Çeviri Etiği: Çeviri Ve Çevirmenliğin Etik Sorunları (7-8 Aralık 2006) – Toplantı Özeti

Posted by on Aralık 19, 2006 in Güncel

7 ARALIK 2006 PERŞEMBE
İLK GÜN I. OTURUM
Oturum Başkanı: Turgay Kurultay
Michaela Wolf: “Çeviri Sosyolojisi Açısından Güç ve Etik” / “Power and Ethics from the Perspective of Translation Sociology”
Sevcan Yılmaz: “Kimlik, İdeoloji, Etik”

Toplantının ilk konuşmacısı, toplantıya Avusturya’dan katılan Michaela Wolf oldu. Çeviribilim alanında etik ve sosyoloji ağırlıklı çalışmalar yapan Wolf, “Güç ve İstenç: Çeviri Sosyolojisi ve Kültürbilim Açısından Etik ve Güç Arasında Çeviri” başlığıyla İngilizce bir bildiri sundu. Bildirinin Türkçe çevirisi eşzamanlı olarak duvara yansıtıldı. Wolf’un bildirisi Nietzsche, Michel Foucault, Homi Bhabha, Anthony Pym ve Pierre Bourdieu gibi kuramcıların kavram ve çalışmaları çerçevesinde güç ve çeviri ilişkilerini ele aldı. Çeviri kararları, görünürlük gibi kavramlar çerçevesinde gücün ya da iktidarın kimde olduğunu sorguladı.

Wolf’un ardından söz alan Sevcan Yılmaz, slayt sunumu eşliğinde, etkileyici bir konuşma sundu. Konuşmasına başlangıç noktası olarak İlk Günah geleneğini alan Yılmaz, İlk Günah çerçevesinde Adem, Havva ve Tanrı arasındaki güç ilişkisini değerlendirdi. Etiği belirleyenin güç sahibi olan olduğunu vurgulayarak, etiğin farklı dışavurumlarını ele aldı. Çeviri kararı, çeviri süreci ve çevirinin sunumu sırasında farklı etik anlayışlarının söz konusu olabildiğini; ideoloji ve etik ilişkisinin çeviriye ve çevirmene farklı düzeylerde etki ettiğini örneklerle dile getirdi. Konuşmasının sonunda çarpıcı, beklenmedik bir örnek verdi: Ekrana bir Örümcek Adam resmi yansıtarak, çevirmeni Örümcek Adam’a benzetti: kendi kendini bütün şehrin güvenliğinden sorumlu kılarken, hep yalnız kalan, sadece bir hata yaptığı zaman basına konu olan bir kahramana.

İLK GÜN II. OTURUM
Oturum Başkanı: Alev Bulut
İsmail Kaplan: “Yeniden Sömürgecilik Çağında Çevirmen Etiği”
Taner Karakoç: “Evrimin Çevirmenleri”

İkinci oturumda, Taner Karakoç, “Evrimin Çevirmenleri” başlıklı bildirisinin çerçevesini “bir çocuk kaçırma olayının evrim kuramına kadar birçok şeyi nasıl tetiklediğini öğrenmek” olarak belirledi. Galapagos takım adalarına giden bir kaptanın yerlilerle yaşadığı bir anlaşmazlık sonucunda yerli çocukları rehine alması, bu rehineleri çevirmen olarak yetiştirmesi ve daha sonra İngiltere’de eğitim alan bu çevirmenlerin doğdukları yerlere yabancılaşmasının hikayesini çok çarpıcı, neredeyse ürpertici bir netlikle anlattı.

İsmail Kaplan’sa bir bakıma bu hikayenin güncel bir değişkesini anlattı. 19. yüzyılın sömürgecilik çağı olduğunu, 20. yüzyılda sömürgeci sistemin yıkılmaya başladığını söyleyerek başladı sözlerine. Sömürgeci sistemin yıkılışının Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesiyle başladığını ve en uç noktada Güney Afrika’daki ırkçı yönetimin devrilmesiyle zirveye ulaştığını belirtti. Bunun ardından özgürlük çağının başlayacağını umduğumuz bir noktada, yeniden sömürgecilik çağının başladığını ve Irak İşgali, BOP gibi örneklerde bunun en uç örneğini gördüğümüzün altını çizdi.
Sömürgeciliğin bir mafya imparatorluğu olduğunu belirten Kaplan, fakat aslında yeniden sömürgecilikle yayılan zorbalığın uluslar arası suç olduğunu, bu çerçevede sömürgecilerin aracı olarak çevirmenlerin devreye girebildiğine dikkat çekti. “Çevirmenler, çeviri uzmanları, çeviri topluluğu kendi etiğini bu gelişmeler ışığında çizdi.”
Çevirmenlik mesleğinin temel görevinin halklar arasında diyalogu sağlamak, monologu engellemek olduğunu söyleyen Kaplan, okullarda çevirmen adaylarına 9 Aralık 1998 tarihli İnsan Hakları belgesinin meslek etiği kısmının aktarılmasının gerekliliği üzerinde durdu. Irak Kaplan, işgali sırasında çevirmenlerin (ya da çevirmen adını taşıyan kimselerin) işgalcilerin yanında çalıştığına, onların emirlerini aktarmakla görevlendirildiğini hatırlatarak, “savaş suçu ve insanlık suçu yapıyor çevirmenler, biz buna razı mıyız?” diye sordu.

İsmail Kaplan’ın konuşmasına yöneltilen itirazlardan iki tanesi önemliydi. Birincisi, Irak işgali sürecinde dilsel aracılık yapan herkese çevirmen denilemeyeceğini ve Irak’ta meslek olarak çevirmenlik yapan çok sayıda insanın sorgusuz öldürüldüğünün belirtilmesiydi. İkincisi de, konuşmanın sonunda bir film gösterilmesinin, dinleyicileri bir şekilde koşullandırması nedeniyle yanlış olduğu yönündeki eleştiriydi. Bu eleştirilere karşılık Kaplan, her koşulda çeviri öğrencilerine mesleki sorumluluklarının hukuki boyutlarının aktarılması gerektiğinin önemli olduğunu belirtti ve işgalcilerle işbirliğine girerek işbirliği yapanları çevirmen saymamayı önerdi.

İLK GÜN III. OTURUM

Oturum Başkanı: Nilüfer Tapan
Hasan Anamur: “Çeviri Etiği ve Çevirmen Sorumluluğu”
Aslı Biçen – Erkal Ünal: “İdeal Etik-İmkansız Etik”
Hüseyin Can Erkin: “Çeviri Etiği Bağlamında İkinci Dilden Çeviri Olgusu”

Hasan Anamur, çevirmenin çeviriye yönelik sorumluluk sınırlarını ele alan konuşmasında, birçok soru dile getirdi. “Yazarın bilgisi ve onayı dışında çevirmen istediğince değiştirme yapabilir mi? Bunun önünde etik engeller var mı?” Eşdeğerli çeviri yapan bir çevirmenin değişiklik yapması durumunda ne ölçüde sorumsuz sayılacağını sorgulayan Anamur, uluslararası çeviri örgütlerinin belirlediği, belli deneyimlere dayanan etik kuralların üzerinde durarak, çevirmenin yasa karşısındaki sorumsuzluğunun sınırlarının özenli belirlenmesi gerektiğini belirtti. Anamur, çevirmenin yapıtın anlamını yorumladıktan sonra eşdeğerli bir çıkış metnini yeniden oluşturma yeteneğine sahip kişi olarak tanımlanabileceği üzerinde durdu. Bu çerçevede, çevirmenin kasıtlı olarak eksik bilgi aktarmaması, yanlış bilgilendirmemesi ya da hiç bilgilendirmeme yoluna gitmemesi gerektiğini dile getirdi. Anamur, ilginç bir örnekle, çevirmenin bazen Kruşçef’in Birleşmiş Milletler’de bir keresinde yaptığı gibi, söylediklerinin iyice anlaşılması için gerekirse çıkarıp ayakkabısını kürsüye vurması gerebileceğini söyledi.

Aslı Biçen ve Erkal Ünal’ın birlikte yaptıkları sunumda, çevirmenliğin mesleki güçlükleri üzerinde duruldu. Biçen, kitap çevirisinin meslekleşmesi gerekli mi sorusunu yöneltti. Piyasanın kötü bir durumda olduğunu ve çeviri işinin bu ortamda hobi olabileceğini belirtti. “Yayınevinin ayda beş kitap yayınlaması lazım, çevirmen açığı oluyor, bu açığı öğrenciler kapatıyor, çevirilerin büyük kısmı da sorunlu geliyor.” “Yayınevleri çevirmeni taşeron olarak kullanıyor ve yayınevleri bu işlere saygı duymuyor, çevirmenlere karşı saygısızca bir tutum geliştiriyorlar. .. Bu kadar itibarsız konumdayken ahlaki bir figüre dönüşemiyor çevirmen. Söz hakkı editörlerde, kandi yaptığı çevirinin hakkını veremiyor çevirmen.” Biçen, bu çerçevede Çev-Bir adlı kitap çevirmenleri birliğinin neden kurulduğunu anlattı ve bir çeviri etiği olacaksa, bunu kuracak olanların çevirmenler olduğu görüşünü dile getirdi.

Japonca uzmanı ve çevirmeni olan Hüseyin Can Erkin, konuşmasında Japon dili eserlerinin ikinci dilden, özellikle İngilizceden yapılan çevirilerinin yaratığı sorunlar üzerinde durdu. Japonca sözdizimi ile Batı dillerinin sözdizimi arasında fark olduğunu, bu farkın ikinci dil çevirilerinde anlaşılmazlığa yol açtığını örneklerle dile getirdi. Japonca bir eserin Türkçe çevirisinde “Lord” gibi sözcüklere rastlamanın, “arslan ağzı” gibi bir çiçeğin “ot” halini almasının ikinci dillerden yapılan çevirilerin yol açtığı yoksullaştırmadan kaynaklandığını belirtti.

İLK GÜN IV. OTURUM
Oturum Başkanı: Emel Ergun
Sakine Eruz: “Noter Çevirilerinin Etik Boyutu”
Rafet Saltık: “Çeviri Veri Tabanlarının Kullanımının Etik Boyutu”
Faruk Atabeyli: “Teknik Çeviride Ticari Çıkar ve Etik”

Doç. Dr. Sakine Eruz, Türk felsefeci İoanna Kuçuradi’den yaptığı etik konulu alıntılarla başladı sunumuna. Uzmanlık çevirilerinde çevirmen noter ilişkisi üzerinden etik ilişkileri sorgulayan konuşmasında, Eruz, Etiğin çevirmen ve işveren açısından farklı düzeyleri olduğunu çeşitli şema ve örneklerle sergiledi.Resmi kurumların, noteri bir tür etik denetim mekanizması olarak kullandığını dile getiren Eruz, noterin onayladığı çevirinin güvenilirliğinin neye dayandığı konusunu bir soru olarak belirledi.

Oturumun ikinci konuşmacısı ve Trados adlı çeviri programının Türkiye dağıtımcısı olan Rafet Saltık, konuşmasında endüstriyel çeviri çalışmaşlarında çeviri belleği veri tabanlarının kullanımının etik boyutu konusunu ele aldı. Veri tabanlarının daktilodan bigisayara uzun tarihçesini ele alan Saltık, bilgisayar destekli çevirinin matbaa devrimine benzer bir devrim olduğu görüşünü dile getirdi.

Üçüncü konuşmacı Faruk Atabeyli, teknik metinleri edebi, düşünsel metin dışındaki her metin diye belirleyerek. Buların çeviri süreçlerinin ticari süreçler olduğunu belirtti. “Çeviri bürosu içindeki çevirmen etik bir durumla sıkça karşılaşmamakta, büronun etik anlayışını kurallara uyması ölçüsünde benimsemektedir.” Serbest çevirmenin de etik kararlarını, örneğin metnin belli bir bölümünü atlamama kararını iş sorumluluğu çerçevesinde, tekrar iş alabilmek üzere verdiğini belirten Atabeyli, genel olarak kullanmalık metinlerde etiğin yeri olmadığını, burada etiğin kuralların doğru uygulanması, kural olmayan yerde istişareye başvurulması olduğunu öne sürdü. “Kapitalizmde etiğe yer yoktur.” Atabeyli, etik tartışmalarının sisteme yönelik olarak şirketlerde görülen denel bir güvensizlikten kaynaklandığını belirtti: “Çevirmen olarak benim etiğim yok. Sadece kuralları uyguluyorum.”

8 ARALIK 2006 CUMA
İKİNCİ GÜN I. OTURUM
Oturum Başkanı: Işın Bengi-Öner
Turgut Ağar: “İfade Özgürlüğü ve Çeviri Etiğine Hukuksal Bakış”
Meral Camcı: “Çevirmen 301. maddeden Yargılanma(ma)lı mı? Çevirmen Sorum(suz)luğunun Açılım ve Sınırları”

Turgut Ağar, ifade özgürlüğünün iki boyutu üzerinde durdu: ifadenin özgürlüğü ve o görüşü öğrenmek isteyenlerin özgürlüğü. İfade özgürlüğünün büyük ölçüde uygulanabildiği Avrupa uygarlığının, bu açıdan en belirgin belgelerinden birinin AİHM kararları olduğunu belirten Ağar, AİH sözleşmesinin 10. maddesinde ulusal sınırlar dikkate alımaksızın herkesin ifade özgürlüğüne sahip olduğunun açıklandığını dile getirdi. Bu çerçevede, Türkiye’de çevirinin neden yargılandığını sorgulayan Ağar, sorunun çevirinin hem eser hem de işleme eser olarak tanımlanmış olmasından kaynaklandığına dikkat çekti. Ağar, çevirmenin hukuken sorumlu tutulamayacağı, onu yargılamanın hukuka aykırı olduğu görüşünü dile getirdi.

Meral Camcı, çevirmenlerin yargılanması konusunu iki farklı açıdan ele aldı. Çevirmenlerin ifade özgürlüğü açısından hukuken yargılanmalarının yanlış olduğunu belirten Camcı, buna karşın, çevirmenlerin bunun için dile getirdikleri yaklaşımın çevirmenin eser sahipliği fikriyle çeliştiğini söyledi. “Çevirmen eseri aslına sadık bir şekilde aktarır, sadece aracıdır denemez” diyen Camcı, “Çevirmen mülkiyetsiz ve sorumsuz mudur? Metin üzerinde hak ve sorumlulukları nelerdir? Kamusal alandaki yeri nedir? Marjinal düşünceyi çevirmekte özgür müdür?” gibi çeşitli sorular yöneltti. Çevirmenin karşı olduğu metinleri de çevirebileceğini hatırlatan Camcı, çeşitli örneklerle zenginleştirdiği konuşmasını etik tutumun aynılıkla değil farklılıklar, başkalıklar üzerinden belirlenmesi, gerekirse yargılanmayı kabullenmek gerektiğini hatırlattı.

İKİNCİ GÜN II. OTURUM
Oturum Başkanı: Elif Daldeniz
Hans Vermeer: “Etik: Eleştirel Yaklaşımlar” / “Ethics: Critical Approaches”
Ferda Keskin: “Dil ve Etik”

Hans Vermeer otopoetizm ve hassaslık gibi iki kavram üzerinde geliştirdiği konuşmasında, etiğin biyolojiyle bağlantısı üzerinde durdu. Sinir uçları ve nöronların uyarılmasının bir sonucu olarak verilen kararın etik düzlemine çekilmesinin karmaşık boyutları çerçevesinde geliştirdiği sunumunda, ayrıca çeviride etik kararın toplumsal ya da biyo-toplumsal düzlemde çeşitlilik gösterebileceğini vurguladı.
Ferda Keskin toplantıya katılamadı.

İKİNCİ GÜN III. OTURUM
Oturum Başkanı: Mine Yazıcı
Yusuf Eradam: “Saftirik Seyyah Çevirir Gezer! – Gullible Travels Translating”
Necdet Neydim: “Türkiye’de Klasikler: Çevirmeni Olmayan Çeviriler”

İlk konuşmacı Yusuf Eradam, çok zengin çevirmenlik deneyimlerini canlı, neşeli bir üslupla aktardı. Çevirmenliği meslek olarak kabul etmekte güçlük çekenlerle çok sık karşılaşıldığını ortaya koyan küçük ürkütücü ve neşeli hikayeler aracılığıyla, genç çevirmenleri gelecekteki çeviri kararları konusunda ince bir şekilde uyardı.

Necdet Neydim, konuşmasına çocuk edebiyatının Batı’da ve Türkiye’de gelişim tarihini değerlendirerek başladı. Osmanlı Devleti’nde ilk çocuk edebiyatının çeviri yoluyla çıktığını belirten Neydim, ilk çevirilerin günümüzde de sıkça çevrilen Robinson Crusoe ve Güliver’in gezileri olduğuna dikkat çekti. Cumhuriyet döneminin modern insan tipi yaratma sürecinde çevirilerin önemli rolü olduğunu, bu sürecin 1960′lara dek sürdüğünü; 1960 sonrasında sol anlayışın öne çıktığını, sol ideolojinin klasikleri idealist saymaya, alternatif çeviriler yapmaya, yerli eserler yazdırmaya yöneldiğini belirtti. “Klasikler modernleşme aracı olarak her dönemde kutsanarak yeniden teşvik edildi ve 1990′larda bu süreç dini çevirilerle yeni bir aşamaya girdi.” Klasiklerin 130 yıldır yayınlanıyor olması üzerinde duran Neydim, günümüzde klasik eser yayıncılığı yapan 100′den çok yayınevi bulunduğunu, bunların 50 tanesinin set olarak klasik eser yayınladığını söyledi. Jules Verne’in ilk Türk çevirmeni Ali İhsan Tokgöz’ün Verne’nin ölümünden sonra yazdığı bir yazıda, çevirmenin ne kadar üzüntülü ve aynı zamanda Verne çevirmeni olmuş olmaktan kıvançlı olduğunu aktardıktan sonra, günümüzde çevirmen ismi olan, olmayan çeşitli klasik eser yayını örneklerini içeren zengin bir slayt sunumu yaptı. Neydim, konuşmasının sonunda günümüzde yayınlanan klasik eserlerin çoğunun birbirinde farklı olduğunu, bu yayınlar arasında “yayıma hazırlayan”, “çevirmen”, “türkçesi” gibi çeşitli isimlerle anılan çok fazla yayın olduğunu ve buların hangisinin çeviri olduğunu belirlemenin güç olduğunu vurguladı.

Yrd. Doç. Dr. Betül Parlak, bu oturuma çevirmenin etik sorumluluğunu, Chesterman’ın yaklaşımını merkeze alan bir çerçevede ele alan sunumuyla katıldı.

İKİNCİ GÜN IV. OTURUM
Oturum Başkanı: Alev Bulut
Betül Parlak, Özge Çelik, Şilan Evirgen, Sabri Gürses
“Çeşitli Örneklerle Çeviri İntihalleri”

İntihal oturumunda, Özge Çelik ve Şilan Evirgen, çeşitli yayınevlerinin çevirileri çerçevesinde, intihal metninin stratejisini, nasıl kurulduğunu ve ne şekilde tanınabileceğini ele aldılar. Sabri Gürses intihal yayıncılığının ekonomik boyutlarını ve yol açtığı kültürel yıkımı değerlendirdi. Yrd. Doç. Dr. Betül Parlak, bir önceki oturumdaki sunumundan yola çıkarak intihale yönelik genel kuramsal çerçeveyi çizdi. Konuşmalarda konu edilen intihal örneklerinin bir kısmı çoğaltılarak dinleyicilere dağıtıldı.

İKİNCİ GÜN V. OTURUM
Oturum Başkanı: Sakine Eruz
Genel Değerlendirme

Toplantının değerlendirme oturumunda, çeviri etiğinin konuşmalarda altı çerçevede ele alındığı saptandı. Bunlar aşağıdaki gibi belirlendi ve genel bir değerlendirme tartışması yapıldı.

  • Çeviri Etiği
  • 1- Çeviribilim etik sorunuyla nasıl ve niye ilgileniyor?
  • 2- Çeviri anlayışının etik yaklaşımlara yansıması.
  • 3- Etik kavram: a) kavrama yüklenen farklı anlamlar (göreceli veya normatif, b) kavramın içerikleri.
  • 4- Alanlara göre etiğin açılımı (kullanmalık, yazınsal metinler, sözlü çeviri, yeminli çevirmenlik vb.).
  • 5- İdeolojik, siyasi ve hukuki açıdan a) çevirmenlerin değerlerinin etik davranışa yansıması, b) toplumsal ve hukuki kısıtlamalar.
  • 6- Çevirmenlerin örgütlenmesi açısından etik konusunda atılacak adımlar.
  • İki günlük oturum, geç bir vakitte, kalabalık bir genç izleyici topluluğunun neşeli alkışlarıyla, bir sonraki sempozyumun konusuna ilişkin önerilerle sona erdi.

    (İlk günün ilk oturumu basında özel bir ilgi gördü. Sevcan Yılmaz’ın sunumunda günümüzde birçok çevirinin ikinci dil çevirisi olduğuna dikkat çekmesi ve çevirmen için Örümcek Adam benzetmesini kullanması basında yer aldı. “Çeviriler Orijinal Dilinden Yapılmıyor“, 07.12.2006)

    Daha fazla Güncel
    Emperyalizm ve Kültür

    Çeviribilim'den: Son...

    Kapat