Çocuk arabasıyla trene binerken öldü bir çeviribilimci

Posted by on Temmuz 12, 2012 in Yorum

Toplu taşıma aracında bir yolcunun bir çocuğa “Tekbir getirtmesine” itiraz edenlerin üzerine, aracın görevlilerinden birinin bıçakla saldırması haberiyle başladı gün, sıcak bir Temmuz günü. Saat sabah 10:30 civarında. Görevli tutulmuş, sakinleştirilmiş. İstanbul, Beşiktaş-Kadıköy arasında.

Sonra ülkenin en eski üniversitesinin bir kampüsünün yanıbaşında yükselen iki metal üstgeçit ucubesinden birinin tabanının çöktüğü, işlek E-5 otoyolunun üzerinden geçip metrobüse binmek için üstgeçidin tepesindeki turnikelerden geçmeye çalışan insan kalabalığının içinden bir kısmının çöken tabanla birlikte bir boşluğa düştüğü haberiyle devam etti gün. Ölen, yaralanan olmadı, düşenleri düşmeyenler imeceyle çıkardı. İstanbul, Avcılar metrobüs durağı noktasında.

O sırada, bir meslektaşımız, bir çevirmen, bir çeviribilimci öldü. Çok feci bir şekilde. Üç yaşındaki çocuğunu trene bindirmeye çalışırken, onun arabasını bindirip ardından binmeye çalışırken – trenin hareket etmesiyle. Kadıköy, Feneryolu durağında. Saat 12 sularında.

Adı değil önemli olan, önemli olan bu ölümü hak etmemiş olması. Önemli olan başka bir hayatın mümkün olması ve onun bu hayatı bu dünyada aramaya erkenden, hiç hiç istemeden veda etmiş olması.

Daha birkaç gün önce arkadaşlarına Başka Bir Okul Mümkün Derneği’nin çalışmalarını beğendiğini, tutuklu bulunan 771 öğrenci için kaygılandığını, Sivas’ı unutmadığını, Suriye’yle savaşa hayır dediğini, çocukların erken okula başlatılmasını öngören 4+4+4 yasasından hoşlanmadığını, Victor Hugo’nun “Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, bizse ortadan kaldırılmış yoksulluk…” sözünü beğendiğini, kürtaj hakkını savunduğunu, ODTÜ Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nın kürtaj hakkını savunmak için yaptığı açıklamayı desteklediğini, KCK davasından tutuklanan öğrencinin jandarma eşliğinde sınava girmesini yadırgadığını, “çocuklara kendini sevdirmek için şeker verenlere artık çok kızdığını”, Ahmet Şık’ın hapisten çıkıp karısıyla öpüşüp çocuğuyla kucaklaşmasına sevindiğini.. söylemiş olması önemli olan.

Önemli olan böyle bir insanın o çocuk arabasını merdivenlerden kucaklayarak çıkarmış olması, oğluyla birkaç dakika peronda sohbet etmiş olması, treni görmesi, tren istasyona gelip durduktan sonra kalabalığı beklemesi, çocuğun arabasını güvenli bir şekilde, istasyondan yüksek kalan tren kapısına ulaşmak için ön tarafını arka tekerlekleri üzerinde kaldırarak çıkarması, ve sonra, onun arkasından binecekken – herhalde trenin kapılarını kontrol etmeyen bir tren görevlisinin işaretiyle – hareket etmeye davranması ya da başlamasıyla telaşlanması, ama kapı kapanırken trenle istasyon arasındaki boşluğa takılıp trenin altına sürüklenmesi..

Türkiye’nin en eski üniversitesinin yanıbaşında yükselen, her gün üzerinden eğitmenlerin, öğrencilerin, toplu taşıma aracı kullananların tangırdata tangırdata geçtiği dandik beşinci dünya üstgeçidi..

Türkiye’nin en eski deniz toplu taşıma aracında – artık televizyon izlemenin, belli kanalları izlemenin zorunlu kılındığı bir aracında – bıçakla saldırma hakkı ve gücü bulan bir görevli..

Türkiye’nin en eski tren garından, otel yapmaya hazırlansın diye çatısı yakılan, tren hattı kısaltılan ve şu anda daha birkaç gün önce çektiğim şu fotoğraftaki akıldışı manzarayı yaşayan, iç mekanında araba promosyonu yapılan Haydarpaşa tren garından yola çıkan bir tren..

Slideshow:
Fullscreen:

“TCDD’yi Gelistirme ve
TCDD Personeli Dayanışma
ve Yardımlaşma Vakfından Duyuru 
2012/9

 Vakfımız Yönetim Kurulunun 01/06/2010 tarihli karara ek olarak 15/12/2010 tarihli karar çerçevesinde Üyelerimize yönelik taşıt kampanyası yapılması amacıyla otomobil firmaları ile görüşülmüş ve en çok indirimi yapan firma olan .. ile anlaşmaya varılmıştır. Yapılan anlaşma çerçevesinde üyelerimizin aşağıda marka ve modeli belirtilen sınırlı sayıdaki araçlar istifadelerine sunulmaktadır.”

..bu araçların sergilendiği gardan yola çıkan bir tren hiç tereddüt ve acıma göstermeden bir can aldı – insan kılıklı Azrail sabah vapurdaydı, öğleye doğru üstgeçitte, öğleyin trende.

Oysa her karşılaştığımda kibar, rahatlatıcı, dingin gülümsemesiyle karşılayan bu anne 2005’te “Fantastik Çevirmeninin Özgürlüğünün Sınırları”, 2006’da “Translating Senses in Literature and Cultural Preferences”   2011’de “Missing Stories in the Turkish Translation of ‘Delights of Turkey’ by Eduard Roditi” adlı bildirileri sunmuştu, üniversitede ders veriyordu. Azrail’le karşılaşmasını gerektirecek hiçbir şey yoktu. Tedbirli bir insandı, insanın nasıl bir bela olduğunu bilircesine temkinli durur, herkesle her şeyle dengede dururdu.

500 yılda bir gelebilecek bir felaketle karşılaştı: insanca değerlerin iktidardan tabana kadar topyekün hiçleştirilmesiyle, aklın ve terbiyenin değersizleştirilmesiyle; bir binanın alt katında oturmanın, bir vapurda sükunet istemenin, bir üstgeçitten geçmenin, çocukla bir trene binmenin bile tehlikeli olmaya başlamasıyla karşılaştı.

Kardeşim, adını anmıyorum, bilen biliyor, bulan bulabilir, anmıyorum, çünkü sen bu kadere layık değildin – oğlun da layık değil, eşin de, yakınların da.. Böyle anılmayacaksın. Mekanın Cennet olsun. Size bunu yaşatanlar, bunu herkese yaşatanlar Allah’larından bulsun. Şuna inanıyorum: Eğer yöneticilerin, milletvekillerinin maaşlarından ve ilişkilerinden ötesini düşünmeyi erdem saydığı bir ülkede, bir dünyada olsaydık ne çocuk arabasıyla trene binmekte güçlük çekerdin, ne de o tren – belki de makinisti o sırada hangi arabayı kaç taksit krediyle alacağını düşünmekte olan o tren – seni bu kadere sürüklerdi. Allah’larından bulsunlar.

Aynı trene birkaç durak öteden binen, aynı yaşlardaki çocuğunu arabasıyla aynı kalabalık trene bindirip indirmeye çalışan, her seferinde kaygılanan ben, eşim – biz nasıl bineceğiz artık o trene? Binmeyip ne yapacağız? Araba mı almalıyız? Kadere mi bırakmalıyız kendimizi? Yoksa..

Daha fazla Yorum
İşletmeyi devlet ve hukuk sistemi denetliyor

İşletmelere sertifika verilmesine gerek yok. Bir işletme için sertifikadan beklenen her şey, ama her şey, zaten yasalar ve mevzuat ile çerçevelenmiş. Fakat eğitim sistemi içinde birkaç üniversite dışında kişilerin mali ve hukuki yükümlülüklerinin anlatıldığı tek bir ders bile yok.

Kapat