Hassas Okurdan: Tempo da toplatılacak mı?

Posted by on Şubat 13, 2011 in Güncel, Yorum

Son günlerde kitapçılar ciddi baskı altında. Yeni bir okur tipi kitapçılarda belli tipte yayınlar görmek istemiyor ve bu isteksizliğini fiziksel olarak belli ediyor. Kitapçılar bu tedirginliği yaşamamak için artık yayınları almama yoluna gidiyor. Yayıncılar da nedense öncelikle kitapçılara yüklenmeyi yeğliyor. Oysa bu yeni okur tipinin ne olduğunun anlaşılması, ayıklanması, kitapçıların azarlanıp protesto edilmesinden daha öncelikli bir sorun olsa gerek. İşporta bile alıcıya göre mal topluyor, baskı görürse bir ürünü satmayabiliyor.

Acaba sorun hassas okur mu, yoksa kitapçılara hassasiyet gerektiren yayınlar toplanması mı? Okur hassas olmazsa, yayıncı neden olsun? Hassas okur fikrini alaya almak yerine, hassaslık yapılan konuları sınıflandırmak gerekli değil mi? Birtakım örgütler kitapçıları rahatsız ediyorsa, bunları hassas okur saymak mümkün olabilir mi?

Ve gerçekten, yayıncılar yeterince hassas mı? Tempo dergisinin Şubat 2011 sayısı için Hasan Bülent Kahraman ilginç bir kitapçık hazırlamış: kendi seçtiği elli kitaplık listeyi okurlara öneriyor. Metin ilgi çekici, ama yine de kitapçığın başlığı yanıltıcı: aslında “Hasan Bülent Kahraman’a göre Okumanız Gereken 50 Kitap” olmalı. Fakat kitapçığın temel sorunu bu değil: sorun büyük kısmı çeviri olan bu kitaplar için verilen örneklerde.

H. B. Kahraman, metinde kitaplar için herhangi bir çevirmen ve yayınevi ismi belirtmiyor. Ama metnin görselleştirilme sürecinde, çeşitli kitap kapakları kullanılmış, bu sayede bazı kitaplarda tesadüfen çevirmen ismi görünüyor. Bu da yanıltıcı: bazı kitapların, özellikle klasiklerin birkaç çevirisi var – okura tek bir resmin gösterilmesi, tek bir çeviri ve onun da önerilen çeviri olduğu yanılsamasını doğuracaktır.

Asıl sorun, kapakta ve iç sayfalarda, markası güvenilir olmayan, çevirmeni belirtilmemiş, özgün dilden çeviri yaptırmamış, çevirileri başka çevirilere çok benzeyen yayınevlerinin kitaplarına yer verilmiş olması.

Fakat bu da temel sorun değil, temel sorun, kapakta ve iç sayfalarda, markası güvenilir olmayan, çevirmeni belirtilmemiş, özgün dilden çeviri yaptırmamış, çevirileri başka çevirilere çok benzeyen yayınevlerinin kitaplarına yer verilmiş olması. Çeviri yayıncılığına uzun yıllar emek harcayan Remzi Kitabevi, Can Yayınları, Yapı Kredi Yayınları gerçekten hoşnut olabilir mi Sis Yayıncılık ya da Antik Batı Klasikleri ile birlikte anılmaya? Bu yanlış sunum uzun yıllar içinde oluşturulan marka değerini bir anda düşürmüyor mu?

Her koşulda, ciddi bir çevirmenin görür görmez huzursuz olmasına yol açacak bu kapağın Hasan Bülent Kahraman’ın metnine zarar verdiği kesin. Bu konuda hassasiyeti olan ve verdiği paranın karşılığını almadığına inanan bir okur olarak -çeviriye de hassaslık gösteren- yeni bir baskıyla satışa sunulmasını diliyorum.

Notos Kitap’ın bu ay başlattığı kitap kampanyası da aynı temadan yola çıkıyor: “Okunmazsa olmaz 10 kitap” adlı bu kampanyada yayınevinin kendi klasikleri yer alıyor. Bu kampanyanın kapak ve iç görsellerinde Tempo’daki gibi, hassas okurun tepkisini gerektiren bir sorun yok.

Notos Dergi‘nin Şubat-Mart 2011 sayısında son zamanların en önemli çeviri belgelerinden biri yayımlandı. Tunç Tayanç imzalı, Can Yayınları’nın merhum yönetmeni Erdal Öz’ün çevirmen Füsun Tayanç’la yaptığı uzun yıllar süren yazışmalara yer veren yazıda, yayıncılık tarihi dışında zorlu bir güven gerektiren çevirmen-editör ilişkisi canlı bir şekilde anlatılıyor.

Büyük olasılıkla Radikal Kitap’ta yayınlanan “Çeviri, Nasıl Bir Sorun?” başlıklı, tartışma yaratan yazının arka planında Semih Gümüş’ün yönetiminde yayımlanan Notos Dergi‘deki bu yazı vardı. Hassas okur olamayıp bunu fark edemediğimizi itiraf etmekte yarar var.

Notos Dergi‘nin Şubat-Mart 2011 sayısında son zamanların en önemli çeviri belgelerinden biri yayımlandı: Erdal Öz’ün çevirmen Füsun Tayanç’la yaptığı uzun yıllar süren yazışmalara yer veren yazıda, yayıncılık tarihi dışında zorlu bir güven gerektiren çevirmen-editör ilişkisi canlı bir şekilde anlatılıyor.

Diğer yandan Taraf gazetesinin eki TarafKitap da aylık bir dergi olarak yayın hayatına başladı. Gazetenin daha önceki eklerinden çok daha zengin içerikli olan bu yayının bir başka özelliği de, çeviriye özel bir önem vererek başlamış olması: bu ilk sayıda çevirmen ve editör İlknur Özdemir’le bir söyleşi, Murakami’nin (meğerse çevirmenlik de yapmış) çevirmeni Hüseyin Can Erkin’in yazarı ve çevirdiği kitabı değerlendirme yazısı ve çeviri haberleri yer aldı. Bu ek gazetedeki genç enerji damarının ciddi bir dönüşümü başlattığının bir göstergesi olabilir.

Daha fazla Güncel, Yorum
Mısır: Devrim mi, darbe mi? Çeviri mi, telif mi?

Mısır'da yaşananlar konusunda Slavoj Žižek'in ve Özdemir İnce'nin yorumlarında örtüşen ve ayrılan yerler var.

Kapat