Düzeltme: Dışişleri, çeviri eğitimi almış çevirmenlerin artmasını istiyor

Posted by on Haziran 29, 2012 in Yorum

Dışişleri Bakanlığı Tercüme Dairesi Başkanı sayın Vehbi Esgel Etensel nezaket göstererek, bir mektup yazdı ve “Çeviri Platformu’nda Dışişlerinin Çevirisi: İşverenden sertifika istenecek mi?” başlıklı yazıdaki bazı yorumların toplantıyı izlememiş olanlar açısından yanıltıcı olabileceğine dikkat çekti. Yazının “T.C. Dışişleri Bakanlığı gibi köklü bir geçmişe sahip güçlü bir kurum hakkında yanlış izlenimler edinmeye” yol açabileceğini söyleyerek, yazıda eksik bıraktığım bazı noktaları hatırlattı.

Gerçekten de şunu özellikle vurgulamak gerekiyor: beni düşündüren olayın dışında, sayın Etensel’in sergilediği açık, samimi ve diyaloğa dönük tutum, eğitimden işletmeye dek uzanan çeviri dünyasıyla resmi kurumlar arasındaki açık iletişimin umut vaat eden bir örneğiydi. Aynı açıklığı sayın Özlen Üstün Kavalalı’nın davetinden sayın Müsteşar Yardımcısı Dr. Fatih Hasdemir’in toplantıyı yönetme tarzına dek her anda görmek mümkündü.

Fakat ben bu olumlu durumu bir zemin sayarak, sorunlu durumlara odaklanmak istedim. Soğuk Savaş sonrasında, komşu ve çevre ülkelerle ilişkilerimizin yeniden biçimlendiği bu son yirmi yılda olumlu gelişmeler kaygı verici gelişmeler karşısında genellikle zayıf kalıyor.

Çok önemli, ve yeterince aydınlanmamış sayılabilecek bir nokta şu: Sayın Etensel, “yeterli sayıda ve çeviri eğitimi almış Arapça bilen çevirmen” bulamadıklarını, bu açıdan üniversitelerin, örneğin Arapça çeviri eğitimi veren Okan Üniversitesi’nin çalışmalarını sevinçle karşıladıklarını belirtti. Ben bunu “Arapça çevirileri yapacak uzman bulunamadığını” söyleyerek, “uzman” kavramıyla hem dil edinci hem de çeviri edinci olan profesyonel çeviri uzmanı bir çevirmeni kastederek ifade etmeye çalıştım.

Ayrıca sayın Etensel yazıda Tercüme Dairesi’nin Dışişleri’nin yabancı dillerdeki tüm iletişimini yürüttüğü gibi bir izlenim çıkabileceğini, fakat dairenin ağırlıkla “basın açıklamaları” ve “anlaşma-sözleşmeler” üzerinde çalıştığını hatırlatıyor. Ayrıca yazışma/görüşme dilinin genellikle Arapça değil, İngilizce olduğunu belirtiyor. Örneğin BM toplantılarında da kurul üyelerinin dillerine değil, ortak iletişim dili olarak, İngilizceye çevriliyor çoğunlukla metinler.

“Peki, bakanlık işletmelerle ortak bir çeviri mekanizması, bir komisyon oluşturamaz mı?” gibi bir sorunun yanıtı da, doğal olarak, sözkonusu iletişimlerin gizlilik dereceli olması üzerinde düğümleniyor. Ama bir bakıma Avrupa Birliği Bakanlığı Çeviri Platformu bu perspektifte, böyle bir mekanizmanın kurulması için bir adım olarak görülebilir. Sonuçta sözkonusu olan şey bir ülkeler birliğiyle diplomatik, ticari, kültürel ilişkilerle ilgili çevirilerin eğitimciler, işletmeciler, işçiler/çevirmenlerle resmi kurumlar arasında bir eşgüdüm sağlanarak yapılması. 2000’den bu yana Amerika’nın bütün küresel etkinliklerini çeviri işletmeleriyle askeri kurumlar ve işletmeler arasında bir eşgüdüm kurarak gerçekleştirdiğini görüyoruz. Sayın Etensel’in toplantıdaki konuşması, bunu Türkiye’nin de yapmasının önünde bir engel olmadığını, aksine bu süreçte olduğunu gösteren bir konuşma olarak yorumlanabilir bence.

Bu çerçevede sayın Etensel’in toplantıda Dışişleri Bakanlığı Tercüme Dairesi kurulduğundan beri Ankara ve İstanbul’da çeşitli üniversitelerle görüştüğünü, tanıtım etkinlikleri gerçekleştirdiğini, nitelikli personel sayısını daha da artırma yönünde çalışmalar yürüttüğünü açıklaması da özellikle önemliydi. Fakat, çeviri alanının geleceği açısından, herhalde en önemli nokta, Tercüme Dairesi’nin çevirmen talebiyle ilgili ilanda yer alıyordu: Tercüme Dairesi dil uzmanlığını çeviri uzmanlığıyla desteklemiş olan çeviri, çeviribilim mezunlarına öncelik veriyor, çünkü çeviri yapma yeteneğini geliştirmiş olan dil uzmanlarının daha verimli olduğu gözleniyor.

Bu da Mesleki Yeterlilik Sertifikası çalışmaları açısından çok önemli bir veri olsa gerek – bir bakıma, kurumların ve işletmelerin nitelikli personel talebinin arttığının bundan açık bir kanıtı ve desteği olamaz.

Daha fazla Yorum
Çeviri Platformu’nda Dışişlerinin Çevirisi: İşverenden sertifika istenecek mi?

Neden çeviri işverenlerinin, işletmelerinin, çeviri eğitim kurumlarının da (örneğin oteller gibi) denetime tabi olması, derecelendirilmesi düşünülmez? Çeviri ihtiyacının turizm kadar yaygın olduğu bir ülkede, çevirmenlerin derecelendirilmesinden daha öncelikli bir konu değil mi bu?

Kapat