Genel Sağlık Sigortasına Karşı Çıkmak Yurtseverlik Göreviydi

Posted by on Temmuz 28, 2012 in Yorum

1977 yılında Ankara ve İzmir Tabip Odaları “GENEL SAĞLIK SİGORTASINA HAYIR” başlıklı bir broşür hazırladılar. Çünkü, 2012 yılında kabul ettirilen Zorunlu Sağlık Sigortası, aslında ilk kez o yıllarda, Süleyman Demirel döneminde dile getirilmişti. Bugün olduğu gibi o gün de, uluslararası kredi kurumlarının dayattığı, toplumun genelini değil toplumun zengin katmanını koruyan bir düzenlemeydi.

From Genel Sağlık Sigortasına Hayır 1977

Broşürde iki temel ve günümüzde eskiye göre daha az düşünülen sav dile getiriliyordu:

Birincisi, anayasaya göre devlet bütün yurttaşlarının tıbbi bakımından sorumludur ve olmalıdır.

İkincisi, genel sigorta sisteminde ödenecek prim kademelendirilip bir en üst seviye belirlenince, yapılan şey çok basit bir şekilde, zengin katmanı düşük prim ödemeye, genel sağlık sisteminin asıl yükünü ve maliyetini dar gelirli katmanın sırtına bindirmek demektir. Günümüzdeki uygulamadan da biliyoruz: zengin katmanlar zaten bu primin dışında özel sigortalarla kendilerini koruyorlar, yani daha fazlasını ödeyecek durumdalar ve ödemeyi de gerekli görüyorlar. Bu arada devlet kendi sorumluluğunu iptal ediyor ve maliyetini yoksul katmanlara ödetiyor.

Günümüzde bu eşitlikçi görünümlü eşitsizlikçi tutum iyiden iyiye olağanlaşmış durumda. Fakat 1977 yılında sağlıkçıların, bugün yapılmadığı kadar açık ve net bir şekilde şunları yazmış olduğunu görmek sevindirici bir şey:

“Gelir gruplarını, kimlerden ne oranlarda prim alınacağı kimlerden prim alınmayacağını, Bakanlar Kurulunun saptaması öngörülmüştür. Bunu saptarken ölçünün ne olacağı belli değildir. Prim ödeyeceklerin gelirlerinin üst sınırının saptanması öngörüldüğünden, büyük kapitalistlerin gelirlerine göre ödeyecekleri prim sınırlandırılmaktadır. Yasa tasarısı, bu yönüyle, kimden yana olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”

Genel Sağlık Soygunu’nun uzun tarihinde, adaletsiz olduğu özellikle serbest çevirmenler, editörler, redaktörler, sözleşmeli akademisyenler gibi düzensiz gelirli, meslek güvencesiz ve kesin olarak sömürülen, sözde beyaz yakalı, ama daha açık ifadeyle, geri kalmış ülkenin lümpen fikir proleteri konumunda bulunan kesim açısından parlak bir şekilde görülen zorunlu sağlık sigortası sistemine dönüştüğü bu dönemde, en tehlikeli şeylerden biri, geçmiş toplumsal kazanımları ve kayıpları unutmak olsa gerek.

From Genel Sağlık Sigortasına Hayır 1977

Zorunlu sağlık sigortasını, devletin kendi sorumluluğunu yurttaşların sırtına yüklemesini başarılı, hatta Amerika’daki uygulamasında “sosyalist” olarak görenler var. Oysa değil, 1977’de de anayasal yurttaşlık hakkının çiğnenmesi anlamına geliyordu, bugün, 2012’de de öyle.

Devletin kendi sorumluluğundan kaçtığı bir ülkede yurttaşlar da sorumluluklarını yerine getirmez; devletlerin kendi yurttaşlarını korumak adına nükleer ve kimyasal atıklarını başka ülkelere attığı, keyiflerince savaş ve işgallere kalkıştığı, dünyanın ortak sağlığı diye bir değer tanımadığı bir dünyada, sorumluluğu tanımlamak zor elbette – fakat devlet, var olduğu her yerde, bir tren istasyonundan dağdaki bir askeri karakola, bir şehirlerarası yoldan bir hastane odasına dek her yerde yurttaşlarının insanca varlık koşullarından, sağlığından, eğitiminden, geleceğinden anayasaya bağlı olarak sorumludur ve sorumlu olmalıdır.

Zorunlu Sağlık Sigortası bu sorumluluğu çiğnedi. Şimdi iş dönüp tarihe bakmak ve tam olarak neyi kaybettiğimizi hatırlamakta.

Broşür için. https://picasaweb.google.com/103090958534296768892/GenelSaglKSigortasNaHayR197702?authuser=0&feat=directlink

 

Daha fazla Yorum
İhmalin Boyutları: Bir Çeviribilimcinin Gerçek Resmi

Felaketin ve kaybın asıl boyutları, Ebru Güntekin Ilıcalı'nın yaşamöyküsüne, eğitim hayatına ve çalışmalarına bakınca ortaya çıkıyor.

Kapat