“Kürtçe çalsan da öldürülebilirsin, Kürtçe çalmasan da”

Posted by on Aralık 20, 2010 in Güncel, Yorum

Bilindiği gibi Türkiye yine sık sık yaşadığı gergin dönemlerden birinden geçiyor.  Medya çoğu kez gerçeği söylemiyor, gerçeği tıpkı ekranlarda sigarayı, alkolü, öpüşmeyi kararttığı gibi karartıyor.

Sarp Öztürk adlı güzel şarkı söyleyen bir insan, Mersin’de birlikte şarkı söylediği arkadaşlarıyla kurşun yağmuruna tutuldu, onlar yaralandı, o öldü.

Şarkıcıların başına gelebilen bu olay çevirmenleri de ilgilendiriyor, çünkü bazen aynı koşullarda ve aynı ülkede çalışıyorlar. Onların dediği gibi en temel “mesele mafyalaşma, kabadayılaşma, magandalaşma…” Mersinli müzisyenlerin Sarp Öztürk’ün ardından yaptığı basın bildirisini dikkatle okumak gerekiyor.

Medya ve içinde çevirmenlerin de yer aldığı medya çalışanları, sigarayı, alkolü ve öpüşmeyi sansürlüyor, fakat asla ve asla şiddet sahnelerini, eliyle havuzda adam boğan aşiret reisi görüntü ve konuşmalarını, silahla tehdit eden, işkence ederek öldüren mafyacı görüntü ve konuşmalarını karartmıyor. Aşırı batılinançlı dini konuşma ve görüntüleri karartmıyor. Kadınlara tokat atılma sahnelerini karartmıyor, ama öpüşme sahnelerini karartıyor.

Türkünün bir kez daha öldürülmesinde bizim de düşüneceğimiz bir şeyler var. Bu basın açıklaması çevirmenler tarafından da yazılabilir:

***

SANATÇILAR SAHNEYE ZIRH VE KALKANLA ÇIKSIN!

Bilindiği gibi Mersin’li müzisyen Sarp Öztürk, bir şarkı isteği meselesinden öldürüldü. Berbat bir olay, tüylerimiz hala ayakta. İnsan, önce idrak etmekte zorlanıyor, böyle bir birikim, böyle ucuzca kayıp gidebilir mi?

Hepimiz çok sinirliyiz, bazen kime kızacağını da şaşırıyor insan. Ateşin düştüğü yeri anlamaksa zor…

Bar, kafe vb. yerlerde müzik icra edenler iyi bilirler ki, bu aslında münferit bir olay değil. Daha önce de buna benzer olaylar oldu. Böyle giderse de devam edecek. Ufak tefek bir tartışma sonucu müzisyenin ‘topuğuna sıkılanlar’ mı ararsın, Kürtçe şarkılar çaldığı için dövülen ya da uyarılanları mı ararsın, silah çekilip tehdit edilen mi, taciz edilen mi? Hepsi var. Öte yandan birileri, bu olayları etnik bir zemine taşıma; “Kürtçe şarkı söylemediği için öldürüldü” şiarıyla yaraları kaşımaya niyetleniyor. Oysa mesele Kürtçe şarkı meselesi değil. Kürtçe çalsan da öldürülebilirsin, Kürtçe çalmasan da. Olayı etnik bir zemine çekmeye çalışanlar, kendi çürüklüklerini meşrulaştırma gayretindeler.

Mesele mafyalaşma, kabadayılaşma, magandalaşma… Öte taraftan da bar ve kafe benzeri eğlence yerlerinde çalışanların olumsuz çalışma durumları ve işletmecilerin çalışanlara gerekli değeri vermemesi; “Önüm, arkam, sağım, solum para” mantığıyla hareket etmesi. Çalışanlarını olumsuzluklara karşı savunmak yerine, zengin magandanın gönlünü hoş tutmak için ‘el pençe divan’ olanlar da bu olayın suçlusu, hiç değilse izleyicisidir.

Fakat bu olay, işletmecilerin de kâbusu olmaya adaydır. Eğlenmek için gidilen mekânda silahlı-külahlı birilerinin olması, insanların eğlence yerlerine karşı güvensizliğini yaratacaktır.

Nereye elini atsan mafyasıyla karşılaşıyorsun. Her işletmenin bir ‘koruyucu’ mafyası var. Koruma haracını da günü gününe alıyor! İlköğretimdeki çocuklar bile mafyacılık oynuyor. Temas ettikleri her alanı kendi lehlerine düzensizleştirebiliyorlar. Devlet bunlarla karşı karşıya gelmiyor; yani ayna kullanmıyor.

Bir taraftan da meclis, çıkardığı yasayla (Teksas Yasası), silah taşıyabilme yaşını 18’e çekiyor, silahla gezmeyi kolaylaştırıyor! O zaman sanatçılar da hemen birer çelik zırh ve kalkan alsın! Yasayı çıkaranları da listeye ekleyelim, suçluların sayısı artıyor. Biz hiç kimsenin 2.sayfa haberlerine malzeme olmasını istemiyoruz. Anne karnındaki iki bebekten birini katil, diğerini ölü yapan ‘silah tüccarı’ zihniyete karşı ‘ses’ çıkarıyoruz.

OLEYİS kimin sendikası?

Otel Lokanta ve Eğlence Yerleri İşçileri Sendikası (OLEYİS), bu iş kolunda çalışanların örgütü. Konuyla ilgilenirler ve hatta bu olay doğrudan onları ilgilendirir diye düşünüp, OLEYİS Doğu Akdeniz Bölge Temsilcisi Ali İhsan Artut’u aradık. “Tamam da canım kardeşim” kıvamında başlayan itiraz cümleleriyle bezenmiş bu konuşmanın özeti şu diyalog:

–          Bir bar müzisyeni arkadaşımız, Sarp Öztürk, istek şarkı çalmadığı için öldürüldü. Biz de buna karşı ‘ses’ çıkarmak istiyoruz. Siz sendika olarak nasıl katkı sunabilirsiniz?

–          Arkadaş sendikalı mıydı?

–          Hayır. Zaten Mersin’deki hemen hiçbir müzisyen sendikalı değil!

–          O zaman sendika olarak bir şeyler yapamayız.

Düşünsenize, sendikanın, işçileri örgütleme niyeti yok! Hal böyle işte! Arkadaşı da suçlu listesine ekleyelim.

Bundan sonra öncelikle sanatçıların, bar, kafe gibi yerlerde çalışanların ve insanlık damarı körelmemiş herkesin bu konuda ‘ses’ çıkarması gerekiyor. Eğer ‘ses’ çıkarmıyorsak ‘suçlu’ kategorisine adımızı ekleyelim, başımız önde, sesimiz arkada yaşamaya devam edelim.

Hayır, biz öyle yapmadık. Dün (18 Aralık) Cemevi’nde Mersin’deki müzisyenler olarak yaptığımız basın açıklamasından sonra, dün akşam eğlence yerlerinde çalışan müzisyenler bu olayla ilgili duyurular yaptı ve Sarp Öztürk’ün bir istek meselesi yüzünden öldürülmesine dikkat çekmek için dün akşamki programlarda hiçbir ‘istek’ kabul edilmedi.

Ve bugün burada Sarp Öztürk’ün öldürüldüğü yerde bir kez daha ‘ses’imizi çıkarıyoruz. Sesimiz yükselmeye devam ediyor. Daha yüksek sesle söylemek için, bu gece (19 Aralık), eğlence yerlerinde çalışan müzisyenler çalışmayacak.

En ince duyguların dahi ifadesine olanak sağlayan müzik, kulakla dinlenir. Hiç kimse müziksiz yaşamaz. Müzik rakıya meze, çaya şeker değil, kocaman bir dünyadır. Bunu kafalara kazımak, kazıtmak zorundayız. Daha fazla ‘ses’ daha fazla ‘ses’… Olanları kınıyor ve herkesi bu noktada duyarlı olmaya davet ediyoruz.

Mersin Müzisyenler Platformu” (Kaynak: Serdar Keskin sitesi. Keskin olayı değerlendirmeyi sürdürüyor. 19 Aralık müziksiz geçmiş.)

(Bu filmi üç yıl önce Youtube’ta kendisi yayınlayan Sarp Öztürk altına şu notu düşmüş: “yorumlarınız için çok teşekkür ederim yakında albümümle sizlerle beraber olacağım türkülerle kalın” )

Daha fazla Güncel, Yorum
Çevbir Söyleşilerinin Üçüncü Mevsimi Başladı

Çevirmenler Birliği'nin 2010-2011 dönemi söyleşi programı açıklandı.

Kapat