Yazılı Çeviri Edinci: Önsöz

Posted by on Aralık 13, 2006 in Çeviribilim Kitapları, Güncel, Kitap

Mine Yazıcı

ÖNSÖZ

Her alanda olduğu gibi, çeviribilim alanında da bilgi ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte alana sadece yeni terim ve kavramlar girmekle kalmaz, var olan terim ve kavramlar da bu gelişmelere koşut olarak evrilip, kapsamını genişletir. Örneğin 80’li yılların ortasında kuramsal bilginin devreye girmesiyle birlikte çeviri işlemlerinde erek dil edincinin de en az kaynak dil edinci kadar önemli olduğu anlaşılmıştır. Gerçi bu konuda ülkemizin 1930’lu yıllardan başlayarak daha şanslı konumda olduğu öne sürülebilir. 1928’de Latin harflerinin kabulüyle ilk çeviri etkinliğini başlatanların yazar kimliği sadece Türkçe’nin dinamiklerini harekete geçirmekle sınırlı kalmamış, ülkemizin kapılarını dünyaya açan bir kültür anlayışının da temellerinin atılmasına neden olmuştur. Kuşkusuz bunda dönemin yazarlarına yüklenen Cumhuriyet’in mimarlığı görevinin de büyük etkisi olmuştur. Bununla birlikte, yazınsal alanda sağlanan başarının bilgi ve teknoloji alanındaki çevirilerde sağlanamaması düşündürücüdür.

Yazınsal alandaki çevirilerin başarısı, Cumhuriyet dönemi yazarlarının siyasal ve ekonomik anlamda çöküşe karşın gerçekte çok renkli, hoşgörülü kültürel mozaiğe sahip bir imparatorluğun iniş ve çıkışlarından edinilen yaşam deneyiminin sağladığı geniş ölçekli bakış açısına bağlanabilir. Öte yandan, teknik ve bilimsel alandaki çevirilerin başarısızlığı da geçmişteki özgün bilgi üretiminin eksikliğiyle ilişkilendirilebilir. İki alanda görülen bu çelişkiye karşın kültürlerarası yazınsal iletişimle başlayan çeviri hareketinin sonunda bilimsel ve teknik alanda yapılan çevirileri de hem nicelik hem de nitelik açısından etkileyeceği yadsınamaz. Dünyanın II. Sanayi Devrimini yaşadığı ve bilgi patlamasıyla sonuçlanan 1960’lı yıllarda kültürlerarası iletişim araçlarının da yaygınlık kazanarak dil bilenlerin sayısının artması, tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de evrensel bilgiyi paylaşmak üzere bilim ve teknik alanında çeviriye rağbeti artırmıştır. Gerçi bu dönemdeki çeviri etkinliğinin yazınsal alanda elde edilen başarıyı yakaladığı öne sürülemez. Bunda her dil bilenin mekanik bir işlem olarak çeviri yapabileği kanısı kadar temeli bilimsel meraklılığa dayalı konu alanı bilgisi ve araştırma eksikliğinin de payı vardır. Bir başka deyişle 1960’lardan 90’lı yıllara uzanan bu geçiş sürecinde çevirinin, kültürel ve evrensel bilgi birikimi ve çevirmenin iki dil edinci yanı sıra yaşam deneyimiyle ilgili bir birikim olduğu gerçeği göz ardı edilmiştir. Bu ara süreçte, dil edinci çeviri edincinin önüne geçmiştir. Ancak bu bir süreç olup, bu süreci başlatmanın da kendi başına erek ekinde bir işlevi olduğu unutulmamalıdır. Üstelik 80’li yılların ortasından başlayarak uygulamalı dilbilim kapsamında ele alınmaya başlayan çeviri konusu Prof. Dr. Akşit Göktürk, Prof. Dr. Berke Vardar, Prof. Dr. Özcan Başkan ve Prof. Dr. Ahmet Kocaman gibi önde gelen akademisyenler aracılığıyla ülkemizde kuramsal olarak tanınmaya başlamıştır. Bu alandaki bilgi birikimi, sonunda çevirinin yüksek öğretim kapsamına alınmasına neden olmuştur.
Bir konu alanının akademik bir disiplin olarak kabulü ona birtakım yükümlülükler getirir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
• Birincisi, evrensel bilgiyi ülkeye taşımak
• İkincisi, bu bilgi ışığında ülkede olup biteni sorgulayarak hem özgün bilgi üretimini tetiklemek, hem de bu bilgiyi evrensel kültüre mal olacak şekilde harmanlayıp, çıkarımda bulunmak
• Üçüncüsü ise, ülkenin zaman kaybetmeden kalkınmasına katkıda bulunacak düzeyde bilgi ve teknik beceriye sahip elemanlar yetiştirmektir.

Bu sonuncu unsura dayalı olarak kaleme aldığım bu küçük yapıtta özellikle profesyonel çevirmenin el yordamıyla veya deneme yanılma yöntemiyle uzun zaman harcayarak edindiği bilgi ve deneyimin, bilgiye susamış veya her gün milyonlarca bilginin üretildiği dünyamızda nasıl daha kısa zamanda edinilebileceği düşüncesinden yola çıkılmıştır. Kendi deneyimlerime dayanarak salt “dil edinci”ne dayalı eğitimin gerçekte çevirmen adayının ufkunu nasıl sınırlayıp, ona nasıl zaman kaybettirdiğini gözlemleme ve bunu kuramsal bilgi ışığında sorgulama olanağı buldum. Bu bağlamda kuram ve uygulama arasında köprü kurarak çeviri edincinin evrilerek günümüzde ne anlama geldiğini, çeviri edincini dil edincinden ayıran yönleri kuramsal bilgi ışığında irdeleyerek günümüz çevirmen adaylarına üst bilinç kazandırmak istedim. Çeviri edinciyle ilgili olarak kazanılan üst bilincin çevirmen adayına zaman kazandırarak belli bir konu alanında bilinçli bir şekilde uzmanlaşmasını sağlayacağını ve geçmişte yazınsal alanda sağlanan başarının “küreselleşmenin” bilgi ve teknolojiyi tetiklediği çağımızda bilimsel ve teknik alanda çevirilere de yansıyacağını düşünüyorum.

Çeviri eğitimi aracılığıyla çevirilerde bu alana ilgi duyanlara ve çevirmen adaylarına kuramsal bilgi ışığında kendi deneyimimden yola çıkarak yazdığım bu yapıt dört bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde çeviri eğitimiyle ilgili kitaplar üzerine betimleyici bir inceleme örneği verilerek çevirmen adayına çeviri edincini sorgulama olanağı yaratılmıştır. Çeviri Kuramları ve Eşdeğerlik başlıklı ikinci bölümde ise, çeviri edincinin tarihten başlayarak ölçütü “eşdeğerlik” kavramı, buna koşut olarak geliştirilen çeviri stratejileri ve çeviri kavramının genişlemesiyle birlikte değişen eşdeğerlik anlayışı ve eşdeğerlik ölçütünü irdeleyen işlevsel yaklaşım ve kuramlardan söz edilmiştir. Üçüncü Bölümde ise, çeviride bilişsel işlemler mercek altına alınmış ve özellikle teknolojik bilginin gözde konumda olduğu çağımızda bu alanda çeviriye duyulan gereksinimin ve çevirmenin anlama ve düzgüleme yetilerinin önemi üzerinde durulmuştur. Son dördüncü bölümde ise, özel alan çevirisi ve bilgi kaynaklarının önemi ve çevirmenin araştırmada hangi yazılı ve elektronik kaynaklara başvurabileceği, elektronik kaynak ve bilgisayar destekli çeviri programlarının sağladığı kolaylıklar ve riskler konusunda bilgi verilmiştir. Bu bağlamda günümüz çevirmen profilini çizmek üzere çevirinin sanayi teknolojisindeki önemi ve profesyonel alanda teknik bilgi ve beceriye duyulan gereksinim vurgulanarak çeviri edincinin kaynak ve erek dile, araştırmaya, uzmanlaşmaya, teknik bilgi ve beceriye değgin boyutları kuramsal açıdan sorgulanmıştır. Bu şekilde söz konusu yapıtın, teknolojik gelişmelerin çeviri etkinliğini ne şekilde etkileyip, kuramsal alanda yeni paradigmalara yol açarak çeviri edincini etkileyeceği konusunu tartışmaya açtığı söylenebilir. Her bölümün sonunda yer alan “uygulama” bölümlerinde ise, kuramsal alandaki bilginin uygulamaya ne şekilde yansıdığını, gerçekte bir birinin ne şekilde tamamlayıcı olduğunu açığa vurmak hedeflenmiştir. Bundan böyle çeviri eğitiminde kuramın uygulamayla bağlantısı olmadığı şeklindeki eleştirilerin kuramdan çok hedef kitlenin dikkatsiz ve pasif öğrenme alışkanlıklarından kaynaklandığı açığa çıkarılmaya çalışılmıştır.

Yazılı Çeviri Edinci, Multilingual Yayınevi, 2006. Kitapyurdu’ndan almak için.

Daha fazla Çeviribilim Kitapları, Güncel, Kitap
Teda Çevirileri

"- Peki Türk edebiyatına ilgi Orhan Pamuk aracılığıyla artacak mıdır? - Olması lazım. Ödül bana verdikten sonra, "Pek çok Türk...

Kapat