TÜÇEB: Yeni Etkinliklere Doğru

Posted by on Mart 30, 2011 in Eğitim, Etkinlik, Manşet

Türkiye Çeviri Öğrencileri Birliği (TÜÇEB), Türkiye’deki tüm çeviri öğrencilerini tek bir çatı altında toplama amacı ve hedefleri doğrultusunda, 5-6 Mart 2011 tarihlerinde ortaklaşa düzenlenen “Türkiye’de Çeviri Eğitimi – Çeviri Eğitiminde Müfredatlarının Sorunsallaştırılması” başlıklı ilk etkinliğiyle kuruluşunu kutladı.

4 Mayıs 2010 tarihinde BÜÇEK (Beykent Üniversitesi Çeviri Kulübü) tarafından düzenlenen “Çeviri mi, O da Ne?-Madalyonun Öteki Yüzü” başlıklı Prof. Hans J. Vermeer’i anma etkinliğinde ilk defa bir araya gelen çeviri öğrencileri, faaliyetlerine hız ve ivme kazandırarak kurumsallaşma yolunda önemli adımlar attı. Geleceğin çevirmenlerinin, henüz öğrencilik yıllarındayken alanın sorunları üzerine düşünmesi ve bu sorunlara çözüm üretmesi gerektiğinin bilincindeki çeviri bölümlerinde eğitim gören öğrenciler, aynı alanı paylaşacak meslektaşlar olarak bir araya gelip sürekli iletişim halinde olmak için bir “BİRLİK”e ihtiyaç duyuyorlardı. Her geçen gün gözle görülür bir şekilde artan bu ihtiyaç TÜÇEB’in doğmasını sağladı. Hem çeviribilime, hem çeviriye, hem çevirmenlik mesleğine, hem de çeviri öğrencilerine büyük katkılar sağlayacağı konusunda fikir birliğine varılarak oluşturulan birlikle TÜÇEB, öğrenci kimliğiyle, Türkiye’de çevirmenlik mesleğini özgün bir meslek olarak kabul ettirmek, çevirmenlerin yaşadığı sorunları kamuoyuyla paylaşmak, alana saygınlık kazandırmak gibi konularda üzerine düşen sorumlulukları en nitelikli şekilde göğüslemeyi hedefliyor.

TÜÇEB, öğrenci kimliğiyle, Türkiye’de çevirmenlik mesleğini özgün bir meslek olarak kabul ettirmek, çevirmenlerin yaşadığı sorunları kamuoyuyla paylaşmak, alana saygınlık kazandırmak gibi konularda üzerine düşen sorumlulukları en nitelikli şekilde göğüslemeyi hedefliyor.

Ulusal boyutta olup, İstanbul, Ankara, İzmir, Edirne, Sakarya, Mersin gibi Türkiye’nin Mütercim-Tercümanlık/Çeviribilim Bölümü olan hemen hemen her üniversiteden öğrencilerin katkı ve katılımıyla sürdürülen “Türkiye’de Çeviri Eğitimi” başlıklı etkinliğin amacı, üniversitelerde çeviri eğitimi veren akademisyenlerin ve eğitim kurumlarının dışında çeviri alanına katkı sağlayan derneklerin ve sektör temsilcilerinin de bu tema üzerinde ortak bir paydada buluşmasını sağlayıp sorunların çözümüne dair tartışma ortamı yaratmaktı. Ana sorunsalları “Çeviri Eğitiminde Müfredatın Sorunsallaştırılması” ve “Çeviri Eğitiminde Kuram ve Uygulama İlişkisi” olarak belirlenen ve bu başlıklar altında toplanan tartışmaların, çeviri alanına dair bütünlüklü bir bakış açısı elde etmek amacıyla iki güne dağıtıldığı ve farklı kesimlerinden isimler tarafından farklı açılardan ele alındığı etkinliğin ilk günü İstanbul Arel Üniversitesi’nde gerçekleşti.

TÜÇEB’in kuruluş sürecinin ve üyelik sistemi gibi teknik konuları da içeren TÜÇEB Tüzüğü’nün kısaca anlatıldığı panelin ilk kısmında, TÜÇEB’in asıl misyonundan, uzun ve kısa vadeli hedeflerinden bahsedildi. Sunumu yapan öğrenciler, asıl amacın tanışmak ve dayanışma sağlamak, öğrencilerin birleşip ortak hareket ederek yaratacakları enerjiyle “Çeviribilim” ve “Çevirmenlik” kavramları konusunda hem alan içinde, hem kamuoyunda farkındalık yaratmak ve akademi/öğrenci, sektör/öğrenci, akademi/sektör, kişi/ kurum ve kuruluşları arasında bir köprü görevi üstlenmek olduğunu dile getirdiler. TÜÇEB’in hedefleri arasında, mevcut sorunları betimleyerek, sorunlara öğrenci gözüyle çözüm önerileri getirmenin ve çözüme yönelik mekanizmaları harekete geçirmenin de bulunduğunun altı çizildi. TÜÇEB, bu hedeflerini gerçekleştirmek için karşılaşılan sorunların tespiti ve betimlenmesi için araştırma komisyonları oluşturma, istatiksel veriler üretme, öğrenici çalıştayları düzenleme ve ulusal ve uluslararası kurumlarla iletişim halinde olma gibi önerilerde bulundu.

Tanıtımın ardından öğrencilerin TÜÇEB üyelerine yönelttiği sorularla birliğin planlanan işleyişi de daha anlaşılır hale geldi.

Öğretim görevlisi Senem Öner’in moderatörlüğüyle başlayan ikinci turda çeviribilimci akademisyenlerle çeviri eğitimi üzerine konuşuldu. İlk konuşmacı Prof. Dr. Sakine Eruz, kendisine yöneltilen “Türkiye’deki çeviri eğitimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce en temel eksiklikler ve çözülmesi gereken sorunlar nelerdir?” ve “Türkiye’de çevirmenlik mevzuatının olmamasının çeviri eğitimine nasıl yansıyor?” sorularına verdiği yanıtlarla, yan disiplinlerden gelen eğitmenlerle daha emekleme evresinde olan çeviri eğitiminde, çeviri gerçeklerinden hareket edememe sorunun söz konusu olduğundan bahsetti. Çeviri eğitiminde bölüm tüzüğü ve Çevirmenlik Meslek Tüzüğü oluşturulması konusunda Almanya’yı örnek veren Sakine Eruz, çevirmenliği özel kılan bir yasanın olması ve çevirmenliğin özerk bir meslek haline getirilmesi gerektiğini savundu. Çeviri eğitiminde ise bütünlüklü algının eksikliğinden bahsederek altyapı ve üstyapı ilişkilerinin anlaşılarak müfredatta düzenlemelere gidilebileceğini belirtti.

Hâlihazırdaki müfredatların öğrencilerin isteklerini karşılamadığını gözlemleyen TÜÇEB, çeviri eğitimine direk ve dolaylı yollarla etkisi ve/veya katkısı olan tüm aktörlerin (öğrenciler, akademisyenler, sektör temsilcileri, kurumlar/kuruluşlar…)  arzu, isteklerini ve eleştirilerini gerek yapılacak araştırmalar, anketler, makaleler yoluyla, gerekse konferans, seminer, çalıştay, kongre vb. etkinliklerle dile getirmeyi amaçlamaktadır.

Çeviri eğitiminde, özellikle de sözlü çeviri eğitiminde gözlemlediği sorunların kendisine sorulduğu ikinci konuşmacı Prof. Dr. Aymil Doğan, zamanında başarılı öğrencileri Çeviribilim/Mütercim-Tercümanlık bölümleri aldığı için bu bölümlerin kapatılması talebi karşısında ettikleri mücadeleden bahsederken, bu emeğin bir sosyal bellek oluşturmuş olduğuna değindi. Yine çevirmenin kimliği ve meslek tanımıyla ilgili yanlış algılara, gerek özel işverenle, gerek kamu sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çeken Aymil Doğan, doğru temellere oturtulması gereğinin de altını çizdi. Eğitim programlarındaki hedeflerin, hedefle bütünleşik içeriğin, güncel ve/veya kapsayıcı malzeme ve hedefe göre sınama durumları ile planlı denemecilik gibi müfredatlardaki sorunları ele alarak, Sakine Eruz’un da konuşmasında bahsettiği altyapıdaki sorunlarını da ÖYP (Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı)’ndaki aksaklıklar ile yetişmiş öğretim üyesi, yani kadro eksikliği olarak koydu. Çeviri bölümü öğrencilerinin en çok dert yandığı Sözlü Çeviri Yetkinlik Sınavının ise müfredatta yapılacak farklı düzenlemelerle değiştirilebileceğini öngördü.

Üçüncü konuşmacı Doç. Dr. Ayşe Nihal Akbulut’a da bütün konuşmacılara yöneltilen ilk soru yöneltilirken, özellikle çevirmen kimliği ve çevirmen kimliğinin mevcut çeviri eğitimindeki yeri konusundaki görüşleri alındı. Ayşe Nihal Akbulut, Sakine Eruz ve Aymil Doğan’ın görüşlerini destekleyerek çeviri eğitiminin temelinde bir kaynak sorunu olduğundan, bunun karşılanmaması durumunda ise eğitimin aksadığından bahsetti. Bu kaynakları, araçlar (donanım), gereçler (yazılım), insan kaynakları olarak sıralayan Ayşe Nihal Akbulut, kaynakların eğitim kurumunun özgörevi ve özgörüşü, amaç ve hedefleri doğrultusunda ve öğrenci profiline göre düzenlenmesi, işlevselleştirilmesini öngördü. Merkezinde eğitimcinin, yakın çevrede öğrencinin, çeperde ise iş dünyası ve bilim dünyasının olduğu bir tüm dizgede eşgüdüm oluşturulduğu takdirde eğitimin başarılı olabileceğini dile getirdi. Kuram/bilimsellik tanımları üzerinde durarak, çevirinin/çevirmenin bir mekik gibi belli noktalar arasında gidip geldiğini söyledi: kuram>uygulama; planlama>uygulama; eğtim/öğretim>uygulama; betimleme>kuram; araştırma>kuram yani kuram çerçevesinde planlama, uygulama, eleştiri, kuramda dönüşüm şeklindeki çeviri bölümlerinde yeterince içselleştirilememiş olan konuları son derece net biçimde ortaya koydu. Ayşe Nihal Akbulut ele aldığı bu birbiriyle iç içe geçmiş konuları şu şekilde özetledi: “Çevirmen bilgili, bilinçli, sorumluluk almaya yatkın ve hazır olan kişidir; çeviriye bir iş gözüyle bakarak sorun çözücü ve yol gösterici olur. İletişim, uzmanlık, yaratıcılık, dayanışma ve işbirliğini de öğrenme/öğretmedir çeviri eğitimi. Eğitim belirsizlikleri yok etme çabasıdır; […] eğitim, eleştiri, insan gereksinmelerine yönelme ve insana özgürlük alanları açma olarak da görülebilir. Bu yüzden, genel belirleyicilere, kuramın çizdiği genel çerçeveye yaslanır.”

Son konuşmacı Prof. Dr. Işın Bengi Öner’e ise çeviri eğitimindeki uzmanlaşma sorunu ve üniversite-çeviri sektörü ilişkisi konusundaki görüşleri soruldu. Ayşe Nihal Akbulut’un da bahsettiği çeviri yetisinin, kültür konusunda duyarlılığın geliştirilmesi ve edinilen bilgilerin soyutlama, karşılaştırma yoluyla uygulamaya konulabilmesi olan kültür yetisini, metin alımlama ve üretimi konusunda bilinçlenme olan metin yetisini ve bilgi toplama, kaynakları doğru ve hızlı değerlendirebilme, elektronik veri bankaları, koşut metinler, çeviri bellekleri, makine çevirisi sistemlerini verimli bir biçimde kullanabilme olan araştırma yetilerini kapsadığını söyledi. Çeviri müfredatları oluşturulurken kurum dışı, kurum içi koşullara ve çevirinin özüne ilişkin saptamalara bakılması gerektiği görüşünü destekleyen Işın Bengi Öner, çeviri eğitiminde yapılabilecek düzenlemeler için daha çok kurum dışı koşullar üzerinde durdu. Günümüz gereksinimlerini anlamak için sektörden iş tanımları örnekleri veren Prof. Bengi Öner’in sunduğu bilgiler, eğitimde alan uzmanlığı ve bilgisayar destekli çeviri teknolojilerine önem verilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Günümüzde giderek daha çok ilgi gören AB’den verdiği örneklerden de, IATE (Interactive Terminology for  Europe), EURAMIS Central Translation Memory, Makine Çevirisi: ECMT (European Commission Machine Translation), ses ve dil tanıma sistemleri, belge veritabanları ve Eur-Lex, DGTVista gibi konuların da daha çok takip edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldı.

Konuşmaların ardından verilen kısa arada, öğrencilerden yazılı olarak alınan soruların konuşmacılar tarafından cevaplanmaya başlamasıyla üçüncü oturuma geçildi. Toplum gözüyle çevirmenin yeri, çeviri eğitimindeki donanım eksiklerinin nasıl giderileceği, terminoloji çalışmaları konusundaki eksiklikler, uzmanlaşmaya önem verilmemesi, sözlü çevirmen olmanın zorluğu, stajın çeviri eğitimindeki yeri ve işlevi, akademisyen eksikliği sorunun nasıl çözüleceği gibi sorularla öğrenciler akademi/piyasa/eğitim ekseninde yaşadıkları sorunlara çözüm bulunmasını talep ettiler.

Slideshow:
Fullscreen:

6 Mart 2011 tarihinde Pazar günü yapılan TÜÇEB’in 2. Gün etkinliği, Boğaziçi Üniversitesi’nde yine büyük bir katılımla gerçekleşti. Teması, “Dernek Temsilcileriyle Çeviri Eğitimi Üzerine” olarak belirlenen 2. Gün etkinliğinde Çeviri İşletmeleri Derneği (ÇİD), Çeviri Derneği, Çevirmenler Meslek Birliği(ÇEVBİR), Türkiye Konferans Tercümanları Derneği(TKTD)’nden gelen temsilciler, Doç. Dr. Alev Bulut’un moderatörlüğünde dernek tanıtımlarını yapıp, derneklerin çeviri eğitiminden beklentilerinden bahsettiler.

İlk konuşmacı Çeviri İşletmeleri Derneği (ÇİD) Genel Sekreteri Mete Özel, işletmelerin çevirmenden beklentilerinin dil becerileri ve hizmet becerileri (erişilebilir olmak, her durumda ve koşulda iletişim, referanslarla iletişim, standart formlarla iletişim) olduğunu söylerken, işletmenin sağladığı geri beslemenin ve iş tanımlamasının öneminden bahsetti. Çevirinin aslında, çeviri süreçleri ve alt süreçlerinden sadece biri olduğunu belirten Mete Özel, çeviri gündemindeki en önemli meselelerden biri olan “Çeviride Kalite Yönetimi ve Standartlar (EN15038 ve ISO 9001:2008)”a da değinerek, bunların çevirmen istihdamındaki ölçütlerle olan ilişkisinden bahsetti. Mete Özel çevirmenler, çevirmen adaylarının yolun en başında “çeviri işletmeleri” ile gerçek bir kazan-kazan ortaklığı içinde olmalarının bilincinde olmaları gerektiğini, bu nedenle öğrencilerin derneklerle hep iletişim halinde olmaları gerektiğini savundu.

Bir sonraki etkinliğini bölgesel olarak gerçekleştirmeyi amaçlayan TÜÇEB, Ankara, İstanbul, İzmir, Edirne, Sakarya ve Mersin gibi örgütlü olduğu illerde benzer temalarda ve değişik konseptlerle etkinlikler düzenleyecek.

Türkiye Konferans Tercümanları Derneği sözcüsü Tanyeli Demirer, sözlü çevirmenlerin değişen çalışma koşullarına kısa sürede uyum sağlayabilecek, tüm sözlü çeviri türlerini yapmak için hazırlıklı olması gereken ama kendisini tanıyıp ancak yeterli donanıma sahipse işi kabul eden, her çalışmada kendini yenilemeyi bilen, Türkiye ve dünyada güncel haberleri sürekli takip eden, mesleki tecrübe ve bilgisini paylaşmaya hazır çevirmenler olması gerektiğinden bahsetti. Mesleki örgütlenmenin önemine de değinen Tanyeli Demirer  tktd.org dışında aiic.net/vega/ ve www.emcinterpreting.org/ adreslerinden de sözlü çevirmen olmak isteyen öğrencilerin ilke, hak ve sorumluluklarını, yeni uygulamaları takip edebileceklerini bildirdi.

Yrd. Doç. Dr. Betül Parlak, Çevirmenler Birliği temsilcisi olarak mektup gurubundan birliğe uzanan tarihçelerini anlattı. Kitap çevirmenliğinin de telife dayalı bir iş olduğunun altını çizen Betül Parlak, telife konu olan eser sahibi herkesin (kitap, makale, tiyatro, film altyazı) birliğe üye olabileceğini belirtti. İnternet sitesinde yayın evleriyle imzalanması gereken sözleşme örneği olduğunu da söyleyen Betül Parlak, birliğin stajyer olarak öğrencileri beklediğine de değindi.

Çevirmenler Derneğini temsil eden Prof. Dr. Turgay Kurultay ise derneğin kuruluş ve çalışma ilkeleriyle ilgili bilgi verdikten sonra, mesleki yeterliliğin tanımlanması sorununa değindi. Noter mevzuatının çevirmenler için bir dezavantaj olduğunu söyleyen profesör, öğrencilerden gelen sorulardan birine verdiği yanıtla, üniversitede çeviri eğitimi almamış kişilerin mesleki yeterliğinin nasıl tanımlanacağı sorusunun önemli olduğunu dile getirdi. Avrupa Birliği mevzuatlarının da yavaş yavaş çeviri dünyasını etkileyeceğini ve bu mevzuatların yorumlanmasının sağlıklı yapılmasını sağlamak gerektiğini belirtti. Turgay Kurultay’ın göze çarpan bir tespiti de tüm çevirmenleri kapsayacak bir derneğin olmayışıydı.

Toplantının sorular kısmında öğrenciler özellikle, aldıkları eğitimin gelecek kaygılarını azaltmaya yetmediğini belirttiler. Piyasa koşullarının nasıl iyileştirileceği,  staj uygulamasının çeviri eğitimindeki yeri ve işlevi, öğrencilerin var olan kaygılarının çözümüne yönelik somut adımların nasıl atılacağı ve bunların çeviri eğitimiyle nasıl çözülebileceği gibi sorularla geçen soru-cevap kısmında öğrenciler bir kez daha sorunlarını dile getirme fırsatı buldular.

TÜÇEB ÇÖZÜMÜN NERESİNDE YER ALACAK?

Yarattığı birlik ve dayanışma ortamıyla, çeviri bölümlerinde öğrenim gören öğrenciler üzerindeki olumsuz havayı bir nebze olsun dağıtan TÜÇEB, ilk etkinliğiyle sesini güçlü bir şekilde duyurdu. Farklı üniversitelerden çeviri bölüm öğrencilerini bir araya getirerek yükselttiği bilinç hareketiyle, üniversitelerde çeviri kulüp ve toplulukları kurulmasına vesile olmasıyla TÜÇEB, bu somut başarısıyla etkinliğe Türkiye’nin farklı şehirlerinden 18 üniversitenin ve birçok akademisyenin katılmasını sağladı.

Tüm Türkiye geneline yayılan üye ağıyla gücünü öğrencilerden alan Birlik, her çeviri öğrencisini bünyesine katmak ve her çeviri öğrencisinin yapılan tartışmalardan faydalanmasını ve birliğe katkı sağlamasını sağlamak amacıyla Nisan 2011 içerisinde bölgesel etkinliklerine başlayacaktır.

Katılımcı üniversiteler: Arel Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Beykent Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Çankaya Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Haliç Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Kavram Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Okan Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi.

İki günlük etkinliğin sonrasında TÜÇEB, oturumlarda bahsi geçen tüm sorunlara ilişkin çalışmalar yapmak noktasında üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmeye hazır. Özellikle de etkinlikle sorunsallaştırdığı başlıkları bundan sonraki süreçte derinlemesine irdelemeye gayret gösterecek olan TÜÇEB, yapacağı faaliyetlerle ve oluşturacağı araştırma komisyonlarıyla sadece sorunsallaştırma mekanizması olmadığını, aynı zamanda çözüm üreten bir yapıya sahip olduğunu vurgulayacak.

Açılış etkinliğinde ‘Türkiye’de Çeviri Eğitimini’ sorunsallaştırarak, öğrenci temelinde en büyük sorunlardan biri olarak göze çarpan noktaya ışık tutan TÜÇEB, bundan sonraki süreçte ilk olarak sorunun merkezinde yatan tüm faktörleri belirlemek üzere araştırma komisyonları oluşturmayı planlamakta.

Hâlihazırdaki müfredatların öğrencilerin isteklerini karşılamadığını gözlemleyen TÜÇEB, çeviri eğitimine direk ve dolaylı yollarla etkisi ve/veya katkısı olan tüm aktörlerin (öğrenciler, akademisyenler, sektör temsilcileri, kurumlar/kuruluşlar…)  arzu, isteklerini ve eleştirilerini gerek yapılacak araştırmalar, anketler, makaleler yoluyla, gerekse konferans, seminer, çalıştay, kongre vb. etkinliklerle dile getirmeyi amaçlamaktadır. Bir sonraki etkinliğini bölgesel olarak gerçekleştirmeyi amaçlayan TÜÇEB, Ankara, İstanbul, İzmir, Edirne, Sakarya ve Mersin gibi örgütlü olduğu illerde benzer temalarda ve değişik konseptlerle etkinlikler düzenleyecek. Tüm Türkiye geneline yayılan üye ağıyla gücünü öğrencilerden alan Birlik, her çeviri öğrencisini bünyesine katmak ve her çeviri öğrencisinin yapılan tartışmalardan faydalanmasını ve birliğe katkı sağlamasını sağlamak amacıyla Nisan 2011 içerisinde bölgesel etkinliklerine başlayacaktır.

TÜÇEB, bulunduğu konum itibariyle, alan içerisinde her türlü köprü görevini üstlenmeyi kendisine vazife edinmiştir. Çıkışıyla, gelecek neslin var olan sorunlar karşısında duyarsız olmadığını göstermek adına her türlü inisiyatifi alacağını tüm kamuoyuna göstermiştir.

Çeviri öğrencileri, Hep Birlikte Güzel İşler Çevirecekler!

İletişim: www.tuceb.com- tuceb2010@gmail.com

http://www.facebook.com/group.php?gid=111713658862690&ref=ts

Türkiye Çeviri Öğrencileri Birliği

TÜÇEB

Daha fazla Eğitim, Etkinlik, Manşet
Bir ÇAMÇ İncelemesi: Saturn’ün “Geiz ist geil!” Sloganı

Büyük reklam şirketleri de çeviri edincini kazanmış çevirmenlerle çalışmanın onlara ne denli zenginlik kattığının ayrımına varabilir.

Kapat