Fakirsen, güçsüzsen, kimsenin umrunda değilsin – her yerine girerler

Posted by on Şubat 24, 2012 in Deneme

Yaş kırka vardı ve artık rahatça, tecrübeye dayanarak söyleyebilirim: kendimi bildim bileli bir değişiklik yok ülke manzarasında – bağımlı, lafazan, gençlere itaat ile kölelikten başka seçenek sunmayan bir toplum yapısı arada ekran görüntüsünü, dizaynını değiştire değiştire devam ediyor. Birkaç iyi kişi var, çalışkan, bolca kötü var, çalıştırmayan ya da seni kölece çalıştırıp iyi kılığına bürünen – gençken o birkaç iyi kişiyi bulabilirsen, hele kendi ailense o kişiler, ya da kaderin iyiyse sonradan bulduysan o kişileri, “iyi ki yaşadım” diyebileceğin türden bir hayat sürüyorsun, yoksa öğütüp gidiyor seni Sistem.

Genel Sağlık Sigortası Van’dan İstanbul’a her yeri kaplayan kar havasının içinde, uzayan süresiyle devam ediyor. (İki kere yakındım bu konuda: Çevirmen Örgütlerine Çağrı: Sağlık için ne yapacağız? ve Çevirmen Örgütlerinden Yanıt: Sağlık İçin… ) Ve kurumların yorumlama uğraşına girdiği, başına gelmeyenlerin aldırmadığı uygulamalar Ekşi Sözlük, İtü Sözlük gibi sitelerde yankı buluyor. Bunlardan bir seçme yaşanan bu arabesk baskıyı net olarak anlatıyor. Biri çok çok net söylüyor: “hepsinin de ortak özelliği fakir olmalarıydı. ve bu ülkede fakirsen, kimsenin umrunda değilsin. hani bu insanlar umrunuzda değil ama, bari bunu bu kadar belli edip yüzlerine vurmasaydınız.. yazıklar olsun bu devleti yönetenlere…”

Bu kuyruklar, form doldurmalar, yoksulluğunu, güçsüzlüğünü, emekçi, öğrenci, bir halt vs. olduğunu ya da olamadığını kanıtlama çabasıyla geçen uzun, bezdirici saatler – kendi adıma kırk yıldır – bebekten beri – döne döne yaşadığım bu saatler – bunları devletin genel bürokrasisi içinde, genel kayıtçılığı içinde yorumlamak mümkün değil, böyle bir yorum yanıltıcı olur. Bu özünde, toplumda hakim olan genel anlayışın bir biçimi, bir dışavurumudur: toplumun kendisini arılaştırmak, safra saydığı varlıklarından kurtulmak için bulduğu, iktidara sessiz onayıyla teslim ettiği yöntemlerden biridir.

William Reich’ın da çok iyi anlattığı gibi, totalitarizm, faşizm vs. böyle yerleşir – ve bu baskı biçimleri temel ekonomik zorbalık sisteminin, kapitalizmin dönemsel kılıklarından başka bir şey değildir. İster seni GSS ödeyemeyen, özel sigorta yapamayan bir zavallı olarak görsünler, ister son model telefonu alamamış bir zavallı olarak; ister telefon şirketine borçlan kredi kartıyla, ister devlete – hep aynı şey. Ve insan bedeninin özgürce sergilenmesini ayıp, dinen yasak ve gereksiz bulan bir toplumsal Sistemin, bireylerine, o bedenin sağlıklı olmasını şart koşması, üstelik de bunun bedelini onların ödemesini şart koşması ve bunun birçok akla yatkın gelmesi ve senin her şeyini bizzat evinde, hayatında kontrol edebilmesi.. takdiri Allah’a kalmış bir şeydir.

Bir hikaye vardır, bilenler bilir – memleketin tek mutlu adamı ve padişahı hakkında bir hikaye. Şimdi anlatsak, yanlış anlaşılır. Bir hikaye bu kadar mı ebedi olur, muhteşem bu halk bilgeliği. Ama anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az. Tabii bir de şu var, anlasan caz, anlamasan hicaz.

Şimdi buyrun cenaze namazına:

EKŞİ SÖZLÜK’TEN

http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=gelir+testi

“devletin herkesten kelle vergisi toplamak için uydurduğu hede.

31 ocak’a kadar gidilecek yaptırılacakmış. kesin bir yığın kırtasiye ile minimum iki günümü kuyruklarda bir sürü imza peşinde geçireceğim.

bunu yaptırmayanların sigortalı bir iş bulduklarında ilk maaşları kuş kadar olacak haberleri olsun. ayda 200 lira borç yazılırsa hanenize devlet bunu işverenden ister, işveren de sizden keser. sonra 50 liraya bir ay çalışmış olursunuz.

(cominternal, 10.01.2012 15:00)

yapılması gereksiz bir test. zira ülkemizde kişi başına düşen gelir 15000 doların üzerindedir. * ama geçim sıkıntısından dert yanan düşük gelirli milletvekilleri yaptırabilir.

(draconas, 12.01.2012 12:13 ~ 12:15)

geliri harcamalar uzerinden hesaplamak gerecekten cok zekice.

bence devlet de gelirini hesaplarken, yaptigi harcamalara baksin. boylece butce acigi da 0 (sifir) olur. ne guzel is lan.

(dionys, 12.01.2012 12:32)

çok ilginç bir test zira cemaate yakın dersanelerin kullandığı yöntemleri benimsemiş görünüyor.

“-kişiler syd vakfına başvurduklarında başvuruları alınarak soybis sorgusu ile hane ziyaretleri yapılacak ve gelir durumları genel müdürlüğümüzün puanlama formülüne göre tespit edilecek.

– bsyhp üzerinden 90 günde bir kişilerin durumunun değişip değişmediği otomatik olarak kontrol edilecek. ayrıca her yıl yapılacak hane ziyaretleri ile kişiler tekrar vakfa gelmeden gelir testleri yenilenecek.”

http://www.sydgm.gov.tr/tr/haberler/s/4807

oldu olacak evde içki dolabı olanlar, erkek/kız arkadaşı ile yaşayanlar, evinde dini simge bulundurmayanları da kenarına küçücük bir not ile işaretleyiverin de hastaneye düşerlerse bir yudum su bile verilmesin! ev ziyareti nedir allah aşkına? ben özel hayatımı devlete açmak zorunda mıyım? böyle saçmalık mı olur! ayrıca 25 yaşını geçmiş ancak her hangi bir yerde çalışmayan üniversite öğrencilerinin geliri nasıl hesaplanacak çok merak ediyorum. hane ziyareti ile hesaplanacaksa veya farklı yöntem uygulanacaksa vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerin durumu ne olacak? otomatik olarak babadan zengin muamelesi mi görülecek? belki bir yakınlarının resmi olmayan bursu ile okuyorlar? ayrıca bu uygulamayı 1 ay gibi kısa bir süre ile sınırlandırmak nedir? her ne şartta olursa olsun öğrenci olandan sağlık hizmetleri için prim istemek hangi sosyal devlet etiğine sığar?

ayrıca benim özel sağlık sigortam varsa neden zorla sgk kapsamına alınıyorum ve benden para isteniyor. başvuru yapmazsam veya gelirim asgari ücretin 2 katıysa benden 213 lira aylık alınıyor ve bu yıllık 2500 lira civarı ediyor. benim özel sağlık sigortamın yıllık ücreti 1000 lira!

(efes darth, 12.01.2012 13:36 ~ 13:39)

– vay vay vay kitaplara bak. 40 lira 25 kuruş, 30 lira 50 kuruş, vaay 65 lira, yazıyorum hepsini amirim.

– eski lira lan onlar. şş yazma lan. amirim eski lira onlar, 6 sıfır atsın öyle yazsın.

(midesiz, 23.01.2012 20:26)

bir garip devlet uygulaması. misal ben kayıtsız ve sigortasız çalışıyor ve sağlık sigortasında da babamın sigortasına yaslanıyorsam, neden devlet benden kendisine gidip “ben aslında kayıtsız çalışıyor, vergi kaçırıyorum, ücretsiz sağlık hizmetlerinden hakkım olmadan yararlanıyorum” dememi bekleyecek kadar saf olabiliyor. milyonlarca lira vergi kaçıranlar gidip vergi dairesine kendini ispiyonluyor mu? kaçak göçek işleri tespit etmek devletin kurumlarının işi değil mi? eğer her vatandaş kendini bu kadar gammazlamaya meraklıysa, ..tir edin yasaları falan, ne gerek var, ne kadar suç ve suçlu varsa kendiliğinden dökülür zaten ortalığa.
özetle vatandaş azapta gerek mantalitesinin ürünüdür. soğukta beklemekten bokum donuyordu vazgeçtim, yarın yine gideceğim sabah erkenden. geceden kamp mı kursam acaba?

(dasdafavcx, 24.01.2012 11:49)

gelirden değil servetten vergi toplama amacıyla çağdaş vergi hukukuna ters, osmanlı salmalarından esinlenmiş yeni bir varlık vergisi türü.

oy deposu olarak görülen yeşil kartlılardan verilen hakların geri alınması amacıyla icat edilmiş, düşük gelirli hane üyelerini kışın dondurucu soğuklarında sıralarda bekleterek devletin gücünü bir kez daha beyinlerine kazımanın yolu.

(stratos, 05.02.2012 00:53)

he canım, başbakan ameliyat olmuş, amerika iran’ı yine tehdit etmiş, israil bütün dünyayı yönetiyormuş, suriye’de barış yanlıları esad’ı devirmeye uğraşıyormuş, yunanlılar senelerce yan gelip yatmışlar şimdi gösteri düzenlemeye hakları yokmuş.

uğraşıp durun bütün bunlarla, kendi kapınızın önündeki pislikleri görmemeye alışarak…

gelir testini dolduranların evlerine yavaş yavaş gelinmeye başlamış. sivil polisle birlikte içeriye giren sgk görevlisi sorularını yöneltip çıkıyormuş evden. bu arada eve giren polislerin birçoğu da evi kolaçan edip fotoğraf çekip size öğüt vermekten geri kalmıyor, bütün bunların hak ihlali kapsamına girebileceği aklının ucundan geçmiyormuş.

her şey bizim iyiliğimize, değil mi devlet baba?

http://www.eksiduyuru.com/index.php?m=d&id=367777

(demcan, 13.02.2012 13:04 ~ 19.02.2012 13:26)

 İTÜ SÖZLÜK’TEN

http://www.itusozluk.com/goster.php/gelir+testi

“genel sağlık sigortası denilen zımbırtı için yaptırılan hede.

önce sgkya gittim. oradan il özel idaresinde bir yere yönlendirdiler. aradaki mesafe 15 dakika. il özel idaresinde danışma bölümüne çıktım, sizin gelir testi yaptırmanız gerekiyor deyip iki kat aşağıya yolladılar. orada iki tane ayrı bölüm bulunmakta idi. işin şaşkınlığı ve ne bok yiyeceğim telaşı içinde uzun kuyruklu bölümün önünde 20 dakika sıramı bekledim. o sırada önümdeki amcalara televizyonunu kaç yılında aldıklarını hala kullanılır olup olmadığını falan soruyorlardı. sıra bana gelince işsizim öğrenciyim sigortam yok dedim. memur bey ikametimi sordu, bulunduğum şehrin dışında bir şehir belirttim. oranın valiliğine gideceksin ozaman dedi. gitmezsem ne olur dedim. hastanede maksimum düzeyde muayene parası ödersin dedi. ne kadar dedim. 213 lira dedi. başka bir yaptırımı var mı diye sordum. hayır dedi. hadi o zaman iyi günler deyip eve geri döndüm. haberler sırasında genel sağlık sigortasının mecburi olduğunu yaptırmayanların 1700 lira gelire sahip olduğu kabul edilip her ay 213 lira prim (?) alınacağı gibi saçmasapan ibareler yer alıyordu. son günün 31 ocak olduğu da yanına iliştirilmiş. haberi okuyup sayfayı kapadım ve huzur içinde yatıp uyudum.

gelir testi zımbırtısını yaptırmıyorum. üzerimde gemiciklerim, sülker püsküüt fabrikam, milyonlarca dolarlık arazilerim, medya yayın kuruluşlarım, isviçrede de milyonlarca dolarım yok. daha doğrusu babamın yok, doğal olarak benim üzerime geçireceği birşeyi de yok.

bunu iki arkadaşımla tartıştım. öyle yada böyle alırlar devleti karşına mı alacaksın, zorla yaparlar o işi hocu falan gibi teşvik edici konuştular. çok gözüm korktu. irkildim ve kendime geldim. yine de yaptırmayacağım.

milleti koyun gibi sıraya dizip evindeki eşyaların kaç senelik olduğuna kadar öğrenmeye çalışan statükocu ve tepeden inmeci, iktidarı kendi şahsına kullanmayı alışkanlık haline getirmiş, insanların bir boy gören ve kendisine tabi kılmaya çalışan, benim devletimin gücünü bana karşı yaptırım olarak kullanmaya çalışan bu iktidarı protesto ediyorum.gerekirse avrupa insan haklarına giderim, gerekirse ülke değiştiririm. ne gerekirse onu yaparım. meydan boş değil.

buradan gelir beyanında bulunuyorum. kendim istediğim için yapıyorum, okuyup yazsınlar:

–          üzerime zimmetli herhangi bir eşya yoktur. kyk’ya yani devlete 12000 türk lirası borcum vardır. bilgilerinize.
(iki ekmek bi maltepe, 13.01.2012 12:33)

önce bir sade vatandaş bulunuyor. o sade vatandaşı alıyolar. bi güzel… her neyse. bi fanusun içine koyuyolar. kabin diyelim biz ona . kabine koyuyolar. akabinde cebinden cüzdanını çıkarıyorlar. tüm bozuklukları cüzdanı ters çevirmek suretiyle yere şangır şungur boşaltıyolar. sadevatandaşın tepkisini ölçmek için yüzüne bakıyolar hemen uzmanlar. şaşkın bir ifade görüyolar. daha sonra, içinden kredi kartları çıkıyor cüzdanın. küçüp çapta bir araştırma yapıyolar. ve kartların çoğu yığınla borca batık durumda. hepsi avukata gitmiş borçların. sade vatandaş yine perişan. aha! biraz para çıktı sade vatandaşın çorabının içinden. “ne duruyoruz.” diyor yetkili amir. ” “öyleyse bu parayı fonumuza aktaralım!” sade vatandaş geliri çok düşük olmasına rağmen bi gelire sahip olduğu gerekçesiyle elindeki paraya gasp edilmiş olmanın s.k.kliğiyle çıkıyor kabinden. reçeteye de bi bardak soğuk su yazıyor uzmanlar.
(kavgaya terlikle koşan insan, 25.01.2012 12:20 ~ 12:23)
gece saat 1de sıraya girdiğim ve 11.15’te işlemlerimi bitirebildiğim sosyal devlet (!)uygulaması. hani diyorlar ya formların üzerinde “hane ziyareti kontrolü yapılacaktır” diye, hah işte o işi devletümüzün güzide polis memurları sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı içerisinde hallediyorlar.ev ziyareti falan hikaye. bu durumda da kişi başı ortalama 1 dk sürmesi gereken işlemler yaklaşık olarak 10 dakikaya çıkıyor. ben aslında polislerin yanına 2-3 tane de istihbaratçı aramıştım mamafih bulamadım. ayrıca polis memuru vakıf çalışanı adına görüş yazmakta ve yazmış olduğu görüşü size okutmadan imzalatmaktadır.. gözünü sevdiğimin sosyal devleti.. tüm bunları şikayet etmek istediğiniz sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı müdürlüğüne bağlı alo sosyal yardım hattı 144’e ise ulaşabilene madalya vermeyi düşünüyorum.

ayrıca kuyrukta bol bol yeni insanlarla tanıştım. rizeli hüseyin amca çocuğu için, bir bacağı protez emine teyze kendisi için, ismini bilemediğim ve geceden sabaha kadar bekleyen bir abla ise kucağındaki 4 aylık bebesi için soğukta donma tehlikesi geçirme pahasına bu güzel(!) sosyal yardım uygulamasından faydalanmak istemişlerdi. ve daha niceleri…hepsinin de ortak özelliği fakir olmalarıydı. ve bu ülkede fakirsen, kimsenin umrunda değilsin. hani bu insanlar umrunuzda değil ama, bari bunu bu kadar belli edip yüzlerine vurmasaydınız.. yazıklar olsun bu devleti yönetenlere…
(mr blood, 25.01.2012 12:25 ~ 26.01.2012 01:02)

sosyal güvenlik sisteminin yükünü vatandaşın omuzuna bindirmek için çıkartılan genel sağlık sigortasının nur topu gibi meyvası. emeklilik yaşının yükseltilmesi, prim gün sayılarının artırılması, kazanılmış hakların tabanda eşitlenmesi, muayane ücretinin getirilmesi, acil sağlık hizmetlerinin paralılaştırılması ve daha bir çok hak kaybının fiili uygulamaları adım adım planlı bir biçimde ilerletiliyor. zira sosyal sağlık anlayışı artık hükümet tarafından bir tür özel sigortacılık paradigmalarına bağlanmış durumda.

bu bağlamda bir sonraki aşamanın paket sağlık hizmeti uygulaması olacağı hususunda şahsen benim kafam net. belli ki belli hastalıklar için ayrı bir sağlık primi esası getirilmesinin alt yapısı oluşturuluyor. bu gerçekleştiğinde misal grip nezle için sigorta isteyenler şu kadar prim ödeyecekler kanser ms organ nakli hastaları şu kadar sağlık primi ödeyerek sağlıktan yararlanacaklar şeklinde bir dayatmayla karşılaşacağız. ve maalesef bu tür bir uygulamanın artık ufukta belirdiğini belirtmek görmek söylemek lazım. bu ne demek? bu şu demek: parasız adam gereksiz adam, paran yoksa öl.

ha bir de unutmadan gelir testi sorularını bir tür çapraz sorgu esası ile hazırlanmış olduğunu ve beyan edilen bilgilerin sağlaması için devlet kurumların alt yapılarının nasıl koodineli çalıştırıldığını fark ettiniz mi bilmem. adı gelir testi ama esasında harcamalarınız baz alındığından yaptıkları şey esasında bir gider testi. görüyorsunuz ya devlet artık ne kadar özenli bir biçimde vatandaşını .. .alıştıra alıştıra acıtmadan incitmeden kulağına usul usul sevgi sözcükleri fısıldayarak…

yaşasın ..meyeceği eşeğin önüne ot koymayan devlet anlayışı.

yaşasın ileri demokrasi.
(doriangray, 25.01.2012 12:59 ~ 21:07)

şu ülkedeki en saçma sapan uygulamalardandır. ulan ne gelir var ki? bi de utanmadan test yapıyormuş adam, gel de çıldırma arkadaş. neymiş efendim babamın evi var mıymış? yok arabası hangi yılında alınmışmış. bak güzel kardeşim; hanedeki adamın arabasından sana ne? ayrıca bana da ne? oldu ki ağabeyimle yaşıyorum ve adam zaten az bi para alıyor, bunun bilmem ne kadarını benim için yatırmak zorunda mı bu adam? sorunsuz bir şekilde yaşıyordum ben zaten, kimse sana sigortayı neden yaptın diye de sormuyor. sadece neden zorunlu ulan? bunun cevabını çok merak ediyorum. zorla para alırım diyorsan eğer korsandan ne farkın kaldı ey hükumet. son olarak; çelik çomak oynamaya bayılan muhalefet ne yapıyor acaba.. polemik olsa konuya dahil olmuştunuz çoktan.. millet meclisindeki gereksiz vekil sayısı baya bi çok bu çok açık işte.. hadi gidin zam yapın kendinize..
(apophis, 25.01.2012 14:43)

sıraya girip birbirlerini ezenleri gördükçe içimin yağlarının eridiği testtir.

biz zamanında dedik, uyardık, dinlenmedik. ohhhhhhhh…yetmez yetmez, daha fazla oy verin.

“ama lord bizim iyiliğimize” ahahahah..

en son tapu’da çıkan yenilikte bu söylenmişti.

“sistem geldi artık online ne varsa veraset meraset sistemde görükecek” dediler,

oo dedik süper, dededen kalan arsayı satalım dedik “yoğ veraset ilamı” ama hani sistem vardı,

orada ki memurun söylediği “yahu bu sistem size değil bize geldi, böylece mal kaçıramıycan bizde dürtecez vergiyi, yoksa eziyet size yine aynı eziyet”.

haşırt.

haydi iyi kuyruklar.

ha gene uyaralım.

sağlık ve sosyal güvenlik haklarımızda oluşacak kayıplardan bazıları şöyle:

Ø zaten kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar, hem de erkekler için 65’e çıkarılacak. (madde 28)

Ø emekliliğe hak kazanabilmek için yakın zamanda 5.000’den 7.000 güne çıkarılan prim ödeme zorunluluğu 9.000 gün prime çıkacak. (madde 27)

Ø emekli maaşları % 23 ila % 33 arasında düşürülecek. (madde 29)

Ø yıpranma hakkı gasp edilecek

Ø aylık geliri 139,6 ytl’den fazla olan bütün vatandaşlar her ay 73 ila 475 ytl genel sağlık sigortası primi ödemek zorunda kalacak. (madde 88)

Ø sadece ayakta tedavi olununca değil; hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince de % 16 azalacak. (madde 18, 19, 80)

Ø emekli bağ-kur’lularının maaşından 10 yıl süreyle % 10 oranında genel sağlık sigortası primi kesilecek. (madde 88)

Ø primini ödeyemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacak, hastane kapılarından geri dönecek. (madde 88, 89 ,90)

Ø primini ödeyemeyen çiftçilerin pamuğuna buğdayına, üzümüne tütününe el konulacak. (madde 87)
(lordofthething, 25.01.2012 14:53 ~ 14:58)

hakkında söyleneceklerin uzun süre bitmeyeceği ve ne olup ne olmadığının da çok sonra ortaya çıkacağı uygulama.

bu testi yaptırması gerektiğinden haberi olmayan yığınla insanın olduğu gibi bir gerçek var ve bu insanlar bu tip bir olaydan ellerine 213 tl ceza ödeme zorunluluğu ulaştığında farkına varacak. ilginç olan tek şey bu değil elbette. haberi olmayanların yanında haberi olanların da ayrı çile çekerek yaptıkları bir işlem bu. aynı şehrin farklı noktalarında farklı testler uygulanırken, aynı ülkenin farklı şehirlerinde bambaşka testler uygulanıyor. yanı hiçbiri birbiriyle aynı işlemi gerçekleştirmiyor.

bu ülkede işlerin hep çıkmaz sokaklara ulaştığını ve nihayetinde çok daha farklı şeylerle karşılaşma ihtimalinin epey yüksek olduğunu ezberlemişsek bu yasanında bizim neremizde ne şekilde patlayacağını tahmin etmek pek zor değil.

ama elbette ilgilenenlerin azlığını göz önüne alırsak sanıyorum işsiz olduğu için sağlığa prim ödemek zorunda olmak çok da üzmeyecektir ülkemin insanlarını ya da iş işten geçtikten sonra üzecektir.
(irrasyonel, 29.01.2012 00:32)

 

Ek: Fena film değil..

Daha fazla Deneme
Kaynakça Derken: Bir Yazı Kaç Yazı Olabilir

Önümde yepyeni bir araştırma alanı açacak bir kaynakça arıyordum. Hilmi Yavuz’a ait yazılarla karşılaştım internette.

Kapat