Açlık Grevine Hayır

Posted by on Kasım 1, 2012 in Yorum

Açlık grevlerini yok saymayan, üzülüp kaygılanıp vicdanıyla karşı çıkan insanlar var. Sesleri kalabalıkta duyulmuyor. Ama ses çıkarmaktan vazgeçmemek zorunda insan.

Çevirmenler olarak, çeviri örgütleri olarak hapisteki insanların çeviri ve yayın çalışmalarını, anadilde ifade haklarını, anadillerini öğrenme ve yayın yapma haklarını destekledik.

Ama ölme haklarını, bedenlerini ve akıllarını yok etme, o güçlerini kendilerini tahrip etmek üzere kullanmalarını desteklemeye kimsenin hakkı olmadığına inanıyorum.

Bir yurttaş olarak, ülkenin ölüme odaklanan bu siyasal ortamından yoruldum. Savaş tehditleri, ölüm tehditleri dinlemekten yoruldum.

Açlık zaten çoğunlukta, açlık grevleri yerine Halil İbrahim Sofraları kurulmasını istiyorum.

Açlık grevi yerine çeviri atölyeleri, dil atölyeleri, sesli okuma saatleri, dil tarihi tartışma saatleri düzenlensin.

Açlık grevlerini destekleyen ve cesaretlendirenlerin ölenler, hastalananlar hakkındaki açıklamalar yaptığını duymak istemiyorum, grev yapanların anadildeki savunmalarını duymak istemiyorum, anadildeki türkülerini, şiirlerini, şarkılarını duymak istiyorum.

Mahkeme tutanaklarının değil, şarkıların, şiirlerin çoğalmasıyla, sohbetlerin çoğalmasıyla dilin, anadilin hayatta kalacağına inanıyorum.

Hiçbir inanç, hiçbir kurum, hiçbir örgüt yaşamdan ve yaşatma sorumluluğundan değerli değildir.

Sessiz sedasız büyüyen, dallanan, yeşillenen bir ağaç onu bağıra çağıra kesen testereden daha değerlidir. Ağacın çığırdığı türkü onun yerine dikilen telefon direğinin aktarabileceği bütün mesajlardan daha güzeldir.

Hayat hiçbir mesaj için söndürülmeyi hak etmez, bir insan binlerce insanın, sayısız canlının ortak emeğinin ürünüdür.

Açlık grevlerini durdurup şarkı söylemek gerekir. İnsanın nefesi şarkı söylerken güzeldir.

Açlık grevine karşı çıkıyor ve karşı çıkmaya davet ediyorum.

“êê…xewa sibê, xewa kur e
bavo xêr e, ev xişma kê ye, ax bawo!
kerwanê di rê de
dilê min şewitî, anê
serma xerîbiyê da me
birîna min kur e
fîstanê bavêje ser xwe pîra min
çîrokan bêje anê
ji bo welatê me û bo xerîbiyê
bêje bi ku ve ye riya me
salan ji sala ye

eylo tê ber çavê min
zarokî, hevalên min
şeva bi stêr

***

çiyayê banî werg derin
qedera vî zemanî ye

kerwanê, kerwanê
kerwanê bê xwedî
çîrokan têxe paşila xwe
kerwanê li ser rê ye
dîroka me dilê me ye
hevalo tu ne tenê yî
ka loriya pîran
ka gaziya hevalan
ew cihê me ye
stêra xewna ye”

türkçe meali:
“sabahın uykusu, derin uyku
hayırdır baba, kimin hışmı üzerimizdeki?
kervan yolda, yüreğim yanıyor nine,
gurbetin soğuğu üzerimizdeki
yaram derin
haydi, fistanını giy üstüne,
masallar anlat,
yurdumuz ve gurbetlik üzerine
söyle, yolumuz nereye bu yıl?

gözümün önüne gelir
çocukluğum, arkadaşlarım, yıldızlı geceler…

***

dağlar, ovalar, öyle gidiyorlar
zamanın kaderi bu.

kervan, sahipsiz kervan…
masalları koynunuza koyun
yolda kervan,
tarihimiz, yüreğimiz
yalnız değilsin arkadaş

hani nerede yaşlıların ninnisi
nerede arkadaşların şen gülüşleri?

orası yuvamız bizim
rüyalarımızın yıldızı”

Kaynak: http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=kerwane

Daha fazla Yorum
“Anadolu halkının Arabistan namına hak ve salâhiyeti olabilir mi?”

Nutuk'tan: "umum memaliki Osmaniyenin hudutları nedir? Yani kablelharp olan hududumuz mudur? Eğer bu tabir içinde Suriye ve Irak dahil ise Anadolu halkının Arabistan namına mandaterlik talebine hak ve salâhiyeti olabilir mi?"

Kapat