Türk Edebiyatı Üçüncü Kez Dışa Açıldı

Posted by on Mayıs 31, 2011 in Güncel

3. TEDA toplantısı da öncekiler gibi renkli, ilginç ve neşeli hikayelerle süslü bir şekilde geçti. Türk Edebiyatını Dışa Açanlar, dört bir diyardan gelen çevirmenler ve yayıncılar, yerli ajans ve devlet temsilcileri coşkuluydu.

Öteki Renkler’in Çinceye çevirisinin İngilizceden yapıldığını ve lahmacun için patatesli ekmek arası et gibi bir dipnot konduğunu; Polonya’da da yayınevlerinin artık internet var, dipnot koymayalım eğilimine girdiğini; Kürk Mantolu Madonna’nın Rusya’da çok beğenildiğini; Kıbrıs Müdahalesi sırasında Japonya’nın desteğini Galiyev çevirmenine borçlu olduğumuzu ve 1982 Anayasasının çeviri için çok uzun ve tekrarlı olduğunu öğrendik. TEDA’nın Cumhuriyet tarihinin başlangıcındaki çeviri hareketinin devamı olan bir tersine çeviri hareketi olduğunu; Orta Asya ve Kafkaslara çevirilerin çok az olduğunu; edebiyatı export etmek yerine exchange edebileceğimizi; basılan kitapların tanıtımı konusunda destek gerektiğini öğrendik; TEDA’nın yumuşak güç sayılabileceğini; İngilizlerin iflas bayrağını çektikleri için eski sömürgelerine bile çeviri desteği veremediğini öğrendik. TEDA’nın artık proje olmaktan çıkıp kendi kurumsal yapısına sahip bir program olduğu açıklandı; edebiyat evlerinin 2013’e kadar açılmasının planlandığı ve altı aydır bir edebiyat projesi üzerinde çalışıldığı, yazarlara yazmaları için fon verileceği açıklandı. Şiirler okundu ve türkülerin İngilizce çevirilerinin mümkün olduğu fiilen kanıtlandı. Güzel bir toplantıydı kesinlikle.

Slideshow:
Fullscreen:

Meraklısına Not:

Eleştirmenlerin katıldığı ve reddettiğim oturumu neyi reddettiğimi görmek üzere izledim: Yabancı eleştirmenler mesleklerini nasıl icra ettiklerini anlatıp, öneriler getirirken, Naipaul Fatihi uzun uzun kağıttan okuduğu bir belagat parlatmayı tercih etti. Çeviriyle ilgili bir söz yoktu eğitici konuşmada. Yazar bile kendisine şaşılmamasına şaşırdığından olacak, konuşmasını, ona onda olmayan bir güç katmak için, nedense internet yayınında yer vermediği bir gözdağıyla bitirdi hafifçe gülerek:  “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla yani”. Ben bu yazarın niye seçildiğini anlayamamıştım. Meğer kimse anlamamış gördüğüm kadarıyla, ama daha da kötüsü, merak da etmedi kimse. Durum bu. Cumhuriyet gazetesinin bir yazarı da oradaydı, o bile aldırmadıktan sonra (bir İngilize neden eski yeni sömürgelerine kültür desteği vermediklerini sormayı yeğledi) , ben neden yorayım kendimi – değil mi?

Daha fazla Güncel
27 Mayıs İhtilaline Doğru: Pulliam Vakası

"Amerikalı gazetecinin bu yazısı Türkçeye çevrilip Türkçe yayımlanınca kıyamet koptu." (Hıfzı Topuz)

Kapat