Evrimin Çevirmenlerinin Öyküsü

Posted by on Ocak 29, 2007 in Güncel

fuegia-basket.jpg
(Fuegia Basket, Fuego’dan kaçırılmadan önce ve kaçırıldıktan sonra)

Bu yazının amacı çeviriye yönelik etik olmadığını düşünebileceğimiz bir çocuk kaçırma olayının, Charles Darwin’in Evrim Kuramı’na kadar gelişen olaylar zincirini nasıl tetiklediğini sömürgecilik sonrası yazın kuramı çerçevesinde değerlendirmektir.

Yıl 1829. Güney Amerika’nın en güney ucu. Tierra del Fuego- İspanyolca Ateş Toprakları anlamına geliyor. Kaptan Robert FitzRoy komutasındaki Beagle – İngilizce’de anlamı avlarda kullanılan tazı- İmparatorluk Donanma Bakanlığının verdiği keşif görevini yerine getiriyor. Beagle bir gemi ismi olarak tuhaf olabilir, ancak İmparatorluğun uzak topraklarda “avlanmasında” aracı olması açısından simgesel bir değere sahip.

FitzRoy, Macellan Boğazının doğu girişinde ilk kez yerlilerle – FitzRoy’un deyişiyle vahşilerle, karşılaşır. Seyir defterinde yerlileri “iğrenç, pis, ilkel ve çirkin yaratıklar” olarak niteler. Gerçekte Fuego yerlileri ya da yaygın kullanımla Fuegolular yabancı gemilere alışıktır. Kıyıda wigwam dedikleri çadırlarında yaşarlar, kanolarıyla açılıp, hem Macellan, Sarmientos gibi keşif görevi yerine getiren denizcilerle hem de bölgenin doğal kaynaklarını tüketen, fok ve balina avlayan gemilerle yıllardır ticaret yapmaktadırlar.

karsilasma.jpg

Mayıs 1829’da bir gün Beagle’ın ikinci kaptanı Murray ve adamları bir tekneyle çıktıkları keşif gezisinde fırtınaya yakalanınca bir koya sığınırlar. Kıyıda bıraktıkları teknenin birkaç saat sonra çalındığını görürler. Yakınlarda buldukları terk edilmiş bir Fuegolu çadırı ve hala tütmekte olan ateş nedeniyle Fuegoluların tekneyi alıp kaçtığını düşünürler. Kaptan FitzRoy kendileri için yaşamsal öneme sahip teknesini geri almakla yükümlüdür ve tekneyi çalan Fuegoluların peşine düşer. Bir yerli kanosunda teknenin iskandil salvosunu bulurlar ve yerliyi gemiye alıp teknenin nerede olduğunu söylemeye zorlarlar. Bu FitzRoy’un gerçekleştirdiği ilk rehin alma olayıdır. Yerli, FitzRoy’u teknenin çalınan parçalarının bulunduğu yere götürür. Buradaki Fuegolular arasından da FitzRoy ikinci bir yerliyi rehin alır. Teknenin kalan parçalarını aramak üzere yola çıkarlar, ancak karanlık çökünce geceyi geçirmek üzere karaya çıkarlar. Sabah Fuegoluların kaçmış olduklarını görürler. Ertesi gün FitzRoy ve adamları Fuegoluların kampını basar ve bir yerliyi öldürür. Dört çocuğu daha rehine olarak alıp Beagle’a dönerler. FitzRoy’un görev tanımında ne yerlilerin öldürülmesi vardır, ne de kaçırılması. Ancak bunu gerekçelendirmekte sorun yaşamaz. Seyir defterine şunları yazar :

“Bu keşif gezisi … başka yöntemlerle karşılaştırıldığında … benim Fuegoluların gerçek kişiliğini anlamama olanak tanıdı, Fuegoluların dilini bilmediğimiz sürece, ve vahşiler de bizim dilimizi bilmediği sürece, biz onları ya da ülkelerini yeterince tanıyamayız; ne de onlar yaşadıkları bu sefil durumdan kurtulabilirler.” (Nichols, Evolution’s Captain)

FitzRoy bu nedenle yerlileri serbest bırakmak yerine, faydacı bir yaklaşımla, onları tekneyi arama girişiminde tercüman olarak kullanmayı planlar. Seyir defterine şunları ekler :

“Gemideki yerlilere tercümanlık yapacak kadar İngilizce öğretebilirsek … kaybolan teknemize ulaşabiliriz…”

Ancak tekneden tam anlamıyla ümidi kestiğinde ve Rio’ya dönmesi gerektiğinde FitzRoy hem keşif gezisinin kalan bölümlerinde hem de daha sonraki keşif gezilerinde çevirmen ve rehber olarak yetiştirmek üzere ve onlara Hıristiyanlığın değerlerini kazandırmak ve uygarlaştırmak amacıyla yerlileri İngiltere’ye götürmeye karar verir.

Fuegoluları … İngiltere’ye götürme konusunda… kararımı vermiştim; onların bizim alışkanlıklarımız ve dilimizle tanışmasından kaynaklanan avantajların kendi topraklarından geçici olarak ayrılmalarını unutturacağına inanıyordum. Ama bu karar onları gemiye ilk aldığımda yoktu; o zamanlar sadece onların kıyılarındayken onları gemide tutabilmeyi amaçlıyordum; ancak onların mutlu olduğunu ve sağlıklarının iyi olduğunu görünce, onları İngiltere’ye götürürsem, onların eğitim almalarını sağlayarak, ve sonra onları tekrar Tierra del Fuego’ya geri getirerek hem bizim için hem kendileri hem de kendi yurttaşları için oluşabilecek avantajları düşünmeye başladım… Buna karar verdiğimde büyük bir sorumluluk üstlenmiş oldum, ama nasıl bir sorumluluk üstlendiğimin farkındaydım. (Nichols, Evolution’s Captain)

FitzRoy, Fuegoluları uygarlıkla tanıştıracağına, onları ilkel yaşam koşullarından kurtarıp İngilizler gibi yaşamalarını sağlayabileceğine inanmaktadır. Ama bu, aynı zamanda keşif gezileri aracılığıyla, Britanya’nın bölgedeki toprakları işgal etme ve bu topraklardaki kaynakları ele geçirme girişiminin bir parçasıdır.

FitzRoy’un kaçırdığı çocukların, gelecekteki keşif gezilerinin çevirmenlerinin isimleri şöyle : yetişkin olan York Minster (yaşı 26), Boat Memory (yaşı 20), James Button (14), ve 9 yaşındaki kız çocuğu Fuegia Basket.

İngiltere’ye dönüş yolculuğu sırasında Fuegolular gemide temel düzeyde İngilizce ve denizcilik terimlerinin yanı sıra denizcilerin argosunu öğrenirler.

Beagle İngiltere’ye döndüğünde FitzRoy aldığı rehinelerle ilgili hükümete yazdığı mektupta şunları söyler :

Bu vahşilerin kısa bir süre İngiltere’de yaşamalarının olumlu katkısı olacağını düşünüyorum. Denizciler gibi giyinmeye ve yaşamaya başladılar bile, sağlık durumları artık çok iyi ve çok daha mutlular. Niçin rehin alındıklarını anlıyorlar ve ülkemizi görmeyi merakla bekliyorlar, sonra da kendi ülkelerine dönmeyi istiyorlar.
Majestelerinin hükümeti aksi yönde bir emir vermezse, bu vahşilere uygun bir eğitim sunacağım ve iki ya da üç yıl sonra, onlar için toplayabileceğim en yararlı malzemelerle birlikte ülkelerine geri götüreceğim ya da göndereceğim, ve onlar da büyük olasılıkla, şimdi hayvanlardan biraz daha üstün durumda olan kendi yurttaşlarının durumlarının geliştirilmesine katkıda bulunacaklar. (Nichols, Evolution’s Captain)

Ancak İngiltere’ye ulaştıktan birkaç hafta sonra Boat Memory çiçek hastalığına yakalanarak ölür. FitzRoy diğer üç yerliyi yatılı olarak okumak üzere Walthamstow’a götürür. Burada öncelik İngilizce’yi öğrenmelerine, ve Hırıstiyanlığın temel ilkelerinin benimsenmesine verilir; ikinci olarak da günlük yaşamda yararlı olan aletlerin kullanımı, bahçıvanlık, onarım ve çiftçiliğin ilkelerini öğretmeye çalışırlar.

Fuegolular aynı zamanda sosyal etkinliklerde bir tür “gösteri nesnesine” dönüşürler. FitzRoy ülkesine getirdiği ganimetle gurur duyar. Uzak ülkelerden getirilen egzotik ürünlermiş gibi, yerliler partilerde ve yemeklerde konukların ilgi odağı olur. 1831 yılında, denizciliğe meraklı olan Kral 4. William Fuegoluları saraya davet eder, yerlilere ülkeleriyle, yurttaşlarıyla, yaşam biçimleriyle ilgili sorular sorulur, Kraliçe de özellikle Fuegia Basket’ı çok beğenir ve ona armağanlar verir. Çok değil, 6 yıl sonra, 1837’de Kral William’ın ölümüyle tahta Kraliçe Victoria geçecek ve İngiliz sömürgecilik tarihinde altın bir dönem başlayacaktır.

Mart 1831’de FitzRoy yaptıkları geziden elde ettikleri bilgilerle Güney Amerika’nın haritasını çizme işlemini tamamlar. FitzRoy keşif gezilerinin devam etmesi gerektiğini düşündüğünü Donanma Bakanlığına bildirir. Donanma Bakanlığı da Amerikalıların ve Fransızların bölgeye olan yoğun ilgisiyle rekabet edebilmek ve bölgedeki İngiliz çıkarlarını korumak ve Kilise Misyonerlik Cemiyetinin yardımıyla bir yerleşim kurmak için yeni bir keşif gezisi yapılması yönergesini verir FitzRoy’a. FitzRoy bu gezinin organizasyonunu Amiral Francis Beaufort ile birlikte yapar. Beaufort günümüzde de kullanılan ve kendi adıyla anılan rüzgar skalasını geliştirmiştir. Beaufort’un bu keşif gezisinde bölgenin botanik, jeolojik ve meteorolojik özelliklerinin de saptanması için gemide bir de doğabilimcinin bulunmasını önerir. Gemide kendini yalnız hisseden ve emrindeki subaylarla iletişim kuramayan FitzRoy da bu öneriyi sevinçle karşılar.

Teklif, Beaufort’un çabasıyla Cambridge Üniversitesi Botanik bölümü profesörü Henslow aracılığıyla, o dönemde 22 yaşında olan Charles Darwin’e 29 Ağustos 1831 günü ulaşır. Darwin büyük bir coşkuyla öneriyi kabul eder ve yolculuk hazırlıklarına başlar, 26 yaşındaki Kaptan FitzRoy ile tanışır ve çok iyi arkadaş olurlar. Beagle 27 Aralık 1831 günü mürettebata ek olarak Darwin, Kilise Misyonerlik Derneğinden bir rahip ve üç Fuegolu yerli ile birlikte ikinci kez Güney Amerika’ya yelken açar.

Darwin tuttuğu günlüklerden yola çıkarak yazdığı The Voyage of the Beagle “Beagle’ın yolculuğu” başlıklı kitapta üç Fuegolu yerlinin betimlemesine de yer verir. On iki yaşındaki Fuegia Basket’ın “güzel, alçak gönüllü, çekingen bir genç kız olduğunu, hoş ancak bazen asık suratlı bir yüz ifadesi olduğunu” yazar. Darwin onun doğuştan gelen bir zekasının olduğunu düşünür “her şeyi çok çabuk öğreniyordu, özellikle dilleri. Bunu İngilizce bilgisinin yanı sıra , Rio de Janeiro’da ve Montevideo’da çok kısa süre kıyıda kaldığında öğrendiği biraz Portekizce ve İspanyolca ile kanıtlamış oldu.” Üçü arasında İngilizce’yi en iyi konuşan Fuegia idi ve dillerle birlikte görgü kurallarını da öğrendi. Sevimliydi, geminin maskotuydu adeta, FitzRoy’un Kraliçe’nin de kalbini kazanan “numunesiydi” o. Fuegia Basket dile ve çeviriye gereksinim duymayan, bütün kültürel boşlukları aşan doğal bir büyüye sahipti. Bunun farkındaydı ve bunu kullanıyordu.”

Darwin’in York Minster ile ilgili görüşleri şöyle: “Çekingen, ketum, ve huysuzdu, heyecanlandığında son derece tutkuluydu; gemideki birkaç arkadaşına karşı çok güçlü duygular besliyordu; çok zekiydi.” Darwin kitabında Jimmy Button’ın özellikle görüş kabiliyetinden övgüyle söz eder.

1832 yılında Rio de Janeiro, Montevideo ve Arjantini’n doğu kıyılarında keşif molaları verdikten sonra Beagle Aralık ayında Tierra del Fuego’ya ulaşır. Yerliler kendi topraklarına dönmekten büyük bir heyecan duyarlar. Horn Burnunda Darwin kıyıda Fuego yerlileriyle karşılaşır. Günlüğüne “vahşiler ve uygar insan arasındaki farkı görünce inanamadım,” diye yazar. Aslında bu söylem yeni değildir, öncesinde Kaptan Cook da Fuego yerlilerinin dilini betimlerken benzer bir sömürgeci söylem kullanır:

Sanki bir adam boğazını temizlemeye çalışıyor; bağırmaya çalışan çok kaba bir adam gibi, ağzın bir yanıyla üretilen tuhaf bir sesle bir atı dehdehlemeye çalışan biri gibi. Bir de bu seslerin aynı anda birkaç boğazdan çıkan sesle karıştığını düşünün… (Nichols, Evolution’s Captain)

Darwin, Yerlilerin yaşam biçimleriyle ilgili olarak şunları yazar :

Giysileri ve görünümleri sefil, yaşam biçimleri de öyle. – Yiyecekleri deniz kabuklularından ve midyelerden oluşuyor, bir de fok balıkları ve birkaç kuş türü yiyorlar; arada sırada Guanaco avlıyorlar. Oklar, yaylar ve mızraklar dışında hiçbir eşyaları yok: kaldıkları yer ise bir kaya ya da çıkıntılı bir yerde çalılar altında: rüzgârdan ve yağmurdan korunmak için yeterli değil… kıyıda yaşanacak alan büyük taşlarla sınırlı. – Burada sığ sularda, gündüz ya da gece, bu zavallı görünümlü insanlar yaşamaya çalışıyor. – inanıyorum ki bütün dünya araştırılsa, bunlardan daha alt seviyede bir insan grubu bulunamaz. (Darwin, The Voyage of the Beagle)

İkinci kez bölgede bulunan FitzRoy da yerlilerin vahşiliğine bir kez daha tanık olur ve onları şu sözlerle betimler : “Bu vahşileri zihnimizde canlandırmak bile çirkin, acı dolu bir deneyim…”

Yerlilerin deri rengini betimlerken de ırkçı bir söylemle “Canlı bir kırmızı-kahverengi, paslı demir ile bakır rengi arasında bir renk, bakırdan daha koyu, ancak iyi, eski maun kadar koyu değil… Bu vahşilerin rengi tıpkı Devonshire’daki bir sığır sürüsünün rengi gibi.” (Nichols)

Benzer bir aşağılama yaklaşımını tırnak içinde uygar, iki Fuegulu da, York ve Jemmy de benimser. Kendi halkının pisliğinden ve görünümünden utanç duyarlar ve onlarla alay ederler. York Minster, kendi halkının hareketlerini Maymuna benzetir, ancak Tierra del Fuego’da maymun yoktur, bu benzetmeyi nerede öğrendiği açıktır. Artık on iki yaşında olan Fuegia Basket da kendi halkını görünce “korku ve utanç duyar, kaçıp saklanır.”

Fuegolu çevirmenler çeviri yaparken kendi halkının dillerini artık tam anlamıyla anlamadıklarını ileri sürerler. Artık halkına karşı yabancılaşmış, ötekileşmiş olan çevirmenler böylece anadillerini de yadsırlar. Başka bir kabileden gelen York Minster ise etkin biçimde çevirmenlik görevini üstlenir.

Darwin, Fuegolu çevirmenlerle birlikte Tierra del Fuego’nun iç bölgelerine doğru doğa, jeoloji, ve iklim konularında gözlem ve keşifler yapmak üzere geziye çıkar. Fuegolu çevirmenler aynı zamanda rehberlik de yaparlar İngilizlere ve FitzRoy, Darwin, Rahip Matthews ve Beagle’ın mürettebatı Kilise Misyoner Derneğinin bağışladığı malzemelerle Fuegoluların önerdiği verimli bir arazide bir yerleşim kurmaya başlarlar. Yerleşim kurulurken Fuego yerlileri toplanıp çalışmaları izler. Darwin yerlileri hırsız ve fırsatçı olmakla suçlar : ““Onları memnun etmek çok zor… gördükleri her şeyi istiyorlar ve çalabildiklerini çalıyorlar.” Fuego yerlilerinin yerleşime saldırmasının ve kampı yağmalamasının ardından Jemmy, FitzRoy’a “Halkım kötü,” der üzüntüyle, “çok aptal hepsi, hiçbir şey bilmiyorlar, çok büyük aptallar.” Misyoner Matthews de FitzRoy’a kendisini artık orada güvende hissetmediğini söyler. Matthews yerleşimi terk eder ve Beagle’a geri döner. Üç Fuegolu çevirmen ise yerleşimde kalır. Artık İngilizlerin çevirmene gereksinimi yoktur. Yeni rotaları Falkland Adaları’dır.

Güney Amerika’da Şili, Peru ve Galapagos Adalarında yaptığı doğa gözlemleriyle Darwin Evrim Kuramının temellerini atar. Beagle 1836’de İngiltere’ye döner ve yaptığı bu ikinci yolculuk bilimsel açıdan göz kamaştırıcı bir başarı olarak değerlendirilir. Ancak fanatik bir Hıristiyan olan FitzRoy Darwin’in geliştirmekte olduğu “din düşmanı” kuramlara karşı öfke duyar. Darwin’e bu olanağı sağladığı için kendisini hiç affetmez, yoğun bir pişmanlık duygusuyla 1865 yılında boğazını keserek intihar eder.

Bu bildiride evrimin çevirmenleri olarak adlandırdığım York Minster ve Fuegia Basket birlikte yaşamaya başlarlar ve bölgeye gelen gemilerle ticaret yapmaya devam ederler. Jemmy Button ise birçok yerliyi yanına alarak bir grup İngiliz misyoneri öldürür.

Tierra del Fuego’daki yerleşim gelişir, ancak sadece en güçlünün sağ kalabilmesinin öngörüldüğü bu yaşamda Fuego yerlilerinin çoğu salgın hastalıklar nedeniyle ölür ve zaman içinde soyları tükenir. Bugün Ateş topraklarında Avrupadan gelen göçmenler yaşamaktadır. Günümüzde bu yerleşim Arjantin Milli Parkında, yat gezilerine ve yürüyüş turlarına evsahipliği yapan bir turizm kentidir.

Kaynakça

Darwin, Charles. The Voyage of the Beagle. (www.literature.org).
Moorehead, Alan. Darwin & Beagle Serüveni. Tübitak Popüler Bilim Kitapları. 4. Basım. 2005.
Nichols, Peter. Evolution’s Captain. Perennial. 2003.
Stefoff, Rebecca. Charles Darwin : Evrim Devrimi. Tübitak Popüler Bilim Kitapları. 4. Basım. 2005.

(Bu yazı Aralık 2006, İstanbul Üniversitesi, Çeviri Etiği toplantısında yapılan konuşmanın metnidir.)

Daha fazla Güncel
Hepimiz Aynı Gemideyiz

17 Ocak 2007 günü Türkiye büyük bir çifte facia yaşadı, fakat facianın etkisini duymadı. Bir gün içinde hem 1954 tarihli...

Kapat