Stalin’in Kızı ve şair Ahmatova

Posted by on Nisan 16, 2011 in Deneme, Tarih, Yorum

Yöneticiler ve aileleri kültür hayatı üzerinde her zaman, kendilerine özgü ölçülerde etkili olurlar. Özellikle de aşırı iktidar ve yetki olanaklarına kavuştukları zaman; özellikle de kültür elitlerinin sesli ve sessiz desteğini arkalarına aldıkları zaman.

Mahkemeler, kovuşturmalar, tutuklamalar, gözaltları, idamlar, toplama kampları, bütün topluma yaygın bir dinleme ve ihbar sistemiyle Sovyetler Birliği’ni şık bir hapishaneye dönüştüren

– ya da güncel bir dille söylersek, şifreyi bilmediği için doğru şıkları seçemeyen, şık kitaplar yazmayan şık insanlar için bir hapishaneye dönüştüren –

Stalin’in de kültür konusunda kendine özgü görüşleri ve beğenileri vardı.

Ama bazen yöneticilerin akraba ve dostları yöneticilerden daha farklı zevk ve ilgilere sahip olabiliyorlar. Bazen zevkleri aynı oluyor, fakat tesadüfen farklı bir şeyle de ilgileniyorlar. Bu fark ve tesadüfler insanların kaderini değiştiriyor ve bilhassa totaliter toplumlarda insanların kaderleri bu fark ve tesadüflere bağlı kalıyor.

Solomon Volkov’un kaleme aldığı 20. Yüzyıl Rus Kültür Tarihi‘nde, Stalin’in kızının şair Ahmatova’nın kaderini nasıl değiştirdiğine dair kısa bir bölüm yer alıyor. Günümüze birçok açıdan şaşırtıcı biçimde ışık tutan bir kitap bu: iktidarın baskı mekanizması Mısır ve Aztek’ten, Stalin ve Hitler’den bu yana televizyon ve cep telefonları gibi oyuncaklarla çok renklendi belki, ama çok değişmiş değil.

Aşağıda, Stalin’in kültür ve siyaset adamlarıyla yaptığı toplantılara da katılan kızının şans eseri Ahmatova okuduğunu anlatan bölüm yer alıyor. SG

Stalin ve kızı Svetlana

Anna Ahmatova’nın “yaşam senaryosu” etkileyicidir: hayata genç ve (kendi deyişiyle) “neşeli bir günahkar” olarak, ince ve zarif, unutulmaz bir profile (burnunda bir kütlük vardır) ve dikkat çekici kâküllere sahip olan ve Akşam (1912) ve Gül Bahçesi (1914) adlı aşk şiirleri derlemeleriyle skandallarla dolu feminist bir ün kazanan, bohem bir şair olarak başladı; 1940 yılında Stalin karşıtı Requiem’i yazdı ve sesinin “yüz milyon kişilik ulusun” bastırılmış çığlığını dile getirdiğini öne sürdü; ve daha sonra, yaşlılığında, ağırbaşlı, ak saçlı, (Eyhenbaum’a göre) “kendi kişisel yaşamını ulusal yaşam, tarihsel yaşam” sayan görkemli bir çariçe oldu. ..

Anna Ahmatova

Ahmatova Sovyetlere hizmet etmedi, Batıya da gitmedi, “iç sürgün” denen bir şeyi yaşadı. 1922’den sonra şiir kitapları artık yayınlanmaz olmuştu ve gururlu bir yalnızlık içinde yaşıyordu. Ama 1935 yılında, kocası Punin ve oğlu Lev Gumilyev tutuklanınca, Ahmatova Stalin’e mektup yazdı: “Yosef Vissarionoviç, neyle suçlandıklarını bilmiyorum, ama size onurum üstüne yemin ederim ki onlar faşist, casus ya da karşı devrimci örgüt üyesi değiller. Devrimin başından beri SSCB’de yaşıyorum, aklımla ve yüreğimle bağlı olduğum ülkeyi hiçbir zaman terk etmek istemedim. Şiirimin yayınlanmaması ve eleştirmenlerin değerlendirmeleri bana çok zor zamanlar yaşattığı halde, umutsuzluğa kapılmadım; çok zorlu ruhsal ve maddi koşullarda yaşadım … Leningrad’da tam bir yalnızlık içinde yaşıyorum ve sık sık, uzun süreler hastalanıyorum. Bana en yakın iki insanın tutuklanması benim kaldıramayacağım bir darbe oldu. Yosef Vissarionoviç, sizden kocamı ve oğlumu geri vermenizi rica ediyorum, emin olan bundan hiç pişman olmayacaksınız.”

Stalin kararını mektubun üzerine yazdı: “Punin ve Gumilyev’i serbest bırakın ve rapor verin.” O andan başlayarak Ahmatova yöneticiyle bir diyaloga girdiğini hissetti. Bunun için iyi de bir nedeni vardı. 1939 yılında Stalin’in genç kızı Svetlana’yı, başka birinin defterinden kendi defterine Ahmatova’nın şiirini kopyalarken görmüş ve ona “Neden kitabını almıyorsun?” diye sormuştu. Ahmatova’nın kitaplarını bulmanın hiç de kolay olmadığını kızından öğrenen Stalin, şairin daha sonra yazdığına göre, “ciddi bir şekilde şaşırmıştı.”

Ahmatova ayrıca 1939 başlarında “yazarlar için verilen bir ziyafette Stalin beni sormuş” diye biliyordu. 11 Kasım 1939 günü, Yazarlar Birliği Daimi Üyeleri kapalı bir oturum yaparak, Stalin’in deneyimli ve gerçek celladı olan Birlik sekreteri Fadeyev’in, “Rus şiirine yaptığı büyük katkılar nedeniyle” Ahmatova’ya yardım etme önerisini oylamışlardı.

Bu resmi örgütün Ahmatova’ya karşı daha önceden düşmanca ve küçümseyici olan tutumundaki ani değişikliğin arkasında kimin olduğu, Fadeyev’in Halk Komiserleri Konseyi Başkan Vekili Andrey Vişinski’ye yazdığı bir mektuptan anlaşılabilir: Fadeyev ondan Ahmatova’ya Leningrad’da bir oda bulmasını istiyordu, çünkü Ahmatova “devrim öncesinde de, şimdi de dönemin en önemli şairiydi.” Stalin’in Mayakovski’yle ilgili ünlü değerlendirmesine (“Sovyet döneminin en yetenekli şairiydi ve öyle kalacak”) çarpıcı bir şekilde benzeyen bu tanım, Stalin’in sözlü emrinin bir kopyası olmalıydı, çünkü acımasızlığıyla ünlü bir Stalin kasabı olan Vişinski, Fadeyev’in ricasını sıradışı bir hevesle yerine getiri.

Ahmatova’ya ayrıca “bir kereliğine 3000 rublelik ödül” ve aylık maaş verildi. (Fadeyev’in açıklaması etkileyiciydi: “Sonuçta çok yaşamaz.” Fakat Ahmatova yirmi yedi yıl daha ve on bir yıl sonra kendisini vuran Fadeyev’den daha uzun süre yaşadı.)

Stalin, kızı ve Jdanov

Sovyetski Pisatel [Sovyet Yazarı] adlı yayınevi (Ahmatova’ya göre Stalin’den “şiirimi yayınlama” emri almıştı) hızla onun Altı Kitaptan [İz Şesti Knig] adlı derlemesini, daha doğrusu, seçme eserlerini yayınladı. Bir hikayeye göre bunu Stalin’den Şolohov istemişti. Çok ilginç bir şekilde, kitap Mayıs 1940’ta, Stalin Ödülleri’nin ilk dizisinin hazırlığında ateşli entrikalar dönerken çıktı; hemen dönemin en etkili yazarları olan Şolohov, Fadeyev ve Aleksey Tolstoy tarafından ödüle aday gösterildi. Onlara Stalin Ödülleri Komitesi’nin başkanı olan Nemiroviç-Dançenko da destek veriyordu.

Fakat Ahmatova Stalin Ödülü’nü almadı (Hamlet çevirisi için aday gösterilmiş olan Pasternak da öyle): birisi karşı çıkmıştı. Stalin mi? Sadece Jdanov’un bu konudaki kararı var elimizde: “Ahmatova’nın bu ‘Tanrı’yı öven dualarla dolu rezaleti’ nereden çıktı? Kim teşvik etti bunu?”

Parti Merkez Komitesi Sekreterliği’nin özel bir kararı, Ahmatova derlemesini “ideolojik açıdan zararlı” olduğu için yasakladı ve piyasadan toplatılmasını istedi. Bu boşunaydı, çünkü bütün baskı çoktan tükenmişti. Bunlar o sırada Ahmatova için ağır bir darbe olmuştu, ama onun Stalin karşıtı imgesini güçlendirmeye yaradı (buna karşılık Prokofyev ve Şoştakoviç bugün sayısız Stalin Ödülü almaları nedeniyle suçlanmaktadırlar).

Kaynak: Büyülü Koro (Lev Tolstoy’dan Aleksandr Soljenitsin’e XX. Yüzyıl Rus Kültür Tarihi), Solomon Volkov, Yapı Kredi Yayınları, çev. Sabri Gürses, 2010.

Daha fazla Deneme, Tarih, Yorum
Londra’da Türkiye: Şık olacak mı?

Önümüzdeki yıllarda Londra Kitap Fuarı'nın konuğu Türkiye olacak mı? Olabilir. Ama yeni ve Şık çeviriler gerekecek.

Kapat