Çeviri Günü Kutlu Olsun

Posted by on Eylül 30, 2013 in Deneme, Güncel

Birkaç gün önce büyük bir çeviri skandalı yaşandı… ve sessizce kenara itildi. 

Her zamanki gibi.

Kültür Bakanlığı’nın TEDA Projesi ve başka kültür projeleri çerçevesinde 8 yıldır çalıştığı Rus Türkolog ve çevirmen Apollinaria Avrutina, en son çevirdiği kitaba verileceği söylenen desteğin verilmemesi karşısında Türk basınına bir kınama açıklaması gönderdi. Basında yer alan açıklamaya Kültür Bakanlığı’nın isimsiz bir yetkilisi çevirmenin başka bir çevirisinin yayınında yaşanan gecikme nedeniyle söz konusu kitaba destek vermediklerini ilan etti.

Olay, kitabın yazarı – Nâzım Hikmet – nedeniyle basının dikkatini çekti, başka bir yazar olsa olay haberleşmeyecekti belki de. Oysa bu, yazarı olduğu kadar, çevirmeni de zedeleyen bir skandal. Bir resmi kurum uzun yıllar ciddi bir işbirliği içinde olduğu bir çevirmenle ilişkisini beklenmedik bir şekilde nasıl bozar? Türk devletinin destek vermesi sayesinde yayınlanan kitaptan çeviri desteğini çektiği zaman çevirmenin ücretini nereden alacağını neden düşünmez? Çevirmenin başka çevirilerinin yayınında yaşanan gecikme nedeniyle destek vermekten vazgeçtiğini açıklarken, çevirmenle bir iş akdi yapmamış olduğunu nasıl unutur?

Soruların sonu yok. Fakat önemli olan, Türkiye’de çevirmenlerin çeşitli işletmelerde yaşadıkları sorunların bu kez resmi makamlar düzeyinde, uluslararası bir boyutla yaşanması. Türkiye’de çevirmenler ani iş iptalleri, çevirilerinin yayınlanmaması, ücretlerini düzgün alamama, düşük ücretlendirme, yeterli mesleki saygıyı görememe gibi sıkıntıları sürekli yaşıyorlar. Bu kez bunu bir resmi kurumun, uluslararası düzeyde de yapabildiğini gördük. 

Ani iş iptali yaşayan çevirmen emeğinin karşılığını kimden alacak?

Çevirmene, çevirmenin emeğine saygı, temel sorun bu.

Fakat bu saygıyı nasıl hak edeceğiz, nasıl koruyacağız? Çeviriyle ilgilenen kurumlar, birlikler bu olayı bile sessizce karşıladı. Zaten genel olarak eski tip devlet dairesi gibi çalışmıyor mu bu kurumlar; uluslararası benimsenmiş çeviri konulu günlerde – resmi bayram kutlamaları gibi – mesajlar yayınlamakla yetinmiyorlar mı? Basından biri gelip de görüş istemedikçe çeviri örgütleri ve ilgili akademik kurumlar çeviri skandallarına müdahale etmiyorlar. Mesleki talepler politik bir kamuoyu oluşmadıkça dile getirilmiyor ve bu şekilde dile getirildiği zaman da politik bir dilin altında kaybolup gidiyor. Çevirmen, işiyle ve hayatıyla yalnız kalan insan olarak, tek başına saygı görmeye çabalıyor.

İki kardeş çevirmen vardı – uzun yıllar sayısız kitap çevirdiler, bugünün ismi duyulan yazarlarının örnek alıp benzerlerini yazdığı kitaplar, onların dillerini, tarzlarını kurmalarına yardımcı olan kitaplar. Yaşlılıklarında çevirdiği kitaplarda birtakım eksikler olduğu öne sürüldü. Bir gazeteci çıkıp bunu destekleyen yazı yazdı. Kitapların yayını durduruldu, çevirmenlerin başka çevirileri de başkalarının çevirileriyle yayınlanmaya başladı. Kırgın öldüler birkaç yıl sonra. Yazıyı yazan gazeteci, vaktiyle onların çevirilerini yayına hazırlayan kişiydi, onların tam gelen çevirilerinden eksiltmeleri, pratik sebeplerle, o yapmıştı.

Çevirmene saygı, çevirmenin emeğine saygı.

Bugün 30 Eylül, Dünya Çeviri Günü.

Sona ermek üzere, bütün günler gibi.

Yeryüzünün en çok çeviri yayınlanan ülkelerinden biri olan Türkiye bir çeviri gününe sahip değil. Sahip olmalı.

İşverenler çevirmenlere hak ettiği saygıyı ve ücreti vermeli.

Sağlık sigortası ödeme zorunluluğuyla karşı karşıya kalan serbest çevirmenler, kendilerini başka işletmelerde çalışıyormuş gibi gösterip sigortalı olmak gibi yollara başvurma mecburiyetinden kurtarılmalı: Serbest çevirmenden hizmet alan işletme, hizmet süresince onun sağlık sigortasını ödemeli.

Çevirmenler standart, asgarisi belirli olan, keyfi olarak değiştirilmeyen çalışma koşullarında çalışmalı.

Çevirmenlerin emeği çalınmamalı – bir başkasının, örneğin Dostoyevski çevirisini çalıp başka isimle yayınlayan sahtekârlar için, çeviri intihalcileri için ağır cezalar getirilmeli; bunu yaparak çevirmenlik mesleğini lekeleyenlerin kamuya ilan edilmesi serbest olmalı.

Ve gitgide büyüyerek gelen bir sorun var: İşletmelerin ve resmi kurumların internet çevirisi, makine çevirisi kullanarak robot çevirmenlerin imzasız, gayrıinsani ve Türkçeye büyük zararlar veren metinlerini kullanması kesin olarak yasaklanmalı, cezalandırılmalı. Google Translate gibi makinelerin çevirileriyle iş yapmak, çürük, hileli, katkılı, toplumsal sağlığa, akıl sağlığına zarar veren bir uygulama olarak kesinkes engellenmeli.

Türkiye çevirmenlerine ve çevirmene sahip çıkmalı, çünkü engin dil ve akıl zenginliğini korumalı.

Apollinaria Avrutina’nın, Türkçenin ve Lev Tolstoy’un büyük Rus klasiği Savaş ve Barış‘ın ilk gerçek çevirmeni olan Nâzım Hikmet’in gönlü alınmalı.

TEDA aracılığıyla tanımaktan mutluluk duyduğum meslektaşlarımdan biri olan Avrutina’ya, meslek sahibi bir insanın yaşayabileceği gelecek kaygılarını, gündelik sıradan hesapları bir yana bırakarak doğruyu ve inandığı şeyi söylemesi gerektiğini bir kez daha gösterdiği, tam da Dünya Çeviri Günü arifesinde gerçek bir çevirmen tavrı sergilediği için teşekkür ederim.

Dünya Çeviri Günü kutlu olsun.

Daha fazla Deneme, Güncel
Apollinaria Avrutina’nın Bakanlığa Yanıtı: Nâzım’a Tebrik yerine Ceza

Rus çevirmen ve Türkolog Doç. Dr. Apollinaria Avrutina, Nâzım Hikmet'in Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim'in Rusça yayımlanması nedeniyle ikinci basın açıklaması.

Kapat