Sizi Bizden Koruyorlar Haklı Olarak

Posted by on Ekim 11, 2011 in Güncel, Yorum

Yayımcı İrfan Sancı ve çevirmen Süha Sertabiboğlu’nun yargılandığı “Yumuşak Makine Davası”nın ikinci celsesi Çağlayan’daki Adalet Plaza’sında yapıldı. Çevbir ve Çeviri Derneği üyesi olan ve olmayan çevirmenler dışında, Sabit Fikir ve Çeviribilim de oradaydı. İkinci celse, bu tip davalarda alışkanlık  olduğu üzere, erteleme davasıydı. Savunma avukatları ingiliz edebiyatı kürsüsünden bilirkişi talebinde bulundular,  fakat özellikle Bilgi ve Boğaziçi’ndeki karşılaştırmalı edebiyatı tavsiye ettiler, hakim talebi onayladı, ama nereyi tercih edeceğime ben elimizdeki listeden bakarak karar vereceğim dedi.

Sultanahmet’ten bu plazaya taşınan adalette şimdilik büyük bir değişiklik olmadığı ortada. Hâlâ mülkün temeli. Tuhaf bir durum bu: mülksüzlük yanlısı bir adamın, Burroughs’un kitabının muzır olmadığını kanıtlama çabası içinde herkes. Celse sonrası kafeteryada otururken muzırın nasıl zararsız olduğu ya da bu kitabı muzır saymanın saçma olduğu konusunda şakalaşıyoruz. Doğru, savcının dediği anlamda muzır değil bu kitap, ama özünde muzır, amacı da bu zaten. Fakat mahkeme salonunda muzır olan tek şey, sahnenin bürokratik anlamsızlığı.

Hakim günlük takvimi tamamlayabilmek için telaş içinde. Yaptığı şey de, en azından bu celsede, bir tür çeviri: avukatın söylediğini mübaşire başka bir dille yazdırıyor, hızlı hızlı konuşarak herkese uzlaşmayı dayatmaya çalışıyor. İrfan Sancı söz sırası gelince, bu işlemlerden bezdiğini, rahat bırakılmak istediğini anlatmaya çalışıyor – hakim tamam, tamam diyor, şimdi biz formu dolduralım. Süha Sertabiboğlu görevini yaptığını anlatıyor, çocuk kitabı çevirmediğini söylüyor, bunun bir uygarlık sınavı olduğunu söylüyor. Uygarlık sınavı mı? Evet, ama uygarlık iyi mi? Bina çok uygar görünüyor, ama iyi mi?

Biri ihbar etmiş, savcı ihbarı değerlendirmiş, muzır kuruluna sevketmiş, muzır kurulu kitabı muzır bulup yargıya atmış, şimdi mahkeme salonundayız. İyi ama kim bu ihbarcı – neden yok o bu mahkeme salonunda. Savcı yazdığı iddia metninde anonim konuşuyor, bir toplumda pornografi yasağından, bir erkek erkeğe ilişkinin sınırlarından, bir çocukların korunmasından bahsediyor.. Davanın kuruluş mantığı yanlış; savcının metni farazi suçun ne olduğunu söylemiyor (numaraları ben koydum):

“Yasa gereği basıldıkları matbaalarca Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen ve 27.04.2011 tarihinde Başsavcılığımıza gönderilen kitaplar üzerinde inceleme yapılması sırasında SEL YAYINCILIK tarafından Süha Sertabiboğlu tarafından Türkçe’ye çevrilen William S Burroughs adlı yazar tarafından kaleme alınan “Yumuşak Makine” adlı eserde eşcinsel ilişkilere yer verildiği (1), bu yer vermenin kısa anlatımlardan uzaklaşarak ilişkinin detayına, şekline kadar yer verildiği görülmüş (2), bunun sadece kitabın birkaç yerinde değil 20 ayrı yerde bulunduğunun görülmesi (3), kitap üzerinde yaş uyarısının bulunmaması nedeni ile her yaştan insanın, küçüklerin ulaşabileceği (4) de dikkate alınarak kitap Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu Başkanlığına gönderilmiştir.”

Hangisinin suç olduğu iddia ediliyor? Bilirkişi kurulu – iki üniversite görevlisi, bir ceza hukuku uzmanı – neyi değerlendirecek? Kitapta yaş uyarısı olsaydı, ya da 5 ayrı yerde anlatılsaydı, ya da ilişkileri kısa verseydi, normal ilişki olsaydı bu kitap yargıya gitmeyecek miydi? Yoksa sadece 1 ve 3 olsaydı yine suç olur muydu?

Baştan aşağı dil oyunu, çeviri oyunu kısacası: para verip almayacağım bir kitap elime geçti, karıştırırken hoşuma gitmeyen yerler gördüm, ya tutarsa diye maya çaldım göle – siz de yoğurdu bekleyin bakalım gölün başında.. diyor bu metin; ya da “ya testi kırılırsa diye kırılmadan önce dövüyor” . Bürokrasinin eline düşmeyi ifade ediyor. Brazil filmini hatırlatıyor. Dava konusu “muzır” falan değil. Siyasi bürokrasinin gücü.

İşte böylece mahkemedeyiz. Sizi bizden koruyan mahkemede.

Daha fazla Güncel, Yorum
cimg2347tr
Jijek iki çevirmenini tutuklattı, hâlâ serbest

İstanbul'a yerleşmek isteyen, üç dil bilen filozofun çığlığı: "Birkaç yıl geçinebilmek için çevirmenlik yaptım, ama sonra dayanamayıp Parti'ye üye oldum."

Kapat