Libya Değil, Fransa: “Terörizm mi, Trajikomedi mi?”

Posted by on Mart 26, 2011 in Yorum

“Terörizm mi, Trajikomedi mi?”

Giorgio Agamben

Libération, 19 Kasım 2008

(çeviren: Utku Özmakas)

11 Kasım [2008] sabahı çoğu anti-terör ekibinde yer alan 150 polis memuru, 350 köylünün yaşadığı Millevaches yaylasının etrafını, bir çiftlikte saklanan (o bölgede manavlık yapan ve köy yaşamının eski kültürel gücünü yeniden canlandırmaya çalışan) dokuz genç insanı tutuklamak için kuşattılar. Dört gün sonra bu dokuz kişi anti-terörist bir yargılamadan geçtiler ve “terörist niyetleri olan bir suç örgütü oluşturmaktan suçlandılar.” Gazeteler, İçişleri Bakanı ile Dışişleri Bakanı’nın “gayretli çalışmaları nedeniyle yerel ve genel polisi tebrik ettiği”ni yazdı. Asayiş berkemaldi ya da öyle görünüyordu. Ne var ki olaylara birazdan yakından bakalım ve bu “gayret”in nedenleriyle sonuçlarını anlamaya çalışalım.

İlk önce nedenler: Genç insanlar “polis tarafından aşırı solcu ve anarko otonom bir grubun üyesi oldukları için izleniyorlardı.” İçişleri Bakanı’nın belirttiği üzere “söylemleri oldukça radikal ve yabancı gruplarla bağlantı içindeler.” Ne var ki bundan fazlası vardı: Şüphelilerin bazıları “düzenli olarak siyasal gösterilere katılıyordu” ve örneğin “Fichier Edvige’e[1] (Exploitation Documentaire et Valorisation de l’Information Générale) ve göçmenliği kısıtlayan yasaların arttırılmasına karşı yapılan protestoda yer almışlardı.” Demek ki siyasal aktivizm (“anarko otonom grup” türünden saçma sapan ifadelerin tek anlamlı hali bu olabilir) ya da siyasal özgürlüklerin etkin olarak kullanılması ve radikal bir söylemin tutturulması polisin (SDAT) anti-terörizm masasını ve İçişleri istihbarat örgütünü (DCRI) harekete geçirmek için yeterli oluyor. Ne var ki siyasal vicdana kırıntı düzeyinde bile olsa sahip olan herhangi biri, bu genç insanların Fichier Edvige, biometrik teknolojiler ile göç yasalarının sıkılaştırılması türünden demokrasiyi geriye götüren uygulamaların karşısında durmasındaki ilgiyi paylaşmaz.

Sonuçlara gelince… İnsanlar Millevaches’deki çiftlikte dedektiflerin silahlar, patlayıcılar ve Molotof kokteyller bulmasını bekler. Nerede! SDAT memurları “trenlerin tam olarak kalkış ve varış saatlerini, tren yolları hakkında detaylı bilgiler içeren belgeler” buldu. Basit bir dille: Tren tarifesi. Aynı zamanda bir “tırmanma aletine” el koydular. Basit bir dille: Merdivene, bir köy evinde hemen herkesin bulundurabileceği bir merdivene.

İlgimizi yeniden şüphelilere çevirelim ve bilhassa bu terörist grubun başı olarak görülen “33 yaşındaki, varlıklı, Paris geçmişi olan, ailesinden uzakta yaşayan” Julien Coupat’ya. Coupat, şüphe yok ki çağımızın en zekileri arasında yer alan, bazı arkadaşlarıyla birlikte düzenli olarak Tiqqun’da[2] yazan genç bir filozof. Julien Coupat bu dönemden ve sonrasından tanıdığım, entelektüel bir bakış açısıyla büyük saygı duyduğum bir isim.

Artık tüm bu hikâyedeki tek somut gerçeği ele alalım. Şüphelilerin hareketleri muhtemelen SNCF’ye karşı yürütülen, 8 Kasım’da Paris-Lille hattındaki trenlerin bir kısmının gecikmesine neden olan kasıtlı hareketlerle bağlantılıydı. Sorgulamadaki aletler, eğer polisin ve SNCF’nin kendisine karşı yapıldığı açıklamalarına inanırsak, hiçbir insana zarar verebilecek şeyler değil: En kötü ihtimalde şüpheliler trenler arasındaki iletişimi engelleyerek gecikmelerine neden olabilirdi. İtalya’da trenler sık sık gecikmeli gelir; ancak hiç kimse ulusal tren hatlarının terörizm tehlikesi altında olduğunu tahayyül etmez. Eğer onlara göz açtırmazsak en küçük suçları bu olurdu. 13 Kasım’da bir polis sağduyu içerisinde “gözaltındaki faillerden herhangi birisinin suç oluşturacak bir eyleme kalkışmasının olanaklı olmadığını” kabul etti.

Olası tek sonuç, bu karanlık olayın günümüzde süregiden (her durumda tartışılabilir olan) toplumsal ve ekonomik sorunlara karşı bir eylemliliğe kalkışmak olduğudur; bu gençlerin teröristlikle suçlanacak tek bir eyleme bile kalkışmadan yalnızca bu nedenle potansiyel teröristler olarak görüldükleridir. Bugün açık seçik bir biçimde şunu söyleyecek cesaretimiz olmalı: Pek çok Avrupa ülkesinde (özelllikle Fransa ve İtalya’da) yürürlüğe giren kanunlar ile polis önlemleri barbarca ve anti-demokratik. Dahası bunların hiçbirisi faşizm altındaki İtalya’dakilerden geri kalmıyor. Bir grup genç insanı, üstelik de “herhangi birisinin suç oluşturacak bir eyleme kalkışmasının olanaklı olmadığı” bir grup insanı doksan altı saat göz altında tutmak bu önlemlerden birisi. Aynı derece önemli bir şey daha var. Suç örgütlerine karşı çıkarılan kanunların kabulüyle niyetin muğlak olduğu formülasyonlar ve terörist “niyetler” ya da “yönelimler” taşıyan türünden kendisini asla terörist olarak görmemiş politik eylemlerin sınıflandırmasında ciddi sorunlar var.



[1] Hükümetin çeşitli nedenlerle kişilere ait bilgileri veritabanında toplayıp tasniflemesini ifade eden kavram. (ç.n.)

[2] Fransa’da 1999’da kurulan ve 11 Eylül olaylarından sonra 2001’de dağılan felsefe dergisi. “Başka bir toplumun koşullarını yaratmayı” şiar edinmiş derginin kurucularından biri olan Julien Coupat’nın tutuklanmasından sonra medyanın ilgisi dergide toplandı. Derginin durumculara ve letristlere olan ilgisi bir yana Agamben’in de dergiyi etkileyen isimlerden birisi olduğunu dile getirmek gerekli. (ç.n.)

Daha fazla Yorum
Bir ÇAMÇ İncelemesi: Saturn’ün “Geiz ist geil!” Sloganı

Büyük reklam şirketleri de çeviri edincini kazanmış çevirmenlerle çalışmanın onlara ne denli zenginlik kattığının ayrımına varabilir.

Kapat