Resmi Çeviri, Sorumluluk, Eser Sahipliği

Posted by on Şubat 14, 2007 in Güncel

10 Şubat 2007 tarihli Cumhuriyet gazetesinde, dolaylı olarak çeviri alanının sorunlarıyla örtüşen ya da bu sorunları çağrıştıran iki haber ve bir yazı yer alıyordu. Bunlardan ilki, “Cumhuriyet, yasanın İngiliz şirketi tarafından şekillendirildiğini gösteren belgelere ulaştı” üst başlığını taşıyan, Murat Kışlalı’ya ait “British Petrol Yasası” haberiydi. Haberde BP’nin daha 1990’larda Türk Petrol Yasası’nın getirdiğine benzer taleplerde bulunduğu belirtiliyor ve buna ilişkin BP ile Petrol İşleri arasındaki yazışmalara yer veriliyordu. Haberde Türkçe alıntılar yapılıyordu, fakat habere ek olarak verilen resimde İngilizce yazışmalar da görülüyordu. BP Petrol İşleri’yle hangi dilde yazışma yapıyor, bu yazışmaları BP çevirmeni mi, Pİ çevirmeni mi çeviriyor, hangi metni kaynak metin saymalı gibi sorular sorulabilir belki.
İkinci haber, çevirmenin sorumluluğu tartışmalarıyla örtüşür nitelikteydi. Halkevleri “Kurtlar Vadisi” adlı dizininin yayınına karşı bir açıklama yapmışlar. Haberde yer alan üç nokta ilginç: bu açıklamalarda diziyi yapan ve yayınlayanlara sorumlulukları hatırlatıldığı gibi, oyunculara da oynamamaları çağrısında bulunuluyor. Ayrıca Diyarbakır Turizm Tanıtma Derneği de dizide “Diyarbakır” adı geçerse dava açacağını belirtiyor. Haber resminde görünen bir pankart şöyle: “Sanatçılara sesleniyoruz: Her şey para değil! Bu diziyi terkedin.”
Gerçekten de televizyonda akıl almaz diziler yayınlanıyor. İnsan hangisine neden karşı çıkacağını şaşırıyor, birine şiddeti beslediği için, bir başkasına aptallığı çoğalttığı için itiraz edilebilir. Fakat çevirmenlerin yargılanması sözkonusu olduğunda çevirmenin elçi olduğunun, sorumsuz olduğunun öne sürüldüğü bir ortamda, dizi oyuncularının senaryonun elçileri değil, sorumlu kişiler olduğunun savunulması; çeviri eserde ülke adının geçmesi doğal karşılanırken, senaryoda şehir adının geçmesinin dava konusu yapılabilmesi ilginç bir çelişki yaratıyor. Aynı gün, Radikal gazetesinde oyunculardan Özgü Namal’la yapılan söyleşide oyuncunun söyledikleri anlamlı: “önce eğitim sistemini, sorunun dibini çözün; Danimarka, Hollanda, Londra gibi eğitim, sağlık, sosyal statü anlamında bir yere ulaşın, ondan sonra çatın diziye.” Aynı şey, bir çevirmen de sorumluluğunu reddetmeden söyleyemez mi: “Önce sorunlarınızı çözün, sonra çatın çevirime.”
Yazıysa, Prof. Dr. Osman İnci’ye ait “İstanbul Büyükşehir Trakya’yı Yutacak mı?” başlıklı bir yazı. Yazının konusu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Trakya Üniversitesi’nin, Yıldız ve Kocaeli Üniversiteleri’nin katkılarıyla hazırladığı bir su havzası çevre düzeni planını, Çevre ve Orman Bakanlığı’yla birlikte sürekli değişiklikten geçiriyor olması. Belediyenin gitgide şirket-şehir haline getirdiği İstanbul’un Trakya bölgesinin sularını tekeline alması konusunun ürkütücü bir konu olması bir yana, İnci’nin yazıda eser sahipliği üzerine getirdiği yorum oldukça ilginç. İnci, planın eser sahibinin üniversite olduğunu ve FSEK’e göre eserde değişiklik yapılması nedeniyle dava açması gerektiğini öne sürüyor. Çevirmenlerin, eserlerinde yapılan değişiklikler için dava açabileceğini düşündürüyor bu.
Aşağıda bu haberlerin resimleri yer alıyor (resimleri görmekte güçlük çekerseniz, sağ tıklayıp ayrı bir pencerede de açabilirsiniz).

cumhuriyet1.jpg

cumhuriyet3.jpg

cumhuriyet2.jpg

Daha fazla Güncel
Deyim Gaf Sayılırsa

Medyada sık sık ilginç çeviri yorumları yer alıyor. Bu yorumlardan biri, Sabah gazetesinde "'Akacak kan damarda durmaz' gafı" başlığıyla yer...

Kapat