Hepimiz Ermeniyiz, Yani Hepimiz İnsanız, Ürkeğiz

Posted by on Ocak 24, 2007 in Güncel

Hep Beraber
(Fotoğraf: Reuters/Ahmet Ada)

Olağanüstü bir gündü: bir daha böyle bir olağanüstü buluşmayı bir ölümün ardından yaşamamak üzere onbinlerce insanın anlaştığı, yürüdüğü bir gün. Kameralar merceğin gördüğü kadarını alır, gözle görünen şey de coşku vericiydi, ama o sırada Türkiye’de sadece İstanbul’da değil, her yerde, sadece Şişli’den Yenikapı’ya değil, ülkenin bir ucundan diğer ucuna herkes Hrant Dink’i uğurluyordu. Sadece bir şeyler söylediği, düşündüğü için öldürülen bir insanı, Ermeni olan bizlerden birini.

Boş tartışmaların vakti geçti, “ama”lar bitti: tereddüt etmeden bir şeyler yapmak, akla, mantığa, terbiyeye akıl, mantık ve terbiye sahip olmayanlar adına hakim olmak lazım. Benim ilk önerim, Ermenice atölyelerinin kurulması. Her yerde, tıpkı eski yazı atölyelerinin kurulması gibi, Ermenice dil ve edebiyat atölyelerinin, Ermeni sanat ve tarihi atölyelerinin kurulması. Sadece Osmanlı cami ve mezar taşlarındaki değil, Ermeni kilise ve yazıtlarındaki yazıları da okuyabilmek için; sokaklarda ya da internette karşımıza çıkan kardeş yazıyı görünce tanıyabilmek için. “Egemenlik altında huzurla yaşamış Ermeniler” gibi tuhaf bir ifadeyi geride bırakıp “birbirinin dilini, yazısını, kendisini seven insanlar” olarak sevinç duyabilmek için; birbirinin tarihini, bugününü, derdini, sevincini başka, ikinci dillerden öğrenmemek için bunu yapmak zorunlu. Bunun için kaybedecek, bir gün gelip de müfredata sokulmasını bekleyecek vakit yok artık.

Yüzbinlerce insan yürüdük ve Ermeniyiz, kardeşçe tedirginiz. Yürüyüşte binlerce insan uzun zamandır ilk kez birbirine kimsin, necisin, kökenin nedir demeden, “akıllı ol!” demeden, sadece haksızlığa, yeryüzü kuruldu kurulalı bitmeyen o eziyete bir kez daha insanca karşı çıkmaya cüret etti. İşlerinden çıkıp gelemeyenler pencerelerden, balkonlardan çiçekler attı; nineler gülerek el salladı; gençler yakalarına alıp Hrant Dink resimleri taktı. Herkesi birleştiren aynı şeydi, hepimiz Ermeniyiz.

Bazıları bunu yanlış anlamış, yanlış çeviriyor kanımca: zaten Türkçe olan “Hepimiz Ermeniyiz”in Türkçesi “Hepimiz Türküz” değil. Daha doğru bir çeviri “hepimiz tedirginiz, hepimiz güvercin gibi ürkeğiz, hepimiz bıktık bu eziyetli haksızlıklardan, hepimiz özgürce konuşabilmek istiyoruz” gibi bir şey. Bilmiyorum, bu nasıl anlatılır, yanlış çeviri yaptıkları nasıl gösterilir. Çünkü bir yanlışı söylediğinde artık “akıllı ol!” diye bağırıyorlar; dolmuşlarda, otobüslerde, sokakta, kurumlarda, şirketlerde hep aynı şey – “böyle hızlı kullanma arabayı” diyorsun, “akıllı ol” diyorlar; “kaldırıma bu konmaz” diyorsun, “akıllı ol” diyorlar; “müziği bu kadar açmayın, rahatsız oluyorum” diyorsun, “akıllı ol” diyorlar, “sigortamı yapmayacak mısınız” diyorsun, “akıllı ol” diyorlar, “bu yaşta çocuk çalıştırılır mı bu işte” diyorsun, “akıllı ol” diyorlar.. Naif ifadeler belki bunlar, ama sıradan faşizm işte böyle bir şey; yoksullukla, insanın hayatta denetimi kaybetmesi, herkesin birbirini ezmesiyle besleniyor ve kolayca bir “yabancı” bir “öteki” yaratarak öfkeyi boşaltmaya yöneliyor – maçlarda, sokaklarda, ilişkilerde – günlük hayatta. 301’in sayısız türevi var bu hayatta. Sorun “Türklüğe hakaret” değil, insanca yaşayamayanların ellerinde kalan son değerlere, şirketlerin ve kurumların ellerinden alamayacağına inandıkları son varoluş haline tutunmaya çabalaması. Bugün milliyetçilik denen şeyin kaynağı bu, geleceksiz bırakılmış, siyasi ve ticari şirketlerin eline düşmüş bir kalabalık olarak bizim umutsuzluğumuzun bir ifadesi. Bu kalabalıkta hepimiz Ermeniyiz, tedirginiz, güvercin gibi bakınıyoruz etrafımıza.

Artık bir insan dönemiyor evine, ya da bir insan daha dönemiyor evine. Başka bir şey değil, bütün soru bu: daha kaç insan dönemeyecek evine? Daha kaç kere güvercin gibi çıkacağız sokağa ve arkamızdan sevdiklerimiz ağıt yakacak? Bunun yanıtını verebilmek için, sokağı ve hayatı güvenli, insanca kılacak bir şeyler yapmak hepimizin elinde. Ermenice atölyeleriyle işe başlamak bir öneri: mümkün olan her yerde, bu işi özel ve resmi kurum ve şirketlerin keyfiyetine bırakmadan, birbirini anlamak için adım atmak.

Ek Okumalar:
Sevgiliye Mektup, Rakel Dink.
Ermenice Atölyeleri, Sabri Gürses, bianet, 23.01.2007.
Zanlının ve azmettiricinin günlük hayatıyla ilgili İsmail Saymaz’a ait iki haber yazısı: “Arkadaşı anlattı” ve “İki milliyetçinin hali“.
24 Kasım’dan beri, bir Osmanlı Ermenisi’nin yazdığı, bir Ermeni’nin Türkçeye çevirdiği ve bir diğerinin de yönettiği, ‘Bağdasar Kardeş’ adlı oyun kentte oynuyor.”

Daha fazla Güncel
Tercümanın Vakti

Terceman i. ar. 1. çevirmen. 2. tas. a Dil kalbin tercemanıdır. Hak, kalbine sığdığı için de insan Allah'ın tercemanıdır. b...

Kapat