Paris Komünü ve Gezi Parkı: Bir Yanıltıcı, Yaratıcı Çeviri

Posted by on Temmuz 15, 2013 in Dil Sorunları, Güncel, Manşet

Gezi Parkı olayları sırasında çeşitli sahte ya da temsili resimler dolaşıma girdi. Resmi şiddetin akıl almaz çirkinlikteki büyüklüğü bunların çirkinliğini gölgede bırakmış olması, bunların neden nasıl ortaya çıktığını sorgulamayı ihmal ettirmemeli.

Sahte ya da yanıltıcı mesajlar da dolaşıma girdi kuşkusuz; başka dildeki mesajların çeviri ve uyarlamaları da sıkça görüldü. Bunlar da ilerde inceleme konusu olacaktır.

Fakat büyük olasılıkla ilk kez, fazlasıyla gerçekçi görünen bir çeviri alıntısı ortaya çıkmış bulunuyor. Taksim semtindeki esnafla protestocular arasında yaşatılan gerilimi açıklamak üzere Marx’tan bir alıntı dolaşıma girdi.

Yaygın hali şöyle:

“tarih hiçbir zaman bu kadar lümpen bir ahmaklar grubuna toplu olarak şahit olmamıştır. parisli esnaf, komünü savunmak için caddelerinde barikat kuran komünistlere saldırmış, caddenin yeniden normalleşmesine, barikatın açılmasına, komünün yıkılmasına yardımcı olmuşlardır. bunu günlük karları için yapmışlardır. ancak unuttukları bir şey vardı ki barikat yıkılınca caddeye girenler onun müşterileri değil alacaklılarıydı ve burjuvalar çoğunu ağır senetlere zorladılar, bir kısmının da kapısına mühür vurdular. küçük burjuvazinin müşterisi bizzat o barikatı kuranlardı. bunu acı bir deneyimle öğrendiler.”

Bu metin, Marx’ın üslubunu tanıyanlar için de, dildeki özensizliğin farkına varanlar için de kuşku uyandırıcı. Nesnel bir analiz yapmak üzere yola çıkan biri “lümpen ahmaklar” diye girmez söze. Diğer yandan, kaynağın verilmemesi ve çevirmen isminin belirtilmemesi önemli bir sorun. 

Bu alıntıyı, büyük olasılıkla ilk kez bir İtüsözlük yazarı, 2010 yılında, bir resim galerisine yapılan Tophane  saldırıları sırasında kullanmış; saldırganları açıklayan bir alıntı olarak düşünmüş.

Kısa süre sonra bu metnin şöyle bir metinden uyarlanmış olduğu anlaşıldı:

“… Haziran günlerinde, hiç kimse, mülkiyeti kurtarma uğruna ve krediyi yeniden tesis etme uğruna, Paris küçük-burjuvaları, kahveciler, lokantacılar, marchands de vin, küçük tacirler, dükkancılar, zanaatçılar vb. kadar bağnazca savaşmamıştı. Dükkan, bütün kuvvetini toplayarak sokaktan dükkana yeniden geçişi sağlamak için barikata karşı yürümüştü. Ama barikatın ardında dükkanın müşterileri ve borçluları, önünde ise alacaklıları vardı. Ve barikat devrilip işçiler ezildiğinde, ve mağazaların bekçileri zafer sarhoşluğu içinde yeniden dükkanlarına koşuştukları zaman, dükkan kapısının, mülkiyetin bir bekçisi tarafından, kendilerine birtakım göz korkutucu kağıtları uzatan resmi bir kredi memuru tarafından kesilmiş olduğunu gördüler: vadesi geçmiş poliçe, vadesi dolmuş senet, vadesi gelmiş bono, batmış dükkan ve batmış dükkancı buldular…”

Bu metin Marx’ın Türkçeye ilk kez Fransa’da Sınıf Mücadeleleri 1848-1850 adıyla çevrilen kitabının içinde, 2. Bölüm’de yer alıyor. Fakat biri metni almış, başka bir duruma uyarlamış: ya iki ayrı metni bir araya getirmiş, ya da yanlış bir çalakalem çeviri yapmış. Daha da önemlisi, (bunu Seval Esaslı saptadı) Marx, 1848’de yaşananlardan bahsederken metni uyarlayan kişi metnin bağlamını alıp Paris Komünü’ne, 1871’e taşımış.

“Lümpen” metni şu anda internette çok değişik biçimlerde, metin olarak, resimleştirilmiş olarak vb. paylaşılmış durumda. Palalı Adam tipine karşı duyulan tiksinti duygusunun bir ifadesi olarak yayılıyor. İki metin arasındaki tarih ve bağlam farkı, önemsizleşmiş durumda. Her örneği yakalayıp düzeltmeye çalışmak beyhude.

Fakat metnin üretilmesine ya da ortaya çıkmasına yol açan en eski bağlam ilginç. Bu alıntıyı, büyük olasılıkla ilk kez bir İtüsözlük yazarı, 2010 yılında, bir resim galerisine yapılan Tophane  saldırıları sırasında kullanmış; saldırganları açıklayan bir alıntı olarak düşünmüş. Bu şaşırtıcı, çünkü Tophane saldırıları sırasında bir komünü düşündürecek herhangi bir şey yok ortada. O dönem için abartılı bir kıyaslama olmuş.

(Kuşkusuz burada metnin şu ana kadar saptanamamış bir kaynaktan alınmış olmalı olasılığını da bir yana yazmak gerekli; ama aşırı benzerlik bu olasılığı zayıflatıyor.)

Fakat bugün bu alıntının gerçek bir metinden mi alındığı, yoksa tümüyle uydurma mı olduğu sorusu önümüzdeki günlere kalıyor. Ama önemli bir bağlantı bu: Gezi Parkı avm’sinin, Taksim’in soylulaştırma süreci içinde bir yerde yer aldığını hatırlatıyor. Şu an için önemli olan bir çeviri metnin güncel duruma uygun şekilde dönüştürülerek anonim bir şekilde kullanılmasının mümkün olduğunu; gerçek ile kurgunun kolayca karıştığını bir örnekte daha görmek. Bu kez kıyaslama Gezi Parkı çevresinde yaşananlar nedeniyle daha etkili bir kıyaslama haline geliyor.

***

Tuhaflık burada bitmiyor, konunun bir de intihal boyutu var: Fransa’da Sınıf Mücadeleleri 1848-1850 adlı metnin ilk baskısı Sol Yayınları’nda M.E. imzasıyla 1967 yılında yayımlandı; İngilizceden yapılan bu çeviri daha sonra Fransa’da Sınıf Savaşımları 1848-1850 olarak Sevim Belli imzasıyla yayımlandı. Kitabın ilk Almanca aslından çevirisiyse Erkin Özalp tarafından yapıldı. Bunun dışında çeşitli yerlerde yayımlanmış intihal çeviri örnekleri var ve nette süreç içinde bunlar da paylaşıma girdi; yukarıda internette yayılan bir örneği kullandık. 1967 yılında M.E. imzasıyla yayımlanan metin şöyle:

“Haziran olaylarında, mülkiyetin korunması ve kredinin eski haline getirilmesi için, hiç kimse, Paris küçük burjuvazisinden; kahveciler, lokantacılar, şarap satıcıları, küçük tüccarlar, dükkâncılardan daha bağnazca savaşmamışlardı. Dükkâncı, bütün gücünü toplayıp, sokaktan dükkâna doğru müşteri akışını yeniden tesis etmek için barikata karşı yürümüştü. Ama barikatın arkasında müşteriler, borçlular ve barikatın karşısında ise dükkânın alacaklıları vardı. Ve barikatlar devrilip işçiler ezilince, mağaza koruyucuları zafer sarhoşluğu içinde dükkânlarına doğru yeniden kendilerini attıkları zaman, dükkânlarının önrünün, bir mülkiyet kurtarıcısı ve göz korkutucu mektupları kendilerine uzatan bir resmi kredi memuru tarafından kesildiğini gördüler: vadesi gelmiş poliçe, vadesi gelmiş borç, vadesi gelmiş bono! Ve bunların altında ezilen dükkân ve dükkâncı!”

 

Daha fazla Dil Sorunları, Güncel, Manşet
2013-06-04-2089-k
Bulgakov’un Patriarşiye Prudi Parkı’ndan Gezi Parkı’na Selam

Mihail Bulgakov, yetmiş yıl kadar önce, yirminci yüzyılın en önemli otoriterlik karşıtı romanlarından birini yazdı: Üstat ile Margarita. Roman bir inanç özgürlüğü simgesi oldu ve “Elyazmaları Yanmaz” sloganıyla edebiyat klasikleri arasına girdi. Bu kitap için yazılmış önsözü Gezi Parkı gençlerine adıyorum.

Kapat