana tepki veren sinema yönetmeninden anlamışsındır: Danis Tanovic bir ay kadar önce bir film festivalinde söylemiş senin ne hain olduğunu, YouTube’da filmi var, seyret demiş; o da seyretmiş bir şeyler hemen ki apar topar tepki vermiş – sağolsun Danis Tanovic, dedikodu yapmasa az kalsın karşında oturacakmış aynı yönetmen. Yani çeviri etkinliğimiz başarısız, senin hainliklerini çevirip kurda kuşa duyurmadığımız için böyle festival dedikodularına kalıyor sanatçılar.

(Ama tabii bu işin magazin yanı, senin suyunu daha aylar öncesinden -“Vatan haini vatanıma gelemez” diyerek- ısıtmaya başladıklarını farkedecek gazetecimiz var belki ama medyamız yok. Yani tam, senin Yeraltı filminin başında bombalanan hayvanat bahçesi, kaçan zebralar, filler sahnesi var ya, burada tam öyleyiz. Ama sizin orada da durum farklı mı, pek emin değilim. Tanovic’in sinemasını tanımıyordum, bu olayla merak edip Triage‘ı seyrettim, iyi bir sanat eseri doğrusu, görüntüler güzel, çok iyi değil, ama iyi, senaryo zayıf -planlı bir siyasilikten-, ama kurgu iyi. Fakat 2009’da, 1980’ler Irak’ında geçen bir filmi Tanovic niye yapmış bir türlü çözemedim. Filmde bol bol Kürdistan anılıp da bir de bölünmüş haritası bile çizilince, herhalde dedim Tanovic de senin gibi Yugoslavya yandaşı olmalı, ama değilmiş, 1969 doğumlu delikanlı 29 yaşında gitmiş Belçika vatandaşı olmuş, Bosna’ya da daha birkaç yıl önce dönüp siyasete atılmış. Tuhaf şeyler doğrusu: Sana tepki veren yönetmen 1963 doğumlu, sen de 1954 doğumlusun – çocuktan al haberi lafı da, YouTube ve gençlik kültürünün dünyayı yönlendirdiği de doğru galiba.)

Dostum, başını şişirdim, kusura bakma, ama olayın hatırlattığı gerçekler ilginç doğrusu. Daha dün mahallede sanat galerisi basılan bir ülkede ürkütücü şeyler bunlar üstüste. Aslında sen bahanesin bence, seninle gözdağı vermek mesele – uslu dur, diyorlar, uslu dur sanatçı.. Uslu çevir filmi, kitabı, şiiri… Fakat asıl dehşetlisi ve önemlisi sayende öğrendiğim bir gerçek: Sicilimizi tutuyorlarmış, dostum, sicilimizi. Senin sicilini tartışan bir emekli çevirmen bak ne diyor son yazısında:

Yıllar önce, Bosna’da felâket fiilen devam ederken, CHP’li- Kemalist- Sosyalist karışımından biriyle tartışmamızı hatırlıyorum: ona göre; Boşnaklar dinci- Müslüman- gericilerdi; Sırplar ise ilerici- sosyalistler. Dolayısıyla onların tarafında olmak ve Boşnakların tepelenmesine sevinmek gerekiyordu. Antalya’da Kusturica’yı davet edenlerin benzer düşünceleri olup olamadığını doğrusu merak ediyorum. Onların arasında da, Kusturica’yı, sırf bir “sinema adamı” olduğu için değil de biraz farklı nedenlerle akıl edenler çıkarsa hiç şaşırmam.

“İşte, Kusturica gitti, şimdi gelsin” diyenlerin akıllarından neler geçirdiğini tahmin etmek daha kolay.

Kusturica bu muameleyle karşılaşınca, “Ermeni Kıyımı ne oluyor?” dedi. Diyecek elbette. Tarihte kendi marifetlerinin hesabını verememiş bir ülkede, özellikle de resmî bir görevde, bu gibi jestler yaparken dikkatli olmak gerekiyor.

Burada da Semih Kaplanoğlu rahat. Ermenilerden özür bildirisini ilk imzalayanlardan biri olduğunu söyledi. Bu, Kusturica’nın sicilinde olmayan bir şey.”

Ne anlıyorsun, Türkçe kaldığı için okuyamadığın bu yazıdan? Ben sana çevireyim: CHP’li, sosyalist, Kemalist olanlar Boşnakların tepelenmesine sevindi, sevinir diyor. Ermenilerden özür bildirisini imzalayanlar ve imzalamayanlar diye iki sicil tipi olduğunu açıklıyor. Bilmiyorum bu akıl tutulması hezeyanı çevirmeye bir dil var mı?

Dostum, en çok bunun için teşekkür ederim sana: senin sicilinin bozukluğunun tartışılması sayesinde, imza atmayarak sicilimi bozduğunu öğrendim, gam yemem artık.

Ve dostum, bu vesileyle sana bir kez de yaptığın o düzgün basın açıklaması için teşekkür ediyorum: “Anti-emperyalist” olduğunu söyleyerek uzun zamandır bir sanatçının ağzından duymadığımız güzel bir sözü hatırlattın – zaten sana hâlâ öfke saçanların öfkelerinin kurumamasının asıl sebebi de en çok bu belki de. Utandırmış olmalısın birilerini.

Çok sağol dostum, çingene kal.

Daha fazla Yorum
Kamu Çevirmenleri Haklarını Arıyor

Bir kamu çevirmeni resmi kurumlarda çalışan çevirmenlerin temel sorunlarını ve örgütlenme hedeflerini dile getiriyor: 'Mütercim/tercüman unvanlı devlet memurları, Devlet Memurları Kanunu ile belirlenmiş Hizmet Sınıfları içinde yanlış kategoride bulunmaları sebebiyle maddi ve manevi olarak yıpranmaktadırlar ve Türkiye genelinde çeşitli bakanlıklara ve kurumlara dağılmış mütercim kadrolarını temsil edecek bir bakanlık bulunmamasından dolayı hak arayışı yolunda yalnız kalmaktadırlar.'

Kapat