Yerelleştirme ve Çeviri – Reinhard Schäler

Posted by on Haziran 16, 2013 in Deneme, Kuram

Yerelleştirme ve Çeviri

Reinhard Schäler

Limerick Universitesi

Çeviren: Pelin Güler

 

1.Yerelleştirme ve Çeviri İle İlgili Görüşler

Yerelleştirme, dijital içeriğin, yabancı pazarların gereksinimlerine ve konumuna dilbilimsel ve kültürel olarak uyarlanmasıdır. Bu uyarlama, dijital küresel bilgi akışı çerçevesinde, çokdilliliğin yönetimi için gerekli olan çeviri hizmetlerinin ve teknolojilerinin sağlanmasını içerir. Dolayısıyla, yerelleştirme çeviri (çevrimiçi destek gibi farklı dijital içeriklerin, web sitelerinin ve video oyunlarının çevirileri) ve çeviriye ilişkin çok çeşitli çalışmaları içerir. Yerelleştirme Endüstrisi Standartları Derneği (LISA) (2010) veya Dunne (2006) tarafından yapılan tanımların aksine, yukarıdaki tanım dijital içeriğe ve önemli yerelleştirme çalışmalarından biri olan, çokdilli projelerin yönetimine odaklanmaktadır.

Günümüzde bilindiği biçimiyle yerelleştirme endüstrisi, 1980’li yılların ortasında kişisel bilgiişlemin icat edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Kuzey Amerika’nın çokuluslu yazılım yayıncıları, Amerika’da zaten başarısını kanıtlamış ürünler için yeni pazar arayışı içine girmişlerdi. Bu yazılım yayıncıları, başlangıç olarak çalışmalarını çevrelerindeki en zengin ülkeler olan Fransa, İtalya, Almanya ve İspanya’ya yoğunlaştırarak Avrupa’daki yeni pazarları belirlemişlerdi. Yerelleştirme hizmet endüstrisi, sonraki yıllarda adını Tek Dil Sağlayıcıları (Single Language Vendors, SLV’ler) ve Çok Dil Sağlayıcıları (Multi Language Vendors, MLV’ler) olarak değiştirmiştir. 1990’lı yılların ortasında ise sadece bu iş için kullanılan yerelleştirme endüstrisi araçları ortaya çıkmıştır. Devam eden ilerleme sürecini gözlemleyen Beninato ve Kelly (2009), dünya genelindeki dil hizmetleri pazarının 2013 yılına kadar 25 milyar Amerikan doları değerinde olacağını ileri sürmektedir. Microsoft ve Oracle gibi şirketlerin de aralarında yer aldığı çoğu dijital yayıncılar, toplam gelirin %60’dan fazlasını uluslararası ticaretten elde etmektedir. Yerelleştirme, bu şirketlerin, küresel pazar fırsatlarından yararlanmalarını sağlamak ve küreselleşme çalışmalarına katkıda bulunmak için kullandıkları bir araçtır. Bu yüzden, şirketlerin yerelleştirme çalışmalarında, hedef dili konuşan insanların sayısı değil, hedef pazarın gayrisafi milli hasılası önemlidir. Yayıncılar, dijital içerikleri, Danimarka diline yerelleştirirken (yaklaşık 5 milyon kişi konuşmaktadır), Habeşistan diline (yaklaşık 17 milyon kişi konuşmaktadır) veya Bengal diline (yaklaşık 100 milyon kişi konuşmaktadır) yerelleştirmeyi tercih etmemişlerdir.

Yerelleştirme endüstrisi alanında çalışan çevirmenler, kendi mesleklerinde en yenilikçi olanlardır. 1990lı yılların başında, çevirmenler, geniş ölçekli projelerde bilgisayar destekli çeviri araçlarını kullanmada öncü olmuşlardır. Çünkü hem çevrilecek malzemelerin özellikleri (çok tekrarlayıcı, büyük ciltli ve genelde teknik türde) hem de çeviri yapılacak ortam (bilgisayarlı, son teknolojik araçların kullanıldığı), elektronik terminoloji veri tabanları ve çeviri bellekleri gibi gelişmiş teknolojilerin çeviri ile buluşmasına yardımcı olmuştur.

Son yıllarda, Orta Avrupa, Çin ve Hindistan düşük maliyetli istihdam sağladıkları için yerelleştirme endüstrisinin merkezi olmuştur (Niode 2009). Bu yüzden, Hindistan ve Çin’in, yabancı çokuluslu büyük şirketler için maliyeti düşük yerelleştirme hizmetinin merkezi olmaktan öte kısa süre içinde bağımsız dijital içerik yayıncıları olmaları kaçınılmazdır. New York Times gazetesinden Barboza’nın (2008) açıklamasına göre, Çin, internet kullanımı bakımından ABD’yi geride bırakmıştır. %20’den az yayılma oranıyla, sayısı 253 milyon olan Çinli internet kullanıcıları, çoktan %70 oranında doyma noktasına ulaşmış ve Amerikalı kullanıcıların sayısını geçmiştir. Bu büyüme, bugün hâlâ kaynak dil olarak İngilizceyi kullanan yerelleştirme endüstrisinde önemli değişikliklerin yaşanmasına zemin hazırlayacaktır.

2.Yerelleştirme: Dillerarası çeviriden daha fazlası

Alanın dışında olan insanların, yerelleştirmeyi daha rahat anlamaları için bu kavram genellikle “çeviri gibi, ancak çeviriden çok daha fazlası” şeklinde tanımlanmaktadır. Çeviri teknolojileri ve dijital içerik beraber kullanıldığı için çeviri ve yerelleştirme arasındaki fark daha da belirsizleşmiş, tanımlanması zor bir hal almıştır.

2.1 Özellikleri

Günümüzün yerelleştirme projeleri değişkenlik gösterir. Bu projeler, veri tabanı sistemleri ve uygulamaları gibi sabit, büyük ölçekli şirket uygulamalarından, hızla değişen, küçük fakat yaygın olan müşteri desteği bilgisi gibi web temelli içeriklere, kişiye ve sık değişen tüketici tipine özgü içeriklere kadar her türlü konuyla ilgili olabilir. Tipik bir yerelleştirme projesi, üç milyon kelimeden oluşan, on bin dosyada yüzü aşkın dile çevrilmek için depolanan ve kısa sürede kullanıma hazır olabilen bir çeviriyi içermektedir (Schaler 2004). Çevrilecek projenin içeriği, metin, grafik, işitsel veya video gibi birçok şekilde karşımıza çıkabilir; çeşitli dosya formatlarında depolanabilir; daha önce çoğu kez çevrilmiş olabilir ve genelde benzer projelerin eski sürümlerinden geliştirilmiş olabilir. Dijital yayıncılar, kapasitelerinin üzerinde artan taleplerle başa çıkmaya çalışırken, standartlara, sistemlerin birlikte işlerliğine ve bunu geliştirmeye ve özel çeviri yönetim sistemlerine odaklanırlar. Ayrıca gerekli etkinliği sağlayabilmek için uluslararasılaştırmaya ve önceden çevrilmiş projenin yeniden kullanımına başvururlar.

2.2 Uluslarasılaştırma ve Tekrar Kullanma: Zamanında yerelleştirme için gerekli ön koşullar

Yayıncılar, yerelleştirmeye sonradan akla gelen bir düşünce olarak yaklaşmaktadır. Örneğin, Deltas için yazılımın orijinal sürümünün ve yerelleştirilmiş sürümünün yayınlanması arasındaki zaman dilimi olan 9 ay bir kuraldı. Dijital içeriğin (uygulamalardan çoklu ortama, çoklu ortamdan internet içeriğine) yayınlanan şekli değiştiği için yayının tüketiciye dağıtımı da farklılık göstermiştir. Dolayısıyla, zamanında yerelleştirme için talepler de değişmiştir. Bugün, tüketiciler içeriğin gecikme olmaksızın kendi dillerinde ulaşılır olmasını talep etmektedirler.

Dijital içeriğin farklı dillerde ve farklı yerlerde eş zamanlı yayılmasını ve zamanında yerelleşmesini sağlayan uluslararasılaştırma ve yerelleştirilmiş içeriğin yeniden kullanımı, ilk defa 1990lı yılların başında mümkün olmuştur.

Farklı dillerde kullanım ve zamanında yerelleştirme için dijital içeriğin hazırlanması anlamına gelen uluslararasılaştırma, maliyetli yazılım mühendisliğini, yeniden yapılandırma ve deneme faaliyetlerini mümkün olduğunca ortadan kaldırarak, yazılımcıların çeviriye indirgemek istediği yerelleştirme çabasını önemli ölçüde azaltmıştır. Dijital yayıncılar sonradan akla gelen bir düşünce olan yerelleştirmenin yüksek maliyetinin zor yoldan farkına varmışlardır. Bu yüzden yayıncıların en gelişmiş olanları, yerelleştirmeyi “üretim” açısından ele almışlardır. Bu duruma göre, yerelleştirmenin tasarım ve tasarım geliştirme ekiplerine daha yakın olduğuna karar vermişler; içeriğin gelişimi ve içeriğin yerelleştirme dostu tasarımı olarak tanımladıkları “akıllı” yerelleştirme çalışmasını başlatmışlardır. Bu yüzden birçok yazılımın, “devam etmek için ‘Y’ tuşuna basın” mesajındaki ‘Y’ gibi kötü programlara bağlı özel yazılımlar, ya da sabit kodlu dizilimler, karakterlerin hatalı ya da kısıtlanmış kodlamaları gibi klasik yerelleştirme konularının tüm dillerdeki sürümleri yerelleştirilirken, dijital yayıncılar tarafından sorun çıkaracak bu özellikler ortadan kaldırılmaktadır.

Eski çevirilerin tekrar kullanımı, çeviri maliyetini azaltmak ve zamandan tasarruf etmek için kullanılan bir yöntem haline geldi. Hem tek sürümün hem de aynı orijinal içeriğin bütün sürümlerinin tekrar kullanımı, 1990’ların başında başlamıştır. Yine bu tarihte, tekrar kullanma, çeviri belleği teknolojileri gibi büyük ölçekli şirketlerin yerelleştirme projelerinde ilk kez kendini göstermiştir. Bazı projelerde %60 ve üzeri oranında uygulanan yeniden kullanım oranı, çeviri maliyetini ve zamanını önemli ölçüde azaltmaktadır.

2.3 Genel Projelerde Yerelleştirme Süreci

Her yerelleştirme projesi, uyarlama sürecinde ince ayar gerektiren kendine özgü zorluklar gösterse de çoğu uyarlama süreci genelde aynıdır.

Analiz Aşaması

Yerelleştirme öncesinde, projeye ilişkin cevaplanması gereken çok sayıda önemli soru vardır. Örneğin, dijital içerik yerelleştirilebilir mi? Bazı dijital içerikler o kadar bulunduğu pazara özgüdür ki yerelleştirme yaparken içeriği geliştirmek gerekir. Bunu gerçekleştirmek ekonomik olarak mümkün olmayabilir. İçerik uluslararasılaştırılmış mı? Bazı dijital içerikler farklı dillerin özellikleri ve yazma sistemlerini destekleyici nitelikte değildir. İçerik yerelleştirildiğinde erişilebilir mi? Eğer yerelleştirilebilir karakter dizileri, orijinal kod ya da görsel bir simgede saklıysa, sabit kodlu dizilimlere standart yerelleştirme araçları ile erişilemez.

Otomatik çeviri programlarını kullanarak yapılan “sahte” çeviri, örneğin hedef dilin karakterlerinin bulunduğu karakter dizileriyle dijital içeriğin karakter dizilerinin otomatik değişimi, analiz aşamasının standart bir uygulamasıdır. Bu tür çeviri, çalışmakta olan dijital içeriğin başarılı bir şekilde yerelleştirilmesi için kolay ve düşük maliyetli bir seçenek olarak görülebilir. Bu aşamanın sonucu, analiz sürecinin sonuçlarını gösteren ve yerelleştirme ekiplerine bu süreçte nasıl bir yol izleyecekleri konusunda tavsiyeler veren bir rapordur.

Hazırlık Aşaması

Analiz aşamasının başarılı bir şekilde tamamlanmasından sonra, proje yöneticileri, mühendisler ve dil koordinatörleri, yerelleştirme kitini mütercimler ve mühendisler için hazırlar. Bu kitte taslaklar, önemli olaylar ve parasal planların yanı sıra terminoloji veri tabanları, çeviri hafızaları, biçem kılavuzları ve yazılı metinler gibi tüm orijinal ve referans malzemeleri bulunur. Ayrıca tüm teslim edilmesi gereken ürünlerin, tarafların sorumluluklarının ve aracıların detaylı bilgileri de bulunur.

Çeviri Aşaması

Çeviri yerelleştirme sürecinin temelini oluştururken, çevirinin tamamının çevirmenler tarafından yapılması şart değildir. Çevirilerin bazıları hatta tamamı, terminoloji veri tabanı, çeviri belleği (TM) ve makine çevirisi (MT) sistemlerinin olduğu bilgisayar destekli çeviri teknolojileri tarafından otomatik (ya da yarı otomatik) olarak yapılabilir. Kaynak metnin önceden çevrilmiş olduğu durumlarda ise, örneğin karma otomasyon çeviri sisteminde, çeviri yapılmaz, gerekirse yeniden düzenlenir.

Yerelleştirme ve çeviriye ilişkin tartışmalar uzun zamandır, teknolojinin, otomasyonun, standartların, birlikte çalışabilirliğin etkisi, çevirideki ve yerelleştirmedeki etkinlikler gibi az çok tahmin edilebilir konular etrafında dönmektedir.. Bu gelişme, yerelleştirme ve çevirinin sadece ticari açıdan değil, sosyal, kültürel ve siyasal nedenlerden de önemli olduğunu düşünen insanlar ve kuruluşlar tarafından desteklenmektedir. Bu gelişme, insanların hapse girmesini engelleyebilir, yaşam standartlarını yükseltebilir; sağlık koşullarını iyileştirebilir ve olağanüstü durumlarda hayatlarını bile kurtarabilir.

Çevirmenler, bilgisayar destekli çeviri araçlarını, büyük ve çoklu terminoloji veri tabanlarının kullanımını, çeviri belleği ürünlerini, sürümlerini ve alıcılarını son olarak da makine çevirisi sistemlerinin kullanımını ve uygulanmasını içeren kendi dil kaynaklarını desteklemelidir. Bazı bilgisayar ortamları ve yerelleştirme araçları, çevirmenlerin içeriğe ve sabit kodlu dizilimlerin görünümüne erişmesini görsel bir çeviri ortamında sağlarken, bu durum her zaman geçerli değildir. Sabit kodlu dizilimler, bağlam dışı çevrilebilir. Özel uzmanlık eğitimi gerektiren farklı, otomatikleşmiş ve teknik çeviri ortamında, kısa zamanda büyük bir baskıyla kaliteli çeviriler ortaya çıkarmak çok streslidir(Schäler 2007).

Mühendislik ve Test Aşaması

Çeviri süreci sonrasında, dijital içerik daima işlevsellik, düzen ve dilbilimsel doğruluk açısından kontrol ve test edilmelidir (ya da kalite güvencesi verilmelidir). Standartlara uygun olarak uluslararasılaştırılmış dijital içerik gerekli mühendislik ve test etme çalışmalarını (QA) önemli ölçüde azaltmaya yardımcı olurken, çeviri, içeriğin görünümü ve işlevselliği üzerinde beklenmedik sonuçlar ortaya çıkarabilir (Jiménez -Crespo 2009). Hatta doğru bir şekilde çevrilen karakter dizileri, çeşitli sebeplerle çevirmenlerin, mühendislerin ve kalite denetmenlerinin aşina olmadığı bir uygulama ya da tarayıcı tarafından kullanıldığında bozulabilir. Bu yüzden nihai ürün piyasaya sunulmadan önce düzeltilmelidir.

Yeniden Kontrol Etme Aşaması

Her yerelleştirme projesinin bitiminde, hem hizmet kullanıcı hem de sağlayıcının yer aldığı yerelleştirme ekipleri ayrıntılı bir inceleme yapar. Bu incelemenin amacı, başarılı stratejilerin kullanımı yaygınlaştırmak ve gelecekte benzer projeler üzerinde çalışırken aynı hataların tekrarlanmasını önlemektir.

3. Yerelleştirme Ve Çevirinin Geleceği

Yerelleştirme ve çeviriye ilişkin tartışmalar uzun zamandır, teknolojinin, otomasyonun, standartların, birlikte çalışabilirliğin etkisi, çevirideki ve yerelleştirmedeki etkinlikler gibi az çok tahmin edilebilir konular etrafında dönmektedir (Genabith 2009). Bunun sebebi yerelleştirme ile ilgili yapılan tartışma konularının yanı sıra araştırma konularında da faydacı anlayışın ve yerelleşme endüstrisinin ticari gündeminin hâkim olmasıdır. Yerelleştirme endüstrisi sadece çokuluslu dijital yayıncıların gelişmekte dijital malzemelerine yapılan yatırım kârını kısa dönemde arttırma arzusuyla çalışır. Bunun gibi kısıtlı yerelleştirme çalışmalarının aksine günümüzdeki yerelleştirme çalışmaları geniş bir alana yayılmaya başlamıştır. Bu gelişme, yerelleştirme ve çevirinin sadece ticari açıdan değil, sosyal, kültürel ve siyasal nedenlerden de önemli olduğunu düşünen insanlar ve kuruluşlar tarafından desteklenmektedir. Bu gelişme, insanların hapse girmesini engelleyebilir, yaşam standartlarını yükseltebilir; sağlık koşullarını iyileştirebilir ve olağanüstü durumlarda hayatlarını bile kurtarabilir.

2010 yılının başında yaşanan Haiti felaketinde çok sayıda yerelleştirme hizmet sağlayıcısının yanı sıra çok daha fazla sayıdaki bireyin Haiti halkına yardım etmek için gönüllü olması yukarıdaki duruma benzer kısa süreli bir faaliyet örneğiydi. Bu felakete gösterilen tepki, Ushadidi ve Envisiongood tarafından 4636 dilde acil durum hizmet metinlerinin yayınlanması gibi afet yardımında çeviri ve yerelleştirmeyi gerektiren yenilikçi çalışmaların olmasını sağlamıştır. Ama felaketlere acil, çoğunlukla plansız ve kısa süreli yöntemlerle tepki göstermenin ötesinde güncel yerelleştirme projelerine ve çevirilere daha uzun vadeli ve sürdürülebilir alternatifleri bulmak açık bir zorunluluktur.

Kendi dilindeki bilgi ve habere ulaşmak için, internet gibi medya iletişim araçlarını kullanmak artık sahip olunması gereken bir ayrıcalık değil, De Verannes’in (2001) belirttiği gibi bir insan hakkıdır ve farkında olunması gerekir. Yerelleştirme ve çeviri teknolojilerine ve hizmetlerine, coğrafi, sosyal ve ekonomik nedenlerden dolayı ulaşamayanlar dâhil, herkesin erişebilmesi için yapılan yenilikler umut verici sonuçlar ortaya çıkardı. Bu yeniliklerin en önemli örneklerinden biri, Kanada Hükümeti’nin Kalkınma ajansı IDRC’nin, Güney Doğu Asya (IDRC 2003) ve Afrika (IDRC 2008) ağlarının yerelleştirilmesinde finansman sağlamasıdır. Rozette Vakfı da bu yeniliklerin ikinci örneğidir.

Güncel yerelleştirme tartışmasında en önemli ve gelecek vaat eden konular kitle kaynaklı çalışma, ortak çalışmaya dayalı çeviri ve vikileştirmedir. Bu konular en gerekli olan eğitim, sağlık, adalet ve finansal bilgi gereksinimlerini desteklemeye başladığında endüstri menfaatlerinden ziyade toplumun menfaatleri tarafından benimsenir ve bu durum şaşırtıcı değil beklenen bir şeydir.

Kaynakça

Barboza, David. 2008. “China Surpasses U.S. in Number of Internet Users”. New York Times. 26 Haziran 2008.

http://www.nytimes.com/2008/07/26/business/worldbusiness/26internet.html (Erişim Tarihi: 27 Nisan 2010).

Beninato, Renato S. & Kelly. N. 2009. Ranking of Top 30 Languages Services Companies. http://www.commonsenseadvisory.com/Research/All_Users/090513_QT_2009_top_30_lsps/tabid1962/Default.aspx?zoom_higlight=ranking (Erişim Tarihi: 27 Nisan 2010)

De Varennes F. 2001. “Language Rights as an Integral Part of Human Rights.” IJMS: International Journal on Multicultural Societies. 3 (1): 15–25. http://unesdoc.unesco.org/images/0014/001437/143789m.pdf 143762 (Erişim Tarihi: 10 Mayıs 2010)

Dunne, Keiran J. 2006. “Putting the Cart Behind the Horse – Rethinking Localization Quality Management.” Perspectives on Localization, Keiran J. Dunne , 95-117. Amsterdam & Philadelphia: John Benjamins. TSB 

Genabith, Josef van. 2009. “Next Generation Localisation.” Localisation Focus –The International Journal of Localisation 8 (1): 4-10. http://www.localisation.ie/resources/locfocus/vol8issue1.htm (Erişim Tarihi: 6 Mayıs 2010).

IDRC. 2003. PAN Localization: Building Local Language Computing Capacity in Asia. http://www.idrc.ca/panasia/ev-51828-201-1-DO_TOPIC.html (Erişim Tarihi: 27 Nisan 2010).

IDRC. 2008. African Network for Localization (Anloc). http://www.idrc.ca/acacia/ev-122243-201-1-DO_TOPIC.html (Erişim Tarihi: 27 Nisan 2010).

Jiménez-Crespo M.A. 2009. “The evaluation of pragmatic and functionalist aspects in localization: towards a holistic approach to Quality Assurance.” The Journal of Internaionalisation and Localisation (IJIAL) 1: 60-93.

LISA. 2010. Localization.

http://www.lisa.org/Localization.61.0.html (Erişim Tarihi: 27 April 2010).

Niode, Pricilla. 2009. “Accessing the Southeast Asian Markets.” Multilingual Computing. Eylül 2009: 49-52.

Schäler, Reinhard. 1994. “A Practical Evaluation of an Integrated Translation Tool during a Large Scale Localisation Project.” Proceedings of the 4th Conference on Applied Natural Language Processing (ANLP-94). Stuttgart, Almanya (Ekim 13- 15).

Schäler, Reinhard. 2004. “Language Resources and Localisation.” Proceedings of the II Internaional Workshop on Language Resources for Translation Work, Research and Training. COLING (28 Ağustos 2004). http://www.mt-archieve.info/Coling-2004-Schaler.pdf (Erişim Tarihi: 27 Nisan 2010).

Schäler, Reinhard. 2007. “Translators and Localization.” The Interpreter and Translator Trainer 1: 119-135.

Pelin Güler: Beykent Üniversitesi Mütercim Tercümanlık 4. sınıf öğrencisi. Yazı için kaynak: Schaler, Reinhard. 2010. Yerelleştirme ve Çeviri. Yves Gambier ve Luc van Doorslaer (haz.) Handbook of Translation Studies. Amsterdam: John Benjamins Yayınevi.

Daha fazla Deneme, Kuram
2013-06-04-2089-k
Bulgakov’un Patriarşiye Prudi Parkı’ndan Gezi Parkı’na Selam

Mihail Bulgakov, yetmiş yıl kadar önce, yirminci yüzyılın en önemli otoriterlik karşıtı romanlarından birini yazdı: Üstat ile Margarita. Roman bir inanç özgürlüğü simgesi oldu ve “Elyazmaları Yanmaz” sloganıyla edebiyat klasikleri arasına girdi. Bu kitap için yazılmış önsözü Gezi Parkı gençlerine adıyorum.

Kapat