TÜÇEB: Çeviri Öğrencileri Ne Koşullarda Çalışıyor?

Posted by on Mart 19, 2012 in Güncel, Yorum

Çeviri Öğrencilerinin Çalışma Durumları Bağlamında “HSYK Organizasyonu Krizi”

Geçtiğimiz günlerde HSYK tarafından düzenlenen bir panele konuşmacı olarak katılan İtalyan savcı Felice Casson’un sözlü çevirmenliğini yapan iki öğrenci arkadaşımız medya ve kamuoyu tarafından acımasızca yerden yere vuruldu ve adeta alay konusu edildi. Yaşanan bu talihsiz olay, bir yandan durmadan çeviri ve çevirmen üzerine düşünen bizlerin (çevirmenlerin, çeviri öğrencilerinin, akademisyenlerin) bakış açılarımızın deneyimle yeniden sabitlenmesini sağlarken bir yandan da sesimizi yeniden duyurmamız için bir bahane teşkil ediyor. Olaya birçok farklı açıdan bakmak mümkün. Sosyal medyada, haberlerde, gazetelerde ifade edilenler bu bakış açılarının tümünü kapsar nitelikteydi. “Organizasyon hatası”, “Organizasyoncu şirketin profesyonel davranmaması”, “Çevirmenlerin uzman olmaması”, “Çevirmenlerin çeviri bölümü öğrencisi olmaması” gibi eleştiriler yöneltildi. Biz TÜÇEB olarak öğrenciler (çeviri sektöründe çalışan öğrenciler) neden çalışıyor, çalışmak zorunda kalıyor, sorularına eğilmek istiyoruz.

 

Öğrenciler niçin çalışıyor?

Türkiye’de hangi yaşta ve hangi bölümde olursa olsun öğrenci arkadaşlarımız hayatlarını sürdürebilmek için, kimi zaman eğitimlerinden de feragat ederek çeşitli işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar.

Bilindiği üzere, çeviri bölümlerinde eğitim gören birçok öğrenci arkadaşımız gerek tecrübe kazanmak gerekse para kazanmak için bir şekilde çeviri sektörü ile bağlantı kuruyor ve tecrübe kazanmak uğruna çoğu kez hak ettiği “ücretten” feragat ediyor. İşverenler de bu durumdan istifade ederek çeviri öğrencisini “ucuz işgücü” olarak görüyor. Öğrenci arkadaşlarımız, sektörün bu kadar kirli ve dağınık olduğu bir ortamda tutunmak adına çoğu kez bu döngünün bir parçası haline geliyor ve “yarınlarını” düşünerek emeğinin sömürülmesine bir anlamda müsaade ediyor.

İşin diğer bir tarafı da para kazanma meselesi. Türkiye’de öğrenci olmanın zorlukları herkesçe bilinmekte. Çeviri öğrencisi de çeviri yaparak öğrenim hayatını sürdürmek, karnını doyurmak ve okul masraflarını karşılamak için “para kazanmak” zorunda. Yani çoğu durumda çeviri öğrencisinin iş reddetme şansı olmuyor. Ücreti düşük olsa, tecrübe kazanmak için; tecrübesi olanlar da para kazanmak için; ya da her ikisini asgari düzeyde kazanmak için çırpınıyor. Tecrübe ve para kazanmak, kısacası hayatta kalmak için bir takım riskleri göze alıyor, sonucunda da bu gibi birçok talihsiz duruma göğüs germek zorunda kalıyor.

Güvenilir çeviri işletmelerinin sayısının az olması da staj yapan çeviri öğrencilerini ciddi bir sıkıntıya sokmakta. Bunun yanında zorunlu staj olmayan üniversitelerdeki birçok arkadaşımız kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalıyor ve korumasız bir şekilde sektörün insafına bırakılıyor.

Ayrıca maalesef birçok çeviri öğrencisi her yaz, tatil bölgelerine giderek ya da “Work and Travel” yaparak hem para kazanma hem de tecrübe kazanma arayışındalar. Üstelik Amerika’ya ya da Antalya’ya gidip çalışan bu arkadaşlar, okudukları bölümle uzaktan yakından ilişkisi olmayan işlerde çalışmaktalar.

Kısacası çeviri öğrencisi, açıklarını (tecrübe ve para) gidermek adına uğraşırken kendisini koca bir döngünün içerisinde buluyor. Bu durumun genel nedenleri arasında, Türkiye’deki eğitim sisteminin noksanları, öğrencilerin gerekli/yeterli burs imkânlarının olmaması, gelecek kaygısı vb. şeyler sayılabilir. Alanımızla ilgili nedenlerinin ise, Türkiye’de sektörel düzlemde çevirmenlik mesleğinin doğru bir şekilde yürümemesi, akademik düzlemde eğitimsel sorunların yaşanması ve örgütlü hareket etmemenin/edememenin olduğunu TÜÇEB olarak her ortamda dile getiriyoruz.

Bu nedenle, “HSYK Organizasyonu Krizinde” ortaya çıkan tablo sadece bir sonuçtur ve bundan sonraki süreçte gerekli tedbirler alınmadığı sürece de yaşanmaya devam edecektir.

Çoğu kez, çeviri öğrencileri istemeden de olsa bu sömürü döngüsünün içerisine girmek zorunda kalıyor ve “HSYK Organizasyonu Krizi” gibi talihsiz durumlarla karşılaşıyor. Bu durumun suçlusu o öğrenci arkadaşlarımız mıdır yoksa koca bir “döngü” müdür bunun tartışılması gerekiyor. Tartışılması ve sektörel yönelimi olacak çeviri öğrencilerinin ilerleyişlerine nitelikli-kabul edilebilir standartlar getirilmesi gerekiyor. Bu, hem daha nitelikli bir çeviri sektörü oluşmasını, hem de tatsız olayların bir daha yaşanmamasını sağlayacaktır.

Türkiye Çeviri Öğrencileri Birliği olarak medyada ve kamuoyunda “Çeviri Krizi” olarak anılan bu durumun “HSYK Organizasyonu Krizi” olarak anılmasının daha doğru olacağını düşünüyoruz. Zira buradaki en masum kişiler o çeviriyi yapmak “zorunda” kalan öğrenci arkadaşlarımızdır.

 

Kamuoyuna duyurulur.

Türkiye Çeviri Öğrencileri Birliği

TÜÇEB

www.tuceb.com

tuceb2010@gmail.com

Daha fazla Güncel, Yorum
Çeviri Örgütlerinden: “Çeviri Krizi”nde Düşünmeye Çağrı

Çev-Der, ÇİD, Çev-Bir: "Umuyoruz ki yaşanan bu deneyim, çeviri planlamasının ve organizasyonunun önemini toplumca kavramamıza vesile olur."

Kapat