İntihal etme ne olur!

Posted by on Nisan 4, 2011 in Güncel

İnternet sitesinden kalkıp sokağa da çıkan dergilerden biri olan Sabit Fikir dergisi, 2. sayısında çeviri intihali konusunu da ele aldı. Sibel Oral’ın “İntihal etme ne olur!” başlığıyla hazırladığı dosyada çeşitli çevirmen, hukukçu ve yayıncıların görüşlerine yer verilmiş. Sibel Oral dosyayı şu sözlerle açıyor:

“İntihal, yani aşırma, hırsızlık… Bir başkasının yazmış, yaratmış olduğu herhangi bir fikri, özgün içeriği kaynak göstermeden ve hatta bırakın kaynak göstermeyi kendi fikrinizmiş gibi ortaya çıkarmak intihalin ta kendisi. Türkiye’de, edebiyatımızda, yıllardır intihal sözler, şiirler ve hatta hikâyelerin olduğu da bir gerçek.

“Çeviride İntihal” konulu bu dosyamızı hazırlarken elbette yine sözü öncelikli olarak çevirmenlerimize verdik. Genel kanı özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 Temel Eser dizisinden sonra işlerin iyice ayyuka çıktığı yönünde oldu ve tabii bu olayın başrolü ise intihalci yayınevlerinindi. Peki, onlar kim? Çeviri intihaline karşı yasal yaptırımlar neler? Yayınevleri çeviride intihal konusuna nasıl bir özen gösteriyor ve nasıl çalışıyor?”

Dosyadan alıntılar:

“Savaş başlamadan önceki 150 sayfayı ve savaş bittikten sonraki 100 sayfayı almışlar, ortadaki 1300 sayfalık savaşı atmışlar; 1600 sayfalık Savaş ve Barış olmuş size 300 sayfalık Barış!”

“Bozuk peynir yemek sağlıksızsa, bozuk çeviri okumak da sağlıksız.”

“Ancak kimi uyanıklar, neslini korumakta zorlanan çevirmenlerin birikimine, emeğine ve elde edeceği cüzzi gelire göz dikiyor; çevirisini çalıyor ve yayınlatıyorlar.”

Dosyanın önemli yönlerinden birisi de Bordo&Siyah yayınevinin “klasikleri düşük fiyat politikasıyla alım gücü düşük insanlara ulaştırma projesinin” şirketlerin çıkarına dokunduğunu dile getirmesi:

“Bordo Siyah Yayınları’da çeviri intihalinin korsan yayıncılıktan bile yıkıcı sonuçları olduğunu söylüyor ve kendilerinin adının çeviri intihaliyle yan yana getirilmesini kötü niyetli bir propaganda olarak gördüklerini dile getirerek bu dosya konumuz aracılığıyla kendilerini şu şekilde savunuyorlar: “Çeviri intihaline bulaşan yayınevlerinin aksine, Bordo Siyah’ın çevirmenleri bellidir ve kitapların künyesinde hangi kitapları çevirdikleri, hatta çeviri alanında hangi ödülleri aldıkları belirtilmektedir.  Bordo Siyah’ın dünya klasikleri editörü, 100’e yakın çevirisi yayınlanan, Ömer Asım Aksoy Çeviri Ödülü’nün sahibi olan ve İstanbul Üniversitesi çeviribilim bölümünde dersler veren Veysel Atayman’dır. Kitapların her biri uzun yıllardır sektörde çalışan usta düzeltmen ve redaktörler tarafından gözden geçirilmektedir ve her birinin özgeçmişleri kitapların künyesinde yayınlanmaktadır. Çeviri kalitesiyle ilgili sadece bir örnek vermek gerekirse; Ankara Üniversitesi’nde Türkiye’deki Kafka çevirileriyle ilgili karşılaştırmalı bir çeviribilim tezi yapılmış,  bilimsel ölçütlere göre oluşturulan endekse göre tutarlı ve tutarlıya yakın cümlelerin oranı karşılaştırılmıştır. Bordo Siyah’ın yayınladığı Evrim Tevfik Güney çevirisi için oran yüzde 83’tür. Burada ismini vermediğimiz ve arasında büyük yayınevlerinin de bulunduğu diğer çevirilerin oranları yüzde 20 ile 39 arasında değişmektedir.

Bordo Siyah’ın kaliteden ve yayıncılık etiğinden taviz vermeden klasikleri düşük fiyat politikasıyla alım gücü düşük insanlara ulaştırma projesi, aynı kalitede ama üç dört kat yüksek bir fiyatla merkezdeki okura kitap satan yayınevlerinin ve yüksek kârlara alışmış pazarlama şirketlerinin çıkarlarına dokunmuştur.  Bordo Siyah, bugüne kadar on milyonun üstünde kitabı Anadolu’daki alım gücü düşük okura sunabilmiş olmaktan gurur duymaktadır ve yayıncılığı sadece ticari bir uğraş değil aynı zamanda bir toplumsal sorumluluk olarak gördüğü için fiyat politikasından vazgeçmeyecektir. Çeviri intihalini önleme konusunda duyarlı olan kesimler, işe çevirmenlerin gerçek kimliğini tespit etmekle başlayabilir. Bordo Siyah da dahil olmak üzere, dünya klasiklerini yayınlayan bütün yayınevlerinden çevirmenlerinin kimliğiyle ilgili açıklama yapmaları istenmelidir. Merdiven altı yayınevlerinde intihal edilmiş çevirilerin çoğunda çevirmen ismi olarak gerçekte çevirmenlik yapmayan, hatta belki de gerçekte hiç var olmayan isimlerin yer aldığı düşünüldüğünde, sadece bu küçük adım bile çeviri intihali vakalarının çok büyük bir bölümünü engelleyecektir. Her kitabını yetkin bir çevirmene tercüme ettiren, editörüne ve en az bir düzeltmenle bir redaktöre okutarak emsallerinden çok daha fazla bir dosya maliyetinin altına giren bir yayınevi olarak, çeviri intihaline karşı her tür samimi girişim bizi son derece mutlu edecektir.”

İntihal etmeyip çalışmaya davet eden bu dosya, Sibel Oral’ın şu çağrısıyla sona eriyor:

“Sabredip bu satırlara kadar okuduysanız bu konuya ne kadar duyarlı olduğunuz ortaya çıkmış oluyor ve zaten bize de burada söyleyecek pek bir şey kalmıyor… Ama yine de unutmayın; Savaş ve Barış sadece 300 sayfalık bir roman değildir…”

Daha fazla Güncel
Çeviribilim internette yayılıyor: www.sakine-eruz.com

Çeviribilimci Sâkine Eruz çalışmalarını internete taşıdı.

Kapat