Çevirmen Örgütlerinden Yanıt: Sağlık İçin…

Posted by on Ocak 26, 2012 in Yorum

Hiçbir şey yapmayacağız.

Gelen yanıt bu. Yanıtsızlık.

Çözülmesi sorun yalın ve basit: Genel Sağlık Sigortası adıyla yapılan düzenlemeyle her ay ZORUNLU prim talep ediliyor; kayıtlı ve sigortalı olarak başkasının yanında çalışanlar bu primleri işverenlerinden alacak – tek işi çeviri olan, bunu ek iş olarak yapmayan çevirmenler, serbest ve parça başı işe göre çalışanlar kimden alacak?

Bu prim ücretinin alınacağı tek yer var: o sırada işveren kimse, o.

Ama tek tek çevirmenlerin işverenden bu ZORUNLU primi talep etme gücü yok, ayrıca bunun nasıl düzenleneceği de belirsiz. Eğer örgütler bu işe müdahale etmezse, Türk Tabibleri Birliği gibi karşı çıkmazlarsa, geri dönülmesi imkansız bir dayatma olağanlaştırılmış olacak.

Türk Tabibleri Birliği, ZORUNLU GENEL SAĞLIK SİGORTASINA KARŞI 6 Ocak 2012 günü yaptığı önemli basın açıklamasının bir yerinde şöyle diyor:

“3-   G$$’de yapılan  bu düzenlemelerle birlikte vatandaşlar için sağlık güvencesi artık ancak prim ödeme ile mümkün hale gelmiş; yurttaşlık hakkı olan sağlık hizmeti “paran kadar sağlık”a dönmüştür. Parasını ödeyemeyen yurttaşlar yoksul olduğunu devlete ispat etmeye mecbur kılınmakta ve “sadaka” niyeti ile hizmet almaya mahkum edilmektedir.

4-   Keza; Sosyal Güvenlik “Reformu”nun gerekçesi olarak kullanılan “norm ve standart birliğini sağlamak” iddiası boş bir yalandan ibarettir. AKP Hükümeti açısından G$$ primi ödeyebilenlerle ödeyemeyenler hiçbir şekilde eşit olarak kabul edilmemektedir.”

Yani bizim alanımıza çevirirsek: serbest çalışan çevirmene zaten verilmeyen meslek hakları ve saygınlığı, bu düzenlemeyle, daha da aşağıya itiliyor, kötüleştiriliyor; çevirmen ne kadar az kazandığını ispat etmeye ve bu az kazancından GSS’ye pay vermeye mecbur bırakılıyor. Bu, en basit ifadesiyle, sağlık güvencesi değil, sağlık yıkımıdır.

Bu Z-GSS konusunda işverenlerden, yani yayınevlerinden ve bürolardan bir açıklama, herhangi bir öneri gelmedi; birliklerden de gelmediğine göre, koyunlar gibi kendi bacaklarımızdan asılıyoruz demektir.

Türkiye’deki durum, genel olarak bu zaten. Aşağıdaki filmde olduğu gibi: GSS’nin zorunluluğu tıpkı Baz İstasyonlarının zorunlu kılınmasına benziyor. Halk sinsice saklanmış baz istasyonlarını buluyor, istemediğini ilan ediyor, çaresizce protesto ediyor. Sonra çaresizce baz istasyonunun altındaki evine giriyor.

Türk Tabibleri Birliği daha sonraki bir başka basın açıklamasında, aslında çevirmenler için de geçerli olan sözler söylüyor:

“Hekimlik yapmak isteyen aile hekimlerini elektrik-su-ısınma gideri-kira ödeyen bir ticarethane haline zorlayan, sözleşmeli çalıştıran kim?

Bu ülkeyi “yabancı hekim” için de bizler için de ucuz hekim emeği pazarı yapacağınızı görmüyor muyuz?

Özel sağlık kuruluşları temsilcileri ile.. hekim ücretlerini düşürme mutabakatına varan kim?”

“Ne yaptığınızı biliyoruz.” diyor birlik bu basın açıklamasının sonunda. Biliyorsunuz, peki siz ne yapacaksınız, biz ne yapacağız? Emeğimizin üzerine konan bu baz istasyonlarını nasıl kaldırtacağız?

 

Daha fazla Yorum
Bedrettin Cömert: İntihalden Bir Helikopter Kazasına

Bir intihal araştırmasını tebrik, bir eleştiri ve rica, ayrıca bir soru.

Kapat