Naipaul Tamam, Sırada Özdemir İnce

Posted by on Kasım 25, 2010 in Güncel

Salı akşamları genellikle evde “Aşk ve Ceza” adlı diziyi seyrediyoruz. Dizinin 23 Kasım 2010 günü yayınlanan bölümünde, zaten tuhaf olan dizi için daha da tuhaf olan bir sahne vardı: Baş erkek kahramanın töre yüzünden evlendiği kardeşinin katilinin uzun zamandır batılı değerlere sahip olan fakat töreyi bozamayan kahramanla kardeş ilişkisi sürdüren kız kardeşi, medyadan, yani gazete ve televizyonlardan, resmi olarak kocası olan ama aslında fiilen kesinlikle ondan uzak duran kahramanın daha önce bir barda tanışıp seviştiği ve bir çocuk sahibi olduğu sevgilisiyle ilişkisine devam ettiğini öğreniyor, öğrendikten sonra öğretmenlik yaptığı okulda orta okul ve lise öğrencilerinin ve diğer öğretmenlerin dışlamasıyla karşılaşıyor, hatta birkaç velinin gelip müdüre çocuklarını böyle ahlaksız bir şey yaşayan – bu arada erkek kahraman aslında olmadığı halde esrar kaçakçısı olmakla suçlanmış, sonra aklanmıştı – birinin sınıfında tutmayacaklarını söylemelerine tanık oluyor ve bu tatsız durumdan, kocasının kardeşinin katili olan – ve içerden bir süre önce çıkıp esrar kaçakçısı olduğu bilinmeyen babasının işlerinin başına geçmiş olan – ağabeyinin gelip okul yönetimine yüz bin liralık bir çek yazmasıyla kurtuluyordu. Ya da bütün bu sahnenin özetiyle: Bir kadın aldatılıyor ve bu olayı medyadan öğrenen toplumun en uzak birimleri tarafından bile horgörülüyordu. Dizinin kendi senaryo tarihi açısından başarısız, ama Türkiye açısından düşündürücü bir sahneydi bu: Senaryo yazarları medyada çıkan haberlerin okul öğrencilerinin tutumlarına kadar her şeyi belirlediğini varsayıyorlar. Açıkçası, bu taşralılıktan çıkma çabasında olan Türkiye’nin taşranın derinlerine gömüldüğünü gösteriyor: ancak Gogol’ün taşrasında yaşanır böyle sahneler.

Ve bu medya Naipaul’u kovdu. Naipaul’un bir kez daha gelmeyeceği açıklandı bugün.

Bir kez daha: çünkü Naipaul, 3 Temmuz 2010 günü Hanif Kureishi ve Elif Şafak’la birlikte İstanbul’da, 2010’un İstancool etkinliğindeydi.

Etkinlikte Naipaul

“Türkiye topraklarının geçmişte çok farklı kültürlere ev sahipliği yaptığını [biliyorum] ve Türkiye’nin İslam ülkesine dönüşme sürecini çok merak ediyorum ve bununla ilgili daha fazla şey öğrenmek istiyorum”

demişti.

Sanırım yeterince şey öğrendi. Ve biz de öğrendik bir kez daha: taşrada yaşadığımızı. Manşetlerin kışkırtmak ve sindirmek için kullanıldığını.

Ve bu arada, 25 Kasım 2010 günü, İstanbul Avrupa Yazarlar Parlamentosu adlı etkinlik,  Hilton Convention Center Parlamentosu etkinliğine dönüşürken, “Bu şerefsizin burada ne işi var?” diye soran ulema, şöyle buyurdu:

“Hürriyet gazetesinin bir ayağı çukurda köşe yazarı dünkü yazısında gerçekten de baltayı fena taşa vurdu. .. Özdemir İnce’nin bu yazıdan sonra yapacağı en onurlu iş Oktay Ekşi gibi istifa etmektir. .. Gitsin ömrünün geri kalan kısmını çeviri yapmakla geçirsin.”

İstanbul, Avrupa, Yazarlar, Parlamento? Şaka mı yapıyorsunuz, taşradaki gulag burası.

Daha fazla Güncel
İkinci Marmara Gemisi: Yazarlar Kongresi

Yazarlar artık ikiye ayrılıyor: İslamı övenler ve yerenler. Medya, Yazarlar Kongresi'ne yazar Naipaul'un davet edilmesini kabul ve red edenleri saptıyor.

Kapat