Çevbir ve Türkiye Yazarlar Sendikası Açıklamaları

Posted by on Ocak 20, 2007 in Güncel

ÇEVBİR’İN HRANT DİNK’İN KATLEDİLMESİYLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

20 Ocak 2007

Kendisi gibi düşünmeyene, nazik ya da zorbaca uyarıları dikkate almayıp doğru bildiğini söylemekte direnene hemen haddini bildirmeye çalışmanın, işe hakaretle başlayıp hemen şu ya da bu güçlerin adamı ilan edivermenin, çok kısa sürede de düpedüz şiddet tehdidine başvurmanın iyiden iyiye olağan görülmeye başladığı bir ülke haline geldi ülkemiz son yıllarda. Bu tehditlerin kimi provokasyon odaklarınca ya da bir yerlerde sürekli yayınlanan “vatan haini” listeleri içinde adı geçen birini yok ederek, ebediyen susturarak vatana hizmet edeceğini zanneden zavallı “meczuplardan” biri tarafından fiiliyata geçirilmesi an meselesiydi, öyle de oldu.

Bu toprakları kendine milliyetçi diyen herkesten daha çok sevdiğine şüphemiz olmayan, bu ülkede Türkü, Kürtü, Ermenisi, Rumu vs. hepimizin gerçekten kardeşçe ve özgürce yaşabilmemiz ve bizi ketleyen travmalarımızı aşabilmemiz için fikirlerini her türlü tehdide rağmen samimiyetle yaymakta direnen yiğit insan Hrant Dink’i de alçakça katlettiler. Uzun siyasi cinayetler geleneğimize eklenen son utanç verici halka da Hrant Dink oldu. Acısını yüreğimizde hissediyor, bütün sevenlerine ve ülkemizin demokrat kamuoyuna başsağlığı diliyor ve cinayetin fail ve azmettiricilerinin bir an önce yakalanıp güzelim memleketimizin karanlık bir ülke olmaktan çıkarılması için sorumluluların teşhir edilip hak ettikleri cezalara çarptırılmasını istiyoruz biz de ÇEVBİR olarak.

Bunun en büyük sorumlusu da hâlâ fikri ve ifadesini “sakıncalı” bulmakta, kendi “resmi” görüşlerini şu ya da bu açılardan, doğru ya da yanlış gerekçelerle sorgulayan yazar, çizer, düşünür, gazeteci, yayıncı, çevirmen, sivil toplum aktivisti vs. herkese mahkeme tehdidiyle “şiddet” uygulamayı uzun zamandır doğal refleksi haline getirmiş olan bütün devlet organlarıdır: Yasaması, yürütmesi, yargısı, meclisi, muhalefetiyle hepsi sorumludur, çünkü bir insanı şu ya da bu fikri savunduğu için “yargılama”nın kendisi başlı başına bir şiddet eylemidir ve “sivil” aklıevvelleri de şiddet uygulamaya, hoşuna gitmeyen şeyler söyleyen aydınlar üzerinde gerçek anlamda “terör” saçmaya teşvik eder.

İkinci büyük sorumlu da devleti yönetenleri halk adına denetleme ve başta ifade özgürlüğü olmak üzere bütün özgürlükler üzerindeki sistematik baskıyı ve hak ihlallerini teşhir ederek halkı uyarma görevini yerine getirmeyen, aksine en doğal özgürlüklerini kullanan insanlara uygulanan baskıyı mazur göstermek için elinden geleni ardına koymayan ve şimdi timsah gözyaşları döken büyük medya organlarıdır. Özgürlük ve hak taleplerini “AB dayatması”ndan ibaret gören, bu özgürlüklerin AB’ye girelim girmeyelim, insanca yaşamak adına hepimize lazım olduğunu vurgulamayan basın ve AB’yle, Kürt ve Ermeni meseleleriyle ilgili herhangi bir tartışma açmak isteyen herkesi hemen “satılmış”, “vatan haini”, “emperyalist odakların maşası”, “ajan veya gafil” vs. diye damgalayarak terörize eden bütün kesimler sorumludur, Hrant Dink’in son birkaç yıldır maruz bırakıldığı, “kendisini tedirgin bir güvercin” diye tanımlamasına yol açan büyük psikolojik işkenceden ve tehditlerden. Ona öldürülmeden önce özgürce konuşabilmesi yolunda yeterli desteği veremediğimiz için hepimiz sorumluyuz aslında.

Biz Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği olarak, diller ve kültürler arasında fikir ve hayal taşıma işini meslek edinmiş, farklı, alışılmadık fikir ve hayallerin, bakış açılarının özgürce dolaşımının, ilk bakışta “yabancı”, “aykırı” ve hatta “zararlı” görüleni yakından tanımanın ne kadar çok önyargıyı dağıttığını, insanlar ve kültürler arasındaki yapay engelleri yıkarak her yere sinmiş şiddet havasını dağıtmaya yardımcı olacağını çok iyi bilen ve buna özel bir değer yükleyen insanların kurduğu bir örgütüz. Çoğunlukların pek hoşuna gitmeyecek, hatta bazen kendimizin bile hoşlanmadığımız, rahatsız edici bulduğumuz fikirleri de çarpıtmadan, sansürlemeden, herkesin bilgilenme hakkı adına aktarma terbiyesi, farklı ve katılmadığımız fikirlerin bile insana ne çok şey öğretebileceğini çok iyi anlamamızı sağlıyor. Hrant Dink de birtakım kışkırtmalarla birbirine “düşman” gözüyle bakmaya zorlanmış iki halkı birbirine gerçekten tanıtmaya ve sevdirmeye çalışan çok iyi bir “tercüman”dı bir bakıma.

Anısı önünde saygıyla eğiliyor ve başta meşhur 301. Madde olmak üzere Türk hukukundaki düşünce ve ifade özgürlüğünü boğan bütün maddelerin, AB istiyor falan diye değil, biz kendimiz istiyoruz diye bir an önce kaldırılması yönünde yapılacak her girişime destek vermenin boynumuzun borcu olduğunu bir kere daha vurguluyoruz. Kendi alanımızda çalışan yayıncı, yazar, gazeteci vs. örgütleriyle sınırlı kalmayan, sendikalardan işveren örgütlerine, insan hakları örgütlerinden mühendis, avukat ve doktorların mesleki örgütlerine bütün özgürlükçü ve demokrat sivil toplum kurumlarıyla birlikte çok geniş kapsamlı bir kampanya yaparak, sırasıyla hükümeti ve büyük medya organlarını bu yasaları kaldırmaya ve kaldırılmasına destek vermeye zorlamak gerektiğini düşünüyoruz. Hrant Dink’e ve onun gibi sırf dünyanın en doğal şeyini yapıp fikirlerini söylerken iradesi hilafına “kahraman” veya “hain” görülmeye başlamış ve en sonunda kör bir şiddete kurban edilmiş bütün öncü ve saygın aydınlara olan borcumuzu biraz olsun yerine getirmiş oluruz böylece, onları kaybetmenin acısı hep yüreğimizi yakacak olsa da.

*

TYS’NİN HRANT DİNK’İN ÖLDÜRÜLMESİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

20 Ocak 2007

Ülkemizde siyasal, dinsel, toplumsal, etnik farklılıklara uzun zamandan beri hoşgörüyle bakılmamasından doğabilecek tehlikeleri değişik zamanlarda dile getirmiştik.

Özellikle Türk Ceza Yasası’nın 301 maddesi çerçevesinde alevlendirilen tartışmaların, yargılanan yazarlarımızla birlikte toplumumuzu da tedirgin ettiğini görmüştük.

Bu düşüncelerimiz, Agos gazetesi yönetmeni Hrant Dink’e yapılan ölümcül saldırıyla ne yazık ki gerçeğe dönüşmüştür.

Bugün, ülkemizin siyasal tarihinde ve uygarlaşma serüveninde kara bir leke olacak bu acı olayın üzüntüsünü yaşıyoruz.

Saldırı, ülkemizin 60 yıllık demokrasi ve ifade özgürlüğü mücadelesine, bizlerin de yazma ve yaratma özgürlüğüne yapılmıştır.

Bu saldırının öncekiler gibi, kamuoyuna münferit bir olay gibi değerlendirilip sunulabilecek olmasından da ayrıca kaygılıyız.

Ülkemiz bir yurttaşını yitirmiştir. Bu olayın arkasındaki güçler her kim olursa olsun açığa çıkarılmalıdır, olay aydınlatılmalıdır. Çünkü, insan yaşamının tüm siyasal örgütlenmelerin önünde olduğuna inanıyoruz. Yurttaşlarını koruma görevi, öncelikle siyasal iktidarın ve yargı güçlerinindir.Yine anımsanır ki, avukat Behiç Aşçı ile ilgili görüşmelerde de sorunun daha büyük bir acıya dönüşmeden çözülmesi gerektiğini belirtmiştik. Siyasal iktidarların en önemli işlevlerinin anayasa ile de güvence altına alınmış olan “yaşama hakkı”nı korumak olduğunu vurgulamıştık. Hrant Dink’in öldürülmesi, kaygılarımızı daha da çoğaltmıştır.

Kaygılarımızın yeni ölümlerle yeni acılara dönüşmemesini dileyerek, bu olayın aydınlatılması için bize düşen göreve hazır olduğumuzu duyuruyor, saldırıyı lanetliyoruz.

Daha fazla Güncel
Düşünce ve hayat özgürlüğümüzü öldürdüler!

Bitti, bütün fikir, düşünce, akıl, tartışma özgürlüğümüz sona erdi. Soysuz biri bir insanı soysuzca öldürdü, Hrant Dink'i öldürdü. Demek ki...

Kapat