Merhumu nasıl bilirdiniz?

Posted by on Mart 2, 2011 in Güncel, Yorum

25 Şubat 2011 günü yazar ve araştırmacı Orhan İyiler öldü.

Eşitsizliğe, yoksulluğa ve darbelere karşı kitaplar yazmıştı.

Yasaklı kitaplar kampanyası başlatan Milliyet’te de, benzer gazetelerde de bu ölüm haber olmadı.

Oysa sağ, sol ve liberal medyanın sevdiği Zizek ve Badiou gibi düşünüyordu o da.

27 Şubat 2011 günü siyasetçi Necmettin Erbakan öldü.

Karşı kutbu olarak anıldığı Ecevit’in tersine, herhangi bir kitap yazmamış, hitap yeteneğiyle siyaset yapmıştı.

Hakkında yazılan sayılı kitaplardan birinin yazarı, bugün internet sitesi yayıncılığı nedeniyle tutuklu bulunan Soner Yalçın’dı.

Yasaklı kitaplar kampanyası başlatan Milliyet’in birinci sayfasında Erbakan için,

cenazesi aynı büyüklükte bir kalabalıkla kaldırılan Türkan Saylan için yapılmayan bir şey yapıldı

ve sayfada boydan boya şu anlaşılması imkansız yazı yayınlandı:

“ERBAKAN’IN ARDINDAN… / MİLLİYET / 01 Mart 2011

Necmettin Erbakan’ı ebedi yolculuğuna uğurluyoruz.
Türkiye’nin siyaset serüvenine kırk yılı aşkın süre damgasını vuran bu tarihi şahsiyet için Tanrı’dan rahmet, ulusumuza başsağlığı diliyoruz.
Erbakan, 1969 yılında Konya’dan bağımsız milletvekili seçildiği günden bu yana hep “hoca” diye anıldı ama ona böyle hitap edenlerin sebepleri başka başkaydı.
Bir kesim “hoca” sözünde Cumhuriyet Türkiyesi’ne kasteden antilaik bir cereyanın temsilcisine dönük eleştirisini gizledi, bir kesim de aynı sıfatı “bilge” anlamında kullanarak, siyasal İslam ideolojisine koruma sağladığını düşündü.
İNANÇLA VE İNATLA…
Şu gerçeği kimse inkâr edemez:
Necmettin Erbakan’ı ülkenin siyasi elitleri ciddiye almamak suretiyle önemsizleştirmeye uğraştılar ama başarılı olamadılar.
Milli Nizam Partisi ile başladığı siyasi mücadelede kurucusu olduğu dört partiyi kaybettiği halde yılmadı.
İnanç ve inatla sürdürdüğü siyasal savaşı bir başarı hikâyesidir.
Cumhuriyetin birinci kuşağı idi.
Bitirdiği ilkokul bile Gazipaşa adını taşıyordu.
İstanbul Erkek Lisesi’ni ve İstanbul Teknik Üniversitesi’ni başarı ile bitiren bir Cumhuriyet çocuğu idi.
Bu birikimini parlak bir akademik kariyerle geliştirmesi, başka birinde sorun olabilirdi. Ama kıvrak zekâsı ve hitabet yeteneği sayesinde siyasi önderliğine talip olduğu kitleyle arasındaki doku uyuşmazlığını ortadan kaldırdı. Onların “iftiharı” oldu.
Kapatılan her partisinin yerine kurduğu yeni partiler Türkiye’de siyasi İslam’ın yükselişine hizmet etti.
Gelinen noktadaki başarı veya başarısızlık nasıl paylaştırılmalı?
Sistemin Milli Görüş partilerini mağdur etmesine yönelik tepkiler elbette etkili olmuştur ama aslan payı kuşkusuz hukuka ve demokrasiye güven duygusundan beslenen sabır ve inancı ile Erbakan’a aittir.
KİMİ SEVDİ KİMİ KORKTU
Dört partisi kapatılmış ama her defasında yenisini kurarak yerden kalkmayı, yürümeyi, oyunu büyütmeyi başarmıştır.
Hukuktan ve demokratik olanakları kullanarak yolunu açmaktan vazgeçmemiştir.
Lider kime denir?
Bu sorunun bir cevabı da şudur:
Kendisini takip edenlere doğru şeyler yaptıran ve onları başarıya götüren şahsiyet!
Erbakan uzun bir süre tek başına sürüklediği siyasal İslamcı hayalleri ile toplumun bir kesiminin sevgilisi olmuş, bir kesimini korkutmuş bir siyasi kişilik olarak tarih galerisinde yerini almış bulunuyor.
Ama yukarıdaki tarifte sözü edilen “doğru şeyler” salt başarı ise kendisini yıllarca izledikten sonra ayrılan öğrencileri, benzersiz bir siyasi başarıyı elde etmişlerdir.
Şimdi mesele, başarının kalitesini yükseltmektir.”

Bu yazıyı (Tansel Parlak’ın dikkat çekmesi üzerine) okuduktan sonra anladım:

Devrim Afrika’da başlamamış, burada yaşanmış.

Milliyet’in “yasaklı kitaplar kampanyası”nda Don Kişot ve Suç ve Ceza‘nın isimsiz, kaynağı belirsiz çevirilerle yer almasında bir tuhaflık yok. Bu başyazı dilinin, cümlelerinin anlaşılmazlığı, söyleminin muğlaklığıyla her şeyi anlatıyor.

Çevirmenin değil, karıncanın bile emek haklarını savunmak bu medyada imkansız.

Türkiye’de akıl kesin olarak ölmüş. Başınız sağolsun.

İyi bilirdim. Hakkım helal olsun.

Daha fazla Güncel, Yorum
Şiir Kültürlerde Geziyor

İstanbul, Beyoğlu'nda, 5 Mart 2011 günü bir şiir çevirisi etkinliği.

Kapat