Çevrimiçi Çeviribilim: Ocak-Şubat Seminerleri

Posted by on Ocak 21, 2011 in Duyuru, Kuram, Manşet

Farklı coğrafyalardaki çeviribilim araştırmacıları, öğrencileri ve meraklıları, şimdi de Universitat Rovila i Virgili’de düzenlenen ve internette çevrimiçi olarak yayınlanan Çeviribilim Seminerleri sayesinde ortak bir platformda buluşuyor.

18 Ocak 2011 Salı günü düzenlenen ilk seminerde çeviribilimci Andrew Chesterman “Skopos Kuramı: Geriye Dönük Bir Değerlendirme” (Skopos Theory: A Retrospective Assessment) başlıklı sunumunda Skopos kuramını farklı yönlerden ele alarak değerlendirdi. Chesterman’ın konuşmasının alt metninde genel olarak bir kuramın, tüm iddiaları ve öne sürdüğü tüm hipotezler çerçevesinde nasıl değerlendirilebileceği fikrinin yer aldığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Konuşmasının ilk bölümünde çeviribilim alanındaki kuramlardan bahseden Chesterman; Skopos kuramı, işlevsel kuramlar ve çoğul dizge kuramından bahsederek bunların “kendilerine kuram adı veren kısıtlı sayıda kuram” arasında yer aldığını belirtti.

Skopos kuramının üzerine inşa edildiği 6 aksiyomu açıklayan Chesterman, ardından Skopos kuramının yaptığı kavramsal katkılardan bahsetti. Skopos, işlev ve niyet kavramları arasında birtakım tanım sorunları olduğunu ifade eden çeviribilimci, Hans Vermeer’e bu yönde yöneltilen eleştirilere, Vermeer’in verdiği yanıtlara ve öne sürdüğü diğer tanımlara sunumunda yer verdi.

Buna göre, Skopos kuramına yöneltilen başlıca eleştirilerden biri, kuramın 6 aksiyomu arasında yer alan “çeviri bir bilgi sunumudur” (a translation is an offer of information) ifadesinin kurama gerçek anlamda yeni bir bakış açısı getirmediği ve bunun görece olarak geniş bir ifade olduğu yönünde.

Buna ek olarak Chesterman, H. Vermeer’in Skopos’taki yeterlik (adequacy) kavramını G. Toury tarafından ve diğer çeviribilim çalışmaları bağlamında kullanıldığından daha farklı bir kavramsal içerik ile kullandığını belirterek “çeviribilim literatüründe zaten var olan bir terimi alıp buna tamamen başka bir anlam yükleyerek kullanmanın riskli olabileceğini düşündüğünü” söyledi.

Öte yandan E. Nida’nin çeviribilim yaklaşımında gönderici ve alıcı gibi temel aktörler bulunmasına karşın Skopos’un çeviri sürecine genel olarak daha çeşitli aktörleri kazandırmış olduğu da dikkati çekmekte.

Chesterman Skopos kuramının temelinde yatan metaforik yapıya da değdindi. Martin de Leon’a göre (2008) Skopos’ta birbiriyle çelişen iki metafor bulunuyor: AKTARIM + İLETİM ile EREK metaforları.

Skopos’un ontolojik yapısından bahseden Chesterman, Skopos kuramını betimleyiciden çok oldukça kuralcı (presciptive) bulduğunu ekledi. Skopos’un empirik konumu ile ilgili olarak kitapta çok az sayıda gerçek hayattan örneğe yer verildiği belirtilirken ele alınan başa bir başlık da etik boyuttu. C.Nord’un öne sürdüğü bağlılık kavramını Vermeer reddetmiş ve “bilimin değer-bağımsız olması gerektiğini” belirtmiştir. Rudner ise (Rudner 1953) bilimin gerçekten de değerlerden bağımsız olup olamayacağını sorarak bunu eleştirmiştir. Mona Baker da Rudner’e katılarak etiğin bu noktada önemli bir rol oynadığını ileri sürmüştür.

Son olarak da Chesterman “rekabet” içerisinde olabileceği bir kuram olan Bağıntı Kuramı ile Skopos kuramını kısaca kıyasladı.

Sunumunun sonuç kısmında Skopos kuramının pedagojik olarak değer taşıyan kuralcı bir kuram olduğunu belirten Chesterman, betimleyici ve açımlayıcı bir kuram olarak Skopos’u (optimum nitelik taşımayan çevirileri ve durumları içermediği için) zayıf bulduğunu, kendisinden faydalanarak çok sayıda araştırma ve hipoteze yol açmadığı için kuramsal olarak çok da üretici olmadığını ifade etti. Ancak, Skopos’un en önemli başarılarından biri olan “kaynak metni tahtından indirme” açısından bakıldığında çeviribilim alanındaki tartışmaları eşdeğerlikten daha sosyolojik bir yöne doğru çektiğinin altını çizerek bu önemli yorumla sunumunu sonlandırdı.

Önemli çeviribilimcilerden Even Zohar’ın yorumları ve katılımcıların soruları ve yorumlarıyla zenginleşen seminer Tarragona, Universitat Rovila i Virgili’de düzenlendi. Dünyanın farklı ülkelerinden katılımcılar http://videoconferencia.urv.es/r55891280/ adresinden semineri canlı olarak izleme, soru sorma ve yorum yapma şansına da sahip oldu.

Andrew Chesterman’in sunumunu izlemek isteyenler http://videoconferencia.urv.es/p38674291/ adresinden seminerin kaydına ulaşabilir.

Çevrimiçi seminerler dizisinin ikincisi ise 19 Ocak 2011 Çarşamba günü yapıldı. Graz Üniversitesi’nden Michaela Wolf’un konuşmacı olarak yer aldığı bu ikinci seminerde konu başlığı “Çevirmenlerin Teslimiyetçiliği: Bir Efsane mi? Çeviri Habitüslerinin Güçlükleri” (The translators’ submissiveness: a myth? Challenges of the translatorial habitus) oldu.

Sunumunun birinci kısmında habitüs kavramının son 2000 yılına değinen Wolf, kavramın P. Bourdieu öncesinde Thomas Aquinas, Erwin Panofsky, Aristo, Marcel Mauss ve Norbert Elias gibi isimler tarafından öne sürülerek kullanıldığını ifade etti. Sunumunda temel olarak Bourdieu’nin habitüs kullanımına odaklanarak alan ile habitüs arasında mekanik bir ilişkinin olmadığının da altını çizdi.

Çeviri bağlamına da değinen Wolf, habitüs kavramının metin çözümlemesi ile toplumsal çözümleme arasındaki etkileşimin izlenmesi açısından yardım ettiğini belirtti. Buna göre habitüs toplumsal uygulamalardan doğmakta, bir dizi değer yaratabilmekte ve eyleme ilişkin bilgi üretebilmektedir.

Wolf’a göre, bu sayede D. Simeoni’nin çeviribilimde açtığı “sosyolojik göz” daha da keskinleşmiştir.

Çeviribilimdeki habitüse baktığı kısımda ise Wolf çeviri normları ile çevirmenlerin habitüsü arasındaki ilişkiye değindi. Buna göre, Simeoni Toury’nin normlarını yeni bir çerçeveye oturmaktadır. M. Inghilleri ise “sözlü çevirmenler toplumsal olarak oluşturulmuş kendilikleri içerisinde ‘sonsuza dek hapsolmuşlardır’” demektedir (2003).

Sunumun son kısmında 1876-1918 yılları arasında kalan dönemde Viyana’daki özel çeviri bürolarının etkinliklerini çözümleyen Wolf kısaca araştırmasının bulgularına yer verdi.

Wolf’un konuşmasının ardından pek çok katılımcının yer aldığı bir soru-cevap oturumu yapıldı. Sorulan sorular arasında habitüsün çeviri eğitiminde öğretip öğretilmemesine ilişkin bir soru da vardı. Wolf bu soruya habitüsün öğretilebilecek bir şeyden ziyade öncelikle hakkında farkındalık kazanılması, çeşitli unsurlarının öğrenilmesi gereken bir kavram olduğu biçiminde yanıt verdi.

Dinleyiciler arasında yer alan Even Zohar ise habitüs kavramının Bourdieu öncesinde kullanılmakta olan bir kavram olduğunu ancak kavramın popülerlik kazanması anlamında Bourdieu’nun rol oynadığını söyledi. Zohar’a göre sözkonusu kavram “ihtiyaca cevap vermek üzere aceleyle oluşturulmuş bir kavram” niteliği taşımakta. Zohar sözlerine “ Bourdieu ‘sistem’ sözcüğünü kullanamazdı çünkü Fransız geleneğinde bu çok katı bir içeriğe karşılık gelmektedir, dolayısıyla Bourdieu ‘alan’ seçeneğini tercih etmiştir. Repertuar kavramını da dilbilim ve göstergebilim (örn. Jakobson) kendisinden önce hazırlamış ve kullanmıştır” şeklinde devam etti.

Bir dizi soru ve yorumun ardından seminer, habitüs hakkında elde edilen daha fazla bilginin daha şeffaf bir çeviri sürecini getireceği yönünde bir fikirle sona erdi.

21 Ocak ve 2 Şubat tarihlerinde farklı konularda düzenlenecek olan seminerler hakkında daha fazla bilgi için bakınız: http://isg.urv.es/seminars/2011_seminars/2011_seminars.html.

Daha fazla Duyuru, Kuram, Manşet
Time Out ve Çevbir Söyleşileri

Time Out dergisi bu ay bir Çevirmenler Dosyası hazırladı. Seda Pekçelen mesleğin değişik alanlarından isimlerle söyleşi yaptı. - Çevirmenler Birliği'nin 2011 dönemi 2. söyleşisi 18 Ocak Salı günü gercekleştirilecek: "Popüler Bilim Çevirileri ve Tübitak" başlıklı söyleşide çevirmen Orhan Kılıç yer alacak.

Kapat