Tercümanın Vakti

Posted by on Ocak 20, 2007 in Güncel

Terceman i. ar. 1. çevirmen. 2. tas. a Dil kalbin tercemanıdır. Hak, kalbine sığdığı için de insan Allah’ın tercemanıdır. b Hak’tan kalbine gelen manaları ve işaretleri halkın anlayabileceği kalıplara dökebilen veli. c Hakk’ın hitabını halka tebliğ eden ermiş. d Mevlevilerde ve Bektaşilerde belli işler yapılırken, belli bir ses tonuyla okunmak üzere düzenlenen manzum ibareler, dualar. (Süleyman Uludağ)
Terceman Söylenen sözü, o dili bilen birisi, bilmeyenlere anlatır, bildikleri dile çevirirse, o kişiye “terceman” denir. Arapça bir sözdür. Tasavvuf ehlinde bir iş yapılırken okunan arapça, farsça, türkçe mânzum, yahut mensur ve anlamlarında duâ ve senâ bulunan sözlere “Terceman” denir. Türkçede bu söz, “Tercüman” tarzında söylenir. (Abdülbâki Gölpınarlı)

Hrant Dink cinayeti genel ifade özgürlüğünü savunmanın önemini dehşetli, ürkütücü bir şekilde ortaya koydu. Bir yazar ve yayıncı öldürüldü. 70’lerden günümüze unuttuğumuzu sandığımız bir şey, yargıçların, papazların, yazarların öldürülebilmesiyle yeniden ortaya çıkıyor. Bu uğursuz cinayet düşünce ürününün üretilmesi ve dağıtılmasıyla ilgilenen, katkıda bulunan, aklı başında olan herkes için, sorumsuz kalınamayacak kadar ciddi bir durumun eşiğinden geçip içine girdiğimizi gösteriyor. Bir kabusu başlatmak isteyenlere karşı, ifade ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde bütün mesleki örgütlerin buluşması zorunlu.
Bu çerçevede bu rezil cinayetin, karanlık bir planın ürünü olduğu apaçık olan bu cinayetin ardından çevirmenlerin, ifade özgürlüğü savunması kampanyasındaki yeriyle ilgili birkaç noktanın üzerinde eskisinden de ciddi bir şekilde durmak gerekiyor.

1) Medyanın bu ve benzeri olaylardaki sorumluluğunun üzerinde önemle durmak gerekiyor. Ulusal kanalların büyük kısmı olayın yankılarını canlı yayından aktarırken, bir kısmı olağan yayın akışını bozmadı. Başbakan basın açıklaması yaptığı sırada bazı televizyon kanalında dadı yarışmaları, kadın programları, dizi tekrarları, yöre tanıtımları gibi yayınlar vardı. Bu tutumun ahlaki olarak yanlış olmasının yanısıra, kötü bir ilgisizlik anlayışını yansıttığı da söylenebilir. Çünkü Hrant Dink’in düşüncelerini (daha önce Orhan Pamuk’un sözlerini olduğu gibi) suç niteliğinde olarak gösteren yine aynı medyaydı, yargılanan birçok kitabın suçlanmasına aracı olan da bu medyaydı. Türkiye’de kitaplar ortalama 1000 adet olarak yayınlanıyor, Agos gazetesi de sınırlı bir sayıda yayınlanıyor, kamuoyunun büyük kısmı televizyon, radyo, internet gibi dolaylı ve sözlü yayın organlarını tercih ediyor: 70 milyonluk bir ülkede 1000 adet kitap değil, bunları çarpık bir şekilde sunan medya insanlara zarar veriyor.

2) Çevirmenlerin ifade özgürlüğü savunması, çevirmenin yargılanmaması gerektiğini savunmak şeklinde yapılmamalıdır. İfade ve düşünce özgürlüğü, çok zor elde edilen bir özgürlüktür. Mesleki özellikler nedeniyle bu özgürlük mücadelesinden dışarda bırakılmayı talep etme lüksüne hiçbir meslek grubu sahip değildir.

3) Çevirmenin sorumluluk alanı ciddiyetle tanımlanmalıdır. Çevirmen eserinin içeriğinden sunumuna dek her şeyinde söz hakkı sahibi olmalı, bu hakka sahip kılınmalı, sorumluluğunu savunabilmelidir. Ermenilere soykırım yapıldığını söyleyen bir metnin çevirisi de, Kürtlere ya da başka etniklere eziyet edildiğini söyleyen bir metnin çevirisi de çevirmeninin de bu sorumluluğu üstlenebileceği şekilde yayınlanmalı: çevirmen, hukuki ve toplumsal açıdan sorunlu olacağını inandığı kitabın kapaktan tanıtım yazısına dek her şeyinde söz hakkı sahibi olmalıdır. Bunu ifade ve düşünce özgürlüğünün gelişmesine katkıda bulmak için yapmaya, talep etmeye zorunludur. Mars’ta yaşamıyorsak, yazar, çevirmen ve aydınların çevirdikleri metinlerin, yazdıkları eserlerin, söyledikleri sözlerin sorumluluğunu üstlenmesi, çeşitli medyada nasıl sunulduğunu izlemesi, şekillendirmesi, genel insani ifade ve düşünce özgürlüğünü savunmak için zorunludur.

4) Komşularımızı, yakınlarımızı kendi dillerinden tanımanın, öğrenmenin zorunluluğu bu korkunç olayda tekrar öne çıktı. Rusları Rusçayla, Ermenileri Ermeniceyle, uluslararası bir aracı dile mecbur kalmadan tanımak zorundayız. Agos gazetesi böyle bir çabanın ifadesiydi. Bu rezil cinayet Ermeniceden, kaynak dilden çevirinin önünü kesti, şimdi ikincil dillerden çeviriler yağacak: yani uluslararası yorumlar. Bu aracı dillere mecbur kalmamak, yakınımızla kendi dilinden anlaşmak zorundayız.

5) Çevirmen bu zamanın, bu puslu ortamın en önemli kişisi. Özenle, bıkmadan, çevirmence bir tarafsızlıkla, insanları kaynaştırmalı; savaş çevirmeni olmamalı, bilinmedik niyetleri olan taraflar arasında onların çatışmasına çevirmenlik etmeyi reddederek, çevirmen sorumluluğunu üstlenmeli, elçi değil derviş olmalı. Ancak derviş olunarak çıkılır bu karanlıktan.

bassagligi.jpg
(fotoğraf: 20 Ocak 2007, Yeni Şafak gazetesinden)

EK:

Mahmut Makal’ın “Karanlığı Zorlayanlar” adlı 1976 tarihli kitabından, o dönemde eziyet görmüş öğretmenlerin bir listesi.

makal1.jpg

makal2.jpg

makal3.jpg

Daha fazla Güncel
Çevbir ve Türkiye Yazarlar Sendikası Açıklamaları

ÇEVBİR’İN HRANT DİNK’İN KATLEDİLMESİYLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 20 Ocak 2007 Kendisi gibi düşünmeyene, nazik ya da zorbaca uyarıları dikkate almayıp...

Kapat